Maskaralık yapan gazeteci mi bakan mı?

Fox TV muhabiri; kameralar önünde, Tarım ve Orman Bakanı Ekrem Pakdemirli’ye;  “Et Balık Kurumu’nun Ocak ayı başından beri ihalesiz et ithalatı yaptığı yönündeki iddialara ilişkin” soru soruyor. 

Bakan Pakdemirli’nin soruyu cevaplaması esnasında, bakan danışmanı, bakanın sözünü kesip, gazeteci ile bakan arasına giriyor ve kabaca, bakanı susturup, uzaklaştırıyor.

Aradan  geçen 9 günden sonra, Fox TV muhabiri aynı gazeteci, yine kameralar önünde, Bakan Pakdemirli’ye aynı soruyu tekrar soruyor. 

Bakalım bu kez Bakan Pakdemirli’nin cevabı ne olmuş;

“Ya 100 bin liralık ihale. Devlette milyarlarca dolar… Gelip korsan yayın yapıyorsunuz ve size akreditasyon uygulayacağım. Devlette 100 milyarlarca dolarlık alım yapılır. Ve yaptığınız ıvır zıvır şeylerle devletin saygınlığını yitirmeye çalışıyorsunuz. Bunu hiç doğru bulmuyorum. Bu sizin yaptığınız gazetecilik değil maskaralıktır. “

Evet ortada bir maskaralık var ama, maskaralık yapan gazeteci değil!

Nasıl bu hale geldik? Bakan danışmanı, bakanı susturma, gazeteciyi uzaklaştırma  terbiyesizliğine nasıl cesaret edebiliyor?

Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanı; sırf soru sordu diye, gazeteciye nasıl, “sizin yaptığınız gazetecilik değil maskaralıktır” diyerek, kendini maskara edebiliyor?

Bu hallere nasıl mı geldik? Nasıl mı bu hallere düştük?

Şehirlerdeki, kasabalardaki evlerin önlerindeki, bahçeler gibidir kültür, sanat, edebiyat.

Şiir, roman, hikaye, karikatür de, o evlerin bahçelerindeki ağaçlar, çiçekler gibidir.

Peki evlerin önlerindeki o bahçeler olmazlarsa, olmaz mı, olmazlarsa ne olur?

Bahçeli her biri el emeğinin sanat eseri evleri yıkıp, yerlerine yeşilden ağaçtan yoksun beton yığınlarını dikersiniz! Hiç birşey olmaz görünür. O beton yığınlarında da yaşanır.

Bahçesiz, ağaçsız, çiçeksiz evlerde nasıl yaşanıyorsa, kültürden, sanattan, edebiyattan yoksunda yaşanır!

Yaşanır yaşanmasına da bakın nasıl;

Yürüyerek eve giderken, mahalle arasında, önümde bisiklet süren 5-6 yaşlarındaki iki çocuktan birisi; kendi halinde uzanmış yatan siyah bir kedinin üzerine sürdü bisikletini!

Kedicik tekerin altında kalmaktan, son anda can havliyle kurtulup, miyavlayarak kaçtı.

Şaşırdım! Şaşkınlığımı atıp çocuğa seslendim;

-Yavrum yapma! Niye yapıyorsun?

Çocuk önce  bisikletin üzerinde, kafasını çevirip bana baktı. Bisikletini hızlandırıp, uzaklaştıktan sonra, tekrar kafasını çevirip bağırdı;

Sana ne lan!

Şaşkınlıktan dona kalmıştım ki;

İkinci bisikletli çocuk, uzaktan kafasını çevirip bana bakarak, ağza alınmayacak küfürler ederek uzaklaşıp gitti!

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın