Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

Bu deyimi yani  “yalnız ve güzel” terimini  tabiki 61. Üç Maymun filmiyle, Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazanan Yönetmen  Nuri Bilge Ceylan’dan ödünç aldık. 

Cannes’dan üçüncü ödülünü alan Yönetmen Nuri Bilge Ceylan yaptığı konuşmada; “Ödülü, tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum” demişti.

Burdur yalnız hemde yıllardır. Burdur’un önünü açan, şehri geliştiren son önemli büyük yatırım, Burdur Şeker Fabrikası idi. Son özelleştirme furyasında ihaleyi kazanan firma, fabrikayı almaktan vazgeçmese idi, Şeker Fabrikası da muhtemelen, 3-5 yıl içinde arsa rantı uğruna yok edilecekti.

Burdur Antalya-Denizli- Isprta üçgeninde kıskaca alınmış vaziyette. İzmir’i Denizli üzerinden Burdur’u teğet geçerek, şehir merkezine girmeden Antalyaya bağlayan yollar, Burdur’un azda olsa fayda sağlayan turizm gelirlerine darbe vurdu. Yalnız ve tanınmayan Burdur’u iyice yalnızlaştırdı.

Turizm alanında Antalya’ya, Tekstil ve diğer sanayi alanlarında Denizli’ye, sanayi ve devlet yatırımları konusunda, Ispartaya destek sağlayan iktidarlar, Burdur’u her seçim öncesi, vaatlerle oyalayıp oy almayı başardılar.

Burdur bir sayfiye kenti olabilecek özelliklere sahip. Burdur arkeoloji  dünyasının takip ettiği, ama kendi ülke insanımızın, henüz tanımadığı, bilmediği Antik kentlere, arkeolojik zenginliklere sahip. Burdur;  tarih, folklor, coğrafya güzellikleriyle, gelişmek, büyümek için, potansiyel zenginliği olan il.

Ama bütün bu zenginlikler ve güzelliklere rağmen, Burdur’un ülke insanı tarafından tanınırlığı çok zayıf. 

Burdur’un potansiyelinin harekete geçmesi için, devlet destekli, uzun vadeli, gerçekçi projelere ve bu projelerin uygulanmasını sağlayacak kaynağa ihtiyacı var.

Her seçim öncesi hatırlanıp, seçim sonrası unutulan Burdur! Gerileyen, göç veren, gençlerin gelecek umudu görmedikleri Burdur! Bizim yalnız ve güzel Burdur’umuz…

Hasan Türkel

Yayınlandığı Kategori Manşet

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Zaferi’nin 104. Yıldönümü’nde çorba ve hoşaf dağıttı.

Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen etkinlikle, vatandaşlara çorba ve hoşaf ikram eden Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını andı. 

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz çorba ve hoşaf ikramı sırasında yaptğı açıklamasında Çanakkale Zaferi’nin yedi düvele karşı kazanılan bir savaş olduğunu belirterek;

“Çanakkale Zaferi’’nin 104. yılını kutluyoruz. Büyük bir zafer. Yedi düvele karşı kazanılan bir zafer. Bu zaferde başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bize bu toprakları vatan yapan şehitlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum. Bugünün akılda kalan en önemli konusu günde sadece 1 öğün, bir tahinle vakit geçiren Atalarımza en azından bir atıfta bulunabilmek için bugün burada vatandaşımıza çorba ve üzüm hoşafı dağıtalım istedik. Tarih tekerrürden ibaret değildir. Tarihini bilmeyen tekerrüre mecburdur. Onun için tarihimizi bilmek zorundayız. Bu toprakların ne kadar güçlükle, zorlukla kazanıldığını bilmek zorundayız. Bu topraklar için kanını, canını veren Atalarımıza minnet ve şükran borcumuzu sadece klişe sözlerle değil, hissederek, o ruhu yaşayarak ve vatan toprağının her bir karışının değerini bilerek ve bu vatan toprağı üzerine yapılmış ne varsa onun değerini bilerek yaşamak ve yaşatmak zorundayız. Bu nedenle bugün burada çorba ve üzüm hoşafı ikramında bulunduk. Atalarımızın ruhları şad, mekanları cennet olsun. İnşallah yeni bir Çanakkale’yi bu ülke yaşamasın isteriz.” dedi.

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Berberler ve Kuaförler Odası’nın Serenler Otel’de düzenlediği Dayanışma Yemeği’ne katıldı.

 

Düzenlenen dayanışma yemeğinde kuaförler ve berberlerle bir araya gelen ve yaptığı konuşmada Türkiye’deki ekonomik sıkıntıların en çok küçük esnafı etkilediğine vurgu yapan Başkan Ercengiz, “Ben de bir meslek odası başkanlığından, Belediye Başkanlığına aday olarak seçilen bir esnafım. Küçük esnafın kira giderlerinin, işletme giderlerinin ve bununla birlikte sosyal güvenlik primlerinin artmış olması, maalesef bir çok noktada artık işin işletilemez olduğunu gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir istatistikte, Türkiye’nin nüfusuna oranlandığı zaman en çok iş yeri kapatılan ilin maalesef Burdur olduğunu öğrendik. Bir çok varlığını risk eden esnaf arkadaşımızın, zaman içerisinde bu karşılığı alamaması neticesinde işini kaybetmesidir. Biz burada üretimin daha fazla olmasını, üretimin karşılığında da kent içerisinde daha fazla sıcak para dönebilmesinin yollarını aramalıyız. Betonlaşan kentlerin değil, üretime kaynak yaratan ve üretime yatırım yapan illerin geliştiğini görüyoruz. 

SİYASİ FARKLILIKLARIMIZI ZENGİNLİK OLARAK GÖRMELİYİZ

Bu anlamda da biz küçük esnafı korumaya yönelik tedbirlerimizi almaya devam edeceğiz. Tabi ki yaklaşan yerel seçimler belli ölçüce bir takım vaatleri,  bir takım taahhütleri ortaya koysa da, Ekonomistlere göre hem genelde,  hem yerelde durağan bir döneme girdiğini en az bir 5-6 ay daha ülke ekonomisini çok refah içerisinde geçmeyeceğini söylüyorlar. Bu noktada da bizlere düşen küçük esnaf olarak, halen çalıştırdığım bir eczanem olarak söylüyorum. Bu dönemi en azından nebzeyi koruyarak geçirmek, yatırımları doğru değerlendirmek, yatırım yaparken de, büyürken de hesaplı gitmenin doğru olduğunu düşünüyorum. Bu bir dayanışma ve kaynaşma yemeği, bu dönemde de buna ihtiyacımız var. Toplumun çok gerildiği, ayrıştığımız, ayrıştırıldığımız ya da belli ölçüde temeline sadece siyaseti koyduğumuz bir toplum anlayışında, biraz olsun siyasi düşüncelerimizi kenara bırakıp, siyasi farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görebilmeli ve Burdur’a yakışır bir şekilde son kalan bu günleri tamamlayıp 31 Mart ‘tan sonra da yine olağan yaşantımıza dönebilmeyi ben umut ediyorum. Seçim sürecine başladığım günden beri mümkün olduğu kadar, hatta bize yakışmayan çerçevede siyaset kültürünü kullanmamaya gayret ettim. Çünkü 31 Mart’tan sonra da yüz yüze bakıp kol kola gireceğiz. Bizim arkadaşlıklarımız, dostluklarımız, paylaştıklarımızın bir siyasi seçimle yok olamayacağını düşünenlerdenim. İnşallah 31 Marttan sonra da Burdur’umuz hak ettiği şekliyle ve en güzel şekliyle birlikte, beraberlik içerisinde ve dayanışma içerisinde. Bugün bu akşam yemekte olduğu gibi yine aynı masalarda oturabiliriz diye umut ediyorum. Tekrar sizlere teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştuğu.

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

31 Mart tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler Genel Seçiminin güvenli ve huzurlu bir ortamda kurallara uygun ve düzenli bir sekilde geçmesini sağlamak amacıyla Vali Hasan Şıldak Başkanlığı’nda, Vali Yardımcısı Ali Nazım Balcıoğlu, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, J. Albay Orhan Kılıç ve Siyasi Partilerin İl Başkanlarınında katılımıyla Burdur Valiliği’nde toplantı gerçekleştirildi.

Konuyla ilgili yapılan açıklama şu şekilde; “31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan Mahalli İdareler Genel Seçiminin Burdur İli genelinde güvenli ve huzurlu bir ortam içerisinde, kurallara uygun ve düzenli şekilde gerçekleştirilmesini sağlamaya yönelik olarak seçim takviminin başlangıcından itibaren Burdur Valiliği tarafından yürütülen çalışmalar hassasiyetle sürdürülmektedir. 

Bu çerçevede 13 Mart 2019 tarihinde İlçe Kaymakamları, güvenlik birimleri ve ilgili kamu kuruluşlarıyla yapılan değerlendirme toplantısının ardından 18 Mart 2019 Pazartesi günü saat: 18.00’da Siyasi Partilerin İl Başkanlarıyla güvenlik değerlendirme toplantısı gerçekleştirilmiştir. Toplantıda İl Merkezi ve İlçelerimizde seçime ilişkin hususlarda siyasi partilerin ve adayların uymaları gereken kurallar, güvenlik ile ilgili mevcut durum ve alınacak tedbirler görüşülmüş, Valiliğimizin koordinasyonu altında sürdürülmekte olan güvenlik önlemleri üzerinde karşılıklı olarak değerlendirmede bulunulmuştur. Siyasi partilerin yukarıda belirtilen konulara ilişkin tam bir uzlaşma içerisinde bulunduklarını, seçimle ilgili huzur ortamının sağlanmasında, büyük gayret gösterdiklerini belirten Vali Hasan Şıldak Siyasi Partilerin İl Başkanlarına teşekkür etmiştir.

Aynı duyarlılığın seçim süreci boyunca muhafaza edilerek İlimizin her noktasında seçim yarışına katılan adaylar, siyasi partilerin İlçe ve Belde Teşkilatları, ayrıca muhtarlık seçimine katılanlar tarafından da gösterilmesi gerektiğini, bu konuda da İl Başkanlarından destek beklediklerini ifade etmiştir.

Vali Hasan Şıldak İl Merkezinde bazı billboardlarda yer alan siyasi partilere ait afişlerin yırtılması ve bunlara zarar verilmesi konusunda ise, bu davranışların Seçim Kanunu’na Muhalefet suçunu oluşturduğunu ve yüksek miktarda para cezasını gerektirdiğini dile getirerek bütün vatandaşlarımızdan bu konuda duyarlı olmalarını istemiş, seçim ikliminin İlimizde en küçük bir şekilde dahi olsa bozulmasına izin vermeyeceklerinin altını çizmiştir.”

Yayınlandığı Kategori Manşet

20 Mart 2019 - Çarşamba - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

CHP Belediye Meclis Üyesi Adayı Durmuş Turgut, sosyal medya üzerinden hakkında yapılan paylaşımlarla ilgili yazılı basın açıklaması yaparak, “16.03.2019 tarihinde Sayın Mehmet Yavuz Kaya’nın facebook sayfasında “ birisi çıkmış engellilerden  bedavaya aldığı engelliler rehabilitasyon merkezini hava parasına satıp halkçı aday olmuş “ şeklinde asılsız bir haber yapmış ve kamuoyunda hem beni hem üyesi olduğum Cumhuriyet Halk Partisi’ni küçük düşürmeye çalışmıştır.”dedi.

CHP Belediye Meclis Üyesi Adayı Durmuş Turgut sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarla ilgili her türlü hukuki talep ve dava açma hakkını kullanacağını belirterek;

“Sayın Serkan Daban isimli şahısta benzer paylaşımlarda bulunmuştur. 

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; Mübeccel Sayılı Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezi adı altında engelli çocuklarımıza en iyi şekilde layıkıyla gerekli sevgi ve eğitim verilmiştir. Bu eğitim sırasında bana yardımcı olan tüm öğretmenlerime ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Ve engelli çocuklarımıza verilen eğitimin yapıldığı taşınmaz Burdur Engelliler Derneği’nin mülküdür ve kirası ödenmiştir. Ancak 2018 yılında sağlık sebeplerim nedeniyle şirkete ait araçlarla birlikte okulun işletme hakkı başka bir 3. şahsa devredilmiştir. Sayın Mehmet Yavuz Kaya ‘nın dediği gibi Burdur Engeliler Derneği tarafından şahsıma yapılmış hiçbir bağış yoktur.  Bu konuda her iki şahsında elinde belge var ise kamuoyuyla paylaşmalarını ve yapmış olduğum işlerde her hangi bir suç işlediysem Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmalarını rica ediyorum. 

Kamuoyu asılsız haberlerle meşgul  edilmiş, şahsım çeşitli kişiler tarafından hakaret edilmiş,  tehdit edilmiş ve iftira atılmıştır. Tanımadığım şahıslar bile bu kişilerin paylaşımları altında beni tehdit etmiş ve bana hakaret etmişlerdir. Siyaset hakaret ve tehditle yapılmaz. Bir gün bu şahıslarda bunu öğrenecektir, bunu temenni ediyorum. 

Tüm bu yaşananlar için her türlü hukuki talep ve dava açma haklarımı kullanacağımı da belirtmek isterim. 

Burdur Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir üyesi olarak uzun süredir siyaset yapmaktayım. Sayın Mehmet Yavuz Kaya ve Sayın Serkan Daban’da yapmış olduğum siyaseti iyi bilmektedirler. Seçime sayılı günler kala her iki şahsın asılsız açıklamaları ve nedenini kamuoyunun takdirine bırakıyorum. 

 Biz Burdur’da huzur için yola çıktık ve huzuru getirmek adına her türlü çabayı göstereceğiz. İşte  bu yüzden Martın Sonu Bahar...” dedi.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla Susamlık Tesisleri’nde düzenlenen yemeğe  katılarak  doktorlarla  bir araya geldi. 

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz yaptığı konuşmada, Sağlık çalışanlarının insan hayatındaki önemine  değindi. Türkiye’deki tüketim alışkanlıkların insanları yalnızlaştırdığını, bir arada yaşamdan uzaklaştırdığına dikkat çeken Başkan Ercengiz”, Tıp Bayramlarında eczacısı, diş hekimi, doktoru ve sağlık bileşenleri olarak salonlara sığmayacak şekilde kutlardık. Hiçbir siyasi düşünce olmaksızın, orada sadece birlikte olma adına keyifli bir bayram kutlaması yapardık ama geçen süreç maalesef sosyal eşitliğin aleyhine işliyor Türkiye’de ben bunu görüyorum.  Mesleğimize sahip çıkmak, birlikte yaşama sahip çıkmak çok önemli, Çünkü bizleri çağdaş kılacak en önemli unsur, günlük hayatın dışında da birlikte yaşam kültürünü bir arada tutabilmek. İnancımız, siyasi düşüncelerimiz ne olursa olsun, ayrıştırılan her ne olursa olsun yalnızca hayatımızın tek bir noktadan bakmamıza engel değil. Meslektaşlarımıza ve sağlık bileşenlerine sahip çıkılması gerekir. Çünkü meslekleri yücelten, etik değerleri yücelten birbirimize olan saygımızdır, sevgimizdir ve birbirimize olan bağlılığımızdır diye düşünüyorum. Umuyorum bir sonraki tıp bayramında daha büyük bir salonda, daha çok katılımla kutlarız. Yeniden bayramınız kutlu olsun” şeklinde konuştu.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Burdur Mevlevihanesi, şimdi etrafı çevrilmiş, Mevlana yokuşu üzerindeki arsadaydı.

Kayıp görünen Mevlana Dergahının, yerinin belirlenip, arsasının yapılan düzenleme ile koruma altına alınmasına rağmen; ilimizde yaşayanların çoğunluğu, Burdur’da bir zamanlar bir mevlevihane olduğunu, geçmişte Burdur Mevlevihanesi’nin bu arsa üzerinde hizmet verdiğini ne yazık ki bilmezler. 

Geçmişte, Burdur Mevlevihanesi yapısının bulunduğu, çok sayıda pay sahibi olan, vereseli arsa, enkaz halinde iken,  Sebahattin Akkaya’nın belediye başkanlığı döneminde düzenlendi. Arsa üstüne parke taşı döşenip, alan ağaçlandırıldı, yeşillendirildi. Kamelya ile oturma grupları yerleştirildi. 

Mevlevihaneyi yaptıranİlk postnişin Mehmet Fedayi Dede (1492-1577) son postnişin Şeyh Fehmi Dede’nin (1879-1916) temsili mezarları yapıldı. Ancak daha sonra, arsa üzerinde pay sahibi olan vereselerden birinin talebi ile temsili mezarlar ve kamelya kaldırıldı.

Prof Dr Metin Özata, Burdur Mevlevihanesi Tarihçesi hakkında yaptığı araştırmalarla elde ettiği bilgilere, İlkçağlardan Kurtuluş Savaşına  Burdur adlı kitabında yer vermiş;

Burdur Mevlevihanesi 

1901’ de Burdur’da bulunan Mehmet Ali Mevlevihanesi tamir edilir (Bu Mevlevihane Ulucami’den çay yoluna inen  yokuşta, şimdiki İstiklal Caddesi üzerinde yokuştan hemen 10-15 metre inince sağdaydı).

29.1.1917’de Burdur’da depremde yıkılan Mevlevihane’nin tamiri için para ayrıldı.

Dr. Mehmet Şerif Korkut hatıralarında Burdur Mevlevihanesi’nden aldığı tavsiye mektubuyla  Konya İdadisine girebildiğini belirtir.

Dr. Mehmet Şerif Korkut,’^’ Tanıdıklarım, hayattan Çizgiler’’ isimli kitabında ( Ötüken Neşriyat)  Mevlevihane hakkında şunları yazmıştır:

‘Şu karşıdaki saat kulesinin biraz ötesinde Mevlana yokuşu başlar. Bu yokuşun sokağı da Mevlana sokağıdır. Yokuş biraz dikçedir de onun için araba inemez. Hatta at üstünde de gidilemez, atı yedeğe almak gerekir.  Sekiz on adım  aşağıda  ve sağda Mevlana (Mevlevihane)  binası bulunur. Buraya da  Burdur ağzınca, kısaltılmış olarak Mevlana derler.  Sokağın ve yokuşun adları da Mevlevihane’den  galat olarak Mevlana’dır.  Mevlana’nın  yani Mevlevihane’nin baş dervişi, senin (yazar kendini belirtiyor) deden, 78 yaşında rahmete kavuşmuş Hasip  dede idi. Doğu  dillerinde, bilgin ve faziletli bir zat olarak tanınan Hasip dede aynı zamanda büyük bir musiki üstadı idi. Onun içindir ki çocukluğumda  kendisine hürmetimi çekmiş olan bu zatı baba dostu  oluşundan dolayı da hayatını takip etmek ve tanımak zevkini ayrıca  duydum.’’ 8 Mevlana Yokuşunda (bu yokuşun şimdiki adı İstiklal Caddesidir ve Ulucami’den çay yoluna inen, Aykon (şimdi  adı Oskar) Sineması yokuşuna paralel sokaktır) bulunan Mevlihane’de bulunan Neyzen Hasip Dede 15 yıl kadar Burdur’da kalmış ve alaturka musikinin notasını ve usulünü Burdur’a ilk defa getirmiştir, 

Sadık Akdemir ise 1. Burdur Sempozyumunda  ‘’Osmanlı Arşiv Belgeleri Işığında Burdur’daki Vakıf Hizmetleri’’ isimli bildirisinde Burdur Mevlevihanesi ile ilgili olarak şu bilgileri vermektedir:

‘’Ulu Cami’nin kıble tarafına düşen ve biraz daha aşağı kısmında yer alan Mevlevîhâne’den günümüze hiçbir eser kalmamıştır. Tamamen yıkılıp yok olmuştur. 1800 yılında Mevlevî Tekkesi şeyhi Hacı Ali Efendi dersaâdete yazmış olduğu bir arzda,  mevlevîhânenin kayıtlı  herhangi bir  geliri olmadığından dervişlerin  geçimlerini sağlayabilmeleri için Alanya Gümrüğü ve cizye gelirlerinden tekkeye para aktarılmasını talep etmiştir. Bunun üzerine 1801 yılından geçerli olmak üzere Alanya Gümrüğü’nden 18 sağ akçe tahsis edilmesi sağlanmıştır.

1855 tarihli bir kayıtta da mevlevîhânenin taâmiyesinin artırılması ile ilgili bilgiler bulunmaktadır. Mevlevî tekkesine gelip giden fakir, fukara ve dervişlerin yiyip içmeleri için taâmiye ismiyle mevlevîhâneye 150 guruş para tahsis edilmişti. Ancak zamanla bu para yetmediği için Postnişin Şeyh Mehmed Efendi Meclis-i Vâlâ’ya bir tezkire sunarak taâmiyenin 450 guruş daha artırılarak 600 guruşa çıkarılmasını talep etmiştir. Burdur Mevlevîhânesi’nin taâmiyesine 450 guruş zam yapıldıktan bir müddet sonra, evkaf idaresince taâmiyeler üzerine tenzilata gidilmiştir. Bu mevlevîhânenin tenzilatı da sehven 300 guruşa düşürülmüştür. 1894 tarihinde de bu işlemi düzeltilerek yeniden 450 guruşa çıkarılması arz ve talep edilmiştir.

1857 tarihinde de Mevlevîhânenin eskiyen, yıkılan ve harap olan kısımlarını tamir için 12000 guruş masraf tespit edilmiştir. Ayrıca Şeyh Kalender Efendi’ye de Mevlevîhâne yanına harem dairesi yapılması öngörülmüş, bunun için de 3500 guruşa ihtiyaç olduğu belirtilmiştir. 

Mevlevîhâne ile ilgili son belgemizde şu bilgiler yer almaktadır; 1914 depreminde burası tamamen yıkılıp harap olmuştur. O sıralarda Şam’da gönüllü Mevlevî Taburu’nda görevli bulunan Burdur Mevlevi Şeyhi Fehmi Dede Efendi dergâhın, selamlığın ve harem dairesinin yeniden inşa edilebilmesi için 200000 guruşa ihtiyaç olduğu ve bu paranın hazinece karşılanmasını istirham etmiştir. Ayrıca Burdur Sancağı Meclis İdaresi’nce de gerekli harita ve keşif varakasının gönderildiği belirtilmiştir. Yine elimizdeki bu vesikaya göre Burdur Mevlevîhânesi, Padişah Abdülmecid’in hayrât-ı seniyyeleri olarak tabir edilmektedir.’’

Hasan Türkel

Yayınlandığı Kategori Manşet
No Internet Connection