Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

Eğitim-İş, Köy Enstitülerinin 79.Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla ilgili mesaj yayınladı;

“Emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı kazanıldıktan sonra çağdaşlaşmanın ve aydınlanmanın, silahla kazanılan bağımsızlığın teminatı olduğunun bilincinde olan Cumhuriyet’i kuranlar, “Köy Enstitüleri” modeli ile bunu uygulamaya koydular.

Köy Enstitüleri, “köye öğretmen ve köye yararlı diğer meslek erbabını” yetiştirmek üzere 1937 yılında açılmaya başlandı. 17 Nisan 1940 yılında da 3803 sayılı yasayla, Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kuruldu.

Köy Enstitüleri hareketinin temel ideolojisi; yüzyıllarca ihmale uğramış köy insanına, kendi yazgısını değiştirecek bilinç ve beceriyi kazandırmaktı. Eğitim bunun bir aracı idi. Asıl amaç, köy insanının bilinçlendirilmesi ve canlandırılmasıydı. Çünkü okur-yazar olmayan bir toplum ile Atatürk Cumhuriyetinin hedefi olan çağdaş uygarlığa ulaşılamazdı. İşte Köy Enstitüleri ile bu eksiklik giderilmeye çalışılmıştır. 2. Dünya Savaşı’nın sınıra dayandığı koşullarda, devlet bütçesinin ve genç işgücünün olası savaşa odaklandığı bir ortamda kurulan enstitülerin parasal kaynağı, sadece Devlet bütçesinden ayrılan payla değil, buralarda yaşayan özverili öğretmen, yönetici, işçi ve öğrencilerin emeği ile yaratıldı. Bu özveri sayesinde enstitülerde 1937-1946 yılları arasında 723 bina yapıldı, on binlerce dönüm çorak ya da bataklık arazi işlenerek buralardan bol ürün elde edildi.

Öğrenciler; öğreniyor, öğrendiklerini uyguluyor ve üretiyordu. Bu dönemde köy çocukları eğitildikten sonra köylerine tarımda, sanatta, zanaatta ve sağlık alanlarında öğretmen olarak geri gönderildi.

Yüzyıllardır horlanmış köy çocuklarından yazarlar, şairler, müzisyenler, bilim adamları çıkmaya başlamıştı. Anadolu uyanıyordu. Köy Enstitüleri’nden yetişenlerin yaktıkları çoban ateşleri Anadolu’yu aydınlatmaya başlamıştı. Ancak bu yüksek dinamizm ve Cumhuriyetçi kadronun kazandırdığı ivme gerici ve tutucu egemen güçlerden tepkiler almaya başlamıştı.

Ülkenin toplumsallaşma sürecini kolaylaştırmak için gerçekleştirilen Köy Enstitüleri girişimi, kazandığı onca olumlu sonuca karşın dinsel değerlerin çöküşüne neden olduğu gerekçesiyle tamamlanamadı. Önce bilinçli olarak içi boşaltılan ve yozlaştırılan Köy Enstitüleri kapatılarak Anadolu’nun en önemli aydınlanma projesi ortadan kaldırıldı.

Köy Enstitüsü işlemesini sürdürseydi, ulusal egemenlik ve ulusun tam bağımsızlığı zedelenmeyecek; her yurttaş, kul olmaktan kurtulup, ülkenin onurlu yurttaşı olma bilincine ulaşacak; laik, sosyal hukuk devletinin hizmetlerinden her yurttaş yararlanacak; köy-kent arası uçurum kalkacak; kadın-erkek arasındaki hak eşitliği yerleşecek; insan, çocuk ve emekçi hakları tam olarak verilecekti. Sabahattin Eyüboğlu’nun “Köy Enstitüleri, bozkırda ağaç dikmek ve tutturmaktır” diye tanımladığı, Hasan Ali Yücel’in “Bu bizimdir, kimseden almadık; bizden alsınlar” diyerek milli ve özgün bir proje olduğuna işaret ettiği Köy Enstitüleri, pek çok yabancı bilim adamının da dikkatini çekmiş, akademik çalışmalara konu olmuştur. UNESCO da bu modeli gelişmekte olan ülkelere tavsiye etmiştir.

Bugün öğretmen yetiştirmeden başlayarak eğitim sisteminin yaşadığı pek çok sorunun kaynağında Köy Enstitüleri’nin kapatılması yatmaktadır. Köy Enstitüleri’nin kapatılması ülkemizdeki aydınlanma sürecinin durdurulması ve demokratik işleyişin sekteye uğratılması anlamına gelmiş, genel anlamda da demokrasimizin derin bir yara alması sonucunu doğurmuştur. Enstitülerin kapatılması Türkiye’nin aydınlanma tarihinde gericiliğin zaferi olarak yerini almıştır.

Ne yazık ki, o gerici anlayışın uzantıları bugün de işbaşındadırlar. AKP iktidarı döneminde uygulanan politikalarla eğitimin niteliği düşürülmüş, çağdaş, bilimsel, akılcı, laik eğitim sistemine büyük bir darbe vurulmuştur. 4+4+4 eğitim sistemi ile Cumhuriyet’in temeli olan “Öğretim Birliği” parçalanmış, laik, bilimsel, parasız ve ulusal eğitim yok edilmiş, okullarımız medreseye döndürülmüştür. Siyasi iktidar,  çocukları medrese eğitimi ile “itaatkar”, “biat eden”  kullar haline getirmeye çalışmaktadır.

Bugün Köy Enstitüsü ruhunu yeniden yakalamak ancak çağdaş, üretken ve demokratik eğitim yöntemini ulusal eğitim sistemimizin her aşamasına uygulayarak; eleştiren, sorgulayan çağdaş bireyler yetiştirmekle olur. Üretken ve yaratıcılığın desteklendiği eğitim anlayışı bugün yaşadığımız eğitim sorunlarının da çözümü olarak görülmelidir. İşte o zaman Atatürk’ün ve cumhuriyetin öğretmenlerden istediği ‘Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesilleri yetiştirebiliriz.

79. Kuruluş Yıldönümünde Köy Enstitüleri’nin ilerici, demokrat ve aydınlanmacı geleneğine sahip çıkıyoruz. Eğitim-İş olarak amacımız; Köy Enstitülerinin felsefesi, heyecan ve ruhunu okullarımızda yaşatmak, tüm yurtta cumhuriyetin, aydınlanmanın ateşini yeniden yakmak, ülkemizin geleceğine umut ve ışık olabilmektir. Cumhuriyet öğretmenlerinin yegane örgütü Eğitim-İş, Mustafa Necati’den, Hasan Ali Yücel’den, Fakir Baykurt’tan, hepsinden önemlisi Başöğretmenimiz Mustafa Kemal’den devraldığı bu görev ve sorumluluğu yerine getirme azim ve kararlılığındadır.”

Yayınlandığı Kategori Manşet

20 Nisan 2019 - Cumartesi - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Vali Hasan Şıldak, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Mezunlarla İlişkiler ve Kariyer Planlama Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen “Her Yönüyle Mülki İdare Amirliği” başlıklı kariyer söyleşisinin konuğu oldu. 

Söyleşiye, Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, Burdur İl Tarım ve Orman Müdürü Oktay Darcan, Mezunlarla İlişkiler ve Kariyer Planlama Koordinatörü Öğr. Gör. Veysel Dal, MAKÜ öğretim üyeleri ve Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğrencileri katıldı.

Kamu yönetimi bölümünden mezun olduğunu söyleyen Vali Şıldak, İlk valilik görevini Burdur’da yaptığını belirtti. Vali Şıldak, mesleğe başlangıcıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Mesleğe mülki idare amiri, kaymakam, vali yardımcılığı ve mülkiye başmüfettişlik görevlerini yürüttükten sonra vali olarak atandım. 11 aydır valilik görevini yürütüyorum.” 

Anayasa, kanun ve siyasal bilimler üzerine soru-cevap şeklinde gerçekleşen söyleşide öğrencilerden gelen soruları yanıtlayan Vali Şıldak, kariyerine başlangıç yaptığı kaymakamlık görevine başvurma süreci ile bilgiler verdi. Vali Şıldak, çalışmanın önemi ve alınan sorumlulukların yerine getirilmesi için yapılan fedakârlıklar ve inanmanın değeri üzerine birçok konuda öğrencilere tavsiyelerde bulundu.

“Mülki İdarecilik Mesleğinin Özü Kaymakamlıkta Başlar”

Kaymakam olmak isteyenlere de tavsiyelerde bulunan Vali Şıldak, konuşmasında “Her konudan anlamanız gerekiyor. Eğitim, güvenlik, yerel yönetimler, sosyoloji, toplum ilişkileri gibi çok geniş bir yelpazede her konudan biraz da olsa bilginizin olması gerekiyor. Rol yapmıyor, olduğunuz gibi samimi davranıyorsanız sonuçları olumlu olarak size yansıyor. Mülki idarecilik mesleğinin özü kaymakamlıkta başlar. Kaymakamlık tamamen işin mutfağında çalışmak demektir. Verilen kararlarınız çok önemli. Mevzuatlarla ilgili sıkıntılar yaşadığımız, karar verirken vicdanen taşıdığımız sorumluluklar oluyor. Tek taraflı kararlardan her zaman kaçınıyoruz. Her açıdan bakmak, herkesi dinlemek, kararları geniş bir yelpazeyi ele alarak vermek gerekiyor. Zaman içinde kazandığınız tecrübelerle işleriniz daha da kolaylaşıyor. Hukuka ve adalete uygun karar her zaman tarafları da mutlu ediyor. İyi açıklanan karar her zaman en iyi karardır. Fikirler toplanıp yönetişim modeli içinde karşılıklı konsensüs ile ele alınan karalar daha geçerlidir. Aldığınız kararı geri almamanız gerekiyor ve bu en kötü karar olur.” ifadelerine yer verdi.

Yaşanılan herhangi bir sorunu çözme aşaması ile ilgili yöneltilen soruya Vali Şıldak, “İl yönetimi ile yaşanılan sorunlarda olayın niteliğine ve türüne bağlı olarak hareket ediyoruz. Vali yardımcıları ile görev dağılımı ve iş bölümüyle en büyük destekçilerimiz onlardır. İl idaresi kanunu vardır, orada il idare şube başkanları vardır, il müdürleri kastedilmiştir. İstişare bir mekanizma ile krizler çözülmektedir.” şeklinde cevap verdi.

“Burdurlularla Güvene Dayalı Çok Samimi Bir İlişkimiz Var”

Birçok şehirde görev alması üzerine Burdur’da insanlarla iletişimde zorlanıp zorlanmadığı ile ilgili sorulan soruya Vali Şıldak, “Burdurlu vatandaşlarımızla iletişim çok kolay, ne yapmak istediğini anlıyorlar ve ona göre hareket ediyorlar. O yüzden Burdur’da hiçbir kesimle ilgili iletişim sorunu yaşamadım. Burdurlularla güvene dayalı çok samimi bir ilişkimiz var.” cevabını verdi.

Vali Şıldak, öğrencilere “Kendi alanınızla ilgili bol bol okuyun, bilgi sahibi olmaya çalışın. Alanın duayenlerince yazılmış kitapları, yapılmış söyleşileri kaçırmayın. Yabancı yazarları da okuyarak günceli takip etmeyi unutmayın.” tavsiyelerinde bulundu.

Söyleşi, Öğr. Gör. Veysel Dal’ın Vali Hasan Şıldak’a anmalık takdim etmesiyle sona erdi.

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

Vali Hasan Şıldak, İl Genel Meclisi Başkanı Murat Akbıyık ve İl Genel Meclisine ziyarette bulundu.

İl Özel İdaresi’nde gerçekleşen ziyarette Meclis Başkanı Akbıyık’ı odasında ziyaret eden Vali Şıldak, bu ziyaretin ardından Nisan ayının 4. birleşimi için toplanan İl Genel Meclisi Üyelerine hitap ederek, hayırlı olsun temennisinde bulunup başarılar diledi.

Vali Hasan Şıldak Meclis Salonunda yaptığı konuşmada;

“Öncelikle seçilmiş olan bütün İl Genel Meclisi Üyelerimize bir kez daha hayırlı olsun diyor, hepinize bu önemli görevde başarılar, hayırlı çalışmalar temenni ediyorum.

SEÇİMLERİN TAMAMLANMASIYLA BİRLİKTE YENİ BİR HİZMET DÖNEMİNE GİRMİŞ BULUNUYORUZ.

İl Genel Meclisimizin büyük çoğunluğu 31 Mart seçimleriyle yenilenmiş oldu. Hem ülkemizde, hem ilimizde seçimlerin tamamlanmasıyla birlikte artık yeni bir hizmet dönemine girmiş bulunuyoruz. Yeni sürecin ülkemizde ve ilimizde güzel hizmetlere vesile olmasını temenni ediyorum. İl Genel Meclisi Üyelerimiz tarafından dün yapılan ziyaret için tekrar teşekkür ediyorum.

İL ÖZEL İDARELERİ TARİHSEL SÜREÇ İÇERİSİNDE İNSANIMIZA DOĞRUDAN HİZMET GÖTÜRMENİN EN ETKİLİ VASITASI OLMUŞTUR.

İl Genel Meclisi, İl Özel İdaresinin genel karar organıdır. Bugün Genel Sekreter Yardımcımız Asım bey de size bir bilgilendirme yaptı. Mevzuattaki hükümler ve uygulamalar konusunda önemli hususları ilk andan itibaren bilginize sunmak istedik. Bu manada İl Özel İdaresi nedir diye baktığımızda, tarihsel süreç içerisinde Özel İdareler Cumhuriyet öncesi döneme uzanan Osmanlı İmparatorluğu Döneminde ilk yapılanmasını oluşturmuş ve idari sistemimiz içinde bir mahalli idare birimi olarak çok önemli görevleri ifa eder hale gelmiştir. Kırsal bölge olarak tanımladığımız belediye sınırları dışındaki bütün alanlardaki en başta alt yapı olmak üzere önemli hizmetlerin icra organıdır. Bu bakımdan köyde, kırsalda ne görürseniz özel idarenin eseri olarak görürsünüz. Amacı kırsal bölgenin en başta temel alt yapı olarak, yol, içme suyu, sulama, kanalizasyon, köy içi düzenlemeler gibi her türlü alt yapı hizmetleri başta olmak üzere, yeni yapılanmayla birlikte il özel idaresi kanunuyla, aynı zamanda diğer bütün yatırımcı kuruluşların da eğitim, sağlık başta olmak üzere elidir, koludur. Bu manada insanımıza doğrudan hizmet götürmenin en etkili vasıtası olmuştur. Bugün de bu hizmetleri başarıyla ifa etmektedir.

YÖNETİM ANLAYIŞIMIZ HER ZAMAN VATANDAŞ MERKEZLİ, İNSAN VE SONUÇ ODAKLI BİR HİZMET ANLAYIŞIDIR.

 İl Özel İdaresinin sizler genel karar organı olarak, içinizden her hafta toplantılarını gerçekleştirecek olan İl encümenini oluşturmuş oldunuz. İl encümenin de hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bizler de İl Özel İdaresinin başı, İl Valisi olarak, sizlerle birlikte yeni dönemde inşallah hayırlı hizmetlerin içinde olacağız. Bu manada bu organlar arasındaki karşılıklı iş birliği ve uyum son derece önemlidir.

EN ÖNEMLİ HUSUS YAPILACAK HİZMETLERİN DOĞRU TESPİTİ, İHTİYACA GÖRE İYİ ANALİZLER YAPILMASI VE BÜTÇE DİSİPLİNİNE UYGUN BİR HARCAMA YÖNTEMİ, HARCAMA USULÜ GELİŞTİRİLMESİDİR.

Hızlı, istikrarlı ve samimi bir çalışma temposu içerisinde mevzuata uygun, işbirliği ve uyuma açık, her zaman kapısını vatandaşa açık tutan bir yönetim uygulaması gerçekleştiriyoruz. Bu manada Özel İdarede de aynı sistem içinde vatandaş odaklı, istikrarlı, plan program çerçevesinde, hızlı ve düzenli bir çalışmayı hep beraber ortaya koyacağız inşallah bu dönemde. Burada da en önemli husus yapılacak hizmetlerin doğru tespiti, ihtiyaca göre iyi analizler yapılması ve bütçe disiplinine uygun bir harcama yöntemi, harcama usulü geliştirilmesidir diye düşünüyorum. Bizler tabi sizlerin aldığı kararların uygulayıcısıyız. Özel idarenin iki tarafı vardır. Bir tarafında siyasi kanat, bir tarafında bürokratik kanat. Hiçbir kurumda olmayan bir uygulama bu. Özel idareler kendine has bir modele sahip.

Bu model içindeki uyumdan her zaman güç doğar, vatandaşımız için iyi sonuçlar doğar. Biz de bu yaklaşım içinde kaynaklarımız nispetinde, mümkünse bu kaynaklarımızı daha da geliştirmeye çalışarak hep beraber bütün imkanları kullanarak, en optimal ölçekte, en tasarruflu şekilde hizmet etme arzusunu burada ifade ediyoruz. Bütçe disiplinine uyumlu davranma bizim için elzem. İl Özel İdaresinin harcama şekli, yöntemi, bütçenin yapılışı, yatırım programının gerçekleştirilmesi, bütün bunlar bir süreç dahilinde gerçekleşiyor ve sizlerden istirhamım bu süreçleri titizlikle uygulayalım.

Görev tanımlarına ve yapılmış olan planlamalara uygun bir çerçevede İlimizin gelişmesine yönelik her türlü hizmetin içinde olalım. Özel İdarenin hizmet alanı çok geniş. Yani turizmden sağlığa, eğitimden kültüre, çevreye gibi her alana harcama yapma imkanımız, planlama yapma imkanımız, yatırım gerçekleştirme imkanımız mevcut. Bütün bakanlıkların zaten İlimize gönderilen ödenekleri Özel İdaremiz vasıtasıyla kullanılıyor. Ben bu çerçevede bu konuşma vesilesiyle, genel sekreterliğimizi yürütmekte olan Vali Yardımcımıza, genel sekreter yardımcılarımıza ve bütün şube müdürlerimize teşekkür ediyorum. En az altı ay süredir çok disiplinli, planlı bir çalışma temposu içerisinde ve hızlı bir çalışma ortaya koyarak insanlarımıza hizmet etmeye çalışıyoruz. Sizlerin gelişi ve katkılarıyla bu tempo inanıyorum ki, daha da etkili bir seviyeye ulaşacak. Bu duygu ve düşüncelerle görevinizde başarılar diliyorum.”

Yayınlandığı Kategori Manşet