17/25 Aralık öncesi ve sonrası - 4.3 out of 5 based on 4 votes

Cumhuriyet ilke ve yasaları bırakılıp, Türkiye Cumhuriyeti'nde; cemaatler, tahrikatlar her geçen gün cazip hale gelmişti.
Fettullahçı Cemaatin gelişip büyümesinde en büyük etken; işe alımlar, en iyi yerlere tayin, çok para kazandırma gibi cazip ve çekici olmasıydı. Ve bu caziplik, bu cemaatin (FETÖ'nün) Türkiye'de en sözü geçen cemaat haline getirmişti. En önemlisi; TSK'da, Parlementoda, Bakanlıklarda, Adalet Kurumlarında, Emniyette, Millieğitimde, ve her yerde çok güçlü bir ÇETE konumuna gelmesiydi. İşe giriş, tayin ve atamalar, sınavlardaki yolsuzluklar, her gruptan insan ile HİMMET PARASI için kahvaltı ve yemek buluşmalarında bir araya gelmeler, gazeteler, televizyonlar, bankalarıyla insanların güç özenimini artırmak ve her geçen gün giderek güçlenen, evlenmemiş bekar bayan ve erkeklere eş bulmaya kadar uzanan çöpçatanlık organizasyonlarıyla büyüp gelişen, insanlara attıkları iftiralarla mahkümiyet verdiren, aileleri parçalayan, kendi yolsuzluklarını ört bas eden, bir sistem kuruyorlar adınıda FETÖ diyorlardı.

Gözü dönmüş FETÖCÜLER, kendi insanını esir almak, Cumhuriyeti yıkmak, Demokrasiyi yok etmek için 15 Temmuz akşamı korkunç yüzlerini, Türk halkına gösterdiler. Askerin içinde örgütlenmiş FETÖCÜLER, en büyük rütbelisinden, en küçük rütbelisine kadar hepsi (sinsice saklananlar hariç) darbeye kalkışmasını; rejimi yıkmak, hakimiyetlerini kurmak için halkın üzerine nasıl kurşun yağdırdıklarını hep birlikte şahit olduk. O korkunç geceyi hep beraber yaşadık.
Televizyonların büyük bir bölümü alakasız yayın yaparken, FETÖ karşıtları başlatılan darbeyi yetkililere ve halka duyurmaya çalıştılar. Çoğu vatandaş evlerine sinmiş, askerin ne yapmak istediğini anlamak istiyor, TV haberlerine kilitleniyordu. Asker içindeki FETÖCÜLERİN ayaklanması, halkın moralini sıfırladığı saatler içinde; Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN'ın TV'de halka ilk seslenişiyle birlikte, yüreklere su serpmiş, darbeci vatan hainlerine karşı halkı direnişe, sokağa davet etmesi, darbenin bastırılmasında etkin rol oynamıştı. Aynrı zamanda; tümen, tugay, alay, garnizon, birlik içinde darbeye muhalif Atatürkçü subayların darbecilere karşı koyması; uçak, helikopter, tank, mühimmet, silah ve patlayıcı maddelerin içinde bulunduğu araçlar, bulundukları alanda arızalandırılmış, yiğit vatan evladı ÖMER HALİSDEMİR'in vatan haini Tuğgeneral Semih Terzi'yi alnından vurması bir çok olayında önüne geçmiştir.
Olayın sıcağı sıcağına aranan FETÖCÜLER bir bir ortadan kaybolurken, çoğu kişi FETÖ'ye katılımından binpışman olduğu içindir ki; gece düzenlenen DEMOKRASİ NÖBETLERİ'nde kendilerini göstermeye, FETÖCÜ değil imajı yaratma gayretindeydiler.
Nihayet 17/25 Aralık öncesi ve sonrası ile ilgili yapılan açıklama sonrası, çoğu FETÖCÜ, 17/25 Aralık sonrası FETÖ karşıtı oldular. Şimdilerde FETÖCÜLÜKTEN kurtulmanın yolu itiraf etmek. Yani, "BEN 17/25 ARALIK ÖNCESİ FETÖCÜYDÜM, O TARİHTEN SONRA DEĞİLİM" demek, kurtuluş bayrağını göklere dikmek gibi bir şey bunlar için... Her FETÖCÜNÜN itirafı şimdilerde bu yönde.... Ancak; parasal ilişkide olanlar, belirli bankalarda parası olan örgüt militanı hariç, zavallı vatandaş ayvayı yedi. Bunların FETÖCÜLÜKTEN kurtulmaları mümkün değil!... HİMMET parası verenler kurtuldu mu? Himmet parasının ne kaydı var ne de küreği.... Söylenene göre; elden nakit, makbuzsuz tahsilat yapılmış...
FETÖCÜLERİN büyük bir bölümü işlerin bu derece, silahlı eylemle ihtilal yapmaya uzanacağını tahmin bile edemez. Ne varki, imamların, sorumlu olan yetkili FETÖ üyelerinin bundan haberi var ki; mallarını, mülklerini satıp nakde çevirenler, devredenler, muazalı boşanmalarla eşlerinin üzerine mal devredenler, çoğunun yurt dışına çıkış yapması bu darbe girişiminden haberdar olduğunu gösteriyor.
Her şeyin bir bedeli olmalı....
FETÖCÜLERİN satışa çıkardığı malları uçuza kapatmanın sevincini yaşayanlarında bu kişilerle olan ilişkilerini bakmak gerekir. Kimler mal kaçırımında bilerek yada bilmeyerek yardımcı oldularsa tesbit edilip yargı önüne çıkarılmalı.
Burdur'da FETÖ yapılanmasında yemek düzenleyenler, yemeğe davet edenler, yemeğe katılanlar.... Her perşembe kahvaltıları ile 30-40 grub kendi içinde, nerelerde toplandığı, bu toplantıya kimlerin katıldığı, toplantıya kimlerin liderlik ettiği yapılacak soruşturma ile ortaya konulmalıdır. Gerçi 17/25 Aralık sonrası hükümet, yatıp uyumamış. Bu toplantılara kimlerin katılmaya devam ettiğini tesbit etmiştir. Bu yakalamalar, gözaltılar, bir anda oluşan isimler değil, istihbaratı yapılmış, belinlenen isimlerdir.
Onca dış ve iç düşmanımız varken, ülke abluka içihdeyken, FETÖ hainleri yayınladıkları darbe bildirisinde Atatürk'ten, laiklikten, cumhuriyetten bahsederek, Atatürkçü-leri yanlarına almayı, ülkeyi bir iç savaşın içine sokmayı hedeflemesi, planlarının bir parçasıymış.
Ülkemizi Allah Korudu....
Türk halkının bir iç savaşa girmesini Atalarımızın Ruhları Korudu...
Her ne vesile olduysa, oldu ama bizi Tanrı Korudu.....
Bizi bölmeye, iç savaşa girmemizi planlayan bu vatan hainlerinden ülkeyi temizlemek, bunları inlerinden çıkartıp yargı önüne çıkarmak, Türk Halkının da görevidir. Bizi acımadan çarmıha germek isteyenleri, yetkililere teslim etmek bir vatandaşlık, bir vatanseverlik görevidir.

Ögeyi Oylayın
(4 oy)

Yorum yapın

No Internet Connection