Olaylar tam Aziz Nesinlik

Geçen Cumartesi mesai bitiminde evime giderken, Tabakhane Camisi önünde, yere oturmuş bir dilenci elini uzatıp yardım isteyince baktım ki;

Kucağında henüz daha birkaç günlük olduğu görülen bir bebek!

Üstü başı perişan, kadın muhtemel ki sığınmacı. Kucağındaki bebek de eski üskü kirli bezlere sarılmış!

Kadının yanından uzaklaşırken düşündüm; gelip geçenlerin yüreğini sızlatıp, para koparmak için teşhir edilen bu bebeğin, bu şartlarda yaşayabilmesi güç. Öyleyse devletin ilgili kurumlarını harekete geçirip, bu bebeği bulunduğu şartlardan kurtarmalı!

112’yi arayıp 155 Polis İmdat birimine ulaşarak, karşıma çıkan görevli polise durumu açıkca, ayrıntılarıyla anlatıp, birkaç günlük bebeğin çok kötü şartlarda olduğuna, yaşamını yitirebileceğine özellikle dikkat çektim. Görevli polis memuru konuyla ilgilendi, olay mahalline ekip göndereceğini söyledi.

İhbar sonucunda ne yapılacağını görmek için yakın bir yerde bekledim. Ekip geldi, iki polis kadına doğru yürürken, kadın kaçmaya yeltendi. Polisler durdurdular. Aralarında kısa bir konuşma geçti. Sonra polisler ekip aracına yöneldi, kadında kucağında çocukla yürüyüp gitti!

Polisler kimlik kontrolü yapmadılar. Kadının kucağındaki çocuğa eğilip bakmadılar! Muhtemelen kadına dilenmemesi uyarısında bulunup gönderdiler!

Niçin böyle yaptılar, ne yapmaları gerekirdi?

Yapmaları gereken; Aile ve Sosyal Politikal İl Müdürlüğü ile irtibat kurup, o kurumdan uzmanların olay mahalline gelmelerini sağlamaktı. Onlarla birlikte yaptıkları kimlik kontrolü, bebeğin o kadına ait olup olmadığının belirlenmesi çalışmalarından sonra, kadın ve çocuğu karakola götürmeliydiler. 

Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü görevlileri sosyal hizmet uzmanları ile birlikte, kadının ifadesini almaları gerekirdi! Kadına ait olduğu tesbit edilirse, çocuğu annesiyle birlikte, hastaneye sağlık kontrolüne  götürmeliydiler!

Şayet; çocuğun kadına ait olmadığı tesbit edilirse, çocuk kadından alınıp, önce sağlık konrotolü için hastaneye götürülüp, gerekirse tedavi edildikten sonra, koruma altına alınmalıydı!

Evet bilindiği gibi, polislerin normal şartlarda yapmaları gerekenler bunlardı!

Ama yapmadılar, zaten yapamazlardı!

Neden?

Çünkü günlerden Cumartesi’ydi ve

Cumartesi günleri Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tatildeydi,  kapalıydı da ondan!

174  nolu Alo Gıda hattı; adı üstünde; gıdalarla ilgili bir sorun yaşandığında, ihbarda bulunulması, Gıda Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğü görevlilerinin bu ihbarla  harekete geçip, bozuk gıda ihbarında bulunulan işletmeleri denetlemeleri, bozuk olduğu ihbar edilen gıda numunelerini alarak işlem yapmaları için vardır!

Gelin şimdi bir senaryo üzerinden, canlandırma yaparak, hafta sonu Cumartesi yada Pazar günü 174 Alo Gıda’yı arayalım;

174 Alo Gıda’mı?

Evet.

Ben falan ildeki, filan adresteki şu isimdeki işletmeden aldığım gıdanın bozuk olduğunu gördüm. Bu işletmede bozuk gıdalar hala satılmaya devam ediyor. Bu işletmedeki gıdaların ilgililerce denetlenmesi ve işletmeye gereken işlemin yapılmasını istiyorum.

Tamam ben not aldım, görevliler pazartesi günü o işletmede gerekli denetimi ve işlemi yaparlar.

İyi de bu durumda pazartesiye kadar o işletmedeki bozuk gıdalar satılmaya devam edilecek!  Pazartesiye kadar o bozuk gıdalar belkide satılıp tüketilecek! İlgililer niye bugün denetim ve işlem yapmıyorlar?

Beyefendi Gıda Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğü çalışanları devlet memuru! Siz bilmiyormusunuz? Devlet memurları Cumartesi Pazar çalışmazlar ki!

Keşke sağ olsaydı! Bu olaylar tam Aziz Nesin”lik…

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın

No Internet Connection