Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Burdur Gazetesi

Burdur Gazetesi

Web sitesi adresi: http://www.burdurgazetesi.com

23 Temmuz 2019 - Salı - Burdur Gazetesi

Kuruyup küçüldükçe, Burdur Gölü’nde kirlilik oranı hızla artıyor.  Halk Plajı’nda  göl kıyısına inenleri kirli çamurumsu bir görüntü, kötü bir koku karşılıyor.

 

Kuruyan göl alanlarındaki zehirli, kansorejen tozlar rüzgarla savrulup yerleşim yerlerine taşınıyor.  Plaj Evleri olarak bilinen yerleşim yeri ve etrafındaki diğer sitelerde ikamet edenler, kuruyan göl yatağından kalkan tozların, her geçen gün daha çok evlerine ulaştığını, rüzgarla taşınan tozlar nedeniyle, balkonlarına çıkamaz hale geldiklerini belirterek; 

Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere pek çok siyasinin ve yöneticinin, seçim öncesi Burdur Gölü’ne su sağlama sözü verdiklerini hatırlatıp, “verilen sözler tutulsun, Burdur Gölü’ne Eldere’den bir an önce su sağlansın. Yoksa Burdur Gölü kurudukça, kuruyan göl yatağından şehre taşınan tozlar  Burdur’u cehenneme döndürecek” demekteler.

Öte yandan Senir, Kılıç, Kışla, Çerçin ve Askeriye’de yaşayanlar, Kuruyan göl yatagından yükselip rüzgarla taşınan toz bulutlarının,  tarlalardaki bahçelerdeki bitkilere ağaçlara zarar verdiğini, köyleri toza boğduğunu ifade ederek, bir an önce Burdur Gölü’nün kurtarılması çalışmalarına başlanıp, göle daha önce söz verildiği Eldere’den su getirilmesini istiyorlar.

Burdur Gölü hızla kuruyor. Bunun en büyük göstergesi birkaç yıl önce Burdur Belediyesi tarafından yapılıp, teknelerin yanaşarak yolcu indirip bindirdiği iskele, şimdi karada kalmış vaziyette duruyor. Tekneler artık bu iskeleye yanaşamıyorlar.

Diğer yandan kılıç Köyü ve Senir Kasabası önlerinden başlayan kuruma, çoktan İlyas Köyü sınırlarına ulaşmış durumda, üstelik suyun kuruma çizgisi etrefında suyun derinliği, yarım metreyi bulmuyor. Buda, bu alanda kurumanın hızla ilerleyerek yakın zamanda Karakent sınırlarına ulaşabileceğinin göstergesi. Burdur Gölü hızla kururken, kuruyan göl yatagındaki zehirli kanserojen atıklar toz bulutları halinde şehri tehdit etmeye başladı. Giderek büyüyen tehlikeye rağmen yetkililer ne yazık ki;

Hiçbir önlem almamaktalar. Burdur 

Gölü’nün halk sağlığı açısından tehlike olmaktan çıkarılması için, Burdur Gölü’ne acilen su sağlanması gerekiyor. Aksi taktirde kurumuş göl yatağından taşınan zehirli kanserojen maddelerin yol açacağı zararlar ve hastalıkların telafisi mümkün olmayacak.

24 Temmuz 2017 Tarihinde Milliyet Gazetesindede yer alan haberde Burdur Gölü tabanındaki tozun tehlikesine dikkat çekildi.

Burdur Gölü tabanındaki tozlar tehlikeli

Derinliği 60 metrenin altına düşen Burdur Gölü’nün kuruyan bölümlerindeki tozlar arsenik ve sülfür barındırıyor. Uzmanlar, toz fırtınalarıyla yayılan kumların çeşitli hastalıklara neden olacağı uyarısında bulunuyor.

Göller Bölgesi’nin en büyük gölleri arasında bulunan Burdur Gölü, kuşlar için önemli bir konaklama merkezi. Türkiye’nin 13 ramsar alanından biri olan Burdur Gölü, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası statüsüne de sahip. Nesli tehlike altındaki birçok endemik türe de ev sahipliği yapan göl, 1987’den itibaren sürekli su kaybetmeye başladı.

Günümüzde de devam eden su kaybı son bir senede 40 cm’yi buldu. Gölü besleyen su kaynaklarına yapılan barajlar yüzünden gittikçe küçülen göl, kapalı havza olması sebebiyle de çevredeki tüm atığı içinde barındırıyor. 60 metrenin altına düşen göl derinliği yüzünden açığa çıkan yüzeydeki tozlar, rüzgârların etkisiyle toz fırtınalarına dönüşüyor. Arsenik ve sülfür barındıran toz fırtınalarına dikkat çeken uzmanlar, ilerde akciğer hastalıklarının artacağını ifade ediyor.

‘Elde kalan arsenik’

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ise şunları söyledi: “Burdur Gölü 1970’li yılların başından itibaren hacminin yüzde 40’ını kaybetti. Göl tabanında bulunan arsenik ve kükürt maalesef göl çekildikçe kuruyan alan olarak elimizde kalıyor. Bu tozlaşma zaman zaman rüzgârın etkisiyle de savrulabiliyor. Asıl önemlisi göl kuruyup çekildikçe, civardaki birçok endemik türü kaybediyoruz. Gölün içerisindeki oksijen azalıyor, tuzluluk artıyor. Bu da gölde yaşayan canlıların yok olmasına neden oluyor. Göle giden tüm kaynaklar barajlarla kapatıldı. Gölü besleyebilecek hiçbir kaynak kalmadı. Bölgede ağaçlandırma çalışmaları yerine tabandan daha az su çeken bitkilerle çalışmalar yürütülmeli.”

Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen bir aylık eğitimi başarıyla tamamlayan 16 Yunus personeli göreve başladı. Yunuslar, 8 tim olarak; merkez, Bucak ve  Yeşilova’da görev yapacaklar.

 

İl Emniyet Müdürlüğü önünde dün yapılan programla, Yunus’lar aldıkları bir aylık sürüş eğitimlerinin ardından görevlerine başladılar. Düzenlenen törende; Yunus timleri, Vali Hasan Şıldak, Emniyet Müdürü Arif Çankal ve Jandarma Komutanı Orhan Kılınç ile bir araya geldiler. Sertifikalarını alan Yunus timleri,  kasklarını takarak şehir turu gerçekleştirdi. 

Motorlu Yunus Timleri’nin göreve başlamaları dolayısıyla düzenlenen programda Vali Hasan Şıldak; kask takmanın, Yunus timleri için olduğu kadar vatandaş için de önemli ve hayati olduğuna dikkat çekti. Vali Şıldak, koruyuculuğu yüksek olan kaskların tercih edilmesi ve muhakkak kask kullanılması gerektiğine vurgu yaptı.

Programda yaptığı konuşmada Vali Hasan Şıldak;

“İlimizde yunus timlerimizin hizmete girmesi dolayısıyla düzenlediğimiz bu küçük törende, duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Emniyet teşkilatımız, asayişin güvenliğin sağlanması konusunda, trafiğin düzenlenmesi ve akışının sağlanması konusunda çok önemli çalışmalar yapıyor ve teknik donanımla mobilitesini artırıyor. Yunus timleri de il ve ilçelerimizde, asayişin temini ve olayların önlenmesi bakımından en etkili kullandığımız unsurlardandır. 

Yunuslar çok önemli

Az sayıda motorumuz vardı ama bu gün Allah’a şükür 8 motorla il merkezimizde 4, Bucak ve Yeşilova’da 2’şer motorumuz 4’er personelimiz hizmete başlıyorlar. Tabi Bucak gelişmiş bir ilçemiz, ilçe merkezi yüksek nüfusa sahip. Yeşilova ilçemiz de Salda bölgemizde. Emniyetimizin sorumluluğunda olan Salda gölü çevresinde bilhassa trafiğin düzenlenmesi asayişin temini ve orada insanlarımızın daha huzurlu bir biçimde tatillerini geçirebilmeleri açısından arkadaşlarımızın hizmetlerini önemsiyoruz. Emniyetimize, ilimizdeki bütün vatandaşlarımıza bu hizmetin olumlu yansımaları olacaktır. Buradaki personelimizin; üst düzeyde -her zaman olduğu gibi- gayretle ve bilinçle aldıkları bir aylık sürüş eğitiminin de gereği olarak, en iyi şekilde bu görevlerini yerine getireceklerine eminiz. Ben onlara da bu görevlerinin hayırlı olmasını temenni ediyorum. Hep birlikte daha huzurlu, daha güvenli bir şehir ve ilçe oluşturmak için el birliği ile çalışacağız. Emniyet müdürümüzü de bu güzel çalışma için tebrik ediyorum.” Dedi.

Dosta güven, düşmana korku...

İçişleri Bakanlığı, Emniyet Müdülüğü ve Jandarma’nın, asayişe çok önem verdiğini de vurgulayan Vali Şıldak;

“Yunuslar çok önemli; olay olmadan önce önleyici, olay olduktan sonra da suçluların yakalanması, takibi konusunda. Yunusların hareket kabiliyeti, araçlara göre çok daha yüksek. Buna son dönemde göreve başlayan çarşı mahalle bekçilerimizi de eklediğimizde önleyicilik anlamında; asayiş olaylarının gerçekleşmesinin en baştan önlenmesi konusunda çok etkililer. Dosta güven düşmana da korku salma anlamında, yani psikolojik olarak da çok etkililer. İyi vatandaş her zaman bundan zaten gurur  duyacak, cesaret alacak, daha huzurlu bir ortamda yaşadığını farkına varacaktır. Tekrar hayırlı olsun.” Açıklaması yaptı.

Huzur ve güvenlik için...

Düzenlenen programda konuşma yapan İl Emniyet Müdürü Arif Çankal;

“Motorlu Yunus Timleri’nin ilimizde de aktif edilmesi için toplanmış bulunuyoruz. İlimizde 2005 yılında motorlu yunus timleri ilk defa kuruldu. Bir dönem aktif oldu fakat o dönemde temin edilen motorlar kullanılamaz tanımlandığından, uzunca bir süredir ilimizde yunus timlerimiz görev yapmıyordu. Halkımızın huzur ve güvenliği için, vatandaşla daha yakın irtibat kurabilmesi için, olaylara hızlı müdehale edebilmek için motorlu yunus timlerimizin ne kadar etken olduğu hepimizin malumu. Bu manada da, bir ay süreyle ilimizde eğitimlerini tamamlayan 16 personelimiz ve 8 motorumuz bu gün itibari ile görevlerine başlayacaklar. 2 motorumuz ve 4 personelimiz Bucak ilçemizde, 2 motorumuz da Yeşilova ilçemizde görev yapacaklar. Vatana, millete, Burdur’umuza, halkımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum.” Dedi.

Motosikletli Polis Timleri (Yunuslar) ilk olarak 1993 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş bir birimdir. O yıllarda polisin imajını düzeltmek ve aynı zamanda şehrin yoğun trafiğinde en hızlı şekilde olaylara yetişebilmek amacıyla kuruldu.

Yunuslar Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı olup ayasiş konularıyla ilgilenirler.

Böyle bir birim kurulacaktı ancak ne ad verilecekti bu konuda çeşitli fikirler ortaya atıldı ve en sonunda “Yunuslar” adında karar kılındı. Çünkü bu birimin felsefesine en uygun isim buydu. Yunuslar okyanusta köpekbalığına diş geçirebilen karşı koyabilen tek balıktır. Köpekbalığı sadece yunuslardan bu denli korkar. Öte yandan yunus balığının insanlara sempatik gelen yanı vardır, çoğu insan yunus balığına sempatiyle bakar, insanlara sıcak kanlıdır.

Yunuslar’ın felsefesi; suçlulara korku salan, kanunlara uyan vatansever insanlara ise sıcak, yakın davranarak sempatilerini kazanan bir yapı içindedir.

Yunus üniformasındaki kırmızı ve siyah renkler de bu felsefeye uygun olarak oluşturulmuş, üniformalardaki siyah renk devletin otoritesini, kırmızı renk ise cana yakınlığı ve hoşgörüyü simgelemektedir.

Yunuslar Motosiklete iki kişi binerler, motosikleti süren önde oturan kişiye öncü, arkada oturan ise artçı olarak adlandırılır.. En az 2 motosiklet olmak üzere toplu şekilde gezerler..

Mine Kaya

Yüzlerce yıl önce, Yeşiltepe’nin eteklerine kadar, getirilen sulama suyu ve içme suyu, buradan itibaren su terazileri vasıtasıyla, direkler üzerinde oluşturulan sac oluklarla şehre dağıtılmış.

 

Bu teraziden itibaren sular, oluklarla Karasenir Mahallesi’ne,  Mısırlılar Evi önündeki su terazisine ve Hatip Hoca Caddesi’nde, çay yakınında yer alan su terazisine ulaştırılmış.

Mısırlılar Evi önündeki teraziden itibaren, sulama suyu ve içme suyu iki ayrı hatla Ulucami önüne kadar  götürülmüş.

Sulama suyu sokakların ve evlerin altından kazılan  birbuçuk metre derinlikte, 1 metre eninde kanallarla, Yoğurçu Sokak üzerinden Ulucami önüne kadar ulaştırılmış. Sulama suyu, yer yer ana kanaldan uzatılan kanallarla evlere alınmış. 

içme suyuda, Mısırlılar Evi önündeki teraziden itibaren, yine Yoğurçu Sokak üzerinden ve bazı evlerin altından, şimdiki 100’lük plastik borulardan biraz daha kalın, yarım metre uzunluğundaki pişirilmiş toprak borularlardan oluşan ve yortu tabir edilen hatla, o zamanlar, Ulucami duvarında bulunan çeşmelere kadar götürülmüş. Bu su taşıma sistemi, günümüzdeki değerler ve ölçülerle de mühendislik harikasıdır.

Hatip Hoca Caddesi’ndeki su terazisine ulaştırılan su, çayın beri tarafı ve karşı tarafında kullanıma sunulmuştur.

Burdur’un çeşmeleri, su terazileri konusunda yapılan çalışmada;

Geçmiş dönemlerde şehirlerin su ihtiyacı, su kemerleri, su kanalları vb. yapılar ile uzak kaynaklardan getirilip, şehirlerin belli  noktalarından  dağıtımları  yapılarak karşılanırken;  günümüzde,  gelişen teknolojiyle birlikte şebeke su sistemleri kentlere adapte edilmiş, suyun belirli bir noktaya değil, her eve ulaştırılması sağ-lanmıştır. Gelişmelerin bir sonucu olarak, geçmiş dönemlerde inşa edilen mahalle, meydan ve duvar çeşme-

leri gibi insanların su ihtiyacını karşılayan küçük  ölçekli yapılar zamanla işlevlerini yitirmişlerdir. Büyüyen şehirlerin mahallelerinde sıkışıp kalan bu kültür mirası örnekleri Burdur şehir merkezinde de yer almaktadır. 

Bildirinin konusu, Burdur şehir merkezinde tespiti yapılan on üç adet depolu çeşmedir. Bu çeşmeler, plân tip-leri, malzeme ve süsleme açısından değerlendirilmiş, benzer örneklerle karşılaştırılmış ve Burdur çeşmelerinin karakteristik özellikleri vurgulanmaya çalışılmıştır. Doğal ve beşeri afetler karşısında ayakta kalarak günümüze gelebilen çeşmeler kimi zaman bulundukları yerden taşınmış, kimi zaman yapılan yanlış onarım veya restorasyonlar sonucunda özgünlüğünü kaybetmişlerdir. Zaman ilerledikçe yok olmaya daha da yaklaşan bu nadide eserleri tanıtmak ve gelecek nesillere aktarmak konuyu daha da önemli hale getirmektedir. Şehir  merkezindeki pınarların varlığından  söz edilmektedir. Bunlar; Hacı Hasan, Kaya Pınarı, Cünbüşlü ve Öküzbattı pınarlarıdır Bu pınarlardan çıkan suların 35 çeşmeye taksim edildiğinden bahsedilmiştir.7 Şehir merkezindeki kaynakların zaman içinde yetersiz kalması ve kuyu sularının sağlıksız olmasından dolayı uzak kaynaklardan da şehir merkezine su getirilmiştir. Burdur’un güneydoğusunda yer alan eski adı Mandırna yeni adı Çatağıl olan kaynaktan şehre su, kemerler vasıtası ile getirilmiştir Nitekim bir çalışmada bugünkü ismiyle Necatibey (Manastır) Divanbaba ve Tepe Mahallelerinde su kemerlerinden bahsedilmektedir.

Şehir merkeziyle, bahsedilen uzak kaynak arasındaki konum ve topografya göz önünde bulundurulduğunda, suyun ilk olarak Manastır Mahallesi’ndeki kemerle şehre ulaşması ve buradan şehrin farklı bölgelerine dağıtılmış olması gerekmektedir. Günümüzde büyük bir bölümü ortadan kalkan bu kemerlerden geriye sadece birkaç adet belli belirsiz kemer gözü kalmıştır 

Burdur şehir merkezindeki su dağıtım sitemi içinde yer alan bir başka unsur ise su terazileridir. Oluklaraltı, Nasip Hoca ve Cumhuriyet Caddesi üzerinde yer alan üç adet su terazisininkaynağını nereden / nasıl aldığı ve suyu nereye dağıttığı hakkında kesin bir yorum yapılamamaktadır. Ancak; Oluklaraltı Caddesinin 1942 yılına ait fotoğrafına bakılarak, caddeye ismini veren olukların burada teraziler arasında su taşıdığı düşünülmektedir. 

Burdur’un su kaynakları ile ilgili edinilen bilgiler ışığında, bazı çeşmelerin kaynakları bilinse de kentte bulunan diğer çeşmelere suların nereden ve nasıl geldiği, aralarında yer altı su sisteminin bulunup bulunmadığı hakkında yorumların yapılabilmesi için kazı çalışmaları ve arşiv araştırmaları yapılması gerekmektedir.” Denmekte.

 

Mahrukatçılar sitesinde inşaat malzemesi satışı yapan, şehrimizin sevilen iş adamlarından İbrahim Tekin (63) iş yerinde ölü bulundu. 

İş adamı İbrahim Tekin’i, sabah saatlerinde iş yerine gelen elemanlar yerde hareketsiz yatarken buldu.

İhbar üzerine, olay yerine kısa sürede sağlık ve Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri ulaştı.

Sağlık ekipleri, Tekin’in ölmüş olduğunu tespit etti. Yapılan inceleme ve işlemlerin ardından İbrahim Tekin’in cansız bedeni, otopsi yapılmak üzere Devlet Hastanesi morguna götürüldü. Tekin’in kesin ölüm nedeni yapılacak otopsi sonrasında kesinleşecek. 

Kalp rahatsızlığı olduğu öğrenilen Tekin’in 2 kez anjiyo olduğu bilgisi edinildi.

Merhuma allahtan rahmet yakınlarına ve dostlarına başsağlığı dileriz.

22 Temmuz 2019 - Pazartesi - Burdur Gazetesi

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) yönetim kurulu toplantısında, BAKA dönem Başkanı Isparta Valisi Ömer Seymenoğlu, Ankara’ya serzenişte bulundu.

 

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı yönetim kurulu toplantısı Salda’da yapıldı. Toplantıda 18 gündem maddesi görüşüldü. Gündemde; daha önceki toplantılarda alınan kararlar, desteklenen projelerin ne aşamada olduğu, bunların geri dönüşlerinin; Antalya, Isparta ve Burdur bölgeleri için olumlu olumsuz sonuçları, yeni projelere destek verilip verilmeyeceği, verilecekse ajans olarak ne kadar oranda katılım sağlanacağı konuları yer aldı.

Toplantı açılışında; ajansların, görev sorumluluk alanı içerisindeki önceliklere göre bazı projelere destek vermek maksadıyla oluşturulduğunu söyleyen Isparta Valisi Ömer Seymenoğlu; “Son yıllarda maalesef kalkınma ajansları, artık bakanlığın bir il müdürlüğü olma yolunda. Böyle bir serzenişte bulunalım.” Dedi.

Konuşmasında BAKA’nın çok da güçlü olamadığına vurgu yapan Vali Seymenoğlu;

“İl valisi olarak küçük de bir serzenişimiz var. Ajans diye oluşturulmuşuz fakat herşeyi yine Ankara’ya sormaya devam ediyoruz. Kimse zannetmesin ki bu ajansda yönetim kurulunda 3 tane vali var. 3 belediye başkanı var. 2 genel meclis üyesi, oda başkanları vs. çok güçlüymüş gibi de sakın ola kamuoyu bunu böyle bilmesin. Biz sadece şuanda verilmiş olan Ankara tarafından verilecek olan kararların altlığını yapmış oluyoruz. Ajans olarak en fazla 30 Bin TL’ye kadar serbestliğimiz var. Gerisi tamamen Ankara’daki işler. Bürokratların, üst düzeydeki yöneticilerin kararına bağlı olan şeyler. 

Söylediklerimiz herhalde Ankara’ya gider!

Bunu şunun için söylüyorum, göreve başlayalı ben Isparta ilinde 9. aydayım. Halen bir tek projeyi yapamadık burada. Prosedür uzun, meşakkatli bir yol, bunu vatandaştan dinlediğim için söylüyorum. Köy gezilerinde vatandaşa öneriyoruz; ‘kalkınma ajansı var! Proje yapın geçirelim.’ Vatandaş diyor ki; “bunu 5 ay önce de söylemiştin Sn. Valim. Bir proje vermiştik, halen sonucunu görmedik.” Diyor. Bu söylediklerimiz herhalde Ankara’ya kadar gider. Onun için gayet net bir şekilde de bunu söylüyorum. 

İnşallah alacağımız kararların, gecikmeli de olsa, topluma ekonomik yansımaları uzun bir süreç alıyor da olsa hayırlı olmasını diliyoruz. Bunun kararını vermek için uğraşıyoruz.” Dedi.

BAKA, Temmuz ayı yönetim kurulu toplantısına; dönem başkanı Isparta Valisi Ömer Seymenoğlu, Burdur Valisi Hasan Şıldak, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin, Burdur Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Keyik,Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Tutar, Burdur İl Genel Meclisi Başkanı Murat Akbıyık, ve BAKA Genel Sekreteri Abdullah Madenci katıldı.

Mine Kaya

Antalya, Isparta ve Burdur Valileri Salda Gölü Beyaz Adalar Plajında ve Salda Gölü çevresinde incelemelerde bulundu.

 

Salda Gölü kıyısındaki bir otelde düzenlenen Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA), Temmuz ayı olağan yönetim kurulu toplantısı sonrasında, Salda Gölü çevresinde incelemelerde bulunan BAKA yönetim kurulu üyeleri, vatandaşlarla biraraya geldi.

Saldaya daha fazla dikkat çekebilmek adına BAKA yönetim kurulu toplantısının özellikle Salda’da yapılmasını tercih ettiklerini belirten Vali Hasan Şıldak, Salda’nın bu yıl en parlak dönemini yaşadığını söyledi.

Salda Gölü kıyısındaki yaptığı incelemeler sırasında; yapılan ve yapılması planlanmakta olan projeler ile bölge turizmine ilişkin açıklamalar yapan Vali Hasan Şıldak;

“3 ilimizle ortak hareket ediyoruz. Özellikle turizmi geliştirme konusunda Antalya’nın yoğun tecrübelerinden ve birikimlerinden de istifade ederek birlikte hareket ediyoruz. Gerek valiliklerimiz, gerekse diğer kurum kuruluşlarımızla, BAKA çatısı altında bu birlikteliği sürdürüyoruz. 

Hedef 1 Milyon ziyaretçi

Bu sene Burdur sınırları içerisindeki turizm destinasyonları çok ziyaretçi alıyor. Sayılarda çok güzel gelişmeler var. Sagalasos geçtiğimiz yıl toplam 51 Bin ziyaretçi almış, bu yıl 15 Temmuz itibari ile 40 Bin’i geçtik. Müzemizde geçen yıl toplam ziyaretçi sayısı 21 Bin iken şuanda biz 17 Bini geçmiş durumdayız. İnsuyu Mağarası rekor kırıyor; geçen yıl toplamda 53 Bin ziyaretçiye ulaşıldı, bu yıl 15 Temmuz itibari ile 48 Bin’in üzerinde ziyaretçi aldık. Salda’da; otopark giriş sayılarına bakarak 1 buçuk ay içerisinde, 300 Bin’in üzerinde ziyaretçi Salda gölünü ziyaret etti. Bu rakama göre, bu yıl en az 1 Milyon ziyaretçinin Salda gölünü ziyaret edeceğini, il genelinde ise bu rakamın 1 buçuk Milyonu bulacağını çok rahat söyleyebiliriz.

Salda gölündeki gelişmelerde, bütün kurum ve kuruluşlarımızın katkıları var. Başta İl Özel İdaremiz, Salda’da çok ciddi bir tedbir aldı. Valiliğimiz ve kaymakamlığımızın burada aldığı tedbirlerle, sahile kadar olan araç girişleri önlendi. 

Yapılacak olan millet bahçelerinin ihalelerini TOKİ bu ayın sonunda gerçekleştiriyor. Bu hamlelerle birlikte Salda Gölü, özel koruma bölgesi ilan edildi. Bu zaten başlı başına gölün korunması ve temiz kalması için en garantili sistemi ifade ediyor. Bu sistem dahilinde, hem korunan ve temiz kalan hem de turizme hazırlanan bir Salda’yı, önümüzdeki yıldan itibaren çok daha iyi bir seviyede göreceğiz. Ama temel faktörler olarak bunu, bu yıl zaten sağladık. Kaymakamlığımız ankette yaptırıyor; burdan hiçbir olumsuz geri dönüş yok. 

Salda’ya yatırımlar sürüyor

Salda gölünün altındaki tepede de Orman Genel Müdürlüğü tarafından ve Orman Bölge Müdürlüğü tarafından takip edilen bir süreçle, günü birlik mesire alanı çok yakında ihaleye çıkacak. Bu kapsamda, buranın önemli bir hizmet noktası oluşturacağını düşünüyoruz. 

Gölümüzün karşı kıyısında bulunan eski bir metruk bina var. Bunu da özel idaremiz çerçevesinde ve kalkınma ajansının katkısıyla, şık bir restoranta, kır lokantasına dönüştüreceğiz. Ayrıca gölün başka bölgelerinde de mesire alanları, yürüme alanları şeklinde düzenlemeleri içeren düşüncelerimiz var. 

Millet bahçesi toplamda 150 dekarlık bir alanı kapsıyor. Alan tamamen koruma statüsüne uygun, ahşap imalatlarla çevreye saygılı, en küçük bir çevre kirliliğine yol açmayacak şekilde özenli bir mimari ve projelendirme ile burada hizmet verecek. Hiç bir sorun yaşamayacağız. Çevreye duyarlı insanlarımızın içi rahat olsun. Salda Gölü her zaman temiz kalacak. 

Isparta Kuyucak Köyü’nden Salda Gölü’ne kadar olan Akçaköy’den geçen güzergahı, lavanta yolu olarak tanımlanacak. Yol kenarında çok miktarda lavanta fidelerinin vatandaşa ücretsiz olarak temin edilmesiyle ve bunların, vatandaşın kendi arazisi olsun, hazine arazisi olsun dikiminin sağlanması ile lavanta bahçeleri oluşturmak istiyoruz. 100 dekarlık hazine arazimize son baharda lavanta dikimi yapılacak. İlk uygulamaları yapıyoruz. Devamı gelecek. Bu hat üzerinde çok güzel düşünceler var. Yaylabeli Köyü üzerinde Burdur Gölü’nü gören ve göle çok yakın bir noktada, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan tahsis edilen bir ödenekle lavanta tanıtım merkezi oluşturacağız. Bunun da çok yakında ihalesini gerçekleştireceğiz.” Açıklaması yaptı.

Bölgenin önü açık

Salda Gölü’ne 2 sene öncede geldiğini ve o zamanlar Salda çevresinin derbeder olduğunu ama şimdi büyük gelişmeler kat edilerek her şeyin yerli yerine oturtulduğunu belirten Antalya Valisi Münir Karaloğlu; 

“Salda gölümüz; sodalı suyu, beyaz kumu ile çok güzel, çok özel bir yer. Son dönemde valiliğimizin yapmış olduğu çalışmaları da gördük mutlu olduk. Gelen vatandaşın park yapacağı yer, duş alacağı yer belli. Kafeteryalar ve köy pazarı gayet güzel olmuş. Burası, Özel Çevre Koruma bölgesi oldu. Bundan sonra bölge halkının da buraya sahip çıkmasıyla turizmde önemli bir yeri olur Salda’nın. Artık Antalya’dan buraya tur taşımak gerekir. Bölgenin önü açık arkadaşlar. İnşallah batı akdeniz bölgesinde 3 ilin ortak projeleri ile hem turizmimizi hem ticaretimizi geliştirme şansımız var.” Dedi.

Tek sıkıntı, konaklamadaki yetersizlik

Isparta valisi Ömer Seymenoğlu, Salda Gölü’nde yaptığı incelemeler sırasında, göller ve güller  bölgesi olarak anılan bölgede son yıllarda lavanta ve güle artan rağbete ve bölgedeki turizmsel gelişmelere işaret eden Isparta Valisi Seymenoğlu, konaklama konusundaki yetersizliğe dikkat çekerek yerli yatırımcıya bu konudaki beklentilerini iletti;

“Salda gölü sadece ülkemizde değil uluslararası alanda da bilinen ve rağbet gören bir yer. Biz bunu tabi tek başına Salda Gölü olarak düşünmüyoruz. Biz Isparta ve Burdur’u bir düşünüyoruz. Isparta’yı Burdur’dan turizm anlamında kesinlikle ayırmıyoruz. Her iki ilimizde farklı destinasyonlar, farklı güzellikler sunuyor. Gelen misafirlerimiz; lavantaya gelince mutlaka Salda’yı da görmek istiyor. Göle gelince mutlaka Sagalasos’u da görmek istiyor. Biz bunu fırsata çevirmeye, kırsal turizme destek vermeye uğraşıyoruz. Gün geçtikçe de bölgemizin turizm alt yapısı güçleniyor. 

Tek sıkıntımız; konaklamada yeterli yatak sayısına sahip değiliz. Bunu Burdur’lu ve Isparta’lı yatırımcılardan, iş adamlarından bekliyoruz. Dışarıdan gelenlere de mutlaka kapımız açık ama burada yaşayan insanlarımızın bu konuyu önemseyip yatırımları yapmasını bekliyoruz. 

Bu güzellikleri yaşamaya insanlarımızı, gerek yerli gerek yabancı turistlerimizi; Burdur’a, Salda Gölü’ne, Sagalasos’a, lavanta bahçelerine, gül bahçelerine, Eğirdir Gölü’ne, Kızıldağ Milli Parkı’na davet ediyorum.” Değerlendirmesi yaptı.

Mine Kaya

Alaca Dokumalar Kültür Sanat Festivali’nde - 5.0 out of 5 based on 1 vote

24 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında yapılacak olan Uluslararası Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali’nde Burdur Alaca Dokumalarına işlenen ebru sanatı uygulaması tanıtılacak. Festival kapsamında düzenlenecek El Sanatları Bayramı’na 22 ülkeden 65 sanatkar, 24 branştan 80 Türk sanatkar katılacak. Sergi açılışı 24 Temmuz saat 15.00’da Kültürpark Büyükçekmece’de yapılacak. Sanatkar Esengül Boyacıoğlu İnalpulat, Ebru sanatı ile ilk kez geleneksel dokumalara özel uygulamalar yapacak. 

Cam ve ahşap teması ile ortak çalıştay yapacak olan sanaktarlar dallarındaki farklı etkinliklerle atölye uygulamalarına da yer verecekler. Atölye uygulama çalışmasında Burdur Alaca Dokuması ve ebru uygulaması teknikleri ilk defa Sanatkar Esengül Boyacıoğlu İnalpulat tarafından yapılacak. ANELSANDER(Anadolu El Sanatlarını Yaşatma ve Geliştirme Derneği) Başkanı Uğur Bent’in daveti üzerine festivale katıldığını söyleyen Sanatkar Esengül Boyacıoğlu İnalpulat;

“Benim dedelerimin iş kolu olan alaca dokumasını yaşatmak için bu festivalde farklı bir uygulama yapmak istedim. Ayrıca Burdur’da tarihi M.Ö. 5600-5400 yıllarına dayanmakta. 1879 yılında 30-40 kadar dokuma fabrikası, 1890’lı yılların başından itibaren Burdur’da dokuma pazarı kurulurdu. 19. yüzyılın başlarında dokumacılık yaygındı. 1931 yılında dedem Ziya Boyacıoğlu başkanlığında Dokumacılar Cemiyeti’nin ve 1936 yılında 40 ortakla Burdur Dokumacılar Yapım ve Satış Kooperatifi kuruldu. Kooperatifin 31 Ocak 1954 yılındaki toplantısında Şevki Boyacıoğlu başkanlığında halıcılık ilave edilerek ismi Burdur Dokumacılar ve Halıcılar Yapış ve Satış Kooperatifi olduğunu biliyorum. 

Uzun bir aradan sonra 2005 yılında unutulmaya yüz tutmuş olan alaca dokumasını, Burdur Belediyesi’nde Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Duygulu tarafından projendirilerek tekrar hayat bulmasına sevindim. İki geleneksel el sanatlarımızı birleştirerek farklı bir yaklaşımla bu sanatları yaşatmak amacıyla bu festivalde ebru işçiliği olarak alaca dokumasına ebru sanatı uygulaması yapacağız. Bana bu fırsatı veren Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz’e teşekkür ederim.”dedi.

Milletvekili Mehmet Göker, CHP İl Başkanı İzzet Akbulut, Kayaaltı Köyü’ndeki Ortaokulun kapatılmaması, taşınmalı sisteme geçilmemesi konusunda Kayaaltı köylülüeri ile birlikte basına açıklama yaptılar.

 

Öğrenci sayısının yetersizliği ve okulun depreme dayanıklı olmaması gerekçeleri ile Kayaaltı Ortaokulu’nun kapatılması ve binanın yıkılması gündemde. Okulun eğitim öğretime devam etmesini ve çocuklarının taşımalı eğitime mecbur kalmamasını isteyen köylüler, okulun kapatılmaması için çağrıda bulundu.

Köy sakinlerinden Kezban Özçelik, “Okulumuzun kapanmasını istemiyoruz. Çalışsın. Okulumuz elden gitti mi köyümüz biter. Ben bunu biliyorum. Okulumuz gitti mi köyümüz bitti. Hakimi, savcısı en önden gelenleri bizim köyümüz çıkardı.” Dedi.

Nilgün Akgün ise, “Biz okulumuzun gerekirse önünde yatarız. Yıkılmasını istemiyoruz. Bizim çocuklarımızın uzağa gitmesini istemiyoruz. Bir başka memlekette rezil olmasını istemiyoruz çocuklarımızın. Kadın olarak okulumuzun her zaman arkasındayız.” Sözleriyle tepkisini dile getirdi. 

Okulun kapanmaması için, İnsuyundan öğrenci getireceklerini belirten köylüler; sorunlara çözüm buluyoruz ama önümüze hep yeni birşey getiriyorlar. Bu sefer de yetkililer bize, ek bina dahil her iki binanın da yıkılacağını söylediler.

Köy sakinlerinin daveti üzerine Kayaaltı Ortaokulu önüne gelen Milletvekili Mehmet Göker, Belediye Başkan Yardımcısı Ali Say ve CHP İl Başkanı İzzet Akbulut, köylüyle biraraya gelerek talepleri dinlediler. Milletvekili Göker, konuya ilişkin basın açıklaması yaparak;

 “Köyün ileri gelenleri; bizlere ve ismini belirtmek istemediğim diğer partili yöneticilere, kendi okullarının önünde destek vermeleri için bir çağrıda bulundu. Biz bu çağrıya icap ederek gelmeyi planladığımızı ve destek vereceğimizi kendilerine ilettik ancak akşam üzeri gelen bilgiler gerek muhtar gerek köylünün aranarak bu yapılacak açıklamanın ertelenmesi ve böyle bir şeyin yapılması halinde muhtarın ve köylünün aleyhine işler yapılacağı yönünde bir söylem geliştirildiği ve bunun köylüye iletildiği nedeniyle şuanda sadece Cumhuriyet Halk Partisi olarak hepinizin huzurundayız. Biz parti olarak her daim haklı gördüğümüz, ezilenin yanında olmayı kendimiz için bir şiar edindik. 

Sayısal açık, bir bahane değildir

Kapatılması gündemde olan okul için öncelikli olarak öğrenci sayısının yetersiz olduğunu söylediler. Öğrenci sayısının 37, 38 civarında olması çevre köylerden buraya gelecek olan öğrencilerle doldurulabilir. Bayındır Köyü ile arası 2.7 km. Stabilize bir yol var. Bu stabilize yolun (ki yıllardır her iki köyün ortak sorunudur) Asfaltlanması halinde oradan buraya öğrenci gelişi mümkün kılınacaktır. Çünkü o köyden çocuklar,  hali hazırda kapasite üstü eğitim veren Büğdüz Ortaokulu’na gitmekte. Dolayısıyla oradan buraya öğrenci yönlendirilmesi her iki köyün halkının da yararına olacaktır. Yani sayısal açığı kapatabiliriz. Bu bir bahane değildir. 

Taşın altına gövdemizi koymaya hazırız

İkinci gerekçe ise, eğitim görülen binanın çürük ve depreme dayanıksız olduğu söylenildi. Yaklaşık 4 yıldır Burdur Devlet Hastanesi, üniversiteden alınmış bilirkişi raporuyla sağlıksız ve depreme dayanıksız? yıkım kararı olmasına rağmen hizmet vermeye devam ediyor. Orada bu hizmeti veren devlet burada niye bu eğitimi vermekten köylüye imtina ediyor? Bunu aklımıza getirmek istemiyoruz ama bu köy yıllardır düşünceleriyle öne çıkmış ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni desteklemiş bir köydür. Bunun arkasında siyasi bir irade ile bu köy cezalandırılmak mı istiyor? Biz bunun merakı içindeyiz ve bu konuda yetkililerden açıklama bekliyoruz.  Eğer devletin parası yoksa, biz imece usulü ile bu parayı karşılamaya hazırız. Özel bir deprem firmasıyla, risk firmasıyla anlaşılıp binanın depreme dayanıklı olup olmadığı test edilir. Eğer güçlendirmeyle bu bina hizmete açılabilecekse bunun önü de açılır. Biz burada taşın altına elimizi değil gövdemizi koymaya hazırız. Yeterki yetkililer okulu kapatmaktan vazgeçsinler. 

Hepimiz çiçek yetiştirmeyi severiz ama çiçeğin yetişeceği ortam da bellidir. Farklı bir ortamda kimi çiçek yetişmez. Herkes kendi toprağını kendi güneşini arar. Bu çocuklar da bu yörenin toprağı, bu yörenin insanı, bu yörenin çiçekleri. Bu çiçekleri buradan koparıp başka yerde yetişmesini beklemek bence abesteiştikal olur. Bırakın çocuklar kendi köyünde okusun.” Dedi.

Kayaaltı Ortaokulu’nun eğitim öğretime devam etmesinden yana olduklarını belirten CHP İl Başkanı İzzet Akbulut;

“Biz CHP olarak hiç bir gerekçenin kabul edilmemesinden yanayız. Hiçbir köyümüzün okulsuz kalmamasından yanayız. Ne olursa olsun bir tane öğrenci dahi olsa her köyümüzde okulun olmasından yanayız.” Sözleriyle köylüye destek verdi. 

Mine Kaya

No Internet Connection