Mevtayı nasıl bilirdiniz?

Mevtayı nasıl bilirdiniz?

İyi bilirdik!

Haklarınızı helal ediyor musunuz?

Ediyoruz!

İşte bütün mesele bu!

Afrin’de can veren askerler, giderek artan kadına şiddet, tecavüz, çocuk tecavüzleri, artan yoksulluk ve yoksulluğun getirdiği cinnet, cinayet, boşanmalar, ortada kalıp hayatı kararan çocuklar! 

Mevtayı nasıl bilirdiniz?

İyi bilirdik!

İyiden iyiye açmaza girmeye başlayan ekonomi, artan dış borç, Burdur’la birlikte, 14 şeker fabrikasının satılmasıyla, GDO’lu, kanser yapan, Nişasta Bazlı Amerikan tatlandırıcılarına Pazar açılmak istenmesi, köprüleri, tünelleri yapanlara taahüt edilen ödemelerin, vatandaşın cebinden çıkıyor olması, ücretlinin, hele hele asgari ücretlinin, açlık sınırının altına değil, en dibine doğru yuvarlanışı, yıl boyu emekle üretilen  ve üreticinin elinden ucuza kapatılan meyvenin, sebzenin pazarlarda, marketlerde ateş pahasına satılması! 

Mevtayı nasıl bilirdiniz?

İyi bilirdik!

Günü birlik değişen politika ve söylemlerle, dünyada yalnız bırakılmışlık, girdiğimiz Suriye’den, ne zaman nasıl çıkarız sorularının verilemeyen cevapları, İlahiyatcı Nurettin Yıldız’ın “6 yaşındaki kız çocuğu ile evlenilebilinir, kadınların, “Allah’ın erkeklere dövün rahatlayın” diye müsade etmesinden dolayı, sabaha kadar şükretmesi gerekiyor. Asansör halvet ortamı oluşturur.” Fetvaları! Giyime kuşama, yemeye içmeye, sosyal yaşama dair bilime aykırı, insan haklarına ters, daha pek çok ipe sapa gelmez gerici yobaz saldırı!

Mevtayı nasıl bilirdiniz?

İyi bilirdik!

Hali vakti yerindeyse, ya da azda olsa bir geliri, akşam oldu mu başını sokabileceği bir dam altı varsa, karnını doyurabiliyorsa, geliri yok, ama yeşil kartlı ise, kömürü, erzakı ayağına geliyor, hastaneye gidip tedavi olabiliyor, ulaşım araçlarına binip yolculuk edebiliyor, hele bir de akşam yemeğinden sonra, televizyonda memleket meselelerinden uzak, vur patlasın çal oynasın programlarını, dizileri seyredebiliyorsa, başka şeyler onu ne ilgilendirir ki;

Kitap yok, dergi ne gezer, okumaz, yazmaz, ama iyi kötü cep telefonu varsa elinden düşmez, yanan, yıkılana dönüp bakmaz. Hükümet varya başta, muhalefete ne gerek, seçimden seçime sandığa gider ama Kafa yormaya ne hacet, kim kazanacaksa oyunu ona verir! Mazlumu umursamaz güçlünün yanındadır her daim!

Ülkede dünyaya böyle bakan, böyle  düşünüp böyle yaşayan vatandaşlarımız var? Hem de azımsanmayacak kadar!

Öldükten sonra mı?

O kolay;

Mevtayı nasıl bilirdiniz?

İyi bilirdik!

Haklarınızı helal ediyor musunuz?

Ediyoruz!

İşte hepsi bu kadar!

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın

No Internet Connection