Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

Köy ziyaretleri kapsamında Askeriye Köyünü ziyarette bulunan Vali Hasan Şıldak, vatandaşlarla buluşmasına dair açıklama yapıldı;

Cuma Namazını Askeriye Köyü Merkez Camiinde kılan Vali Hasan Şıldak’ın sonrasında vatandaşlarla bir araya geldiği, Köy Muhtarı Hasan Gedik ve köy sakinlerinin istek ve taleplerini dinleyen Vali Şıldak; “Her fırsatta vatandaşlarımızla buluşmaya, onların yanında olmaya gayret gösteriyoruz. Vatandaşlarımız ve Devlet bir arada çalışıyoruz.

Ziyaretlerimizin yanı sıra her hafta Salı günü Valilikte Vatandaşla Buluşma ve Muhtarlar Toplantısı yapıyoruz. Devletimizin kapısı herkese açık, sizleri dinlemek ve taleplerinize çözümler üretmek için biz bu görevlerdeyiz  dedi ve kapılarının her daim vatandaşlarımıza açık olduğunu hiç çekinmeden gelebileceklerini belirtti. 

Askeriyelilerle bir süre hasbihal ederek, taleplerini dinledikten sonra, Şehit Hazım Bey İlkokulu, Askeriye Ortaokulu ve Merkez Bölge Yatılı Kur’an Kursu’na ziyarette bulunan Vali Şıldak,  öğrenciler ve öğretmenler ile bir araya geldi.

Son olarak yapımı tamamlanmak üzere olan Kur’an Kursu binası inşaatında incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldıktan sonra Askeriye köyünden ayrıldı.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Cumartesi, 11 Mayıs 2019 14:54

13 Mayıs 2019 - Pazartesi - Burdur Gazetesi

13 Mayıs 2019 - Pazartesi - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Ziraat Mühendisleri Odası 2018 Hayvancılık Raporu verilerine göre Türkiye’de sığır sayısının yüzde 36’sı koyun sayısının ise yüzde 97’si düşük verimli ırklardan oluşuyor. Düşük verimli ırklar, et ve süt üretiminde maliyeti artıran, verimliliği azaltan en önemli nedenlerin başında geliyor. Bu yüzden Türkiye’de et ve süt üretimde verimliliği artırmak için hızlı bir genetik ıslahına ihtiyaç duyuluyor. Bu ihtiyaca cevap verecek uygulamaların Burdur Mehmet Akif Ersoy  üniversitesinde bir proje dahilinden yürütülmesine ilişkin açıklama yapılarak; bu proje kapsamında ilk adımın atıldığı, yüksek verimliliğe sahip ırklara ait embriyoların anne adayı ineklere transfer edildiği, yapılan embriyo transferleri ile yüksek genetik yapıya sahip hayvanların yetiştirileceği, et ve süt verimliliğinin artacağı bilgisi verildi; 

Embriyo Transferi Projesiyle Hayvancılıkta Verim Artacak

Hayvancılıkta istenen verimliliğin sağlanabilmesi için Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) bünyesinde hayvanlarda genetik embriyo transferi projesi hayata geçirildi. Genetik ve Embriyo Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (GETEM) ile Veteriner Fakültesi öğretim üyelerinin yürüttüğü ortak çalışmalar sonucu ilk embriyo transferleri yapıldı. Doğacak yavrular yüksek genetik özelliğine sahip holştayn ırkı buzağılar olacak.

Yüksek Genetik Kapasiteli Sürü

MAKÜ’de başlatılan “İneklerde Embriyo Nakli İle Genetik Islah Ve Boğa Adayı Üretimi” projesi ile önce genetik kapasitesi yüksek bir sürü oluşturuldu. Gerçekleştirilen embriyo transferleri ile hem anaç sürü hem de boğa adayı üretilecek. Dünya hayvancılık alanında yüksek süt verimliliği ile bilinen holştayn ırkının özelliklerini taşıyacak bu sürü, boğa üretiminde kullanılacak. Bu boğalar ise yine yüksek kapasiteli sperma üreticisi olacaklar.

Embriyo Nakli Yaygın Bir Teknoloji

Embriyo naklinin ineklerde genetik ıslah için dünyada çok yaygın kullanılan bir teknoloji olduğu belirten Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi ve GETEM Müdürü Prof. Dr. Yunus Çetin, proje kapsamında yürütülen çalışmalar ile ilgili olarak “Biz bu teknolojiyi kullanarak hızlı bir şekilde genetik ilerleme sağlamak istedik. Bunun için de önce kendi çiftliğimizde damızlık işletme kurulmasını arzuladık. Bu amaçla öncelikle bazı hastalıklardan ari olması için yurt dışından ithal düveler getirdik. Bunların hepsi gebe olmayan boş düve diye tabir edilen düveler. Bu düveleri gebe bırakmak için de Amerika Birleşik Devletlerinden embriyolar ithal ettik. Bu embriyolar Holştayn ırkına ait ve verim özellikleri çok yüksek embriyolar.” Dedi.

“Genetik Katkı Yok, Sadece Taşıyıcı Annelik”

Suni tohumlama ve embriyo nakli arasındaki farka değinen Prof. Dr. Çetin, “Suni tohumlamada tohumlama yaptığınızda sadece boğanın genetiğini annenin genetiği ile karıştırırsınız ve yüzde 51 genetik ilerleme olur. Ama embriyo naklinde embriyo naklettiğiniz hayvanın hiçbir genetik katkısı yoktur. Sadece taşıyıcı annelik yapar. Bu nedenle genetik ilerleme yüzde 100 olur. Yani hem annesi hem de babası çok iyi olduğu için onu doğuran anne sadece gebeliği sürdürme ve bir taşıyıcı görevi yapacaktır. Bizim buradaki düvelerimizin de vazifesi bu olacak. Bugün burada ilk transferimizi gerçekleştirdik. Bu embriyolar Amerika Birleşik Devletlerinde California’da bir çiftlikte üretilmişti. Orada donduruldular. Azot tankı içerisinde ülkemize ithal edildiler. Biz de bugün bunların transferini gerçekleştirdik. Bu hayvanları daha önce takip ettik. Kızgınlıklarının yaklaşık 7. gününde de bu embriyoların transferler ettik. Bu transferden yaklaşık 20-25 gün sonra da gebelik kontrolü yapacağız.” Bilgisi verdi.

“100’ün Üzerinde Embriyo Transferi Yapılacak”

Yapılan transferlerin ilk olduğunu belirten Prof. Dr. Çetin, proje kapsamında yüzden fazla hayvana embriyo naklinin gerçekleştirileceğini söyledi. Çetin, konuşmasında “Bugün biz burada ilk transferleri gerçekleştirdik. Daha sonra diğer hayvanlara da yapacağız. 100’ün üzerinde embriyo transferi yapacağız burada. Bu hayvanların hepsine embriyo transferi gerçekleştirilecek. Doğum yaptıklarında da bu yurtdışından getirdiğimiz çok yüksek genetikli yavruları doğuracaklar. Bu yavruları yetiştirip büyüttüğümüzde üniversitemizde gerçekten genetik özelliği çok yüksek bir damızlık işletme kurulmuş olacak.  O aşamadan sonra biz embriyoları hem bu işletmemizde üretim yapacağız hem de bölgeye daha etkin hizmet verebilmek için boğa adayı üretimi de gerçekleştireceğiz.” Dedi.

“Hem Embriyo Hem de Boğa Adayı Üretilecek”

Projenin ülke ekonomisine ve bölge hayvancılığına sağlayacağı katkıları değerlendiren Prof. Dr. Yunus Çetin, projenin sağlayacağı katkılar ile ilgili olarak da; “Temel katkısı embriyo vericisi olacak. Biz mesela bu embriyoları Amerika Birleşik Devletlerinden satın aldık ve yüksek maliyetli embriyolar bunlar. 300 dolardan, bin 500 – 2 bin dolara kadar çıkabiliyor fiyatları annenin ve babanın özelliğine göre. Bunu Burdur’da sıradan bir vatandaşın alması bu maliyetlerle çok kolay değil. Ama projemizin ikinci aşamasında biz kendimiz embriyo üretmeye başladığımızda Burdur halkı da bundan faydalanacak. Embriyo transferinde biz tedarikçi pozisyona geçeceğiz yani bölgemize embriyo tedarik yapacağız. Aynı zamanda sadece embriyo ile yetinmeyeceğiz, çünkü embriyo yaygın kullanılması zor bir teknoloji. Boğa adayı da üreteceğiz. Özellikle Burdur şartlarında test edilmiş, burada yetiştirdiğimiz, burada kızlarını test ettiğimiz boğalarımızdan, o zaman Burdur’da test edilmiş, Burdur şartlarında test edilmiş boğaları da Burdurlu yetiştiricinin kullanma şansı olacak.” Değerlendirmesi yaptı.

“Embriyo İhracatı Kolay Değil Ama Mümkün”

Proje kapsamında kullanılan embriyoların ABD’den ithal edildiğini belirten Çetin, Türkiye’de embriyo üretiminin mümkün olduğunu ancak bunun zaman alacağını belirtti. Çetin konuşmasında konuyla ilgili olarak “İhraç etme olayı o kadar kolay değil, tabi ki mümkün. Ama dünyada Türkiye’nin yerine baktığımız zaman biz bu yarışta biraz gerideyiz. Özellikle Kuzey Amerika Ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada gibi ülkeler embriyo transferinde çok ilerdeler. Genetik olarak da kendilerini çok ileri bir seviyeye taşımışlar. Avrupa’da da Almanya, Hollanda gibi ülkeler lider denilebilecek pozisyondalar. Burada bu ülkelerle rekabetçi pozisyona gelmek bu kadar kısa bir olay değil. Çünkü bunların arkasında 40-50 yıllık minimum hayvancılık geçmişleri var. Bugün yaptık, yarın bizde varız demek çok kolay değil. Ama en azından kendi ülkemizin ihtiyacını karşılama konusunda başlamalıyız. Burada başarılı olacak olursak devamında inşallah ihraç da gündeme gelecektir.”  Dedi.

Yüzde 70 başarı bekleniyor

Embriyo transferinde gebelik şansının yüzde 50’nin üzerinde olduğu ifade eden Prof. Dr. Çetin, bu durumun hayvanın sağlık durumuna göre ve kullanılan embriyonun kalitesine değiştiği söyledi. Çetin, yapılan transferle ilgili, “Biz burada düvelerimize nakil yapıyoruz. Düvelerde başarı biraz daha yüksek. Yüzde 65-70 gibi başarı oranını yakalamak mümkün.” diye konuştu.

“Et ve Süt Verimi Yüksek Bir Sürü Kurduk”

Gerçekleştirilen embriyo transferi ile ilgili açıklama yapan Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, “Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız Genetik ve Embriyo Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezimizi açtık. Bakanlığımızdan gerekli ruhsatları aldık. Şu anda üniversitemiz bünyesinden 90 başlık bir sürümüz var. Bunların 60’ı daha çok süt verimliği yüksek olan Holştayn ırkı. Kalan 30 hayvanımız ise et verimliliği yüksek Simental ırkı. Avrupa’dan getirttiğimiz bir sürümüz bu. Bu sürümüze genetik kapasitesi yüksek Holstayn embriyoları transfer ediyoruz.” Dedi.

“Vatandaşa da Hizmet Vereceğiz”

Üniversite olarak temel amaçlarının genetik ilerlemede hızlı bir genetik ıslahı gerçekleştirmek olduğunu belirten Rektör Korkmaz, “İznimiz olduğu için bu transferleri vatandaşın hizmetine de sunuyoruz. Buradaki temel amacımız genetik ilerlemede hızlı bir genetik ıslahı gerçekleştirmek. Burada yapacağımız diğer AR-GE çalışmalarıyla da embriyo transferinin başarı yüzdelerini yükseltmek. Bu sayede yüksek genetik kapasiteye sahip bir anaç sürümüz olacak.  Burada elde etmiş olduğumuz embriyolarla ve bunların yumurtalarından da özellikle ikinci yıldan itibaren çok hızlı bir genetik ıslah sürecimiz başlayacak. Böylelikle de bölgemizde özellikle Burdur’da hayvancılıktaki ıslahı hızlı bir şekilde gerçekleştirmeye destek vereceğiz.  Türkiye’de de bu konu yeni bir uygulama. Örnek bir çiftlik olarak burada çalışmalarımıza devam edeceğiz. Hem çiftliğimiz hem de embriyo merkezimiz çalışmalarını birlikte yönetecek.” Bilgisi verdi.

“İthalata Gerek Kalmayacak”

Yapılan embriyo transferleri ile anaç bir sürü kurulacağını ifade eden Rektör Korkmaz, bunun hem bölge hem de ülke hayvancılığına katkı sağlayacağını söyledi. Proje ile hayvan ithalatına gerek kalmayacağını dile getiren Korkmaz, “Burada hızlı bir genetik ilerleme sağlamak için bir çalışma yürütüyoruz. Bu sayede ülkemizin özellikle et ya da süt için ortaya krizler çıktığında yeterli genetik yapıdan sürülerimiz olmadığı için de hemen ithalata başvuruyoruz. Burada elde edeceğimiz verilerle de biz bunu çok ithalata gerek duymadan kendi güçlü genetik kapasitemizle yaparsak gelecekte gerek hayvan hastalıkları bakımından, gerek hayvan sürülerimizin verimi bakımından çünkü yüksek kapasiteli genetik ırklarla çalıştığınız için çok hızlı bir genetik ilerlemeyi sağlamış olacağız.” Dedi.

 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Cumartesi, 11 Mayıs 2019 14:54

Valilikten Tüberküloz vakası açıklaması

Yerel bir haber sitesinde “Okulda Virüs Alarmı” başlıklı haberin yayınlanılmasının ardından, Valilikten yapılan bir açıklamayla, Tüberküloz tanısı konularak tedavisine başlanan öğrencinin, öğrenim dönemi sonuna kadar istirahatinin uygun görüldüğü bilgisi verildi.

 

Valilikten yapılan açıklamaya göre; “İlimizde ortaokul öğrencisi olarak öğrenimini sürdüren yabancı uyruklu bir öğrencinin 30 Nisan tarihinde tüberküloz tedavisine başlanmıştı. Öğrencinin, öğrenim görmekte olduğu okula yeni nakille geldiği belirlenmiş olup, Verem Savaş birimince her iki okulda muayeneler yapıldı. Bu kapsamda toplam 32 öğrenci akciğer grafisi ve diğer tetkikler ile tarandı.  Yapılan tarama sonucunda hiçbir öğrencide hastalık bulgusuna rastlanılmadığı bilgisi verildi. Ayrıca yetkililer tarafından, öğrencilerin aktif hastayla temaslı olmaları ve yaşları dolayısıyla tedbiren ilaç kullanmaları gerektiği bilgisi ailelerine verildi.

Tedaviye başlandıktan 2-3 hafta sonra bulaşıcılığın sonlanacağı bilinmekle birlikte çocuğun öğrenim dönemi sonuna kadar istirahati uygun görüldü.

Süreç, ilgili birimler tarafından yakından takip ediliyor. Endişe edilecek bir durum bulunmamaktadır.”

Yayınlandığı Kategori Manşet

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz;  madde bağımlılığı ile mücadele kapsamında, “Umuda kapı açıyoruz; Hayata tutunuyoruz” projesine, yayınladığı mesajla destek verdi.

Başkan Ali Orkun Ercengiz, Vali Hasan Şıldak’ın öncülük ettiği “Umuda kapı açıyoruz; Hayata tutunuyoruz” projesine destek vermek için “Burdur Belediyesi olarak üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız.” dedi. 

Başkan Ercengiz mesajında; “Umuda kapı açıyoruz; Hayata tutunuyoruz” projesi kapsamında yürütülen çalışmalarda Burdur Belediyesi olarak şehir merkezsinde çeşitli tedbirler aldıklarını belirterek, Türkiye, şiddeti her geçen gün artan madde bağımlılığı sorunu ile yoğun bir biçimde karşı karşıyadır. Özellikle 15-25 yaş arası genç nesil arasında yaygınlığı artan madde bağımlılığı sorununun çözümü için, Valimiz Hasan Şıldak tarafından başlatılan “Umuda kapı açıyoruz; Hayata tutunuyoruz” projesine tüm Burdurlu hemşerilerimiz tarafından sahip çıkılmalıdır.

Çocuklarımızı, gençlerimizi kazanmak, topluma ve kendilerine faydalı birer yetişkin olmalarını sağlamak hepimizin görevidir. Uyuşturucu bağımlılarını topluma yeniden kazandırmalıyız. Toplumumuzu tehdit eden uyuşturucu kullanımından, gençlerimizi kurtarmak arzusundayız.

Burdur Belediyesi olarak, parklarımızı ve sokaklarımızdaki aydınlatmaları arttırılarak daha güvenli hale getiriyoruz. Sorumluluğumuz kapsamında olan parklarımızda, istenmeyen durumların yaşanmasını engellemek ve çocuklarımızın huzur için eğlenmesini sağlamak adına  parkımızda kamera sistemi takılarak, denemelerine başladık.

Parklarımızın tamamını bu şekilde kameralarla izleyerek, art niyetlerin önüne geçeceğiz. “Umuda kapı açıyoruz; Hayata tutunuyoruz” projesine destek vermek için Burdur Belediyesi olarak üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız” dedi.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, İstiklal Yerleşkesinde, 650 dekar alanda tıbbi aromatik bitki yetiştirme çalışmaları başladı.

MAKÜ ve Lisinia Yaban Hayatı Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi arasında yapılan protokol gereği susuz tarımı özendirmek ve Burdur Gölünün çekilmesinin bir nebze de olsa önüne geçebilmek açısından tıbbi ve aromatik bitkilerin dikimi yapılıyor.

Yaklaşık 10 gündür yapılan çalışmalarla 200 dekarlık alanda lavanta, kekik ve adaçayı toprakla buluştu. Devam edecek olan çalışmalarla toplamda 650 dekarlık alanda tıbbi ve aromatik bitki türleri yetiştirilecek. MAKÜ İstiklal Yerleşkesinin üst bölgelerine yapılan çalışma ile ekolojik olarak az su tüketen lavanta, adaçayı ve kekik gibi tıbbi aromatik bitkiler ile hem su tasarrufu yapılacak hem de Burdur Gölü’nün korunması çalışmalarına katkı konulmuş olacak. 

Şu ana kadar 1 milyondan fazla fideyi toprakla buluşturan MAKÜ ve Lisinia ekibi proje ile en az 7 milyon fideyi toprakla buluşturup, susuz tarımı özendirmek ve susuz tarımın gelir elde etmek isteyenler için kazanç kapısı haline gelmesini amaçlıyor.

“Burdur Gölü Korunacak”

Konu hakkında açıklama yapan MAKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İskender Gülle, Burdur Gölünü korumanın en iyi yolunun bölgede su tasarrufu sağlayan ürünler yetiştirmek olduğu kanısına vardıklarını dile getirdi. Bu nedenle az su tüketen tıbbi aromatik bitki dikimi gerçekleştirdiklerini söyleyen Gülle; “Burada üniversitemizde çok büyük tıbbi ve aromatik bitkiler dikim çalışması var. Bilindiği üzere başta Burdur Gölü olmak üzere bölgemizdeki birçok göl son yıllarda yaşanan su sıkıntısı nedeniyle ekolojik bütünlüğünü yavaş yavaş kaybetmekte ve ciddi oranda geleceğe yönelik endişeler baş göstermektedir. Bu bağlamda Burdur Gölünün korunması açısından hareketle yapmış olduğumuz çalışmalarla Burdur Gölünü korumanın en iyi yolunun bölgede su tasarrufu sağlayan ürünler yetiştirmek olduğu kanısına vardık. Bu aşamada üniversite olarak başlangıç yapmak istedik. Burdur Gölünün korunması çalışmalarında halka alternatif gelir kaynakları yaratmak açısından bölgenin ekolojisine uygun, iklimine uygun tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştirilmesi için çaba sarf ettik. Şu anda inanıyoruz ki, tıbbi ve aromatik bitkiler ekolojik olarak en az su tüketen, ilaç kullanmayan, en az emek sarf eden bitkiler olup, Burdurun ve Burdur Gölünün geleceğinde çok önemli olacaktır. Bu konuda başta Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Adem Korkmaz olmak üzere Öztürk Sarıca’nın Burdur’da yaratmış olduğu, belki de ileride tüm Türkiye’yi etkileyecek olan bir düşüncesinden hareketle biz tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konusunda üniversitemizde hız verdik ve şuanda Türkiye’de bu konuya önem veren bir üniversite olduk. Üniversitemizin içerisinde yaklaşık 10 dekarlık ar-ge bahçemiz var. Bu bahçemizde bu bitkilerin kültürel anlamda incelenmesi, uygun sonuçlar alındığı takdirde büyük kitlesel dikimler yapılması planlanıyor. Su sorunu stratejik bir konuma gelmiştir. Stratejik değer olan suyun çok akılcı ve bilinçli olarak kullanılması gerekiyor. Hem tarımsal faaliyetlerin sürdürülmesi açısından, hem de göller, akarsular gibi su kaynaklarımızın korunması ve sürekliliğinin olması açısından susuz yetişen bitkilerin Türkiye’nin geleceğinde önemli rol oynayacaklarını düşünüyorum.” dedi.

“Tarımsal Faaliyetleri Desteklememiz Gerekiyor”

Dikim çalışmalarını yerinde inceleyen Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz ise; “Burada yaklaşık 650 dekarlık bir alanda bölgemizde hem yetiştirici hem de alternatif turizm bakımından çok önemli olan Lisinia Yaban Hayatı Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi ile yapmış olduğumuz sözleşme çerçevesinde ekim gerçekleştiriyoruz. Bu ekimde yetiştiricimiz Öztürk Sarıca ve ekibi bu ekimi gerçekleştirirken biz üniversite olarak ortak projemiz ve araştırma merkezimiz ile çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu bölgede daha çok lavanta, adaçayı ve kekik gibi su tüketiminin çok çok az olduğu ama gelir potansiyelinin oldukça iyi olduğu bir uygulamayı gerçekleştiriyoruz. Küresel ısınma, göllerin çekilmesi bakımından baktığımızda bölgemizde alternatif tarımsal faaliyetleri desteklememiz gerekiyor. Üniversitemizin içerisinde taşlık, ormanlık gibi tarımsal değeri de olmayan yerde yapıyoruz. En önemli özelliği de bu. Çalışmalarımız önümüzdeki yıllarda da devam edecek.” Değerlendirmesi yaptı.

“650 Dekarlık Alanda Ekim Yapılacak”

Lisinia Yaban Hayatı Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Öztürk Sarıca da çalışmalar hakkında bilgi verdi. Tıbbi aromatik bitkiler konusunda uzun yıllardan beri çalışmalar yaptıklarını ve MAKÜ ile yapacakları bu çalışmanın Burdur’un gücüne güç katacağını söyleyen Sarıca; “Gerekli ar-ge çalışmaları üniversitemiz tarafından yapılacak. Dolayısı ile susuz tarımın yaygınlaştırılması noktasında, ağaçların temini noktasında ve farklı bitkilerin yetiştirilmesi noktasında çok daha hızlı yol almış olacağız. Özellikle son yıllarda fiyatı çok yüksek seviyelere çıkan ürünlerin yağlarının üretilmesi için gerekli ağaçların burada üretimine de başladık. Farklı lavanta türlerinin denemeleri de yapılıyor. Dolayısı ile yöresel anlamda pek çok kişi önümüzdeki yıllarda susuz tarımdan para kazanmak istediklerinde bu türleri de yetiştirebilecekler ve Türkiye’nin gerçek aromatik bitki potansiyelleri ortaya çıkmış olacak. Özellikle son yıllardaki susuzluk, Burdur Gölünün çekilmesi, çevredeki büyük baş hayvancılığın baskısı nedeniyle özellikle artan su kayıplarının bir nebze de olsa önüne geçilmiş olunacak. Üniversitemizle birlikte yol almamız bizim için çok çok önemli. Önümüzdeki yıllarda da bu çalışmalarımıza hız katarak devam edeceğimizi düşünüyorum. Şuanda 200 dekarlık alanda lavantanın üç türünü yetiştirmeye başladık. Hem adaptasyonlarını değerlendiriyoruz. Diğer taraftan adaçayı, Anadolu adaçayı ve iki farklı kekik türü yetiştiriliyor. Yaklaşık 200 dekarlık alanın ekimi bugün tamamlanmış olacak. Önümüzdeki dönemlerde de bu 650 dekarlık dikimi gerçekleştirmiş olacağız. Burada 1 milyon 900 adet fide kullanıldı. Dikimler tamamlandığında fide sayısı yaklaşık 7 milyona ulaşmış olacak. Bunun yanında bizim en çok önemsediğimiz kamu ve üniversite ile birlikte yol alabilmek. Burada farklı dikim teknikleri de uygulanıyor. Tek tek dikim, çoklu dikim, sıra aralıksız dikimler ve çit dikimleri uygulanıyor. Özellikle hasadın kolay yapılabilmesi açısından çok önemli. Tüm dünyada hasat problemi ve toprağın işlenme problemleri var. Bir anlamda üniversitede bu çalışmayı yürüttüğümüz için bunlara da çare bulabilmenin ötesinde burada farklı dikim teknikleri ve farklı çalışma teknikleri üzerinde çalışılıyoruz. Burada hasat ve dikim dönemimizde öğrencilerimizi de her zaman bekliyoruz. 650 dekar alan dolduktan sonra da buradaki potansiyel çok geniş ve bunun devamı da gelecek.” Dedi.

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

Burdur Belediyesi’nden; Yeniden düzenlenmek üzere söküm çalışmaları yapılan Mehmet Akif Ersoy Mahallesinde kaldırım düzenleme çalışmalarına başlandığı açıklaması yapılarak;

“Burdur Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünce yürütülen çevre düzenleme ve yenileme çalışmaları kapsamında, vatandaşların ihtiyaçlarına yönelik çalışmalara öncelik veriliyor. Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’ndeki kaldırımlar yenilenmek üzere söküldü ve engelli yönetmeliğine uygun yeni kaldırımların yapımına başlandı.” Bilgisi verildi,  

Açıklamada Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz; “Göreve geldiğimiz günden itibaren, Burdur’umuzun çehresine yakışmayan farklılıkları ortadan kaldırarak çalışmalarımıza tüm hızıyla devam ediyoruz. Kaldırım çalışmalarımızı bugüne kadar ara vermeden devam ettik. Mehmet Akif Ersoy Mahallemizde de kaldırım çalışmaları ile engelli yönetmeliğine uygun kaldırımları vatandaşlarımıza kazandıracağız. Yaptığımız kaldırım çalışmalarını, öncelikle engelliler ve yaşlılarımızın can güvenliğini sağlayacak kaldırımları sağlayıp vatandaşımızın taşıt trafiğinin doğrudan içinde olmadan kaldırımda güvenli bir şekilde yürüyebilmesini sağlamaktır. Mahallemizde yapımına başladığımız kaldırım çalışmaları toplamda 4403 m2 olup,  Haziran ayında yapımını tamamlamış olacağız. Burdur’umuzu hak ettiği modern bir görünüme kavuşturmak için çalışıyoruz. Mahallede çalışmaların en kısa sürede tamamlanması hedefleniyor” dedi.

Yayınlandığı Kategori Manşet
No Internet Connection