Erdoğan Kapitalizm”in iç çelişkisi

Dünyadaki pek çok ülke gibi, bizim ülkemizde emperyalizme bağımlı kapitalist sistemin hakim olduğu bir ülke.

Ülkemizde faaliyet göstererek iktidara gelen ya da iktidar alternatifi olmaya çalışan partiler kapitalist sistemin parçası.

Kapitalizm; üretim araçlarını ellerinde bulunduranların, çalıştırdıkları insanlara, ürettikleri değerin bir kısmını ücret olarak ödeyip, kalan kısmına el koydukları sömürü sistemidir. 

Ancak, kapitalist sistemin işleyişi, bu tanımdaki kadar açık, anlaşılır değildir. Kendi içinde pek çok çelişkiler, karmaşık ilişkiler oluşturur.

AKP, ülkedeki üretimin kaymağını yiyen emperyalizmin yerli ortağı büyük sermaye ye karşı, paylaşım mücadelesi veren, daha alt sermaye gruplarının kontrolündeki partidir.

Ülkemizdeki büyük sermaye grupları, çok partili sisteme geçilmesinden itibaren, Demokrat Parti’ye, onun devamı olduğunu söyleyen Adalet Partisi’ne ve Anavatan Partisi’ne destek verdiler. Sistem içi parti olmasına rağmen, antiemperyalist söylemlerle iktidara gelen CHP’nin, iktidardan düşürülmesi için devreye girdiler. Hatta, gazetelere verdikleri tam sayfalık duyurularla CHP’yi yıpratma yoluna gittiler.

Seçimlere katılıp iktidara talip olan partilerin hepsi, kapitalist sisteme alternatif başka bir sistem önermemekle birlikte, sistemin işleyişine dair  halka farklı önermelerde bulunabilirler.

Desteklediği partilerin iktidara gelmesini sağlayarak, perde arkasından ülkeyi yöneten ve giderek sermayesini ve ekonomik alandaki hakimiyetini genişleten büyük sermaye;

Bir taraftanda, sistemin sürekliliğini sağlamak için, toplumsal patlamaları, başkaldırıyı önlemek adına, üzerini  boyayıp makyajlayarak, Kapitalizm’i  üzeri tatlandırıcı ile kaplanmış acı ilaçlar gibi halka yutturur.

16 yıllık AKP iktidarında deniz bitti, tekne karaya oturmak üzere. Büyük sermaye grupları, AKP’nin uyguladığı vahşi kapitalizm modeline; OHAL’e, ekonomiye yapılan müdahelelere, işte busebeple, yani geminin karaya oturtulması tehlikesi nedeniyle karşıydı.

Neden?

Çünkü; büyük sermaye, kapitalizmin acı haplarının halka doğrudan yutturulmasının, giderek bir başkaldırıya yol açabileceğini bilir. Sistemde var olan çelişkilerin keskinleşmesini, bu keskinleşme ile kapitalist sisteme alternatif başka sistemlerin gündeme getirilmesini istemez.

Erdoğan 16 yıl boyunca, ülkeyi baskı ve kontrol mekanizmasıyla yönetmeyi başardı! Ama  bu uygulama;  halkın sistemi sorgulamasına, kendi halinde uyuyan kesimlerin uyanmasına yol açtı.

Kapitalist sistemin beyni, büyük sermaye,  genellikle, göstermelik demokrasi modelini tercih eder. Bu modelle,  toplumda oluşan rahatsızlıkların, tepkilerin sistem içi tercih  ve müdahalelerle giderilmesinden yanadır. Oysa AKP, kendi seçmen kitlesi dışındaki kesimlerin yaşam alanlarını öylesine daralttı ki; Erdoğan gak dediğinde,  Yıldırım guk dediğinde, ülkedeki televizyon kanallarının tamamı, canlı yayınlarını bile kesip onların konuşmalarını yayınlamakta.

Ordu, emniyet, MİT, yargı, basın, medya, parlamento, sendikalar, odalar, meslek birlikleri, her şey ama her şey Erdoğan’ın kontrolünde! Ama bütün bunlara rağmen, önümüzdeki seçimleri kaybetme olasılığı çok yüksek!

Kaybetmese de, yani seçimleri kazansa da bu bir pirüs zaferi olacak! Çünkü! savurganlıklar, yolsuzluklar, plansız, programsız, ülkenin geleceğine ipotek koyan güya yatırımlar,  ülkeyi de, denizi de   bitirdi. Tekne kanaya vuruyor! Ülke hızla, kapitalist sistemin gerçek yüzünün açığa çıkmasına, sömürülenlerin sistemi sorgulamasına neden olabilecek, ağır ekonomik ve sosyal krizlere doğru yol almakta.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın

No Internet Connection