Güllüce - 1.0 out of 5 based on 1 vote

Güllüce

Bazı olaylar vardır yıllarca unutulmaz, nesillere miras kalır. Bazı kişiler vardır, bunların karakter yapıları, örnek olarak nesillere aktarılır. 

Güllüce, beli küçük, ince, zayıf, küçük boyludur. Yaşam boyu çektiği çileler yüzündeki kıvrımlardan bellidir. Alın çizgileri paralel, burun altındaki dudak çizgileri dile, yanaktakiler ise karışıktır. Her çizgi bir sıkıntıyı gösterir. Mücadele gücüyle ayaktadır. Zekidir, cesurdur.

Tık tık duyulan bastonun sesi, yavaş küçük adımlar, onu birilerinin derdine ortak veya sevincini paylaşmak için gittiği bilinir.

Genç yaşta kocası ölmüştür. Ölüm sonrası evin yükümlülüğü üzerindedir. İki oğlu, üç kızı vardır. Kocasının ölümünden sonra bunların iki tanesini evlendirmiştir. Yoklukla boğuşarak başkalarına muhtaç olmamak için sıkıntılara girerek yaşamayı hedef seçmiştir. 

Güllüce der ki “ Korkuyu insan kendi yaratır. Dik durmayı bilen kişi kimseden çekinmez. Sevilmek ve saygılı olmak istiyorsan, hareketlerini ve konuşmalarını iyi ayarlamalısın. Kimseyi küçük görmeden tüm yakınlarını ve komşularını sevmelisin.Benim Güllüce olmam bu özelliklerdendir.”

Doğumlarda, dünürlüklerde, hastaların yanında, asker uğurlamalarında hep Güllüce vardır. Hatta köy toplantılarında en ön sırada o oturur.Köyün akıldanesidir. Ona köylüler”Tam Osmanlı Kadını” derler. 

Güllüce yaşlanmıştır. Diriliği gün geçtikçe kaybolmuştur. Yinede elinde bastonuyla sabah evden çıkar. Tık tık bastonun sesi ona yoldaştır. 

Toprak damlı bir evi vardır. Kapısının kilidi yoktur. Küçük pencereli odası karanlıktır. Evinin köşesinde çaputtan bir döşek, iki ince yorgan dürülü vaziyette durur. Komşular onu yalnız bırakmaz. Genelde birilerinin evinde akşamlar.

Sevenleri çoktur. Ev çıkışı “Güllü nine nereye?” soranın yanına yaklaşarak; “Fatmaların çocuğu olmuş hayırlı ömürlü olsuna” veya “Falancalar kavga etmişler nedenini anlamaya gidiyorum.” Der. Herkesin derdini ve sevincini palaşmak onun görevidir. Öyle mutlu olur Güllüce.

Güllüce’yi en çok çocuklar sever. Belindeki solgun kuşağın içine buruşuk elini sokar. Oradan iğde, üzüm, mısır gibi kendisine verilenleri saklamıştır. Onları çocuklara verir. Bazen kapısının önünde Güllüce’yi beklerler. Ninenin patlamış mısırlarını almaktır amaçları.

Güllüce üç gündür gözükmez. Yaşlı arkadaşları ve komşuları merak ederler. Nedenini öğrenmek için arkadaşları kapısını çalarlar. Kirli, solgun kapı açılmaz. Zorlasalarda açılmaz. Sokaktan geçenleri çağırırlar. Merak büyümüştür. Kapı açılır. Oturduğu evde yatak hiç bozulmamıştır. Bitişikte erzak koyduğu bir oda vardır. Oranın kapısını açınca Güllüce’yi  kıvrılmış bir vaziyette katılaşmış vücudunu bulurlar.

Muhtar gelir. Kadın erkek Güllüce’nin evinin önündedir. O yıllarda hastane ve doktor yoktur. Cenaze için hazırlıklar başlar. 

Güllüce’nin olduğu yerde göze çarpan bir şey vardır. Sini üzerinde üç tane ayrı ayrı kuruşlardan paralar vardır. Her grup 10 kuruştur. Bu paralar köyden askere gidecek üç kişi için ayrıldığını düşünürler.

Köy üzüntü içindedir. Sevginin böylesi görülmemiştir. Kadınların kardeşi, çocukların ninesi, köyün akıldanesi olan Güllüce’yi kaybetmenin acısını yaşamaktadırlar. Tabutu sırtlarda mezarlığa taşınmıştır. Üç yığın halindeki onar kuruşlar askere gidecek çocuklara verilmiştir. 

Güllüce’nin yokluğu yıllarca konuşulur. Yeri dolmamıştır. Köylü onun mezarını mermerden yapmıştır. Mezar taşında “Sen gittin bizim düzen bozuldu. Ruhun şadolsun” yazılıdır. 

Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Yorum yapın

No Internet Connection