Konuk Kalem - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Cumartesi, 07 Eylül 2019 14:50

09 Eylül 2019 - Pazartesi - Burdur Gazetesi

09 Eylül 2019 - Pazartesi - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv
Cumartesi, 07 Eylül 2019 14:45

Arfen Koleji törenle açıldı

Anadolu ve Fen lisesi kademelerinde eğitim veren Arfen Koleji, 2019-2020 eğitim öğretim yılına düzenlenen açılış töreniyle başladı.

 

Arfen Koleji konferans salonunda düzenlenen açılış töreni, konuşmaların yapılmasıyla başladı. Vali Hasan Şıldak ve kolejin kurucu müdürü Mevlüt Ünal’ın konuşmalarının ardından protokol üyeleri açılış kurdelesini kesti. İl Müftü Vekili Yüksel Güzel, başarılı bir eğitim öğretim temennisiyle dua etti. Tören, davetlilere sunulan kokteylle sona erdi.

Açılış törenine; Vali Hasan Şıldak, Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, İl Jandarma Komutanı J.Alb. Orhan Kılıç, İl Müftü Vekili Yüksel Güzel, İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, Arfen Koleji öğrencileri ile velileri katıldı.

Vali Hasan Şıldak açılış töreninde yaptığı konuşmada;

“İlimizde yeni bir eğitim kurumu. Özel sektörün girişim gücü, her zaman bütün sektörlere güç kaynağıdır. Bunlar; dinamizm ve enerji getirir, rekabet ortamı oluşmasını sağlar. Bu anlamda yeni bir oluşumun, yeni bir eğitim kurumunun ilimizde boy göstermesi ve iddialı bir şekilde eğitim alanında biz varız demesi bizleri mutlu etti. 

Eğitime yapılan yatırım boşa gitmeyecektir

Burdur; eğitim geçmişiyle, çizgisiyle Türkiye’de zaten ismi bilinen illerimizden. Bu standardını her yıl ileriye taşımak adına gerek kamudaki gerekse özel sektördeki girişimler, ilimize kazandırılan yeni imkanlar elbetteki sonuç verecektir. Bunların sonuçlarını birlikte göreceğimizi düşünüyoruz. Herşeyden önce eğitime yatırılan hiçbir çaba, yapılan yatırım boşa gitmeyecektir. Çünkü, eğitimin temel malzemesi insandır. Sizler burada gençleri eğiteceksiniz. 

2023 vizyonları çerçevesinde ve akademik başarıyı hedefleyen bir çizgi anlayışıyla bu yıl ilimizde bir eğitim hamlesi oluşması için biz de var gücümüzle çalışıyoruz. Valiliğimiz ve Milli Eğitim Müdürlüğümüz olarak, 2019-2020 eğitim öğretim döneminin Burdur’da bir atılım dönemi olması, bir enerji fışkırması, bir sinerji oluşturması için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Bütün planlamalarımızı yaptık.

 Eğitim emek isteyen ve ince detaylara sahip bir süreç. Eğitimin çok yölnlü bir anlayışla zenginleştirilmesi, bir taraftan modern eğitim anlaşına sahip yeni bir vizyonla eğitim alanında yeniliklere açık bir portre çizerken bir taraftan da günün gerçeği olan gerek lise gerek üniversite hazırlıkları döneminin ve sonucunda girilen sınavlardaki akademik başarıyı yükseltmek zorundayız. Bu çizgi yükselmesinin, bu seviye atlamanın dilerim ki bu kolejimizin açılışıyla da güçlenen kadroyla ilimize katkı vereceğini ve hep birlikte güzel bir ortamda eğitim faliyetlerinin devam edeceğini düşünüyorum. İlimize, çalışanlara ve burada eğitim görecek öğrencilerimize hayırlı olsun diyorum.” Dedi.

Okul veli işbirliği önemlidir

Arfen Koleji Kurucu Müdürü Mevlüt Ünal açılış töreninde yaptığı konuşmada okulun vizyonunu açıklayarak öğrenci ve velilerine seslenerek;

“Okulumuzun kuruluş vizyonu üç temelden oluşur; geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi iyi tanımak, iyi tanıdığımız gençleri doğru eğitmek, doğru eğittiğimiz gençleri milli şuuru yüksek çağdaş ve geçerli bilgilerle donatarak onları öğretimi öğrenen bireyler haline getirmektir. Bu amaçla kurulan Arfen Koleji’nin kuruluşunda emeği geçen mühendis ve ustalarımıza, Burdur esnafına, Milli Eğitim Müdürlüğü personeline, eğitim programının oluşmasına katkı veren eğitimci kurumlara öğretmen arkadaşlarımıza teşekkür ederim. 

Sevgili gençler gelecek hedefi olan, ahlaki değerlere önem veren, vatan millet sevgisi olan, gözü çağdaş bilimden yana olanlar sizinle beraber olur. Çünkü Arfen Koleji sizin yanınızdadır. Değerli veliler, hayatın her evresinde eğitim süreci devam eder. Bu nedenle okul veli iş birliği çok önemlidir. Sizlerle sürekli iletişim halinde olacağız. Sözlerime son verirken, buraya gelip bizleri onurlandırdığınız için Arfen Koleji olarak hepinize çok teşekkür ediyorum.” Dedi.

Mine Kaya

Yayınlandığı Kategori Manşet

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz Belediye Meclisi Eylül ayı toplantısının, 5. gündem maddesiyle ilgili, Ak Parti İl Başkanı Volkan Mengi’nin yaptığı ‘Rantsal Dönüşüm’ başlıklı basın açıklamasına yanıt verdi. 

Başkan Ercengiz, Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı’nın yaptığı açıklamada, ailesine ait parsel ya da plan değişikliği talebi olduğunu ifade ederek;

“Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı’nın sabah yaptığı açıklamada aileme ait bir parsel olduğundan ya da plan değişikliği talebi olduğundan bahsetmektedir. Kendisini bunu ispata davet edeceğim. O alanla ilgili bir tek metrekare tespit ederse ben bu görevimden vazgeçerim. Ama ispat edemezse o görevde kalıp kalmayacağını merak ediyorum. Bu kadar kolay değil. Burada üç yıldır devam eden bir süreç var. Isparta İdare Mahkemesi’nin verdiği kararı Konya İdare Mahkemesi’de onaylamış. Bu noktada bu alan plansız kalmış. Yasal hak arayışı Danıştay’ta devam ederken, bu alanın sahibi Ali Say’ın da bir yurttaş olarak gayet haklı olarak plan değişikliği talebi meclise getirilmiştir. Burada bir ranttan söz edilecek olursa, mevkidaşı il başkanımızın sorduğu soruya, sayın Ak Parti İl Başkanının cevap vermesini istiyoruz öncelikle. Rantın kelime karşılığı haksız kazanç elde etmektir. İl başkanımızın bu konuyla ilgili sorduğu soruya henüz cevap alamadık. Bu soruyada cevap bekliyoruz.” değerlendirmesi yaptı.

Meclisin 5. gündem maddesi’nde yer alan konunun, meclis komisyonuna havalesi oy çokluğuyla kabul edildi. 

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet

31 Mart yerel seçimlerinin üzerinden 155, Burdur Gölü için sözler verilmesinin üzerindense 190 gün geçti. Bu süre içinde Burdur Gölü biraz daha küçüldü; âmâ acısı çok daha büyüdü. Yaz aylarında kamuoyunun dikkatlerinin Salda Gölü’nün etrafına çekilmesiyle verilen sözlerin unutulduğunu sanan yetkililer, bize göre çok yanılıyorlar. Çünkü bizler ortak noktamız olan Burdur Gölü’nü hiç unutmuyoruz! 

Çünkü; Burdur Gölü’nde ilerleyen kuruma çizgisi artık Devlet Hastanesi’ne paralel bir seviyeye kadar ulaştı!

Kuruyan göl yatağından rüzgarla kalkan toz bulutları, karşıda Senir Beldesi, Kılıç, İlyas, Karakent köylerini, bu yakada Çerçin, Askeriye köylerini ve tüm şehri, özelliklede Atatürk ve Feyzi Çakmak Mahalleleri’ni ‘Kanser’le tehdit ediyor. 

Isparta Organize sanayi ve diğer sanayi atıkları ile yıllarca kanserojen kimyasallar ve kanalizasyon atıkları, gölün kuruması ile birlikte, rüzgarla tarım alanlarına ve yerleşim yerleri üzerine taşınmakta. Unutulmasın ki; kuruyan, kurutulan Aral Gölü’nün rüzgarla taşınan kanserojen, kimyasal atıkları, yüzbinlerce insanın  solunum yolu hastalıkları ve kanser hastalıklarına yakalanmalarına ve ölümlere yol açtı! 

 Geriye dönüp baktığımızda; önce ilimiz milletvekili Sayın Bayram Özçelik verdi müjdeyi; “Eldere kaynağından Burdur Gölü’ne su taşınacak” diyerek. Memnuniyet verici olan bu gelişme tüm kamuoyunu heyecanlandırdı. Ardından bu sözün teyidi ülkemizin Cumhurbaşkanından hem de Burdur Cumhuriyet Meydanı’nda geldi,” Eldere kaynağının fazla suyu Burdur Gölü’ne aktarılacak” diyerek. Bugün ki siyasi konjonktürde, bu sözün hem verilmesi hem de Cumhurbaşkanının ağzından verilmesi büyük bir umuttu Burdur Gölü için. Ne yazık ki umut 190 günde yitip gitti. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanının verdiği sözün bile yerine getirilememesini görmek, Burdur Gölü’nün her gün, gözümüzün önünde erimesini görmekle eşdeğer değil de nedir? 

Siyasilerin ve kamu kurumları yöneticilerinin bu sözün yerine getirilemediğini, en başta Burdurlulara ve sonra da Sayın Cumhurbaşkanı’na nasıl açıklayacaklarını gerçekten merakla bekliyor ve izliyoruz.

Bu bildiri ile Sayın Cumhurbaşkanı’mıza Burdur’dan sesleniyoruz. Sayın eşiniz hanımefendi’nin Salda Gölü’ne ziyaretleriyle anlaşıldı ki; çevre politikalarına Erdoğan ailesi olarak özel bir ihtimam göstermektesiniz. Sizden; verdiğiniz sözün yerine getirilmesini sağlayarak, aynı ihtimamı Burdur Gölü için de göstermenizi bekliyoruz. Verilen sözleri unutmadık! Takipçisiyiz...

Yayınlandığı Kategori Manşet

Necip Fazıl Kısakürek Toplantı Salonu’nda düzenlenen 2019-2020 Eğitim öğretim yılında alınacak olan tedbirlere ilişkin toplantıda, Burdur bir eğitim şehri olduğuna, eğitim basamağının ülke genelinde hep üst sıralarında yer aldığına dikkat çekerek;  “Ancak son dönemlerde de bir düşüş yaşanıyor söylemi hepimizin kulaklarını tırmalayan hiçte hoşumuza gitmeyen ama artık yüzleşmemiz gereken bir gerçek olarak karşımızda duruyor.” uyarısı yaptı.

Toplantıda, okul güvenliğine ilişkin alınması gereken tedbirlerin, yapılması gereken çalışmaların planlanması ve ilgili paydaşların katılımıya karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Okul güvenliği konusunda İçişleri Bakanlığı’nın Milli Eğitim Bakanlığı’yla yapmış olduğu protokol çerçevesinde birkaç yıldır uygulanan okul güvenlik görevlileri, irtibat görevlileri ve koordinasyon görevlileri uygulaması şeklinde sürdürülen uygulama bu yılda devam edecek. Fiilen polis memuru bulundurulmayan okullarda ise koordinasyon görevlileri vasıtasıyla okul idareleri emniyetle ve kırsal bölgede jandarma ile irtibat halinde olacak. Okullar, güvenlik yönüyle çok sıkı takip altında tutulacak. 

Yeni eğitim öğretim döneminde uygulanacak olan tedbirlerle ilgili hazırlanan sunumlarla devem eden toplantı, ilgili kurumlar arası koordinasyonu gerektiren konuların görüşülerek değerlendirilmesi ve müşterek yürütülecek hususlarda karşılıklı görüş alışverişinde bulunulmasının ardından sona erdi. Yapılan toplantıyla eğitim ve öğretim döneminde yapılan hazırlıklar mercek altına alınarak, gözden geçirildi. 

Vali Hasan Şıldak 2019-2020 eğitim öğretim yılında alınacak olan tedbirlere ilişkin toplantıda yaptığı açıklamada;

“9 Eylül 2019’da okullarımızı açıyoruz. Bugünkü toplantımız İçişleri Bakanlığı’mızın talimatı üzerine 2-6 Eylül tarihleri arasında ülkemiz genelinde bütün il merkezleri ve ilçelerimizde yapılması talimatı verilen okul güvenliğine ilişkin alınması gereken tedbirlerin, yapılması gereken çalışmaların planlaması ve ilgili paydaşların katılımıyla karşılıklı görüş alışverişinde bulunmak ve yıl içinde yapacağımız çalışmaları ön görmek adına planlandı. Burada bulunan okul yöneticilerimiz, okul aile birliklerimiz, okul idarelerimizin iki en önemli paydaş tarafını oluşturuyor. Okul Aile Birlikleri velilerimizi temsil ediyor. Mahalle ve köy muhtarlarımız ise yerleşim yerlerimizdeki bizlerin temsilcileri olarak ve seçilmişler olarak yine okullarımızın en büyük destekçileri olmaları hasebiyle burada bulunuyorlar. İl Emniyet Müdürümüz, İl Jandarma komutanımız, İl Göç İdaresi Müdürümüz, İl Milli Eğitim Müdürümüz ve diğer kurum temsilcileri aramızda bulunuyor. Vali yardımcımızla birlikte bu toplantının bir ön çalışmasını gerçekleştirdik. 

Güvenlik koordinasyonunu sıkı takipteyiz

Önümüzdeki günlerde okul müdürleri ve okullardaki güvenlik görevlileri de çalışmaya başladığında ay sonuna doğru okullarımızda görevlendirilmiş olan emniyet ve jandarma görevlileri ve okul aile birliği başkanlarımızın katılımyla 4’lü bir toplantıda gerçekleştirmek suretiyle okullardaki güvenlik koordinasyonunu bire bir sıkı bir takip altına almak mümkün olacak. Okulların çevresinde giriş-çıkış saatlerinde bundan önceki yıllarda olduğu gibi etkili şekilde tarfik tedbiri almaya ve gerek servislerin gerekse velilerin okullara rahat ulaşımını trafiği aksatmayan yapmalarını, güvenli bir şekilde sağlamaları gerçekleştirilecek.

Kontrol denetimlerimiz devam edecek

Okul servislerinin en sağlıkıl ve olmas gereken kurallara uygun şekilde servis hizmetlerini yerine getirebilmeleri adına tedbirlerimizi planladık. Bu konuda sıkı denetim ve şartların uygunluğu konusunda da kontrollerimiz devam edecek. Uyuşturucu konusunda ilimizde bazı önemli çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmaların bu yıl bu eğitim öğretim döneminde özellikle orta dereceli okullarımızda, lise düzeyindeki okullarımızda da daha yakından daha ciddi bir şekilde takibini gerçekleştireceğiz. Bu hoktad da bilhassa okul idarelerimizle ve rehberlik servislerinden beklentimiz çok yüksek. 

Bağımlılık olarak gördüğümüz ve çocukların en çok etkilendiği diğer bağımlılık maddelerine bir geçiş aşaması oluşturan sigara kullanımı konusunda da yine bu yıl çok ciddi tedbirler almayı planlıyoruz.”bilgisi verdi.

Burdur’da hep bir eskiye özlem var

İlimizde eğitimde bir düşüş yaşandığını belirten Vali Şıldak, bu konu hususunda bu yıl daha sıkı takip yapılacağını vurgulayarak;

“Burdur bir eğitim şehridir. Burdur eğitim basamağının ülke genelinde hep üst sıralarında yer almıştır. Ancak son dönemlerde de bir düşüş yaşanıyor söylemi hepimizin kulaklarını tırmalayan hiçte hoşumuza gitmeyen ama artık yüzleşmemiz gereken bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Bu tespitten yola çıkarak bu yıl il milli eğitim müdürlüğü tarafından şu anda çalışmaları sürdürülen bu çalışmanın Burdur için yeni bir başlanğıç yeni bir ivme aracı yeni bir enerji kazanma ve motivasyon unsuru olacağını ben şimdiden umutla söyleyebiliyorum. Burada temel hedefimiz hem hükümetimizn hem bakanlığımızın 2023 eğitim vizyonuna hem de somut olarak bire bir okul başarı, akademik başarı unsuruna vurgu yapan iki ayaklı bir projeden söz ediyoruz. Hala üniversiteye, liseye yerleştirme sınavları devam ediyor ve biz başarıdan sadece bunu anlamıyoruz belki ama başarının somut göstergesi olarakta karşımızda bu sınavlar duruyor. Demek ki Burdur eğitim dünyası olarak bu gerçeği asla unutmadan bu alana yönelik çabamızı şu ana kadar yaptıklarımız bir masaya yatırmak suretiyle ne yaptık, daha iyiye nasıl ulaşabiliriz sorusunu sorma ihtiyacı duyduk ve bu yıl ki çabalarımızı sistematik otomotize edilmiş ve bir ölçme değerlendirme sistemi içerisinde asıl hedefi motivasyon olan hem öğrenciyi hem okul idarecilerimiz hem öğretmenlerimizi hem de velilerimizi heyecanlandıracak bir anlaşıyla kamuoyuyla paylaşacağız ve hepinizin bilgisine sunacağız.”değerlendirmesi yaptı.

Hatice Dursun 

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

Eğitim-İş Burdur Şubesi Başkanı Erkan Putgül  Eğitim - Öğretim yılının başlamasıyla yaptığı basın açıklamasında;

“Eğitim sisteminde yıllardır yaşanan sorunların aşılmasının, çocukların nitelikli bir eğitime ulaşabilmesini sağlamak için bugüne kadar izlenen bilimsel olmayan eğitim politikalarını tamamen değiştirmekten geçmektedir. Yaşanan karanlık tablodan çıkışın tek yolu ise eğitimin eşit, parasız, bilimsel, laik ve kamusal niteliğinin arttırılmasıdır.” Dedi

2019-2020 eğitim-öğretim yılı, 9 Eylül 2018 tarihinde başlayacaktır. 18 milyon öğrenci ve 1 milyon eğitim emekçisi bu eğitim öğretim yılına da birikmiş ve çözüm bekleyen sorunlarla, müfredat ve sınav sistemi değişikliği, karma eğitimin kaldırılması girişimleri gibi tamamen ideolojik bakış açısıyla gerçekleştirilen değişikliklerin gölgesinde girecektir.

Dernek ve vakıflarla imzalanan protokoller, derslik açıkları, kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, ikili eğitim öğretim, taşımalı eğitim, uluslararası sınavlardaki başarısızlıklar, öğrencilerin tarikat ve cemaatlerin yurtlarına mahkum edilmesi, çocukların örgün eğitim dışına itilmesi, öğretmenlerin özlük sorunları, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik, öğretmenlerin aile birliğinin sağlanamaması, kadrolaşma, liyakatsizliğin ve yandaşlığın hakim olması gibi sorunlar maalesef bu öğretim yılına da taşınmıştır. Bütün bu sorunların üstüne bir de ekonomik krizin yarattığı etki yüklenmiştir.

SINAV SİSTEMİ DEĞİŞİKLİKLERİ ÖĞRENCİLERİ MAĞDUR ETTİ

LGS birçok öğrenciyi istemedikleri okullara gitmeye mecbur bırakmaktadır. Sınavla öğrenci alan akademik liselerin kontenjanlarının sınırlı tutulması, sınavsız öğrenci alan Anadolu Liseleri’nin kontenjanlarının dolduğu birçok ilde öğrenciler seçeneksiz kalmıştır. 

Bu sistemle öğrencilerin istemedikleri okullara yerleştirileceği, birçok ailenin çocuklarını istemedikleri halde meslek, imam hatip lisesi ya da özel okullara göndermek zorunda kalacağı yönündeki kaygılarımız ne yazık ki haklı çıkmıştır. Bu değişikliğin uzun vadede eğitim sistemimizi tümden özelleştirme ve imam hatipleştirme projesinin bir adımı olduğu ortadır.

YKS sonuçları ise ortaöğretimdeki çöküşün aynası olmuştur. 2019 YKS’ye giren 2,5 milyon adayın bir gün içinde sabah ve öğleden sonra yapılan oturumlarda başarı göstermesi beklenmiş ancak sorulara verilen doğru yanıtların ortalaması çok düşük kalmıştır. Birçok öğrenci açıkta kalmamak için istemediği bölümleri tercih etmiştir. 

Bugün, eğitimdeki başarısızlığın çözümü için tüm paydaşların görüşü alınarak hazırlanacak, bilimsel düşünmeye ve üretmeye dayalı bir eğitim sisteminin gerekliliği kaçınılmaz hale gelmiştir. Kamusal, parasız, bilimsel, laik ve karma eğitim hakkından tüm yurttaşlarımızın yararlanabilmesi mutlaka sağlanmalıdır.

Bu yeni eğitim döneminde de birçok eğitimci yine mesleğine kavuşamayacaktır. Kangrene dönen ataması yapılmayan öğretmenler sorunu giderek büyümüş, mesleğine kavuşturulmayan öğretmen sayısı  700 bine dayanmıştır. Sayıştay’ın denetim raporunda bile yüz binlerce öğretmene ihtiyaç duyulduğu tespitine rağmen, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, bu konuda da bir irade göstermemiştir.

Bir eğitim sisteminin dinamosu, öğretmendir. Öğretmenlerimizin kadrolu çalışma haklarını ellerinden alıp, iş güvencelerini yok eden, eşit işe eşit ücret alma haklarını gasp eden AKP iktidarına karşı, Bakan Selçuk da kendisinden önceki milli eğitim bakanları gibi sessiz kalmıştır. Yani yeni eğitim-öğretim dönemi, sadece veliler ve öğrenciler için değil, biz eğitimciler için de bolca kara haber barındırmaktadır.

EĞİTİMDE ÖZELLEŞTİRME DEVAM EDİYOR

AKP iktidarı döneminde, eğitimde piyasa merkezli işletmeci anlayışı yerleştirilmeye çalışılmış, özel okullara yönelik doğrudan teşvik uygulamalarında ciddi adımlar atılarak kamusal eğitim alanı daraltılmıştır. Kamusal kaynaklar, eğitimin ticarileştirilmesi için özel sermayeye aktarılırken kamusal eğitimin niteliği düşürülmüştür.

MEB verilerine göre, 2018-2019 eğitim öğretim yılı itibarıyla Türkiye’de 54 bin 732 resmi, 13 bin 679 özel okul bulunmaktadır. 2003’te özel okulların resmi okullara oranı yüzde 2 iken, 2019’a gelindiğinde bu oran yüzde 25’e yükselmiştir. 2002-2003 eğitim ve öğretim yılında tüm özel okullarda kayıtlı öğrencilerin toplam öğrenci sayısına oranı yüzde 1 iken, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında 8 kat artarak yüzde 8,2’e çıkmıştır. 

TAŞIMALI EĞİTİM DEVAM EDECEK, ÇOCUKLARIMIZ TARİKAT VE CEMAATLERİN YURTLARINA MAHKUM EDİLECEK

4+4+4 düzenlemesi ile birlikte 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren çok sayıda köy okulu kapatılmış ve taşımalı eğitim uygulamaları yaygınlaşmıştır.

2013-2014 eğitim öğretim yılında taşınan ilkokul ve ortaokul öğrenci sayısı 825 bin 90 iken, 2018-2019 eğitim öğretim yılında taşınan öğrenci sayısı 1 milyon 324 bin 960’a çıkmıştır. 

Eğitimlerine devam etmek için yerleşim yerlerine en yakın ilçelere giden öğrenciler Aladağ’da olduğu gibi devlete ait yurt olmadığı için yine cemaat ve tarikatların yurtlarına yönlendirilecektir. Taşımalı eğitim sisteminde özellikle kız çocukları mağduriyet yaşamakta ve eğitimden kopmaktadırlar. 

Özellikle ilköğretim ve lise çağındaki çocuklarımız devletin bizzat hizmet verdiği yurtlarda barınma ihtiyacını karşılamalı, hiçbir suretle özel teşebbüs, dernek, vakfın faaliyetine izin verilmemelidir.

OKULLAŞMA ORANI HALA DÜŞÜKTÜR

21.yüzyılın Türkiye’sindeki okullaşma oranları da içler acısıdır. Önümüzdeki dönem içinde de çözülmeyeceği belli olan okullaşma oranı, bugün bizzat Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından itiraf edilmiştir.  Bakan Selçuk, ilkokullarda okullaşma oranını yüzde 91,5,  ortaokullarda ise yüzde 94,47 olarak açıklamış ve bunu iyi bir tablo gibi sunmuştur. Ancak bu rakamların gerisinde yatan gerçek, 17 yıldır iktidarda olan AKP’nin, ilkokul çağındaki çocukların yaklaşık yüzde 10’unu, ortaokul çağındaki çocukların yaklaşık yüzde 6’sını okula gönderemediğidir. Bu “kayıp” çocuklar düzeni de elbette ki iktidarın, çocukları yine dolaylı olarak tarikatlara yönlendirme taktiği olarak devam edecektir. 

KRİZ BAHANESİYLE MEB BÜTÇESİNDEN YAPILAN KESİNTİ YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILINI OLUMSUZ ETKİLEYECEK

Yaşanan ekonomik krizi bahane eden AKP iktidarının, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin 2 milyar TL’sini kesmesi yeni eğitim öğretim yılını olumsuz etkileyecektir. 

En fazla kesintinin okul onarımları ve öğrenciler için verilen yardımlardan yapılması, siyasi iktidarın eğitime verdiği önemin göstergesi olmuştur!

Öğrenci sayısının artmasıyla birlikte okul, derslik ve öğretmen açığı hızla büyümektedir. Bugün Türkiye’de halen öğretmeni olmayan okullar bulunmaktadır. Türkiye’deki okulların yarısından fazlasında ikili eğitim yapılmakta, birleştirilmiş sınıflarda eğitim ve taşımalı eğitim uygulamasına devam edilmektedir. Okullardaki altyapı ve donanım eksiklikleri, nitelikli bir eğitim politikasının yürütülmesinin önünde büyük bir engeldir. Okul yetersizliği ve derslik açığının yanında, acil çözüm bekleyen en önemli sorun, öğretmen açıklarıdır.

Ancak siyasi iktidar, MEB bütçesinde kesintiye giderek, kalıcı çözümlerin uzağında kalmakta, dahası eğitimi özelleştirme, eğitimin yükünü yoksul halkın sırtına yükleme anlayışında ısrar etmektedir. Bu anlayışla parasız, nitelikli ve herkese eşit eğitim anlayışının yaşama geçirilmesi mümkün değildir.

İKİLİ EĞİTİM SORUNU DEVAM EDİYOR

2023 Eğitim Vizyonu’nda, “... ikili eğitime son verme hedefi” diğer programlarda olduğu gibi tekrar edilmiştir. Ancak bilindiği gibi AKP iktidarında tekli eğitim yapan okullar bile ikili eğitime geçmiş; okul binaları hem içeriden tuğlalarla bölünmüş ve hem de okul bahçeleri küçültülmüş, eğitim sistemi işlevsiz hale getirilmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre ilköğretim kurumlarının yüzde 14.4; ortaöğretim okullarının ise yüzde 6.4’ünde ikili eğitim yapılıyor. Yine MEB’in verilerine göre 2019 sonuna kadar ikili öğretimin kaldırılması için Türkiye genelinde 57 bin 132’si temel eğitimde, 1.630’u ise ortaöğretimde olmak üzere toplam 58 bin 762 derslik yapılması gerekiyor. Ancak MEB bütçesinden yatırımlara ayrılan pay ile hele ki ekonomik kriz nedeniyle yapılan kesintiden sonra bunu gerçekleştirmek mümkün görünmemektedir.

YENİ ÇALIŞMA TAKVİMİ ÖĞRENCİLERİ DENEY TAHTASI HALİNE GETİRECEK 

Eğitimin yığılmış sorunları çözüm üretilmeksizin ortada dururken, daha fazla ara tatil içeren yeni çalışma takvimi açıklanmıştır. 

Bu takvimin bizim sistemimize uygun olup olmadığı büyük bir soru işareti olarak ortada durmaktadır. Her tatil öncesi rehavetin hakim olduğu, okullarda ders işlenmediği, birçok öğrencinin rapor alarak tatilini uzatıp seyahate çıktığı gibi unsurlar da hesaba katılmadan açıklanan yeni takvim, bir kuşağı daha deney tahtası haline getirecektir.

 SONUÇ:

Eğitim sisteminde yıllardır yaşanan sorunların, bakan değişikliğine, büyük reformlar gerçekleştirileceği vaadiyle açıklanan vizyon belgelerine rağmen, 2019-2020 eğitim öğretim yılında da artarak devam edeceği görülmektedir. Eğitimde yaşanan yapısal sorunlar karşısında MEB’in somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir amacının olmadığı, eğitimde yaşanan ticarileşme, özelleştirme ve dinselleştirme uygulamalarının hız kesmeden devam edeceği görülmüştür.

Daha önce defalarca söylediğimiz gibi eğitim sisteminde yıllardır yaşanan sorunların aşılmasının, çocukların nitelikli bir eğitime ulaşabilmesini sağlamak için bugüne kadar izlenen bilimsel olmayan eğitim politikalarını tamamen değiştirmekten geçmektedir. Yaşanan karanlık tablodan çıkışın tek yolu ise eğitimin eşit, parasız, bilimsel, laik ve kamusal niteliğinin arttırılmasıdır.

Eğitim-İş olarak, parasız, bilimsel, demokratik, laik, ulusal ve karma eğitim mücadelemize, Atatürk’ü ve devrimlerini anlatmaya, haksızlığa, hukuksuzluğa maruz kalmış tüm eğitim emekçilerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Yolumuz çağdaş uygarlık yoludur, yolumuz Cumhuriyet yoludur ve bu yoldan asla dönmeyiz.dedi. 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Cumartesi, 07 Eylül 2019 14:43

07 Eylül 2019 - Cumartesi - Burdur Gazetesi

07 Eylül 2019 - Cumartesi - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv
No Internet Connection