Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Burdur Gazetesi

Burdur Gazetesi

Web sitesi adresi: http://www.burdurgazetesi.com

25 Mayıs 2019 - Cumartesi - Burdur Gazetesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak yayınlanan Rektörler Kararnamesiyle Prof. Dr. Adem Korkmaz ikinci kez MAKÜ Rektörlüğüne atandı.  

Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz, 4 yıl boyunca başarı ile yürüttüğü çalışmalarını kaldığı yerden sürdürecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Mayıs cuma günü imzalanan Rektörler Kararnamesi ile, 11 üniversiteye rektör ataması yapıldı.

MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, tanınan süre içerisinde adaylığını açıklamış, daha sonra Rektör Korkmaz’ın adı YÖK tarafından hazırlanan 3 kişilik listede yer almıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu üç kişilik liste üzerinden Prof. Dr. Adem Korkmaz’ı MAKÜ Rektörlüğüne atadı. Böylece Prof. Dr. Adem Korkmaz’ın yeniden MAKÜ rektörlüğüne atanıp atanmayacağı sorusu cevaplandı. Meraklar giderildi.

Biyografisi

Burdur’un Ağlasun İlçesinde 1971 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini aynı ilçede, lisans eğitimini ise İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde 1993 yılında tamamladı. Yüksek Lisansını 1996 yılında Cumhuriyet Üniversitesi’nde, Doktora çalışmasını ise 2001 yılında İstanbul Üniversitesi’nde tamamladı. 2007 yılında Doçent, 2012 yılında da Profesör unvanını aldı. Çalışma hayatının temel sorunlarına yönelik akademik çalışmalar yaptı, sosyal politika, iş hukuku, ücret konularında akademik çalışmalar yaptı. Bugün Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde yer alan Ağlasun Meslek Yüksekokulu bünyesinde üniversitenin kuruluş süreci dönemi olan 2003-2006 yılları arasında müdür yardımcılığı ve müdürlük görevinde bulundu. 2008 yılında da Isparta Aksu Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü yaptı. Değişik kurul ve komisyonlarda, üniversite senatörlüğü ve yönetim kurulu üyeliklerinde görevler yaptı. 2009 yılında Çalışma Bakanlığı Ulusal İstihdam Stratejisi hazırlık komisyonunda “İnşaat Sektör” raportörü olarak, 2012-2013 yıllarında 10. Kalkınma Planını hazırlığı sürecinde “istihdam ve Çalışma Hayatı” özel ihtisas komisyonu raportörü olarak görev yaptı. Yine, Türkiye İş Kurumu Genel Kurulu üyeliği, Kosgeb Proje Değerlendirme Kurulu Üyelikleri ve TÜBİTAK proje değerlendirme kurullarında göreler yaptı.

İş dünyasında da aktif görevlerde bulundu. 2009-2012 yıllarında Isparta Ticaret ve Sanayi Odası’nda Genel Sekreter olarak görevlendirildi. 2013 yılında Ak Parti Ekonomi İşleri Başkanlığı – Kent Ekonomileri Forumlarında Burdur ve Hatay Sorumlusu olarak görev yaptı. 2014’den bu yana Ekonomi İşleri Başkanlığı – Ekonomi Danışma Kurulu Üyeliği görevi devam etmektedir. Aynı zamanda halen, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği adına Burdur Bölgesi Odalar ve Borsalar Akademik danışmanı olarak görev yapmakta.  Evli ve 3 çocuk babası. 

Proje odaklı üniversite olma yolunda önemli yol kat eden MAKÜ, 2015-2019 yılları arasında bilimsel, sosyal, kültürel ve akademik anlamda pekçok projeye imza attı. Mayıs 2015 tarihinden bu yana MAKÜ’de bir yandan yeni binaların teme linin atma çalışmaları ve açılış törenleri yapılırken, bir yandan da çeşitli binalarda ve birimlerde fiziki iyileştirme çalışmaları yürütüldü.  

Yürütülen hayvancılık projesiyle, tam anlamıyla sahaya inen MAKÜ Veteriner Fakültesi öğretim üyeleri, 193 köyü tek tek tarıyor. Bölgesel Kalkınma Odaklı Hayvancılık Projesiyle, köylerde eğitimler yapılarak, köylerin örgütlenme modelleri konusunda yetişticilerle kurumsal iletişim sağlandı. Bu proje ile sahip olunan akademik ve teknik kapasite sayesinde hayvancılık sektöründe, üreticiler ve sektör temsilcileriyle el ele vererek bölge sorunlarının çözümüne katkı sağlandı. Göller Bölgesinin şirin kenti Burdur, bugün Batı Akdeniz’in parlayan yıldızı gibi algılanıyorsa bunda Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nin özelliklede Rektör Korkmaz liderliğinde, tarım ve özellikle hayvancılık alanında başlatılan projelerin büyük bir payı var. 

Rektör Korkmaz’ın doğrudan yürüttüğü, Spor sektörüne ve spor turizmine hizmet verecek bir tesisleşme olan Sporcu Eğitimi ve Kamp Merkezi Projesiyle birlikte, Burdur yeni bir üne daha kavuşacak ve sporun ve sporcu eğitiminin baş şehri haline gelecek. Proje, sporcu yetiştirilmesi ve spor sektörüne nitelikli teknik elemanlar ile spor profesyonelleri kazandırarak ülkemiz sporunun gelişmesine katkı verecek. Bünyesinde iki adet kapalı antrenman salonu, açık ve kapalı atletizm pistleri ile futbol müsabakalarının da yapılabileceği , 10 bin kişiye sahip stadyum, Burdur’un spor alanında kalkınmasına yeni bir soluk olacak.  

Ülkemizin ve sektörün ihtiyaç duyduğu alanlarda uzmanlaşmış mezunlar yekitşitirmeyi hedefleyen MAKÜ, son 4 yıl içinde yeni kurulan 5 fakülte, 1 yüksekokul, 1 devlet konservatuarı, 3 meslek yüksekokulu, 4 uygulama ve araştırma merkezi ve 2 koordinatörlükle gelişimine hız kazandırdı. Kazandırılan yeni akademik birimlerle 11 fakülte, 6 yüksekokul, 1 devlet konservatuarı, 13 meslek yüksekokulları, 6 enstitü, 18 uygulama ve araştırma merkezine sahip olan MAKÜ, bölgesinde olduğu kadar ülkesinde de dikkat çekici bir kapasiteye ulaştı.

Hatice Dursun

AK Parti Milletvekilleri Bayram Özçelik ve Yasin Uğur, Burdur Merkezde yapılacak olan Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi ihalesinin 20 Haziran düzenleneceğini duyurdular.

Açıklamada Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi ile ilgili tekrar ihale sürecinin başladığını belirten Burdur Milletvekilleri Bayram Özçelik ve Yasin Uğur “Burdur Merkez Kışla Mahallesinde, 21500 m2 arazi üzerinde, arazinin fiziki şartları göz önünde bulundurularak tasarlanan, 100 kişilik Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezimizin ihalesi 12.04.2019 tarihinde gerçekleşti ancak ihale sürecindeki eksik bilgilerden ve düzenlemelerden dolayı iptal edilmişti. Burdur Özel İdaremiz tarafından yeni ihale tarihi 20 Haziran 2019 olarak belirlendi.” Dediler

Tam anlamıyla yaşam merkezi

Sosyal alanlarla tam anlamıyla bir yaşam merkezi olacağını belirten Milletvekilleri Bayram Özçelik ve Yasin Uğur “İdari bina ve 2’şer katlı 11 adet yaşam evi ile toplamda 10300 m2 inşaat alanı oluşturulmuştur. İdari binada 26 adet 2’şer kişilik banyo-wc’li 38’er m2’lik yaşam odaları bulunmakta ve yaşam odalarının bulunduğu katlarda dinlenme ve yemek salonları birbirleriyle ilişkili olarak yer almaktadır. Huzurevi sakinlerinin daha iyi ve sağlıklı yaşam potansiyelleri için hobi odaları, atölyeler, spor salonu, konferans salonu, mescit, kuaför market gibi sosyal mekânlar ve sakinlerin günlük ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için; genel mutfak, çamaşırhane, revir (doktor ve hemşire odası), egzersiz odası (Fizyoterapist odası) bulunmaktadır.” Bilgisi verdiler.

 

Burdur Gölü’nde ve Salda Gölü’nde çekilme devam ediyor.

Devlet Su İşleri 182. Şube Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre; 2019 yılı Mayıs ayı itibariyle , Karataş Gölü %24, Karamanlı Barajı %38, Yapraklı Barajı %53, Karacaören Barajı %65, Onaç 2 %75, Kozağacı Barajı %100, Çavdır Barajı %74, Bademli Barajı %12, Belkaya Barajı %100, Karaçal Barajı %23, Belenli Göleti %100, Tefenni Göleti %97, Söğüt Göleti %100, Değirmendere Göleti %83, Ağlasun Göleti %90 doluluk oranına ulaştı.

İstitatistiki verilere göre Salda Gölü ve Burdur Gölü’nde su seviyelerinde gerileme devam ediyor.  Su seviyeleri; Karataş Gölü’nde %20’den %24’e, Karamanlı Barajı’nda %14’ten %38’e, Yapraklı Barajı’nda %30’dan %53’e, Karacaören Barajı’nda %48’den %65’e, Onaç 2 Barajı’nda %21’den %75’e, Kozagacı Barajı’nda %98’den %100’e, Çavdır Barajı’nda %70’den 74’e, Belkaya Barajı’nda %62’den %100’e, Karaçal Barajı’nda %21’den %23’e, Belenli Göleti’nde %67’den %100’e, Tefenni Göleti’nde %63’ten %97’ye, Söğüt Göleti’nde %87’den %100’e, Değirmendere Göleti’nde %33’den %83’e, Ağlasun Göleti’nde %83’ten %90’a yükseldi.

2019 yılı Mayıs oranlarına göre; göletlerdeki doluluk %94, barajlardaki doluluk %60, göllerdeki doluluk ise %78 olarak görülmekte.  

Hatice Dursun

Sokak Köpekleri ve kedileri yaşamımızın ayrılmaz bir parçası. Binlerce yıldan bu yana insanlar, sokak köpekleri ve kedileri ile yaşam alanlarını paylaşıyorlar. Kırsal kesimde evlerin ve sürülerin güvenliğini sağlamak için yetiştirilip bakılan köpekler, şimdi şehirlerde evlerde can yoldaşı olarak bakılıp korunuyorlar.

 

Kedilere gelince; kedilerde başlangıçta evlerdeki fareler ve diğer zararlı canlılardan korunmak için yetiştirilip barındırılmış. Ama şimdi kediler evlerde baş köşelerde barındırılıp korunuyor. Sokak köpekleri de yine insanların yardımları ve destekleri ile yaşamlarını sürdürüyorlar. Son dönemde, şehirdeki sokak köpeklerinin sayısında fark edilir bir azalma oldu. Sokak köpeklerinin pek çoğu Fevzi Çakmak ve Atatürk Mahalleleri’nde barınmaya çalışıyorlar. Fotoğraftaki iki sevimli sokak köpeği de Plaj Evleri altındaki alana sığınmışlar ve alana gelen piknikcilerin artıkları ile yaşamaya çalışıyorlar.

Çocuklarımıza hayvan sevgisi aşılamak için, sokak köpeklerine ve kedilerine ihtiyacımız var. Bu şehirde; insanlar kadar sokak köpekleri ve kedilerinin de yaşamaya hakları var.

Çocuklarımıza hayvan sevgisi aşılayabilirsek, onların insan sevgisi ile yetişmelerini de sağlayabiliriz. Çünkü hayvanların yaşam haklarına saygı göstermeyenler, insan haklarına da saygı göstermezler. Hayvan haklarını savunmayanlar insan haklarını hatta kendi haklarını bile savunmaz, savunamazlar.

Hasan Türkel

Burdur Belediyesi’nce düzenlenen Ramazan ayı etkinlikleri 11 Mayıs Cumartesi günü Aslı Güngör konseri ile başladı. Bugün saat 22.00’de Hüsnü Arkan’ın, Emre Kaya’nın 1 Haziran’da  Ramazan etkinlikleri finalinde sahneye çıkması ile tamamlanacak.

Burdur Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan Ayı etkinlikleri, bu yıl da eski otogar alanında yapılıyor. 11 Haziran Cumartesi günü Aslı Güngör’ün sahne aldığı konserle başlayan etkinlikler, Ramazan ayı boyunca devam edecek.

Ramazan etkinlikleri kapsamında bugün Hüsnü Arkan (Ezginin Günlüğü) sahne alacak. Burdur Belediyesi Ramazan şenlikleri, 1 Haziran Cumartesi Emre Kaya konseri ile sona erecek. Eski Otogar alanına kurulan Lunapark üç hafta boyunca ziyarete açık olacak.

Fotoğrafta görünen kapısına kilit vurulmuş dükkan, yukarı çarşının anlı şanlı günlerinden kalma. Dükkan yapısı itibariyle bir zanaatkarın mekanı imiş.

Yukarı Çarşı’nın, şehrin ekonomik merkezi olduğu dönemlerde, zanaatkarlar ayrı ayrı sokaklarda sanatlarını icra ediyorlardı. Demirciler, bakırcılar, semerciler, nalbantlar, tenekeciler, dericiler şekerciler, haşgeş yağcılar ve diğerleri, Yukarı Çarşı’da mütevazi, küçük dükkanlarında üretim yaparlardı. Dükkanların çoğu fotoğrafta görüldüğü gibi, basit kepenklerle korunurdu.

Günümüze gelindiğinde ise böyle pek çok dükkan kepenklerine kilit vurulmuş vaziyette, yıllardır kapalı beklemekte.

Semerci, haşgeş yağcı, derici gibi pek çok zanaat günümüze erişemeyip kaybolup gitti. Bu zanaatlardan bazıları güzel ve özel örnekler olarak korunup yaşatılabilseydi, bu gün yukarı çarşı turistik açıdan ilgi gören bir yer olabilirdi. Ama ne yazık ki Bu zanaatlar korunamadığı gibi, Yukarı Çarşı’da ticarette durma noktasına geldi. Şayet önlem alınıp hareketlendirilemezse, Yukarı Çarşı kapısına kilit vurulmuş dükkanlardan ibaret kalacak.

Hasan Türkel

24 Mayıs 2019 - Cuma - Burdur Gazetesi

Burdur turizmi için beklenen kıvılcım! - 4.0 out of 5 based on 1 vote

Burdur Müzesi ülkemizdeki en zengin müzelerden. Hacılar, Sagalassos, Kibrya, Kremna gibi antik kentlerden çıkarılan eserlerin sergilendiği Burdur Müzesi, özellikle yurt dışından gelen ziyaretçilerden ilgi görmekte.

Kültür sanat, seyahat ekleri ile  ülkemizde önemli bir sosyal hizmet veren Hürriyet Gazetesi’nin, 19 Mayıs 2019 tarihli seyahat ekinde,  Isparta’nın tanıtımı sayfasındaki küçük bir bölümde, Burdur Müzes’nin tanıtımına da yer verilmiş. Seyahat ekinde, ‘Favori Müzelerimden Biri’ başlığıyla çıkan, Saffet Emre Tonguç imzalı yazıda; “Bazı müzeler vardır ki; popüler olup dilden dile dolaşmaz.

Türkiye’nin tanıtım filmlerinde kullanılmaz ama ayrıcalıklı bir koleksiyona sahiptir. Bence Burdur Müzesi’de onlardan biri. Ispartaya kadar giderseniz, müzeyi görmeyi gidiş yada dönüş planınıza mutlaka ekleyin derim. Burdur’un Paleolitik Çağ’a dek uzanan geçmişi, arkeolojik açıdan barındırdığı potansiyelin özeti. Özellikle Neolitik ve Kalkolitik Çağlar’a ait buluntuların dikkat çektiği zengin bir koleksiyonu var. Girişinde Sagalassos Antik Kenti’nden çıkarılan Dans Eden Kızlar Frizi’ni göreceksiniz. Kibrya ve Kremna Antik Kentleri’nden gelen taş ve Mermer ağırlıklı eserler dikkat çekici.” Denmekte. Hürriyet Gazetesi’nin seyahat ekinde Isparta’ya bir sayfalık yazı ve resimlerle yer verilip, küçük bir bölümde Burdur Müzesi’ne ayrılmışsa, bunun nedenini aramak, Burdur’un yöneticilerine, seçilmişlerine, turizmcilerine ve hepimize düşmez mi? Gazetenin Seyahat ekinde “Türkiye’nin çiçek bahçesinde hasat başladı” başlığıyla yapılan haberde gül, lavanta, halı müzesi, Kızıldağ Milli Parkı ve Kovada’dan bahsedilmekte. Burdur’un tarihi, kültürel, coğrafi zenginliklerini göz önüne aldığımızda, tanıtım açısından elimizdeği değerler, Ispartayı ve daha pek çok ili fersah fersah aşmaz mı?

2010 yılında Isparta Valisi Ali Haydar Öner, ulusal medya mensuplarını  Isparta’da misafir edip, “Isparta Türkiye’nin Çiçek Bahçesi” sloganlı tanıtım çalışmasını gerçekleştirerek, Ispartayı ülke gündemine sokmayı başardı. Benzer bir çalışma ile ilimizin tarihi, kültürel, coğrafi değerleri tanıtılıp, Burdur’un ülke gündeminde yer alması sağlanabilir. Burdur gülü, lavantası, Burdur’a has rezaki ve benzeri üzüm çeşitleri, ceviz ezmesi, haşgeş helvası, Dünyanın gözdesi salda gölü, Burdur, Karataş gölleri, Karacören baraj gölü, Karanlık Kanyon’u, yaylaları, konakları, Sagalassos, Kibrya  Antik Kentleri ve daha pek çok zenginliği ile Burdur; ülke, hatta dünya turizmi gündemine girmeyi çoktan hak ediyor. Bunun sağlanması için beklenen, iyi bir tanıtım çalışması ile oluşturulacak bir kıvılcım. Sonrası zaten kendiliğinden gelecektir.

Burdur Müzesi

1956 yılında çevredeki eski eserler Bulguroğlu (Pirgulzade) Medresesi’nin ayakta kalan tek yapısı olan kütüphane binasında toplanarak koruma altına alınmış ve böylece müzenin ilk çekirdeği oluşturulmuştur. Burdur Müzesi’nin teşhir salonlarının açılışı ise 1969 yılında gerçekleştirilmiştir.

Bugün 50 binin üzerindeki eser sayısıyla ülkemizin ilk 10-15 müzesi arasında bulunmaktadır. Eser bakımından oldukça zengin olan müze yer bakımından yetersizdir. 1998 yılı içinde yapımına başlanacak olan yen 

Burdur Müzesi

1956 yılında çevredeki eski eserler Bulguroğlu (Pirgulzade) Medresesi’nin ayakta kalan tek yapısı olan kütüphane binasında toplanarak koruma altına alınmış ve böylece müzenin ilk çekirdeği oluşturulmuştur. Burdur Müzesi’nin teşhir salonlarının açılışı ise 1969 yılında gerçekleştirilmiştir. 

Bugün 50 binin üzerindeki eser sayısıyla ülkemizin ilk 10-15 müzesi arasında bulunmaktadır. Eser bakımından oldukça zengin olan müze yer bakımından yetersizdir. 1998 yılı içinde yapımına başlanacak olan yeni teşhir salonlarıyla daha yeni bir kimliğe kavuşacaktır. 

Burdur yöresi bulunduğu yer bakımından Akdeniz, Ege ve İç Anadolu uygarlıklarının ortak özelliklerini temsil etmektedir. Burdur Müzesi’ndeki buluntular, M.Ö. 7000’den günümüze kadar 9000 yıllık bir geçmişin tarih ve kültür hazinesidir. 

Burdur Arkeoloji Müzesi’nde gezip görülecek 3 bölüm vardır: 

1- Bahçe (Açık Teşhir): Müze bahçesinde Frig, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait heykeller, steller, çeşitli mimari unsurlar, lahit ve lahit kapakları, yazıt parçaları, yüksek kabartmalar vb. eserler sergilenmektedir.

2- Heykel Salonu: Bu salonda sergilenmekte olan eserlerin hemen tamamı ilimiz Bucak İlçesi sınırları içindeki Kremna antik kentinden 1970’li yıllarda getirilmiştir. Bunlar arasında sanat değerleri çok yüksek olan Büyük ve Küçük Athena, Hygieia, Leto, Apollon, Nemesis, Dionysos, Aphrodite ve giyimli kadın heykeli vardır. 

3- Küçük Eserler Salonu: Burada eserler kronolojik bir sıraya göre düzenlenmiştir. Hacılar-Kuruçay-Höyücek höyüklerindeki kazılarda çıkarılan eserler arasında Geç Neolitik, Erken ve Geç Kalkolitik ve İlk Tunç çağlarına ait buluntular, Demir Çağı, Frig, Pers, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait pişmiş toprak boyalı ve boyasız kaplar, Ana Tanrıça figürinleri, taş ve bronz balta ve diğer aletler, süs eşyaları, makyaj malzemeleri, riton kaplar, mülkiyet ve hukuk kavramını temsil eden damga ve silindir mühürler, kandil ve kalıpları, madeni tanrı ve diğer tasvirli figürinler, bronz atlet heykeli, sikkelerin yanı sıra, 10 yıldır ülkemizde yapılmakta olan en büyük arkeolojik kazılardan biri olan Sagalassos antik kentinde günışığına çıkarılan ve her biri birbirinden güzel heykel buluntuları ve diğer küçük buluntular sergilenmektedir.

Burdur Müzesi, 1956 yılında kurulduğu zaman, küçük mekanlar içerisinde kalmış; ancak eser sayısı bakımından oldukça iyi bir düzeye erişmiş. Çevrede yapılan arkeolojik kazılar (Hacılar, Kuruçay, Höyücek, İncirhan, Bubon ve Sagalassos merkezleri), sonucunda Müzedeki taşınır kültür varlıklarının sayısı, müsadere, bağış ve satın alma yoluyla kazandırılanlarla birlikte 1997 yılında 18521’i arkeolojik, 29765’i sikke ve 4655’i etnografik kültür varlığı olmak üzere toplam 52.941’e ulaşmış. Bu sayı içerisinde Neolitik Çağdan günümüze değin bütün çağ ve dönemlerin en güzel örneklerini kesintisiz bir şekilde bulmak mümkün.Burdur Müzesi binası, Müze’nin bahçesinde bulunan medreseden geri kalan Osmanlı Pirkulzade Kütüphanesi’nin mimarisinden esinlenerek yapılmış. 1956 yılında kurulan ve 2001 yılında yeniden düzenlenen Burdur Müzesi, Hacılar, Kuruçay, Höyücek Höyükleri, Boubon, Kibyra ve Sagalassos kazılarından çıkarılan, müsadere ve satın alma yoluyla kazandırılanlar ile birlikte 60.000’den fazla kültür varlığına sahip, Türkiye’nin en zengin müzelerinden. Burdur Müzesi 2008 yılında “Gezilip Görülmeye Değer Müze” ödülünü aldı. Neolitik çağdan günümüze kadar eşsiz örnekleri görmek mümkündür. Müze üç kısımdan oluşmaktadır. Üst katta Neolitik ile Erken Kalkolitik Çağlara ait buluntular ile eski tunç çağı buluntuları bulunmakta. İkinci kısım olan giriş katı üç bölüm olarak düzenlenmiş. Birinci bölümde Sagalassos Antik Kenti’nde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan buluntular yer almaktad. Roma’nın en iyi imparatorlarından olan İmparator Hadriani ve Marcus Auralius’a ait dev heykeller burada sergilenmekte. İkinci bölümde Kibyra Antik Kenti kazılarında çıkarılan, av sahnesinin canlandırıldığı frizler yer almakta. Üçüncü bölümde ise Kremna Antik Kenti kazısında çıkarılan dokuz adet birinci sınıf mermer heykeller bulunmakta.

Eğitim İş Burdur Şubesi Başkanı Erkan Putgül, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un “Eğitimde 2023 vizyonu” programı başlığıyla yaptığı açıklamada yer alan “Orta öğretim sistemi” hakkında yazılı basın açıklaması yayınladı; 

Orta öğretim Eğitim sisteminin popülist söylemlerin oyuncağı haline geldiği, “Ben yaptım oldu”cu anlayışın egemen olduğu, tamamen ideolojik bakış açısıyla kağıt üstünde gerçekleştirilen değişikliklerle çağdaş, bilimsel ve laik eğitimin yok edilmeye çalışıldığı bir süreç yaşamaktayız.

Milli Eğitim Bakanlığı, şimdi de ortaöğretimde “reform!” diye nitelediği yeni bir modeli hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Bilindiği üzere AKP’nin iktidarda olduğu 17 yıl boyunca eğitim sistemi adeta yamalı bohçaya dönmüş, 7 kez Milli Eğitim Bakanı değişmiş, her gelen bakan öncekinin tersi uygulamaları reform olarak yutturmaya çalışmıştır. Daha yeni uygulamanın sonuçları belli olmadan başka bir uygulamaya geçilirken, eğitim sisteminde yapılan köklü değişiklik sayısı 15’e ulaşmıştır.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un açıkladığı ve 2020-21 yılında 9. Sınıflardan başlayarak kademeli geçiş yapılması planlanan yeni sisteme göre; ders sayısı azaltılacak, liselere kariyer ofisleri açılacak, 12. Sınıflarda ders saatleri azaltılıp destek çalışmaları yapılacak, bilgi kuramı zorunlu ders olacak, her öğrenci üniversitedeki gibi kendi istediği dersleri seçebilecektir.

Geçmişte denenmiş ve ülkemizdeki okulların fiziki eşitliği sağlanamadığı için başarısız olmuş kredili sistemin benzeri olan bu sistem, okullar arasında var olan eşitsizliği daha da derinleştirecek, eğitimdeki ticarileşmenin kapısını ardına kadar açacaktır.

Yeni sistemde, fizik, kimya, biyoloji, tarih, felsefe, beden eğitimi, müzik gibi gençlerin pozitif bilimlerle temasını sağlayan, neden sonuç ilişkisi kurmasını öğreneceği ya da kişisel gelişimine fayda sağlayacak dersler seçmeli ders olarak belirlenmişken din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu ders olarak belirlenmesi, Bakanlığın ‘modern’ söylemleri altında bilimsellikten ne kadar uzak bir anlayışın yattığını tekrar göstermiştir.

Öğrencilerin gelişimine büyük bir darbe vuracak olan bu değişiklik, eğitimciler için de kara haberler içermektedir. Bu değişikliklerle birçok alanda öğretmenler ya norm fazlası olacaklardır ya da kurum değiştirmek zorunda kalacaklardır. 10 binlerce öğretmeni etkileyecek böyle bir düzenlemede eğitimin paydaşlarının görüşünün alınmaması kabul edilebilir değildir. Kaldı ki ders sayılarını azaltma adı altında bazı dersler doğa bilimleri, sosyal bilimler gibi adlar altında birleştirilmekte fakat bu dersleri kimlerin okutacağı, bununla ilgili nasıl bir çalışma yapılacağı açık bırakılmaktadır.

Bakan Selçuk’a soruyoruz!

Kariyer ofisleri tüm okullarda açılabilecek midir? Açılacaksa bu ofislerde kimler görev alacaktır?

Her ayrıntısının planlanmasına akademisyenlerin ve uluslararası uzmanların da katıldığı ifade edilen bu çalışma tüm paydaşların görüşü, katkısı, eleştirisi alınmadan neden damdan düşercesine açıklanmıştır? Sözü edilen akademisyenler ve uluslararası uzmanlar kimlerdir?

Bilim derslerini, gençlerin kültürel ve bedensel olarak geliştirecek dersleri seçmeli yapıp, din dersini zorunlu kılmanız nasıl bir mantığa dayanmaktadır? Her konuşmanızda bahsettiğiniz “çağı yakalamak”tan kastınız orta çağı yakalamak mıdır?

Eğitim politikaları konusunda iktidarın ve eğitimden sorumlu kurumların, görevlerini bugüne kadar yerine getiremedikleri maalesef ortadadır. AKP iktidarı döneminde orta öğretim iflas etmiş, devlet liseleri sadece diploma alınan kurumlar haline getirilmiştir. Çünkü 17 yıldır reform diye önümüze konanlar çizelge değişikliğinden ibarettir. Oysa reform, bakış açısında olmalıdır.

Eğitim kalitesi bakımından aralarında uçurumlar olan okullar yaratılarak, talep olmamasına rağmen sürekli yeni imam hatip okullarının açılması ve imkanlarla donatılması; sermayenin okullara sokulması, zaten adil olmayan eğitim sisteminin son dönemde daha da eşitsiz hale getirilmesi, eğitimimizdeki sorunun bakış açısında olduğunu açıkça göstermektedir.

Eğitim sistemimizin temel sorunlarını çözme noktasında politikalar geliştiremeyen eğitimden sorumlu kurumlar, altyapısı hazırlanmadan yapılan değişikliklerle eğitimin mevcut sorunlarını daha da ağırlaştırmaktadır.

Öncelikle yapılması gereken, bilimsel anlayıştan uzak gerici yapıların eğitime müdahalesini önlemek, okulların fiziki şartlarını geliştirmek ve eğitimin esas paydaşlarıyla işbirliği geliştirmek olmalıdır.

Parasız, bilimsel, laik eğitim anlayışını hakim kılmak için, öğrencilere çok yönlü bilgi ve beceri kazandıracak nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Tekrar söylüyoruz: Fırsat ve imkan eşitliğine dayalı, bilimsel ve objektif kriterleri içeren bir modele geçmelidir.

Temel bilimlere ilişkin derslerin, Tarih’in, Coğrafya’nın seçmeli olduğu, inkılap tarihini dahi zorunlu kılmayan, sanatı(Görsel Sanatlar, Müzik), sporu (Beden Eğitimi) yok sayan bu sistem bizim için yok hükmündedir.

Eğitim-İş olarak, ülkemizin geleceğini oluşturacak yeni kuşakların akıl, bilim ve sanat ortamında barış ve huzur içinde verilen bir eğitim sistemiyle yetiştirilmesi için her türlü katkıyı sunacağımızı; aksi yöndeki her türlü dayatmanın da karşısında olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız.