Çobandan bakana hayvancılık dersleri!

1960’lı yıllar Türkiye’de köylünün uyandırılma-uyanma yıllarıdır. Bu uyanmada; Türkiye İşçi Partisi’nin ve diğer sol siyasi örgütlenmelerin, üniversite gençliğinin payı büyüktür. O Yıllarda Tıp Doğu-Güneydoğu’daki köylere kadar uzanıp, okuma odaları, kitaplıklar kurdu. 1960’lı yıllardaki uyanış, 1970’li yıllarda köylüyü örgütlenmeye, kooperatifleşmeye götürdü. 

Kooperatifleşme  bilinçli tarım, hayvancılıkla üretim artışı sağladı.  Köy Koop kurulmasıyla, tüm Türkiye’de kooperatifler bir çatı altında toplandı. 

1970’li yıllardaki üretim artışında, Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri’nin sahada yaptıkları suni tohumlama, aşı, hayvan hastalıklarının önlenmesi çalışmalarının, tohum, fidan, damızlık hayvan sağlanmasının, tarım ve hayvancılık eğitimleri verilmesinin, başta Ceylanpınar olmak üzere, devlet üretme çiftliklerinde yapılan başarılı çalışmaların, AKP döneminde kapatılan,Eskişehir Pancar Tohumu Yetiştirme Enstitüsü’nün, payı büyüktür. O yıllarda, Toprak Mahsülleri Ofisi’de   hububat, bakliyat destek alımları ile köylünün ürününü geçer fiyattan alarak, köylüyü tüccara, tefeciye mahkum olmaktan kurtarıyordu. 

Bugün; tarım ve hayvancılıkta hububatı, bakliyatı,samanı, eti, canlı hayvanı ithal eder duruma düşmemize neden olan politikaların uygulanmaya başlanması, 12 Eylül Faşizmi’ne kadar uzanır. Emek, emekçi düşmanı 12 Eylül darbecilerinin ilk işlerinden birisi, Köy Koop’u kapatıp mal varlığına el koyarak, yöneticilerini işkenceden geçirip, zindanlara atmak oldu. 

12 Eylül’le başlayan, köylü örgütlenmesini geriletip yozlaştırma, baskı altına alma, tarım ve hayvancılığı acımasız serbest piyasanın insafına  terketme politikaları, 16 yıllık AKP iktidarında da sürdürüldü.

Büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiricileri, pahalı yem, pahalı özel veterinerlik hizmetleri ve hayvan ilaçları düşük alım fiyatları nedeniyle  mağdur oldular. 

Et Balık Kurumları’nın, yem fabrikalarının, özelleştirme yolu ile satılmasıyla birlikte, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlükleri, suni tohumlama, aşı, hayvan hastalıklarının önlenmesi, tohum, fidan, damızlık hayvan sağlanması,tarım ve hayvancılık eğitimleri ve diğer hizmetlerden büyük ölçüde çekildi. Hayvan yetiştiricileri, serbest veteriner hekimlerin, hayvan ilaçları firmalarının insafına terkedildi. 

Bu yanlış ya da kasıtlı politikalarla, giderek büyüyen et sıkıntısı ithalatla giderilmeye çalışılıyor. Bu uygulama hayvan yetiştiricilerinin aleyhine işliyor. Hayvan sayısının giderek daha da azalmasına yol açıyor.

Ülkemiz ve ilimiz, özellikle küçükbaş hayvan yetiştirmeye et ithal ettiğimiz, Rusya ve diğer ülkelerden çok daha iyi iklim koşullarına sahip. Hayvancılığımızın geliştirilmesi için neler yapılması gerektiğini, hayvan yetiştiricileri, Veteriner Hekimler Odaları, çobanlar da biliyor, söylüyor.  Bilmeyen, bilmiyor görünen ise, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı ve onun mensubu olduğu hükümet.

Ne diyordu televizyonlardan  seslenerek hepimizi düşündüren çoban;

Arpa 1200 lira, vadeli alırsan 1500 lira.

Benden koyunu 800 liraya aracı alıyor. Üstüne 400 lira koyup 1200 liraya satıyor, et böyle pahalı olmaz mı?

Sen et ucuzlasın, hayvan sayısı artsın istiyorsan, dişi kuzu başına yetiştiriciye 100 lira ver. 81 ilde et kombinaları kur. 

Sonbaharda bana faizsiz arpa, yem ver. Bende hayvanımı 6. - 7. ayda getirip kombinalarda kestireyim. Et Balık Kurumları haftada 4 gün kesim yapsın. Üç günde sucuk, sosis, salam ve diğer  et mamullerini üretsin.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)
Bu kategorideki diğerleri: « Kavga Teneke Kebabı »

Yorum yapın

No Internet Connection