Köşe Yazıları - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Perşembe, 25 Temmuz 2019 14:48

26 Temmuz 2019 - Cuma - Burdur Gazetesi

26 Temmuz 2019 - Cuma - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

İlimizde görev yapan basın mensupları Basın Bayramı onuruna verilen kokteylde bir araya geldiler. Gazeteciler Cemiyeti’nce Serenler Otel’de düzenlenen kokteylde basın mensupları cemiyetin kuruluşunun 30. yıl çoşkusunu ve 24 Temmuz Basın Bayramı’nı bir arada kutladılar. 

 

Üye sayısına 70’e ulaşan Burdur Gazeteciler Cemiyeti bu yıl 30. kuruluş yılı çoskusunu da yaşıyor. 1989 yılında 7 üyeyle başlayan yolculuk 70 üyeye kadar ulaştı. 24 Temmuz, 1989 basında sansürün kaldırılışının 111. yıldönümü. 

24 Temmuz, basın tarihinin önemli dönüm noktalarından biri. Dünden bugüne basın, toplumsal yaşamın en önemli unsurlarından biridir. Daima gelişen ve zenginleşen yapısıyla insanımızın temel ihtiyacı, milletin ortak sesidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi, “Milletimizin müşterek sesidir. Bir milleti irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikri gıdayı vermekte, hulasa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.”

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel düzenlenen kokteylde Türkiye’nin medya sektörünün zorlu bir süreçten geçtiğini söylerek; “ümidimizi kaybetmeyelim. Çünkü gazetecilik biraz da sevda işi. Her şey maliyetlerle, işletmeci mantığıyla olmuyor. Zaten öyle olsa Türkiye’deki gazetelerin yarısı faaliyet göstermezdi.” sözleriyle gazetecilik mesleğinin önemine de değindi.  

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel kokteylde yaptığı konuşmada;

“Gazeteciler Cemiyeti 24 Temmuz Basın Bayramı’ndan ziyade bugünü 30. yıl etkinliklerinin başlangıcı olarak planlıyoruz. Bundan 30 sene önce 7 arkadaşımız bu cemiyeti kurmuş. 30 yıl içerisinde Burdur basını çok büyüdü. Burdur’daki bütün basın renklerini yansıtan bir meslek kuruluşuyuz. Yaklaşık 3 yıllık görev süresi içerisinde bu tür etkinlikleri çoğaltmaya, daha da fazlalaştırmaya çalışıyoruz. Aslında yetersiz biliyoruz ama o kadar yoğunuz ki bu etkinlikler serisi içerisinde kendi içerimizdeki etkinlikleri malesef çok az yapıyoruz. 30. yılı kurguluyorken Fethiye yat turu, Salda gezileri gibi organizasyonları özellikle koyarak bu eksikliğimizi gidermek istiyoruz. Şimdi 24 Temmuzlar aslında meslek sorunlarının gündeme geldiği de bir platform ama sabahtan beri ifade, düşünce hürriyetinden, ekonomik sorunlardan bahsediyoruz. Türkiye’de medya sektörü zor bir süreçten geçiyor. Gerek yazılı basın gerek internet medyası kimisi resmi ilan pasasının daralmasından, büyük medya grupları da özel ilanların azalmasından şikayet ediyor. Hakikaten Türkiye zaten konjektür olarakta zor bir süreçten geçiyor ama medya sektörü daha da zorlu geçiyor. Özellikle geçen yıl ki Ağustos ayındaki girdi maliyetlerinin artmasıyla birlikte medya belkide son yılların en büyük kısır döngüsü içerisinde. Bu noktada yerel basına yatırım yapan, internet sitesi ve diğer basın camiası içerisinde yer alan arkadaşlara da bir kez daha teşekkür ediyorum. Rakamlar çok yüksek. Bu şartlar altında genç arkadaşlarımıza istihdam sağlayamaya çalışıyoruz. Aslında basın sektörünün yarattığı katma değer devletten çok daha fazlası ama  bunu anlatmakta çok zorlanıyoruz. Günümüzde meslek kuruluşlarının da hükümetlerden istediğini alması da zorlaşıyor. Ama ümidimizi kaybetmiyoruz. Çünkü gazetecilik biraz da sevda işi. Her şey maliyetlerle, işletmeci mantığıyla olmuyor. Zaten öyle olsa Türkiye’deki gazetelerin yarısı faaliyet göstermez. 

Bizim işimizin anlatılamayan keyifli bir tarafı var. Belki bizi bir arada tutan duygu bu. Biz Gazeteciler Cemiyeti olarak kurumsal hafızaya önem veren bir yönetimiz. Başından beri meslek büyüklerimize, geçmişimize atıfta bulunuyoruz. 30. yılı da bu yüzden çok önemsiyoruz. O 7 kişinin o zor şartlar altında cemiyeti kurması. Bu 30 yıl içerisinde Burdur basınının epey bir mesafe katettiğini de görüyoruz. Yazılısından görseline kadar. Yeterli mi? Asla yeterli değil. Ama işte Salda Gölü’ndeki, Sagalassos turizmdeki patlama buradaki siz arkadaşlarımızın sayesinde. bu da bizim için ayrıca gurur verici bir tablo.”değerlendirmesi yaptı. 

Gazeteciler Cemiyeti Onursal Başkanı Ercan Taraşlı’da kokteylde yaptığı açıklamada ;

“Cemiyetin kuruluşunun üzerinden tam 30 yıl geçmiş. Dile kolay. Bir meslek örgütü için 30 yıldır ayakta kalarak mücadeleye devam etmek bu dönemde yaşayabileceğimiz en güzel olaylardan biri. 1989 yılında bugün aramızda olan Sayın İsmail Vural’ın bürosunda 7 tane arkadaşımız fedakarca bir çabayla bu derneğin temellerini attılar ve o temeller üzerinden bugün cemiyet 30. yılını yaşıyor. 

Bu derneğe 20 yıl başkanlık yaptığım yönetim kurulu arkadaşlarımla beraber bu yılın ardından cemiyetin 30. yılını görmek, yaşamak benim içinde ayrıca bir mutluluk. Sizlere teşekkür ediyorum. 7’yle başlayan yolculuğun 70’e ulaşmasından ve aramıza yeni genç arkadaşların katılmasından duyduğum memnuniyeti de ifade ediyorum. Cemiyetin ufku açık.”dedi.

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet

Volkan Mengi Burdur Belediyesi’nde yaptığı görev süresi içerisindeki tüm huzur haklarını almış, hiç birisine de itiraz etmemiştir. 

 

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz’in, AKP İl Başkanı Volkan Mengi’nin basın açıklamalarıyla toplumun kafasında algı yaratarak ve bu algı üzerinden siyaset yapmasına sert tepki gösterdiği açıklandı; “Siyasetin medya üzerinden döndürülmesi, son dönemde moda oldu. Biz demokrasiye inanan insanlar olarak, aynı masa etrafına oturup, halkın gözü önünde tartışmayı çok isteriz.” Diyen Başkan Ercengiz, basın arkasına saklanarak açıklama yapan AKP İl Başkanı Volkan Mengi’ye yanıt verdi. 

BELEDİYE MECLİS TOPLANTILARINI TALEP EDİLİRSE CANLI VEREBİLİRİZ

AKP İl Başkanı Volkan Mengi’nin “Kendisine şirket hesaplarının denetlenmesi ile ilgili komisyon kurulsun, içerisinde her partiden bir meclis üyesi olsun talebimiz her nedense kabul görmemiş. CHP’li Belediye Meclis Üyelerinin tamamının oylarıyla red edilmiştir.” açıklamasına “Biz 5 yıldır kapısından girene kimlik sormadan salonumuza aldığımız ve halkımızın özgürce izleyebildiği meclis toplantılarını gerçekleştiriyor ve basın aracılığıyla da vatandaşımıza her anını, hiçbir şekilde gizlemeden ulaştırıyoruz.” diyerek yanıt veren Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, “Talep edilmesi halinde belediye meclis toplantılarını bizlerde canlı yayınlayabiliriz hiçbir sıkıntı yok. Çünkü biz halkımıza hesap verebilen bir anlayış içersinde beş yıl boyunca çalıştık. Burdur’da tarihi bir oy farkıyla ve tarihi bir oy oranıyla Burdur’da yeniden belediye başkanlığına, Burdur Halkı tarafından seçildiğine vurgu yapan Başkan Ercengiz, “Seçimlerin bitmesine rağmen, maalesef bazı siyasilerin kafasında hala seçimin bitmediğini görüyoruz. 31 Mart akşamı Burdur Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığım konuşmada, “Benim açımdan artık siyaset ve seçim bir kenarda kaldı. Burdur için çalışma vakti.” demiştim, ancak geldiğimiz noktada, daha mazbatamızı almadan başlayan hakaret ve iftiralar ve hakaret kampanyalarının dün bir yenisini daha gördük. Biz tartışabiliriz, biz konuşa biliriz, biz bir şeyleri paylaşabiliriz ve bunu halkın gözü önünde yapmaktan da asla imtina etmeyiz.”dedi.   

BAKKAL DEFTERİ GİBİ VERESİYE DEFTERLERİ TUTULMUŞ

Başkan Ercengiz,  İl Başkanı Volkan Mengi’nin “   Sözde basın açıklamasında karda olduğunu söylemiş, hatta şirketleri zararla devraldık diyerek demagoji yapmıştır.” Sözlerine ise “Burdur Belediyesi iştiraki olan şirketlerin, 2014 yılı Nisan ayında göreve geldiğimizde hiçbir şekilde kurumsal niteliği kalmamış, bakkal defteri gibi veresiye defterleri tutulduğunu tekrar hatırlatmak isterim. Belki huzur hakkının alınmadığı ama bazı yöntemlerle şirketin içinin boşaltıldığı bir 10 yılı yaşanmış. Şuan hala devam eden yargı sürecinin sonuçlanmasını bekliyoruz. Bu yargı sürecinin sonunda milletin kaynaklarının nereye gönderdiğini, kimlerin harcadığını, nereye harcadığını ve nasıl harcandığının hesabının sorulmasını  bekliyoruz. Göreve başladığımızda ilgili şirketlerin hiçbir kaydı önümüze düzgün konulamadığı gibi,  5 yıldır Burdur Belediyesi’nin iştiraki olan hemen hemen bütün işletmeleri yeni baştan yenilenmesini sağlayıp, halkımıza en üst düzeyde hizmet edebilmesini sağladık. Bunlar kavak yaprağıyla yapılmıyor” dedi. 

KENDİSİ DE HUZUR HAKKI ALMIŞ, HİÇ BİR ZAMAN DA İTİRAZ ETMEMİŞTİR

Başkan Ercengiz, kendilerini yasal olmasına rağmen huzur hakkı almakla suçlayan İl Başkanı Mengi’nin Meclis üyesi olduğu dönemde aldığı huzur hakkını hatırlatarak “ Bunun adı üstünde huzur hakkı. Yasal olarak belirlenmiş bu hak isteğe bağlıdır. İsteyen alır, isteyen almaz. Kaldı ki 2014’den 2017’ye kadar belediye meclis üyeliği yapan atanmış siyasi Burdur Belediyesi’ndeki yaptığı görev süresi içersindeki tüm huzur haklarını almış, hiç birisine de itiraz etmemiştir. Bir şeyleri söylerken dikkatli olmak lazım. Popülizm yapıyorum derken, kendi hatalarınızın ortaya çıkacağını da hesap etmelisiniz. Eğer bu durum söz ettiğiniz gibi bir hata ise, söz konusu aynı hatayı zamanında siz de yaptınız öyleyse, bunu da hatırlatmak isterim.” Dedi.   

NEDEN NADİM OLUP BAŞINIZI ÖNE EĞİYORSUNUZ?

Başkan Ercengiz, söz konusu yasan haktan vazgeçilebileceğine dikkat çekerek, Bizi huzur hakkı almakla suçlayan ve sayın genel başkanımıza akıl verme cüretini gösteren o atanmış siyasiye bir şey sormak istiyorum. 25 yıldır yönettiğiniz İstanbul ve Ankara’da bu huzur hakları alınırken, siz siyasi inanç içersinde değil miydiniz? Sayın Genel Başkanınıza bu konuda hiç mi akıl vermeyi düşünmediniz?  Siz bu huzur hakları alınırken, bu şirketlerin denetiminin yapılıp yapılmadığını hiç mi sorgulamadınız?  Ya da geçmiş 10 yıla ait sorular sorduğumuzda neden nadim olup, başınızı öne eğmektesiniz?  Bu konuyu duymazdan gelmektesiniz? Bugüne kadar Burdur Belediyesi Belediye Başkanı olarak, kurumumda çalıştığım süre içersinde hiçbir faturayı getirmedim. Aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğum iştirak şirketlerine de bugüne kadar, daha önceki yıllarda yapıldığı gibi uygun olmayan faturaları getirip, kurumdan tahsilatını yapmadım. Biz şeffafız hiçbir korkumuz yok. Varsa bir haksızlık, usulsüzlük, yolsuzluk bunun bedelini de kim yaptıysa içimizde bedelini ödemeye de hazırdır.”şeklinde konuştu.

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

Necip Fazıl Kısakürek Konferans Salonunda, Burdur Turizmini Değerlendirme Toplantısı yapıldı.

 

Vali Hasan Şıldak, Burdur Turizmini Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Burdur’un bir turizm şehri olduğuna ve bu yöndeki çalışmaların önemine dikkat çekti.

Toplantı; turizm alanında ilimizde yaşanan sorunlara çözüm üretmek, turizm potansiyeline yönelik gerekli alt yapı ihtiyaçlarını tespit edip planlamak ve değerlendirmek; tanıtım ve pazarlama faaliyetlerini daha etkin hale getirerek Burdur’un markalaşmasını sağlamak amacıyla düzenlendi. Toplantıda, Burdur’un bir turizm kenti olarak geliştirilmesi, bu yöndeki çalışmalar, eksiklikler ve öneriler görüşüldü.

Vali Hasan Şıldak toplantıda yaptığı konuşmada;

“İlimizde yavaş yavaş hareketlenmeye başlayan turizm sektörü alanında bir yön belirlemek ihtiyacındayız. İlk tespitlerimiz, alandaki gözlemlerimiz; Burdur’un zaten turizm şehri olarak hızla ilerlediği noktasındaydı. Bu kaçınılmaz bir sonuç. İstemesek de Burdur bir turizm şehridir. Turizm şehri olmaya başlamıştır. İstemesek de tabirini kullanıyorum çünkü, sahip olduğu değerler, potansiyeli, gerek doğal olarak sahip olduğu miras, kültürel mirası, gerekse diğer unsurlar, bütün tarihi geçmişi Burdur’u bu noktaya taşıyor.” Dedi. 

Turizm bu ilin

motor gücü olacak

Burdur’un, ulusal ve uluslararası ölçekte turizmden doğru bir pay almasının sadece devletin atacağı adımlarla sağlanamayacağını beliten Vali Şıldak, bundan bölgede yaşayan herkesin sorumlu olduğunu vurgulayarak;

“Ana yatırımları sağlamak; alt yapı, yollarımızın iyileştirilmesi, çevrenin düzenlenmesi, çevre temizliği gibi sorunlarla baş edilmesi turizm alt yapısı dediğimiz temel fonksiyonları yerine getirmek devletin görevidir. Ama odalarımıza çok iş düştüğünü söylemek istiyorum. Buradaki bütün melek örgütlerinin artık bu alanda biz varız demesini bekliyorum. Çok açık ifade edeyim, henüz yoklar! Turizm alanı artık bu ilin birinci önceliğidir. Turizm denilince akan suların durması lazım Burdur’da. Bizi zorlayın bizi sıkıştırın. Devlet olarak biz, bu konuda Burdur’un emrindeyiz. Açıklıkla ve üzülerek ifade ediyorum. Şuana kadar turizm alanında, gerek meslek kuruluşlarımızdan, gerek yatırımcılarımızdan, iş insanlarımızdan ne bir talep var ne bir kıpırdanma var. Nerdeyiz? lütfen bu konuda bir misyon belirleyelim kendimize. 

Turizm bu ilin motor gücü olacak ve bu alanda bütün paydaşları biz sahada görmek istiyoruz. Ne yapabiliriz? sorusunu herkesin sorması ve önerileriyle bize gelmesi, birlikte olmamız, birlikte hareket etmemiz gerekiyor.  

Devlet gereğini yapıyor

Artık bir yola çıkıldı. Devlet gereğini yapıyor; Ören yerlerini düzenliyor, oralara yeni yatırımlar yapıyor, yollarını düzeltiyor, ziyaretçi karşılama ünitelerini yapıyor. Aynı zamanda koruma tedbirlerini de alıyor. Doğal alanlarda tabiat parkı olan, turizm merkezi olan, sit alanı olan bölgelerde her türlü koruyucu çevreye saygılı ve buraları gelecek kuşuklara olduğu şekliyle orijinal haliyle intikal ettirmek noktasında bütün tedbirlerini alıyor. Son örnek Salda Gölü çevresi. Özel Çevre Koruma ilanı yapıldı ve 18. ÖÇK oldu. Yani Türkiye’nin sayılı bölgelerinden biridir. Bazı çevrelerin bu konudaki bütün söylemlerini şiddetle reddediyorum. 

Salda’ya çivi çaktırmıyoruz

Salda’da turizmden de öncelikli olan korumacılıktır. Çevreye saygılı ve oranın doğal güzelliklerini muhafaza etmeye yönelik devlet olarak ilgili kurumlar tarafından bütün tedbirler en üst düzeyde alınmıştır ve bizlerde alınan bu kararların gereğini en iyi şekilde yerine getiriyoruz. Çevre Şehircilik Müdürlüğümüz tarafından bizzat oluşturduğmuz iki ekip sürekli olarak göl çevresini denetlemekte. Biri imar denetimi yapıyor biri çevre temizliği anlamında denetim yapıyor. Çivi çaktırmıyoruz. Açık söyleyeyim bir çivi dahi çakıldığı anda gerekli müdahale yapılıyor. Ora, bize ait değil, bizlerden sonraki kuşaklara bizim emanet olarak bırakacağımız kültürel, doğal miraslardır. Bunun bilincinde hareket ediyoruz. 

Oraya gelen insanlara bir hizmet sunmanız lazım. Orası bir kaç yıl öncesinde bir çöplüktü. İfade edeyim Salda Gölü çevresi bir çöplüktü ve başınızı çevirerek geçiyordunuz. Şimdi belli bölgeleri çok nezih hale getirdik. Bizim kontrolümüzde olan bölgeler çok nezih, tertipli ve düzenli. İnsanlar hizmet alıyor. Bundan sonra da yapılacak olanlar planlı bir şekilde o hizmetlerin daha da geliştirilmesine ilişkindir ve yapılacak bütün planlama dahilindeki  projeler; çevreye saygılı ahşap imalatlar olacak. Göle, zerre kadar zarar gelmesini istemiyoruz. 

Salda Gölü, çok emin adımlarla yoluna ilerliyor. Turizmi en iyi şekilde  sunan noktalardan biri olma konusunda iddialıdır. Bu iddiasını bir yıl içinde çok daha iyi ortaya koymuş olacak ama bu yıl da aldığımız tedbirlerle; il özel idaresi İmkanlarıyla, bazı şeyleri ön görerek zamanında hareket ettik. O tedbirler sayesinde hiç bir şikayet almıyoruz. Geçen yıl ilk geldiğim dönemde ki Salda Gölü ile şimdiki Salda Gölü arasındaki ziyaretçi geri dönüşlerine, memnuniyet derecesine baktığımda; arada 180 derece fark var. Bu çok memnuniyet verici. İnallah daha da iyi olacak.” Açıklaması yaptı. 

Turizm alanında

yapılacak çok şey var

Turizme yönelik tanıtımın önemine değinen Vali Şıldak, Burdur turizminin geliştirilmesine ilişkin hazırlanan projeleri açıklayarak;

“Hem kültürel alanda, hem tarihi alanda, hemde doğal alanları kapsayan 3 ayrı versiyonda, kısa tanıtım filmi çekimimiz yapıldı. Bize 3 ay sonra tesim edilecek. Bunun yanı sıra her turizm alanımıza diğer alanların tanıtıldığı şık panolar yaptırıyoruz. Salda’ya giden biri Sagalassos’u orada tanımış olacak. Birbirini karşılayan pano düzenlemeleri yapıyoruz. Bir destinasyon planlaması yapacağız. Turizm firmalarıyla birlikte çalışılacak. Profosyönel bir çalışma. Önümüzdeki günlerde başlatıyoruz. bir akıllı yöntemle, burada turistleri nasıl daha mutlu edecek bir güzergah, rota çizilebilir? Bunun arayışı içindeyiz. Hediyelik eşya alanındaki açığı kapatmak için; merkez, Ağlasun ve Yeşilova ilçemizde hediyelik eşya kursları açacağız. Bunların bütün turizm alanlarında, ziyaretçi alan alanlarda satışına ihtiyaç var.  Bu alanda boşluk var. Bunlar küçük ama oralara gelen ziyaretçilerin ilk aradığı şeylerdir.

Bunun yanı sıra turizm alanında yapılacak çok şey var. Bu alan ne yaparsanız onu kaldırır. Burada önemli olan, ilgili kişiler kurumlar istekli olarak bu alana yönelsin istiyoruz. Bu alana ilişkin ciddi gayret ve sorumluluk beklediğimizi ifade etmek istiyorum. Çünkü esnaflarımızın bu alanda artık kendini yenilemesi düzeltmesi ve turizme hazırlık yapması lazım. Gelen her müşteriden birinin yakında yabancı olduğunu görecekler zaten. 

TKDK %55 destek veriyor

Gelen ziyaretçilerin önemli bir oranı yabancılardan oluşuyor. Bunların sayıları ve oranları giderek artacak. Bu işe biraz kafa yoracağız. Güzel başarılı örnekler sunan işletmelerimiz zaten var. Bunların sayısı da artacak. İnsanlar bu alana yatırım yapacak ama biz istiyoruz ki; -o alanda bir boşluk olduğunu gördükçe, kar güdüsüyle kendiliğinden alan doldurulacaktır fakat- o günü beklemeden, bilhassa yerli yatırımcılarımızın bu alana girmesini ve küçük yatırımlarla başlayarak bu alanda hareket etmesini istiyoruz. Örneğin butik otel büyük ihtiyaç. Merkez olsun salda bölgesi olsun, arka planlarda gölü gören uzak noktalarda neden olmasın? Çok güzel desteklerimiz de var. Bakın TKDK %55’e kadar destekliyor. Salda kenarında turizm belgeli tek işletme var. İşletmenin 12 ay dolu olduğunu söylediler. En az bu şekilde 5 tane işletmeyi kaldırır orası. Gelen misafirler, turlarla geliyor ve konaklayamadan ayrılıyor. Buna bir çözüm bulmamız lazım. 

Turizm planlamalarımızda Isparta’yla ortak hareket ediyoruz. Çünkü alan birbirine çok yakın ortak bir alan kullanıyoruz. Özellikle lavanta turizminde ortak bir alan kullanıyoruz.

Bütün bu faktörler bir araya geldiğinde zaten hep olumlu bir tabloyla karşılaştığımızı düşünüyoruz. Üç alanda da tarih, kültür ve doğal turizm alanında da zenginliklerimiz var. Yoğun çalışma yapmamız lazım. Yeni fikirler geliştirmemiz lazım. Projeler üretmemiz lazım.

Burdur yeni keşfediliyor 

Burdur yeni keşfediliyor. Burdur’un tanıtımını da ben bir turizm elçisi olarak üstlendim. Bunlar dalga dalga yayılan şeylerdir. Hepinizin desteğini bekliyoruz. Bir yön belirlememiz lazım. Bizim süreçlerin önünden gidip planlamalarımızı ona göre gerçekleştirmemiz lazım. Burdur, Antalya’ya yakın olması avantajını en iyi şekilde kullanmak durumunda. 15 milyon hedefini Antalya, 20 milyon revize etti. 20 milyon turistin yüzde 10’nun Burdur’a gelmesi zaten bizim için yeterlidir. Yani 2 milyonluk bir kitlenin burada turizm hareketliliği içinde bulunması Burdur’un iyi bir gelir elde etmesi demektir” dedi.

Burdur Turizmini Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada alt yapı eksikliğine ve tanıtımın artırılması gerekliliğine dikkat çeken, İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Kılıç;

“Burdur ilimiz, Bakanlığımızın 2013 Türkiye Turizm Strateji Belgesinde Eko-turizm Bölgesinde yer almaktadır. Burdur ilimizin zengin doğal güzellikleri ekoturizmi öne çıkartmakla birlikte sahip olduğu tarihi ve kültürel varlıkları ile de kültür turizminde önemli bir potansiyele sahiptir. 

Turizm öncü sektör olmalı

Sagalassos, Kibyra, Kremna, Boubon, Milia, Sia, Balbura, Olbasa gibi pek çok antik kentiyle, Salda Gölü ve Burdur Gölü gibi doğal güzellikleriyle, hanları, camileri, konakları ve Hacılar Höyük gibi birçok tarihi alanıyla, köklü halk kültürüyle ilimiz her geçen gün daha fazla ziyaretçinin dikkatini çekmekte ve gelen turist sayısı her yıl artmaktadır.

Burdur’un sahip olduğu tarihi zenginliklerin, doğal güzelleklerin ve turizm potansiyelinin öncelikle alt yapı noksanlıklarının giderilmesi ile tanıtımı yapılarak turizme kazandırılması ve bölge halkının turizmin sosyo-ekonomik faydasından daha çok yararlanabilmesi temel amaçlarımızdandır.

Bölgesel gelişmede turizmin öncü bir sektör konumuna ulaştırılması, Burdur’un ulusal ve uluslararası pazarda turist sayısı ve turizm geliri bakımından önemli bir varış noktası ve marka haline getirilmesi, ilimizde turizmin gelişmesi ve bölge halkımızın turizm vasıtsıyla kalkınıbilmesi için tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, yerel yönetimlere, üniversiteye, meslek odalarına, sivil toplum kuruluşlarına, konaklama ve yeme içme tesislerine, seyahat acentelerine, tüm halkımıza görev ve sorumluluklar düşmektedir. Yapılacak yatırım ve tanıtım çalışmaları sonrası Burdur, Türk turizminde hak ettiği payını, daha da arttıracaktır.” Açıklaması yaptı.

Mine Kaya

Yayınlandığı Kategori Manşet

TBMM ile İtilaf Devletileri arasında yapılan Lozan Barış Antlaşması’nın 96. yıldönümü. İsviçre’nin Lozan kentinde imzalanan antlaşmayla Türkiye, Sevr Antlaşması ile birilkte kendisinden alınan hakları ve toprakları geri alıyor. Aynı zamandasınırların resmi olarak belirlenmesi de bu antlaşmayla sağlanıyor. Sınırlarımızın resmi olarak çizildiği bu antlaşma bu sebeple çok önemlidir. 

CHP İl Başkanı İzzet Akbulut, Lozan Barış Antlaşması’nın 96. yıldönümünde CHP il binasında düzenlenen basın toplantısında Lozan Barış Antlaşması’nın önemi hakkında bilgi verdi. 

CHP il yönetimi, düzenlenen basın toplantısında gazetecilerin Basın Bayramı’nı kutlayarak birer duvar saati armağan etti. 

Lozan Barış Antlaşması’nın 96.yıldönümünde gazetecilere açıklama yapan CHP İl Başkanı İzzet Akbulut;

“96. yılını kkutladığımızı Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu Lozan Antlaşması’nın yıldönümünde; Lozan’ı anlamak Sevr’i reddetmek, Lozan’ı kavramak, işgale direnme, Lozan’a bağlı kalmak ‘Manda ve himaye kabul edilemez’ diye yemin ettiğimiz ve daha dün yina yıldönümünü kutladığımız Erzurum Kongresi’ni temel almaktır. 

Ebedi genel başkanımız Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’te bu büyük milletin kaderinin nasıl yazıldığını açıkladığı kitap olan Nutuk’ta Lozan Antlaşması için şöyle diyordu; “Bu antlaşma Türk milletine karşı, yüz yıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanımış büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasi zafer eseridir.”

Antlaşma Devletlerinin ‘Lozan’da onursuz bir barış imzaladık’ diyerek sömürge anlayışlarının nasıl yıkıldığını itiraf ettiğinden bu yana içeride ve dışarıda karalayanlar yeni bir Sevr’e sevdalananlar daima karşılarında ülkemizin dört bir yanına nüfuz etmiş bağımsızlık karakteriyle karşılaşacaklar ve asla emellerine ulaşamayacaklardır.

Milli Mücadele, Kuvay-i Milliye Lozan ve Cumhuriyet birbirine bağlı bir ruhtur. Bu ruhu parçalamaya hiçkimsenin ne gücü ne de kudreti yetemeyecektir.

Mustafa Kemal’in Cumhuriyet’i, o Cumhuriyet’in çocuklarına emanettir. Bu ümidin olduğu gençliği, emanetinin yılmaz bekçileridir. Bu duygularla Lozan Antlaşması’nın yıldönümünü en kalbi duygularla kutluyor, Erzurum Kongresi’nin damarlarımızda yarattığı bağımsızlık ve özgürlük ateşiyle birlikte bu zaferi bize kazandıran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve 2. Genel Başkanımız İsmet İnönü olmak üzere tüm Lozan Fatihleri’ni saygı ve minnetle anıyorum.”dedi.

Hatice Dursun

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

Burdur Belediyesi Berberoğlu Vakfı Huzurevi sakinleri için moral ve kaynaşma pikniği düzenlendi.

Konuya ilişkin açıklamada; Burdur Belediyesi’nce Halk Plajında düzenlenen etkinlikte, huzurevi sakinlerinin keyifli bir gün geçirdi, düzenlenen pikniğe Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Başkan Yardımcısı Ali Say, Huzurevi personeli ve sakinlerinin katıldığı belirtildi.

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, yaptığı açıklamada “bu tür sosyal etkinlikleri zaman zaman yaşlılarımız için düzenliyoruz. Bugün de yaşlılarımız temiz havasını solusunlar ve piknik yaparak moral motivasyonları artsın diye bir program gerçekleştirdik dedi ve atkinlikte tüm yaşlılarla sohbet ederek organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Perşembe, 25 Temmuz 2019 14:48

Ak Parti 24 Temmuz’da basınla bir arada

Milletvekili Yasin Uğur ve Ak Parti İl Başkanı Volkan Mengi 24 Temmuz Basın Bayramı’nda basın mensuplarıyla bir araya geldi. 

Gazetecilerle etkinlikte buluşan Milletvekili Yasin Uğur ve Ak Parti İl Başakın Volkan Mengi gazetecilerin sorunlarını dinleyerek sorularını yanıtladı. Burdur Gazeteciler Cemiyeti’nin 30. kuruluş yıldönümü ve Basın Bayramı adına basın mensuplarıyla beraber pasta kesildi. 

Etkinliğe Milletvekili Yasin Uğur, Ak Parti İl Başkanı Volkan Mengi, Ak Parti Merkez İlçe Başkanı Hüseyin Okan, İl Genel Meclisi Başkanı Murat Akbıyık, partiiler, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel ve basın mensupları katıldı.

Etkinlikte konuşan Milletvekili Yasin Uğur ve Ak Parti İl Başkanı Volkan Mengi yaptıkları açıklamalarında;

“Bugün 24 Temmuz Basın Bayramı. Basın mesuplarımızla birlikte böyle bir etkinlik düşündük. Bugün basınımızın bayramı. Bizler sizlerin sorunlarını dinlemeye, çözüm yolları aramaya geldik. Bizler siyasetçiyiz. Sizlerde vatandaşlarla aramızdaki köprüsünüz. Bugün ise sizlerin mutlu günü. Bugün sorunlarınızı dile getirme gününüz.” dedi. 

Sohbet havasında geçen programda basın mensupları meslek sorunlarını Milletvekili Yasin Uğur’a iletti. Program fotoğraf çekimiyle sona erdi. 

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet
Perşembe, 25 Temmuz 2019 14:48

ADD Başkanı Minas; Lozan milli onurumuzdur

Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Ümran Minas, Lozan Barış Antlaşması’nın 96. yıldönümünde basın toplantısı düzenledi. Atatürkçü Düşünce Derneği üyelerinin bir araya geldiği toplantıda, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın önemi vurgulandı.

Ülkemiz için büyük önem taşıyan Lozan Antlaşması 96. yaşında. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması yeni Türk Devleti’nin uluslararası alanda tanındığını belgelemiş, Türkiye Cumhuriyeti için tarihi bir antlaşmadır. Lozan Antlaşması ile Türkiye, kendisine bağlanan ekonomik prangaları söküp attı. Ülkeyi fakirleştiren kapitülasyonlara son verildi. O günün fakir Türkiye’si, Lozan Antlaşması’yla mucizevi adımlara imza attı.

Toplantıda Lozan Barış Antlaşması’nın bu yıl 96. yıldönümü olduğunu hatırlatan Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Ümran Minas yaptığı açıklamada;

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eşsiz liderliğinde; emperyalizme ve işbirlikçilerine tarihte ilk kez diz çöktüren milletimiz  24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’yla büyük bir siyasi zafer kazanmıştır. Bu nedenle; Lozan Antlaşması milli onurumuzdur. Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli ve tapusudur. Cumhuriyetimizle, dayandığı ilkelerle ve Atatürk devrimleri ile sorunu olanların bir diğer hedefide Lozan Antlaşması’dır. Kurtuluşu Savaşı’mızı reddedenler ve ‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyebilecek kadar milli haysiyetten yoksun olanlar, Atatürk Devrimi’ne çağdaş kazanımlara saldırmakla yetinmeyip Lozan Antlaşması’na da dil uzatmaktadırlar. Lozan zaferindeki dudak büken sözde aydınlar! Sevr esaretini alkışlayan işbirlikçiler ve siyasi uzantıları Lozan’ı tartışmaya açmaktadırlar. 

Milletimizin dirilişinin kanıtı olarak görülen Lozan Antlaşması’nı tartışmaya açmak ya da küçümsemek ihanettir, işbirlikçi ve mandacı olmaktır. Tarihi gerçekleri çarpıtarak Lozan’ın değerlendirilemeyeceği açıktır. Gelinen noktada ya Sevr ya da Lozan seçenekleriyle karşı karşıyayız. Sevr, bölünmek, parçalanmak ve esaret olduğuna göre Lozan; bağımsızlık, insanca yaşamak ve milli onurumuza sahip çıkmak demektir. Bu tespit, bir hayal ya da senaryo değildir. Emperyalist güçlerin ve yerli yerli işbirlikçilerinin oyunları sürmektedir. Talepleri devam etmektedir. Milletimiz, 96. yıldönümünde her zamankinden daha fazla Lozan’a ve Lozan’ın mimarları Büyük Atatürk’e ve İsmet İnönü’ye bağlıdır. 

Geçmişi, milli kongrelere ve milli mücadeleye dayanan Atatürkçü Dşünce Derneği, Lozan Antlaşması’nın 96. yıldönümünde Büyük Devrimci Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve yakın dava arkadaşı, devlet adamı, diplomat İsmet İnönü’yü saygı, minnet ve bağlılıkla anmaktadır. Yollarından asla ayrılmadan antiemperyalist mücadelemizi sürdüreceğimize büyük milletimizin huzurunda bir kez daha söz veriyoruz.”dedi.

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet
No Internet Connection