Asgari ücretliler meclise ne zaman girer?

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, her yıl 10. 000 öğrencinin Avrupa’ya gönderilip orada okutulacağını söylüyor!

Kanlı acılı büyük Ekim Devrimi’nin ardından, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde önce halkın yiyecek, içecek, giyim ve yakacak ihtiyacını karşılama yoluna gidildi. Daha sonra yapılan ilk işlerden birisi, iç savaşın ortada bıraktığı sahipsiz kalan çocukların bakımı, korunması, eğitimi  çalışmasıydı.

Devrimin hemen ardından başarı ile gerçekleştirilen bir başka çalışma da, dünyanın her yerinden Komünistler’inde gelerek, eğitim alabildiği İşçi Üniversiteleri idi. 

Kurtuluş Savaşı öncesinden başlayarak Nazım Hikmet,  Şevket Süreyya, Hasan İzzettin Dinamo gibi pek çok Komünist, kaçak yollarla Sovyetlere gidip, İşçi Üniversiteleri’nde eğitim aldı.  

Ortadoğu, Afrika hatta dünyanın her yerinden başka milletlere ilham kaynağı olan Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, ülkenin en büyük sorunu, açlık, bulaşıcı hastalıklar, köyleri kasabaları  yağmalayan kır eşkiyalığı ve karaborsa ile halkı inim inim inleten şehir zorbalığıydı.

Mustafa Kemal; Harf Devrimi’yle Latin Alfabesine geçilmesinin hemen ardından, okuma yazma oranının kadınlarda %2 erkeklerde %5 olduğu tesbitiyle, okuma yazma seferberliği başlattı. Bu seferberlik, kız çocuklarının 12-13 yaşında evlendirildiği şartlarda başlatıldı. Öğretmenler bu seferberlikte, ev ev dolaşarak, okula gönderilmemek için, ahıra, samanlığa saklanan  çocukları bularak okullara kaydettiler.

Sovyet Sosyalist Ekim Devrimi’nden sonra, Sovyetler’de yaşananlarla, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Türkiye’de yaşananlar arasında benzerlikler var.

Özellikle; Makarenko’nun önderliğinde Sovyetlerde gerçekleştirilen “Sahipsiz çocukların eğitimi modeli”  ile ülkemizde köylerden toplanan çocuklarla, gerçekleştirilen “Köy Enstitü’leri modeli” arasında   büyük benzerlikler ve ortak yanlar var. Halbu ki; “Köy Enstitü’leri modeli” Sovyetler’den değil,  Batı ülkelerinden, özellikle İskandinav ülkeleri eğitim modellerinden ilham alınarak gerçekleştirildi. Başta İsmail Hakkı Tonguç olmak üzere, devlet tarafından Avrupa’da okutulan eğitimciler, Türkiye’ye döndükten sonra bu kez, eğitim alanında araştırma yapıp, yeni eğitim modeli oluşturmak üzere Avrupa’ya gönderildiler.

Eğitimde durumumuz ortada! Muharrem İnce’nin vadettiği;  “Doğru ,adil seçimlerle, doğru organizasyonlarla başarılı öğrencilerin gelişmiş ülkelerde okutulması.  Daha sonra onların ülkeye dönüp,  bilgi birikimlerini ülkemizde değerlendirmeleri” doğru ve önemli bir projedir.

Günümüzde yaşadığımız nasıl bir demokrasi ise; nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan,  asgari ücretliler, açlık, yoksulluk sınırı altında yaşam mücadelesi verenler asla meclise giremezler!

Neden;

Çünkü onlara;  yaşam mücadelesi verirken eğitim görme, eğitim alma, siyasal, sosyal alanda kendilerini yetiştirme fırsatı verilmedi.

Ülkemizde; İsviçre’de olduğu gibi tarım üniversiteleri, bir zamanlar  Sovyetlerde olduğu gibi, işçi üniversiteleri kurulmalı! 

Kurulmalı ki;

Üretici köylüler, işçiler, özellikle asgari ücretliler, buralarda aldıkları eğitimle kendilerini yetiştirip, sendikal, siyasal örgütlenmelere gidebilsinler! Meclise girip, kendi mücadelelerini kendileri versinler! Versinler ki; göstermelik demokrasiden gerçek demokrasiye geçebilelim.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın

No Internet Connection