Köşe Yazıları - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

2018-2019 eğitim öğretim yılı 15 Haziran’da sona erdi. 2019-2020 yılı eğitim öğretimi de 9 Eylül’de başlayacak. Eylül’ün ilk haftası örenciler ders başı yapacak. Türk Eğitim Sen Burdur Şube Başkanı Orhan Akın eğitimde yöneticilerin atama şeklini, sözleşmeli, ücretli öğretmenlerin sayısının giderek artmasını, yeni lise sistemini ve Burdur’un LGS’de 26. sıralamaya düşmesi konusunu gazetemize değerlendirdi. 

 

Yeni ortaöğretim modeliyle liselerde “reform” niteliğinde uygulamalar hayata geçirilecek. Buna göre, yeni lise sistemi ilk olarak 2020-2021 eğitim öğretim yılında 9’uncu sınıflardan başlayacak ve kademeli bir geçiş süreci olacak. Yeni sistemde ders sayısı 9. Sınıfta sekize, 10. sınıfta ve 11. sınıfta dokuza, 12. sınıfta ise yediye düşürülecek. Buna bağlı olarak Türk Eğitim Sen Burdur Şube Başkanı Akın’da eğitimde anaokulu eğitiminin zorunlu hale getirilmesini, lise çeşitlerinin ve ders sayılarının düşürülmesi gerektiğini ve Okul yönetici atama klavuzunun yenilenmesi gerektiğini savunmakta. 4+4+4 eğitim modelinin lise ve ortaöğretim sistemine uymadığını öngörmekte. 

Türk Eğitim Sen Burdur Şubesi Başkanı Akın, geçtiğimiz dönemlerde Burdur’un eğitimde Türkiye sıralamasında 3. sıradan 26. sıraya düşmesinin nedenlerine değinerek;  

“Sayın Ziya Selçuk’un bakan olmasından sonra yeni bir eğitim modeline daha geçtik. Daha önceki bakanlarda farklı modeller uygulayıp, sürekli olarak değişen bir eğitim sistemiyle karşı karşıya kaldığımızı söylemek mümkün olacaktır. Ziya Selçuk bakan olduktan sonra birçok farklı çevreler tarafından olumlu bir imaj oluşmuştur. Öğretmenleri Alo şikayet hattı 147 vardı,  bunu kaldırdığını ifade etti. Öğretmenlerle alakalı bir performans değerlendirme biçiminin de yanlış olduğunu da söyleyerek bütün öğretmenlere bir ümit ve heyecan uyandırmıştı. Malesef daha sonra 24 Kasım sabahı öğretmenlere bir müjdemiz vardır diyerek özellikle emekliliği bekleyen ve emeklilik maaşının yaşanılabilir bir seviyede olabilmesi için herkesin dört gözle beklediği 3600 ek gösterge konusunda siyasi irade onu yalnız bırakmış olup, öğretmenlerin verdiği müjdeyi veremeyerek hayal kırıklığna uğradığını söylemek mümkün olacaktır. 

Meclis kapanmadan önce sendikaların bastırdığı bir şey var. Emekliliği bekliyor insanlar. 400 bine yakın genç atama bekliyor. Bundan dolayı da insanlar emekli olsun ki yaşanılabilir ücretle yaşasınlar. Onların yerine yeni genç öğretmenler atansın. 3600’ün meclisin gündeme gelmesine bekliyoruz. Sözleşmeli öğretmenlerin 4+2’nin 3+1’e düşürülmesi gibi devam etmekteki memurların hükümetle yapacakları toplu sözleşmenin ilk gündem maddesinin de 3600 ek gösterge olacağını tahmin ediyoruz.

Kişilerin becerilerine yönelik eğitim modeli geliyor

Bakan yeni eğitim modelinden bahsediyor. Her kişinin yeteneklerine ve her kişinin beklentilerine uygun her bireyi tek kişi kabul ederek bir sınıfın komplesine eğitim vermektense kişilerin beklentilerine ve becerilerine yönelik bir eğitim modelinden bahsediyor. Tabi eğitim modeli karmakarışık bir yapıda. Düzeltilmesi lazım. Çok fazla lise çeşitliliği var. Bütün meslek liselerinden tutun genel liselere varana kadar lise çeşitliliğinin azalması lazım. Bununla alakalı çalışmalar var. Fen lisleleri, sosyal bilimler liseleri, güzel sanatlar liseleri bunlar çok farklı olduğundan dolayı bazılarıyla birleştirilmesi gerekiyor. Endüstri meslek, kız meslek lisesi, ticaret lisesi gibi. Bunları belki bir meslek lisesi altında birleştirmek söz konusu olacaktır. 

Bakan Ziya Selçuk’un akademik eğitime devam edecek bir öğrenci 4 yıl lise okuyacak. Meslek lisesinden sonra üniversiteye devam etmeyeceğim diyen öğrenci 3 yıl okuyacak. Eğer 3 yıl okuyan öğrencimiz üniversite hayatıma devam etmek istiyorum derse aradaki fark dersleri bitirerek üniversiteye devam edecek. 4+4+4 sistemiyle liseler 4 yıl iken son sınıfta öğrencilerimiz üniversiteye hazırlanıyoruz diye 2-3 ay okula gitmeyerek rapor alarak, evde oturarak okuldan kopuk bir hayat yaşıyor. Belkide bunun düzeltilmesi de lazım. Eğitimde gereken düzeltilmesi gerekenler var. Mesela okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim haline geçmesi lazım. Eğitimn artık anne karnında başladığını kabul ediyoruz. Okul öncesi eğitim zorunlu olmaktan çıkarmıştı Nimet Çubukçu’dan snora gelen bakan. Bunun tekrar zorunlu olması lazım. Bunu savunduk. İlkokulların 5 yıl olması lazım. 4 yıllık eğitm modeline ortaokul uymadı. 4 yıl ortaokulda uymadı. Zannediyorum yeni sistemle çocuklar biraz daha okulları eğlence alanına okulların hoşça vakit geçireleceği eğlence alanına çevirmek lazım.”dedi.

Türkiye’de her şey sınav odaklı

Eğitimde köklü değişmeler kalıcı bir şekilde devlet politikası haline gelmesi gerektiğini belirten Türk Eğitim Sen Başkanı Akın;

“İnsanlar test çözen, tost yiyen bir seviyeye getirmemek lazım. Sınav önemlidir. Eğer üniversiteye kazanacaksa elbette lapılmalı. Mesela şu son üniversite sınavında çocuklar matematikten nefret etti. Okulda öğrenilenle sınavda sorulan sorular farklı olduğu için sınavlar korkulan bir hale geldi. Sınav bilgilerin, yeteneklerin ölçüldüğü, sentez ve analiz kabiliyetlerinin ölçüldüğü bir sistem olması lazım. Türkiye’de çocuklar malesef  ilkokul 1’de bile test kitabıyla yatıp kalkmaya başlıyorlar. Bu nesle yazıktır. Elbette sınav olsun ama bu sınav yetenekli, kabiliyetine uygun olmalı. Birisi sporu, müziği, bilgisayarı sever. Bunların ayırt edilerek sınav yapılması lazım. Türkiye’de bütün her şey sınav odaklı. Malesef bu sınavlarda mülkatlarla alakalı  tek sınavla insanın hayatını belirlemekte doğru değil. Onu da söyleyelim. Öğretmenin rehberliğinde ve klavuzluğunda öğrenci nereye gidecekse öğremenin doldurduğu dosyalarla bu öğrenci buraya yatkındır. Öğretmen o noktada verdiği notlar ve hazırladığı dosalarla çocuğun geleceğini öğretmen ve veli beraber teyit etmeli. Şu andaki uygulanacak olan yeni sistemde buna uygun. 

Eğitime bütçeden malesef istediğimiz para aktarılmıyor ama aktarılanda okullara gelmiyor. Fatih projesi kapsamında okullara ücretsiz kitap ve tablet dağıtıldı. Biz ücretsiz kitap dağıtımını da doğru bulmuyoruz. Durumu olanlar kitabını parayla alsın. İhtiyacı olan öğrencilerimize verilsin. O kitap o çocuklara zimmetlensin. Ondan sonraki seneye çocuklar tekrar kullansın. Her yıl binlerce kitabı alıp çöpe atmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Örneğin velilerden aidat alınması. Okul müdürlerine kızıyoruz. Okul müdürü ne yapsın? Fotokopi ücretini cebinden mi ödeyecek? Okulun temizlik, badana işleri oluyor. Okullara yeterli bütçe ayrılmasını istiyoruz. Veliyi ve okul müdürünü para isteme konusunda karşı karşıya getirmemek gerekiyor. Türk Eğitim Sen olarak her öğrenci bayına devlet 75 lira aidat parası versin diye düşünüyoruz. 

Sözleşmeli demek kölelik demektir

Kamida tek tip çalışma modeli vardır. O da kadrolu çalışma modeli. Devleti devlet memuru temsil eder. Öğretmenin ücretlisi, sözleşmelisi, kısmi zamanlısı olmaz. Ücretli öğretmenlik dile bir öğretmenlik tabirini de biz doğru bulmuyoruz. Öğretmen kadroludur, devletin asli unsurudur ve devleti sınıfta temsil eden kişidir. 

Burdur bütün Türkiye’nin eğitim kenti dile bildikleri bir şehir. Tesadüfen başarılı bir şehir değildir. Arka arkaya 3 defa SBS’de birinci olmuş bir şehir. Bütün diğer Türkiye’nin komşu illerinden ilimize insanlar insanlar gelmiştir ve nasıl bir eğitim modeli var ki siz arka arkaya birinci oldunuz denmiştir. O dönemle geldiğiniz noktalı kıyaslayacak olursak birinci müsebbibi okul idarecilerinin atanmasıyla alakalıdır. İyi arkadaşlarımı tenzih ediyorum ama atama şeklini doğru bulmuyoruz. Benim adamım ‘şu sendikalı gelsin, şu sendikalı atansın, bize üye olursanız sizi iyi okullara atarız’ gibi bir atama şeklini çok garip buluyoruz. Çok ahlaksız, ilkesiz buluyoruz. Bir defa Burdur’un LGS’de 26. sıramaya gelmesinde herkesin Milli Eğitimin üst yöneticilerinden okul müdürlerine varana kadar herkesin başını ik elinin arasına alıp düşünmesi lazım. Bu soruyu bütün herkesin kendisine sorması lazım. Noldu? Ne değişti? Bunun savunuyacak bir tarafı yok. Bununla ilgili kimse birtakım mazeretler üretmesin. Öğrenci aynı şeyleri yiyip aynı şeyleri içiyor. Burdur’un kültürüyle yetişmiş. Aileler Burdur’da eğitime önem veriyor ücret ödüyor. Özel öğretmen tutuyor vs. Veli, öğretmenler ve anne baba üzerine düşeni yapıyor. Burada tek değişen br sistem var. Daha önceki döneme göre. Okul yönetici atama klavuzunun yenilenmes ilazım. Oralara liyakatlı yöneticilerin atanması lazım. Yönetici atama şeklinin değişmesi lazım. İkinci olarak sınavlarda sorulan sorularla ilgili sıkıntılar yaşanmaktadır. Okulda okutulanla sınavda sorulanlar biribirinden bağımsızdır. Soruların okulla paralel bir biçimde öğretmenin öğrettiği şekliyle devam etmesi lazım. O yüzden Burdur’un 26. sıradan tekrar üst seviyelere çıkması için bütün hepimiz gayret göstermek zorundayız. Birileri konuşmaktan korkar ama birileri de bu cümleleri kulak arkası etmeden bir an önce Burdur’u eğitim kenti haline döndürmenin çabalarını göstermek zorundadır. Biz olaya bir yönüyle bakmıyoruz ama sürekli değişen bakanların ve sürekli değiştirdikleri sistemle öğrencilerde korkar. Hiçkimse girmiş olduğu sistemle mezun olamıyor. Her yıl sistem değişiyor. Çocuklar ortalıkta bir oraya bir buraya savruluyor. Türkiye eğitim ve kültür alanında başarısızdır.”dedi. 

Hatice Dursun 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 03 Temmuz 2019 15:22

04 Temmuz 2019 - Perşembe - Burdur Gazetesi

04 Temmuz 2019 - Perşembe - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv
Çarşamba, 03 Temmuz 2019 15:22

Sinema Günleri Başlıyor!

Burdur Belediyesi’nce düzenlenecek olan Açık Hava Sinema Günleri başlıyor. 

Sosyal belediyecilik anlayışıyla yürüttüğü hizmetlere bir yenisini daha ekleyen Burdur Belediyesi, yaz aylarında vatandaşların aileleri ile birlikte güzel vakit geçirebilmeleri için Açık Hava Sinema Günleri düzenliyor. 8- 14 Temmuz tarihleri arasında farklı mahallelerde düzenlenecek olan açık hava sinema etkinliklerinin 7 gün süreceği açıklandı;

Açık Hava Sinema Günleri’nin düzenleneceği mahalleler ve filmler; 1.Gün Organize İşler-Bağlar Mahallesi, Havaalanı Caddesi, 2.Gün-Şampiyon-Atatürk Mahallesi Cumhuriyet Yaşam Merkezi, 3. Gün Öldür Beni sevgilim-M. Akif Ersoy Mahallesi, Ekrem Kabay Parkı, 4.Gün Bizi Hatırla-Armağan İlci Mahallesi 75.Yıl Parkı, 5.Gün Yol Arkadaşım-Şirinevler Mahallesi 39. Sokak Seçilmiş Sitesi yanı, 6.Gün Hedefim Sensin-Burç Mahallesi Gazi Parkı Yanı, 7. Gün Müslüm-Meteoroloji Altı olarak belirlendi. 

Konuya ilişkin açıklama yapan Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz “Yaz aylarının bunaltıcı sıcaklarında evlerinde kapanıp kalmak istemeyen vatandaşlarımıza yeni bir alternatif  etkinlik düzenliyor ve Açık Hava Sinema Günleri’ni başlatıyoruz. Tüm aile fertlerinin bir arada izleyebileceği ve vizyona giren güncel filmlerden oluşan sinema günlerine tüm halkımız davetlidir.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 03 Temmuz 2019 15:22

Turizm’de haraketlilik artacat

İlimizin tarihi, kültürel mirası ve doğal güzelliklerinin yanında sürdürülebilir turizm, eko-turizm ve bölge ağırlıklı yeni destinasyonlarla tur programlarının oluşturulmasına yönelik, Valilik öncülüğünde ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde çalışmaların yürütülmesine dair açıklama yapıldı;

 Bu kapsamda vali yardımcıları, kaymakamlar, ilgili kurum müdürleri ve halk eğitim merkezi yönetici ve usta öğreticileri ile, sektörün içerisinde yer alan temsilciler, muhtarlar ve vatandaşlardan oluşan heyet Isparta ve Burdur bölgesinde teknik çalışma ziyaretinde bulundu.

 Vali Hasan Şıldak’ın talimatıyla gerçekleşen çalışma ziyaretinde, Burdur heyeti Isparta Gönen, Güneykent Kasabası, Keçiborlu’ya bağlı Kuyucak Köyü, Senir Kasabası ile Burdur İlinde ise Lisinia Doğa, Yeşilova Akçaköy Lavanta Deresi ve Yeşilova İlçe Merkezinde yer alan Lavanta Tepesi bölgelerinde yerinde incelemede bulundu.

 Bölgedeki lavanta ve gül ağırlıklı tarımın eko-turizmle birleştirilerek, oluşturulan alternatif turizm çeşitliliği ile turizmin başkenti Antalya İli başta olmak üzere, Ülkemiz ve yurt dışından bölgemize gerçekleşen turizm hareketliliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar kapsamlı bir şekilde sürüyor. 

 Bu doğrultuda gerçekleşen ziyarette, bölgedeki mevcut tesisler, eski usül gül yağı üretim alanları, gül müzeleri, hediyelik eşya üretimi yapan kadın kooperatifi atölyeleri, yöresel ürün pazarları ile gül ve lavanta bahçeleri gezilerek teknik inceleme gezisi gerçekleştirilmiştir.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Milletvekili Dr. Mehmet Göker’in Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a Milli Piyango İdaresi hakkında yazılı soru önergesi vererek konuyu TBMM gündemine taşımasına dair açıklama yapıldı;

Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü’nce, 31 Aralık 2018’de yapılan yılbaşı özel çekilişinde 70 milyon liralık büyük ikramiyeyi tutturan talihlinin, parasını almak için henüz başvuruda bulunmadığını belirten GÖKER, “Bilindiği üzere 70 milyon liralık büyük ikramiye, İstanbul Kadıköy Şubesi’ne sevk edilen ve şube tarafından Ali Özçamlı isimli Milli Piyango seyyar bayisine satılan 7615536 numaralı tam bilete isabet etmiştir.

Talihlinin hala kuruma başvuru yapmaması üzerine Milli Piyango İdaresi internet sitesine bir zaman aşımı sayacı koymuş ve “Milli Piyango biletinin zamanaşımı süresi 1 yıl olup, talihli 31 Aralık 2019 tarihinden önce biletini ibraz ederek ikramiyesini alabilir. Bu tarihten sonra ibraz edilen bilet zamanaşımına uğrar, ikramiyesi ödenmez. İdarenin oyunlarında alınmayan ikramiye tutarları, İdare hesaplarına gelir kaydedilerek Hazineye devredilir” denilerek konuya açıklık getirildiğini söyledi.

Söz konusu talihlinin ikramiyeyi alarak mevduata yatırması halinde aylık yaklaşık 1,2 milyon lira faiz alabileceğini söyleyen CHP’li Vekil, “Bu para 6 ay mevduatta kalsaydı yaklaşık 7 milyon 200 bin lira faiz geliri elde edilecekti” diyerek tüm ülkenin talihliyi merakla beklediğini belirtti

Türkiye Varlık Fonu’na devredilen ve yılsonunda kadar yabancılara satılacağı açıklanan Milli Piyango sayesinde geçen yıl kamuya aktarılan kaynağın 1 milyar 585 milyon lira olduğuna değinen GÖKER, “Kamuya sağlanan bu kaynağın 817 milyon lirası vergi olarak sağlanırken; 768 milyon lirası Savunma Sanayisine, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Türkiye’nin tanıtımına, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu ile Olimpiyat oyunlarına aktarılmıştır. Eğer Milli Piyangoyu özelleştirirseniz söz konusu bu kurumlara nereden kaynak sağlayacaksınız” diyerek Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a bazı sorular yöneltti.

CHP Burdur Milletvekili Dr. Mehmet GÖKER yazılı soru önergesinde şu sorulara yer verdi. 

Kendisine 70 milyon lira büyük ikramiye çıkan birinin parasını almak için hala başvuruda bulunmamasını nasıl karşılıyorsunuz?

 Üzerinden yaklaşık 160 gün geçmesi nedeniyle kamuoyunda oluşan “para devlete kalacak” düşüncesi hakkında fikriniz nedir?

2002 yılından bugüne kadar Hazineye devredilen ikramiye miktarı ne kadardır?

Milli Piyango İdaresinin ne zaman özelleştirilmesi düşünülmektedir?

Milli Piyango İdaresi özelleşirse Savunma Sanayisine, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Türkiye’nin tanıtımına, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu ile Olimpiyat oyunlarına yapılan yardımların durumu ne olacaktır?

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Dr. Mehmet GÖKER 

Burdur Milletvekili

Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü’nce, 31 Aralık 2018’de yapılan yılbaşı özel çekilişinde 70 milyon liralık büyük ikramiyeyi tutturan talihlinin, parasını almak için henüz başvuruda bulunmadığı bildirilmiştir. Bilindiği üzere 70 milyon liralık büyük ikramiye, İstanbul Kadıköy Şubesi’ne sevk edilen ve şube tarafından Ali Özçamlı isimli Milli Piyango seyyar bayisine satılan 7615536 numaralı tam bilete isabet etmiştir.

Talihlinin hala kuruma başvuru yapmaması üzerine Milli Piyango İdaresi internet sitesine bir zaman aşımı sayacı koymuş ve “Milli Piyango biletinin zamanaşımı süresi 1 yıl olup, talihli 31 Aralık 2019 tarihinden önce biletini ibraz ederek ikramiyesini alabilir. Bu tarihten sonra ibraz edilen bilet zamanaşımına uğrar, ikramiyesi ödenmez. İdarenin oyunlarında alınmayan ikramiye tutarları, İdare hesaplarına gelir kaydedilerek Hazineye devredilir” açıklamasında bulunmuştur. Söz konusu talihli eğer ikramiyeyi alıp mevduata yatırsaydı aylık yaklaşık 1,2 milyon lira faiz alabilecekti. Bu para da 6 ay mevduatta kalsaydı yaklaşık 7 milyon 200 bin lira olacaktı.

Öte yandan, Türkiye Varlık Fonu’na devredilen ve yılsonunda kadar yabancılara satılacağı açıklanan Milli Piyango sayesinde geçen yıl kamuya aktarılan kaynak 1 milyar 585 milyon lira olmuştur. Kamuya sağlanan bu kaynağın 817 milyon lirası vergi olarak sağlanırken; 768 milyon lirası Savunma Sanayisine, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Türkiye’nin tanıtımına, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu ile Olimpiyat oyunlarına aktarılmıştır. 

Bu bilgiler ışığında;

• Kendisine 70 milyon lira büyük ikramiye çıkan birinin parasını almak için hala başvuruda bulunmamasını nasıl karşılıyorsunuz?

 • Üzerinden yaklaşık 160 gün geçmesi nedeniyle kamuoyunda oluşan “para devlete kalacak” düşüncesi hakkında fikriniz nedir?

• 2002 yılından bugüne kadar Hazineye devredilen ikramiye miktarı ne kadardır?

• Milli Piyango İdaresinin ne zaman özelleştirilmesi düşünülmektedir?

• Milli Piyango İdaresi özelleşirse Savunma Sanayisine, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Türkiye’nin tanıtımına, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu ile Olimpiyat oyunlarına yapılan yardımların durumu ne olacaktır?

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 03 Temmuz 2019 15:22

Telefon dolandırıcılığına dikkat

Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş,  on zamanlarda artış gösteren ve çeşitli vaatler ile halkı dolandıran, mağdur eden kişiler hakkında vatandaşları daha dikkatli olmaya çağırarak uyarılar yaptı.

Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “Değerli insanlarımız, ülkemizin ekonomik ve sosyal durumu ortada. İnsanlar bir yandan geçim derdine düşmüş iken diğer taraftan piyasada gözünü hırs bürümüş, ahlaktan, namustan yoksun kişi ve kişilerce acımasızca dolandırılıyorlar ve mağdur ediliyorlar. Türlü çeşitli oyunlar ve entrikalarla halkımızı soyma peşinde olan bir kitle hiç yorulmaksızın ve bıkmaksızın yeni taktikler geliştiriyorlar. İnsanlarımız çok dikkatli olsunlar ve kanmasın, verecekleri yanlış kararlar ile yanmasınlar” dedi.

Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “Devir değişti teknoloji gelişti, hepimizin elinde cep telefonu var. Ve özellikle model model akıllı telefonlar. Bir mesaj geliyor: ‘ACİLL..5 bin 20 bin TL arası gelir elde etmek isteyen Bay ve Bayan arkadaşlar aranıyor’ YADA, telefons numaranız ve kullanmış olduğunuz ona tanımlı cep telefonunuzun markası modeli geliyor ‘size şu marka telefon tanımlandı ücretsiz teslimat ve kargo için arayın’ bir telefon numarası veriliyor. Önce ikinci örnek için hemen uyaralım. Kimse bu devirde, işi düşmez ise size selam vermez iken neden bedava telefon versin? O numarayı aradığınız vakit dolandırıcıların kucağına düşüyorsunuz. En basit hali ile kontur dolandırıcıları sizin kontörlerinizi, yâda dakikalarınızı çalıyorlar. Bu en basiti. Bazıları görüşmeler kayıt altında numarası ile ananızın kızlık soyadını, tc numaranızı sorarak sizleri daha da başkaca taahhütler altına alıyorlar. Sakın, sakın ola ki telefonda kimlik bilgilerinizi, ananızın kızlık soyadını vermeyin. Ayrıca hiçbir şekilde bu türden mesajlara geri dönmeyin. Aldatılan, yanıltılan, dolandırılan duruma düşüp mağdur olmayın” dedi.

Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “İlk örneğe gelince yani 5 ile 20 bin arası kazanmak isteyen bay bayanlar mevzusu. Gençler bunlara kanmayın, geleceğinizi yok etmeyin. Bunların birçoğu FUHUŞ ve uyuşturucu çetesi. Erkekler Jigolo, Kızlarımız Eskort yapılmaya (her ikisi de fahişelik), uyuşturucu tuzağına düşürülmeye çalışılıyor. Kurdukları türlü çeşitli tuzaklar ile evlatlarımızı bu pisliklerin içine çekiyorlar. Kimse durduk yere 5 ile 20 bin lira arası ücreti size vermez. Hiçbir yerde de bu parayı bulmanız mümkün değil. Ülkemizde okumuş iki üç diploma sahibi gençler işsizken ve bir kısmı ise asgari ücret ile çalışmak durumunda kalırken böylesine abartılı rakamları kimse sizden misli misli kazanmadan vermez. Kurulan tuzaklara dikkat edin. Bu tür vaatlere inanıp gençliğinizi, geleceğinizi karartmayın. Bu tür mesajlar karşısında lütfen büyüklerinize danışın, başta anne ve babanız, sonrasında öğretmenlerinize, özellikle polise ve emniyet güçlerine sorun. Piyasada, kendinden başkasının mutluluğunu düşünmeyen, çıkar için her şeyi yapabilen, insanlıktan çıkmış, namus, şeref bilmeyen, mutluluklarını başkalarının ızdıraplarının üzerine kurmuş o denli kötüler var ki, bunlardan sakının” dedi.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Başkan Ercengiz;
Şehrin eksikliklerini hızla gidermek zorundayız
31 Mart seçimlerinin ardından tekrar göreve gelen Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, yaptığı mahalle toplantılarıyla esnaflarla buluyor. Onların istek ve taleplerini dinliyor.
Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Halil Yüksel Deposu'nda, Mahrukatçılar Sitesi esnafıyla bir araya geldi. 31 Mart yerel seçimleri öncesi mahrukatçıar sitesi esnaflarının talepleri üzerine yapılan çalışmaları hakkında bilgi veren Başkan Ercengiz, "31 Mart'ta tapusuz dükkanlarla ilgili biz tapudan ilgili evrakları alıp, dava dosyasına teslim ettik. Artık bundan sonraki süreçte yargı en kısa zamanda sonuçlandırırsa, mahrukataçılar sitesindeki tapu sorunumuzu da inşallah gidereceğiz. Asfaltlar ve bu alandaki yağmur suyuyla ilgili birtakım sıkıntılar vardı. Geçtiğimiz ziyaretimizde söylemiştiniz. Bir asfalt kredisi başvurusunda bulunduk. Bu kredinin sonuçlanmasını bekliyoruz. Krediyi İller bankası bize yaz döneminde kavuşturursa biz hızlı bir şekilde eksik olan yollarımızı veya altyapı çalışması yapılacak yerleri de bitirip sizlerin hizmetine sunacağız." dedi.
Toplantıda gündeme dair gelişmeleri değerlendiren Başkan Ercengiz, 31 Mart seçimlerinde esnafların kendisine ve ekip arkadaşlarına verdiği destekten ötürü teşekkür ederek;
"Biz 5 yıl daha kaynakları en iyi şekilde kullanarak hizmet etmek istiyoruz. Şehrimizin eksiklerinin bu dönem daha farkındayız. Geçen dönemi bazı şeyler öğrenerek geçirdik. Bazı şeyleri düzelterek geçirdik. Tabi sonuçta devlette devamlılık esas. Takip edererk bitirerek geçirdik. Bu dönem kendi projelerimize eğer kendi kaynaklarımız el verirse daha fazla zaman ayırıp, daha fazla kaynak ayırıp yapabileceğimiz bir dönem olacak. 23 Haziran'da bir seçim daha yaptık 31 Mart'tan sonra. Bu seçimle ilgili de bir şeyler söylemek istiyorum. Zaman zaman bu söylenildi ama. Alt tarafı bir yerel seçimdi ama. Öyle bir noktaya geldi ki bu seçim, Türkiye'nin seçimi haline geldi. Türkiye'nin seçimi olduktan sonra da anlamı bir İBB'den çıkıp, sanki Türkiye'nin bundan sonraki süreçte kat edeceği yol haritasının bir seçimi haline dönüştürüldü. Bizim Başkan Adayımız Ekrem Bey ikinci kez seçim kampanyasında yine ilk kez seçim kampanyasında olduğu gibi bizimde her seçim döneminde benimsemeye çalıştığımız gibi birleştirici, ötekileştirmeyen bir dil. Belediyeciliğin sadece yurttaşa hizmet noktasında bir siyasi görev olduğunu ve bu görevin halka eşit adil ve hakkaniyetli, hak, hukuk çerçevesinde herkese doğrudan ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla verilebileceğini anlatmaya çalıştı. Bizde çalıştık. Neticede 31 Mart ve ardından da 23 Haziran seçimleri bitti. Şu anda esnafımızın, tüccarımızın, sanayicimizin, sokaktaki vatandaşşımızın beklentisi ülkenin bir an evvel belirsizliklerden kurtulup, ekonomik anlamda herkesin önünü görebildiği, ticaretin faal oduğu herkesin eğer kredi kullanacaksa bu kredi karşılığında mutlaka iş üretebildiği borcu ötelemek değil, iş hacmini büyütmek için kullanabildiği bir dönem olmasını istiyor.
Yaşanabilir bir kent için uğraşıyoruz
Vatandaşımızın artık biz siyasetçilerin yüksek sesinden , gürültüsünden, patırtısından bıktığını görüyoruz. Zaten şu anda bizim genel başkanımız, siyasi büyüklerimiz, genel merkez ve yönetimdeki başkanlarımız erken genel seçim istemediklerini ısrarla ifade ediyorlar. Çünkü ülkenin bir an evvel istikrarlı bir ekonomik sürece götürülmesi lazım. Bakın bugün mahrukatçılardayız. Normalde buranın bu yaz gününde çok hareketli olması lazım. Belki kış için erken ama kömürünü odunun alan, eviden tamirat bakım yapacak insanların şuan da gelip gitmesi lazım. Ama görüyoruz ki burada da ticaret her noktada olduğu gibi istediğimiz noktada değil. Biz yerel yönetim olarak, belediye olarak bu anlamda veebileceğimiz katkı şehrimizin marka değerini artırmak olacaktır. Biz şehrimizin marka değerini artırmaya çalışıyoruz. Bunu nasıl yapıyoruz? Yaşanabini, güvenli bir şehir dışarıdan gelinip, görülüp gezilecek ve keyif alınacak bir şehir imajını yaratmaya çalışıyoruz. Bugün lavanta turizmiyle başlanılan yöremizin bir alternatif turizm ve geçtiğimiz yıllarda bizim ısrarla dikkat çekmeye çalıştığımız özellikle Burdur Gölü'nü hızla kaybettiğimiz ama bunun Salda Gölü'ne sirayet etmemesi için hem doğal güzelliğini yitirmemek ve hem de o alanı doğru değerlendirmek için birtakım önlemler alınması dair yaptığımız birçok çalışmanın ve medyatik tarafını da kullandığımız rekortmen bir dalgıcımızın getirip Yeşilova'da rekor dalışı yapmasıyla geçen yılda Salda Gölü'nde ve bu yılda daha çok özellikle ziyaretçinin sayısının katlanarak arttığını görüyoruz. Bizler klasik ticaret yöntemlerini yapacağız ama değişen dünya içerisinde de önlemlerimiz almak durumundayız. Bugün Burdur'a her hafta sonu 10 otobüs gelip bu turizmin içerisinde Burdur'u da ziyaret ediyorsa bizim özellikle çarşı esnafımızın buna kendisini entegre etmesi lazım. Bir kere bir öğrenilmiş çaresizliğimiz var. Burdur'dan bir şey olmaz diyen birazcık parasını kazanan çekip gidiyor. Halbuki gücümüzü birletirip bu kente daha iyi şeyler yapabiliriz." dedi.
Şehrimizin marka değerinin artırılması gerek
Şehrin geleceği için kentin marka değerlerine daha da önem verillmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Ercengiz;
"Kentimizin seçim siyaset dömenide birtakım altyapı sorunlarından bahsedildi. Kimisi doğru, kimisi abartılı kimisi de yanlıştı. Ama biz 5 yıllık tecrübemizle kentimiz altyapı sorunlarının da farkındayız. Bugün eğer geçtiğimiz yağmurda kent merkezi hasar görmediyse belli noktalarda yağmur suyu drenaj hattına yaptığımız yatırımın doğru olmasındandır. Bugün eğer içme suyuyla ilgili arıtma yumuşatma tesisiyle ilgili ihale bitip, 1 yıl içerisinde o tesis siteme sokulduğunda içme suyunun artık içelebilir olduğunu sağlayacak olursak biz bu anlamda devlet imkanlarını da kullanarakta borçlanarakta yapabiliriz.
Şehrimizin marka değerini artıracak birtakım yatırımların Burdur'a getirilmesi lazım. Ekonomik anlamda kötü bir dönemden geçiyoruz. Dış latırımcıyı Burdur'a getirebilecek, cazip hale dönüştürebilecek bazı şeyleri ön plana çıkartmamız gerekiyor. Örneğin 22 bin öğrenci potansiyeli olan bir kentin öğrenci potansiyelinden yarralanamadığını görüyoruz. Devletin ya da belediyelerin işi bina yapmak değildir. Öncelikli görevi bu değildir. İhtiyaç halinde bu binaların sayısını artıracaktır. Bina yapıp borçlanmak doğru bir yöntem değildir. Bizim yapacağımız yatırımlar vatandaşın öncelikli ihtiyaçları, kentin değerini artırıcı, kültürüne, sanatına, iş üretim atölyelerine, kadın emeğini değerlendirilmesine ve muhtelif değer katacak binalara ihtiyaç varsa biz bunları yapmak durumundayız. Dönüp geldiğimiz noktada zaten çok büyük bir bütçesi olmayan Burdur Belediyesi'nin temel değerlerini ödevlerini yaptıktan sonra öncelikli ihtiyaçlarından başlayarak biz yine aklı ve mantığı zorlamayan ve yapıldığı zaman vatandaşın kafasında soru işaretleri yaratmayan, ayakları yere basan projelerimize devam edeceğiz. Derdimiz hizmet etmek. Bugün şehrimiz yerleşke olarak bakıldığında çok rahatlıkla 500 bin vatandaşımızın yaşayacağı bir alana yayılmış durumda. So dönemde hızlı bir yapıyaşma ve kentin imar alanı içerisinde yapılan birçok bina var. Bu alanda da artık doygunluğa ulaşmış durumda Burdur. Bizim hizmet üretimi noktasında şikayet etme şansımız yok. Biz bunları yapacağız. Hizmetimizi üreteceğiz. Bunları kendi işçimiz, araç, gereç ve imkanlarımızla yapıyoruz."değerlendirmesi yaptı.
Kentin geleceğini doğru planlamalıyız
Yeni Devlet Hastanesi yapımı için herhangi bir gelişmenin yaşanmadığını belirterek bu konuda her türlü işbirliğine hazır olduğunu da vurgulayan Belediye Başkanı Ali orkun Ercengiz;
"Bugün belediye olarak altyapı, asfalt dahil her şeyi kendimiz yapıyoruz. Şimdi 31 Mart'ta bir söz vermiştik. Derdimiz bu memlekete hizmet etmek. 31 Mart'a kadar olup bitenin üzerine bir sünger çektik. 3 aydır da bu tavır davranışımızla bunu gösteriyoruz. Biz ilimizin milletvekilleriyle bu şehrin eksikliklerini hızla gidermek zorundayız. Biz kısır çekişmeleri bir kenara bırakıp, kesinlikle bu kentin hızla daha büyük adımlar atması için gayret göstermek zorundayız. Bugün Burdur Devlet Hastanesi'nin yapımını seçim döneminde tabelalarla hemen başlayacağını düşünüyorduk. Fakat şu ana kadar devlet hastanesiyle ilgili bir gelişme yok. Duyduğuma göre Isparta Dostluk yoluyla ilgili işlem hızlanmış, 400 milyon liralık bir yatırım planlanıyor o yatırım için. Karşı değilim. Ama öncelikleri doğru belirlemek lazım. Bugün Burdur Devlet Hastanesi'nin 20 tane hekimi Burdur Devlet Hastanesi'nden tayin istemeyi düşünüyorsa ve bir kısmı tayin döneminde gidiyorsa burada bir hata var demektir. Biz bazı şeyleri gayrisiyasi düşünüp, bu kentin geleceğini doğru planlamamız gerekir. Biz bu konuda belediye olarak her türlü işbirliğine siyasi partim ve ittifak ortağımız iyi parti olarak seçim döneminde de söylemiştik. Biz her türlü işbirliğine hazırız. Bu işin egosu, kompleksi olmaz. Biz şuanda yaptığımız görev ne kendi işyerimiz ne de kendi sermayemiz." dedi.
Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 03 Temmuz 2019 13:40

Köy-Koop başkanı değişti

Köy-Koop Olağan Genel Kurulunun ardından yapılan ilk yönetim kurulu toplantısında Başkanlığa Osman Bütüner getirildi. Köy-Koop’dan yapılan açıklamada, Köy Koop yönetimi kurulu başkanlığına Osman Bütüner’in seçildiği belirtildi.

Köy Koop önceki başkanı Yakup Yıldız ise yönetim kurulu üyesi olarak Köy-Koop’daki görevine devam edecek.

Köy-Koop Olağan Seçimli Genel Kurul’unda yönetim kurulu üyeliklerine; Yakup Yıldız, Osman Bütüner, Hulisi Özbakan, Nurettin Durmaz ve Mesut Yurtseven seçilmişti. Toplantıya, 245 ortak kooparatiften 78 delege katılmıştı. Genel kurulda, Köy-Koop’un toplam varlıkları 10 Milyon 031 Bin ve borçları 9 Milyon 440 Bin olarak açıklanmıştı.

Genel kurulda yaptığı konuşmada, Köy-Koop’un borçlarının acilen ödenmesi gerektiğine değinen Köy-Koop eski Başkan’ı Yakup Yıldız;

“Bu birlik hepimizin birliği. Burdur’da 1975 yılında, büyüklerimiz tarafından kurulmuş. Burdur’a böyle bir örgüt kazandırmışlar. Bu günden itibaren sizlerin bize olan borçlarınızı ödemeniz, bizlerinde sıcak parayla bu borçları acilen ödememiz gerekiyor.” Açıklaması yapmıştı.

Genel kurulda ayrıca, çalışma ve işleyiş bakımından yeterince aktif olmadığı için; Bucak, Karamanlı ve Tefenni satış mağazalarının kapatıldığı bilgisi verildi.

Mine Kaya

Yayınlandığı Kategori Manşet
No Internet Connection