Son dönemde yapılan anketler, 16 yıldan bu yana ilk kez, AKP’nin seçimleri  kaybetme olasılığını açıkca ortaya koyuyor. Yine anketler, ilk kez bu seçimler öncesi, AKP’ye oy vermekten vazgeçen, ama anketlerde bu tavrını açıkca ortaya koymaktan korkup kaçınan kararsız seçmenlerin, ne kadar büyük oranda olduğunu da ortaya koyuyor. İşte Erdoğan’ı düşündüren, seçimler öncesi ortaya çıkan bu kararsızlar oranının yüksekliğidir. 

Öyle anlaşılıyor ki; özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turunda belirleyici olacak olan, bu kararsız seçmen kitlesinin yönelimidir.

Erdoğan ve akıl hocalarının, “Türkiye’ye has model” diye yutturmaya kalktıkları, Cumhurbaşkanlığı başkanlık sistemi adını koydukları “tek adam” sistemi” ayaklarına dolanıyor!

Çantada keklik gördükleri %51 oy oranı ile başkanlığı kazanma hesapları suya düştü. Parlamento seçiminde ortaya attıkları ittifak formülü ile yanlarına ancak içi boşalmış MHP’yi alabilirken, karşılarında CHP-İyi Parti-Saadet ve Demokrat Partiden oluşan güçlü bir blok buldular.

24 Haziran seçimlerinde, %51’i yakalayamayacağını, artık herkesten önce Erdoğan  biliyor. Ayrıca, CHP-İyi Parti, Saadet-Demokrat Parti ve HDP’’nin oy toplamının, Erdoğan’ın alacağı oylardan yüksek olma olasılığıda çok yüksek.

Parlamento seçimine gelince;

Erdoğan’ın MHP ile birlikte, parlamentoda çoğunluğu kazanma hayaliyle yarattığı ittifak modeli de, AKP aleyhine işleyecek gibi görünüyor. Eğer CHP-İyi Parti-Saadet ve Demokrat Parti, oy pusulasında ortak bir bölümde yer alırsa, bu seçmene güven verecek bir ortam sağlayacak. HDP’nin ayrı gireceği seçimde, muhalefet ittifakının alacağı milletvekili sayısının, HDP’nin kazanacağı milletvekili sayısı ile birlikte salt çoğunluk olan 301’i yakalama olasılığı da yüksek görünüyor.

Erdoğan daha şimdiden, başkanlığı kazansa bile parlamentoda çoğunluğu Muhalefete kaptırma telaşına düştü.

Bu telaşlada, el altından yazdırdığı yazılarla, seçimde, AKP’nin azınlığa düştüğü bir tablonun ortaya çıkması halınde, Türkiyeyi tekrar seçime götürme tehdidi ve kozunu ortaya atıyor!

Erdoğan’ın seçimleri kaybetme telaşının göstergesidir, emekliye biner liralık bayram ikramiyesi, vergi, öğrenci affı ve diğerleri. 

Ekonominin dibe vurduğu bu dönemde, Erdoğan, seçimleri garantiye almış olsa, CHP’nin vaatlerine sarılıp, seçim rüşveti dağıtmaya soyunur muydu?

Yöremizde; “İnsanın kendine ettiğini köylü birleşse edemez” sözü var. Erdoğan, başkanlık sistemiyle “tek adam”lığını perçinlemek için türlü oyunlarla, , erken seçime giderek, kendi sonunu yaklaştırmış oldu. Yine kendi oyunları ile açık düşüp, karşısında, CHP-İyi Parti-Saadet-Demokrat Parti ittifakını yarattı.

Aylardır sessiz sedasız yürütülen muhalefet ittifakı çalışmalarında, Kılıçdaroğlu-Karamollaoğlu ikilisinin payı büyük. 

Kılıçdaroğlu, partisini bu seçime sabırla ve gizlilik içinde yürüttüğü çalışmalarla hazırladı. Bugün açıklayacağı Cumhurbaşkanı adayı, hem CHP’lilerin hemde CHP dışındaki muhalif kesimin oyların alabilecek bir isim olursa, bu isim çok büyük olasılıkla, ikinci turda  tüm muhaliflerin oyu ile Cumhurbaşkanı olabilecek isimdir.

Saadet Lideri Temel Karamollaoğlu, son yıllarda ülke siyasetinde gördüğümüz en etkili, en güven verici, en fazla ilgi toplayan siyasetci olmayı başardı. Zannediyorum bu ilgi ve başarı ile Saadet’in AKP’ye giden oylarının önemli bölümünü, 24 Haziran seçimlerinde, geriye alarak partisini atağa kaldırabilir.

Yazımızı, Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlunun, dün sabah Fox TV’nin Çalar Saat programında, İsmail Küçükkaya’ya yaptığı açıklamada söylediği  sözle tamamlayalım; “Korkuyorlar!”

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın

No Internet Connection