Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

Milletvekili Özçelik Salda Gölü Gölü ve çevresini ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan ederek doğal sit alanlarından bile daha sıkı tedbirlerin alınacağı bir süreci başlatacağını belirtti. Salda Gölü’nde doğal güzelliklere dokunulmayacağını söyleyen Milletvekili TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Bayram Özçelik, Salda Gölü’ne yapılacak olan Millet Bahçesi ile ilgili olarak açıklamada bulundu;

Salda Gölü’nün Burdur’un İncisi olduğunu belirten Burdur Milletvekili Bayram Özçelik “ Salda Gölümüzü her yıl ziyarette bulunarak, Bembeyaz kumları ve turkuaz rengiyle adeta Maldivlere benzetilen gölümüzün tanıtımı ile ilgili birçok çalışmayı gerçekleştirdik. Hatta Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’ta basın mensupları ile Salda Gölümüze gelerek tanıtımına büyük katkıda bulunmuştu. Bu tanıtımlarla Dünyanın sayılı doğa harikalarından Salda Gölü’ne yaz aylarında gelen vatandaşlarımızın sayısı 500 bini bulmuş durumdadır. Geçtiğimiz yıl yapmış olduğumuz incelemelerde Salda gölümüze ziyarette bulunan vatandaşlar Salda Gölünün düzenlenmesini gerekli çalışmaların yapılmasını istemişlerdi ve bu yapılan talepler doğrultusunda bizlerde Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Murat Kurum’a Salda Gölümüzle ilgili durumu ilettik. Sayın Bakanımızın talimatlarıyla Bakanlığımızın ilgili birimleri gerekli çalışmaları tamamladı.”açıklamasında bulundu.

Sadece muhalefet yapmak için açıklama yapmayın, doğal güzelliklere asla dokunulmayacak

Milletvekili Mehmet Göker’in ve Yeşilova İlçe Başkanı Ferdi Ay’ın açıklamalarına da değinen Burdur Milletvekili Bayram Özçelik “ Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Murat Kurum’un geçtiğimiz Cuma günü İlimiz ziyaretleri kapsamında Salda Gölümüze de giderek Salda Gölümüzde de Millet Bahçesi yapılacağı müjdesini vermişti. Ancak CHP Milletvekili Mehmet Göker ve CHP Yeşilova İlçe Başkanlığı yapılan açıklamayı yanlış anlamış olacak ki açıklamada bulunmuşlar. Salda Gölümüzün korunması birinci öncelikleri olduğunu belirtmişler. Bakanlığımızın yapmış olduğu bu çalışma da Bembeyaz kumları ve turkuaz rengiyle göz kamaştıran tabiat harikası Salda Gölü’nün imara açılması veya etrafının betonlaşacağı şeklindeki iddia asla doğru değil olup, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın böyle bir adım atması söz konusu dahi olamaz. Hatta Bakanlığımız Salda Gölü ve çevresini ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan ederek doğal sit alanlarından bile daha sıkı tedbirlerin alınacağı bir süreci başlatacaktır. Bu tedbirle Bakanlığımız 295 kilometrekarelik bir alana ulaşan tabiat varlığının tamamını bütüncül şekilde korumuş olacaktır. Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Kurum’un müjdesini verdiği ‘Millet Bahçesi’ projesi ile birlikte Göl çevresinde bilinçsiz kullanıma son verilecektir. Çöplerin bırakılmasına izin verilmeyecek, sıkı tedbirler uygulayacaktır. Bu bölgede düzensiz yapılar da olmayacaktır. Bakanlığımız Salda Gölü kıyısında hiçbir şekilde yapılaşmaya izin vermeyecektir. Salda Gölümüze gelen ziyaretçilerin konaklama yerlerinin yetersiz olduğundan dolayı şikayetleri de dikkate alınarak, özel kum alanının çok ilerisinde yer alacak günübirlik kullanıma uygun, tamamen ahşaptan yapılan ve doğal yapıya zarar vermeyen kamp üniteleri kurarak ziyaretçilerimizin ihtiyacını karşılanacaktır.

 

Bakanlığımız Saldivler olarak adlandırdığımız Beyaz Adalar bölümünde de;  yine günübirlik kullanım için ortaya çıkacak ihtiyaçlara cevap veren, doğal yapıyı bozmayacak bir tasarımı ziyaretçilerimizin hizmetine sunacaktır. Şuan mevcutta olduğu gibi otomobille Salda Gölü kenarına kadar inilmeyecektir. Ziyarette bulunan vatandaşlarımızın araçları düzenli olarak otoparklara park edilecek. Göl kenarında sadece yaya kullanımı olacaktır. Yapılacak olan Millet Bahçesi ile Bakanlığımız göl çevresinde ise bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması planlanmaktadır.”şeklinde belirtti.

Millet Bahçesi ile güzellikler korunacak

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Millet Bahçesi projesini doğal yapıyı korumak üzere gerçekleştirdiğinin dikkatini çeken Milletvekili Özçelik “Salda Gölümüzün çevresinin bir bölümünde doğal yapı dikkate alarak Millet Bahçesi’ne yer verilecektir. Bu Millet Bahçemiz Salda Gölü’müzün uzak çevresini yeşillendirmeye, ziyaretçilerimizin gününü güzel geçirmesini sağlamaya yönelik olacaktır. Salda Gölü hepimizin hassas noktasıdır. Yeşilova’mızın hem yaz hemde kış turizmi ile Marka haline gelmesi için çalışmalarımızı gerçekleştireceğiz. Tüm bu çalışmaların mimarı olan Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Murat Kurum olmak üzere, Bakan Yardımcılarımıza, Burdur Valimize, Genel Müdürlerimize ve Bakanlık personeline tüm Burdurlu hemşerilerimiz adına teşekkür ederim.”  denildi.

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliğinin düzenlediği, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlikleri üyelerinin çocukları ve torunlarına yönelik olarak geleneksel hale gelen resim ve şiir yarışmasının onbirincisi bu yıl “Ülkem için Üretiyorum” konu başlığı altında düzenlendiği açıklaması yapıldı;

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği’nden yapılan açıklamada; Ziraat Bankasının da katkılarıyla gerçekleştirilen yarışmada dereceye girenlere ödülleri 31 Ocak 2019 Perşembe günü Tarım ve Orman Bakanlığı Atatürk Konferans Salonunda düzenlenen tören ile teslim edildi. Ayrıca Türkiye’nin birçok ilinden yarışmaya katılan ve dereceye giren çocuklar ile aileleri 30 Ocak Çarşamba günü Anıtkabir’i ve 1. Meclis’i ziyaret etti.

Tarım ve Orman Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Erol BULUT ve Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil ÖZCAN’ın açılış konuşmalarını yaptığı Resim ve Şiir Yarışması ödül töreni ve sergi açılış törenine, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Muhasip Üyesi Mehmet ALDEMİR, Yönetim Kurulu Üyeleri Hasan Hüseyin ÖZDEMİR, Serhat VAYISOĞLU, Denetleme Kurulu Üyesi Mehmet Sedat GÜNGÖR, Osmaniye İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim SAĞLAM, Çorum İl Tarım ve Orman Müdürü Orhan SARI, Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Sekreteri Ali ÖZGEHAN, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Sekreteri Adnan GÜLTEK, Türkiye Ziraat Odaları Birliği temsilcisi Levent GENÇ, Ziraat Bankası temsilcisi Abdi Bahadır TURGUT, Öğr. Gör. Ceylan TÜRKŞEN, İl Birlik Başkanları, Yönetim Kurulu Üyeleri ve sorumlu müdürleri katılım sağladı. 

Resim ve şiir yarışmasında, 7-9 yaş ve 10-12 yaş olmak üzere iki ayrı yaş grubunda düzenlenen kategorilerde, birincilere tablet, saat ve 1.500 TL hediye çeki ikincilere tablet, saat ve 1.000 TL hediye çeki üçüncülere tablet, saat ve 750 TL hediye çeki, mansiyon ödülü kazananlara saat ve 500 TL hediye çeki, katılım sağlayan yarışmacılara ise saat hediye edildi. Ödül töreninin ardından dereceye giren ve mansiyon ödülü alan resim ve şiirlerin yer aldığı serginin açılışı gerçekleştirildi.

 

 

 

 

 

RESİM KATEGORİSİNDE DERECEYE GİRENLER

10 - 12 YAŞ

7 - 9 YAŞ

BİRİNCİ

CEYDA ARSLAN/ÇANAKKALE

NİSANUR AYDAR/BALIKESİR

İKİNCİ

ÜMİT POYRAZ/BALIKESİR

NİYAZİ CEYHUN İLHAN/BURDUR

ÜÇÜNCÜ

ELA AYVERDİ/BALIKESİR

EGE YALAZI/BALIKESİR

MANSİYON

EMRE BULUT/BALIKESİR

GİZEM EŞME/BALIKESİR

MANSİYON

EMİRHAN ÇELİK/BURDUR

ESLEM BAŞARAN/BALIKESİR

MANSİYON

MEHMET HASAN EFE/BALIKESİR

SÜLEYMAN BULDU/BURDUR

 

 

 

ŞİİR KATEGORİSİNDE DERECEYE GİRENLER

10 - 12 YAŞ

7 - 9 YAŞ

BİRİNCİ

YAĞMUR IŞILAK/KAYSERİ

CENGİZHAN AKÇAKAYA/KAYSERİ

İKİNCİ

AYŞENAZ ÇİFTÇİ/UŞAK

AYŞE BERRAK ÖZCAN/BALIKESİR

ÜÇÜNCÜ

ZÜBEYDE KALE/KAYSERİ

MELİKE TAŞKAN/BALIKESİR

MANSİYON

HİRANUR BİŞİRİK/KAYSERİ

ALİ SIDKI CABA/AMASYA

MANSİYON

EMİR ÖZ/BURDUR

HİLAL TEKERLEK/KAYSERİ

MANSİYON

MEHMET ÖZYÜREK/BURDUR

TUĞBA ANDIÇ/KAYSERİ

 

 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 04 Şubat 2019 17:12

4 Şubat Dünya Kanser Günü

Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü’nün (UICC) önerisiyle 4 Şubat Dünya Kanser Günü olarak kabul edilmiş olup, konuyla ilgili olarak İl Sağlık Müdürü Op.Dr. Reha Sermed Aygören yaptığı yazılı açıklama yayınladı;

İl Sağlık Müdürü Aygören yayınladığı açıklamada; ’Kanser beraberinde getirdiği sağlık sorunlarının yanı sıra, maddi ve manevi yönden uzun süreli mücadele gerektiren bir hastalıktır. Ülkemizdeki son kanser verilerimizi genel olarak değerlendirdiğimizde;

* Erkeklerde en sık görülen kanserler akciğer ve prostat kanseri iken, tütüne bağlı kanserler erkeklerde önemi önemini korumaya devam etmektedir.

* Kadınlarda en sık görülen meme kanseri, her 4 kadın kanserinden birisi olmaya devam etmektedir

* Hem erkeklerde hem de kadınlarda bağırsak (kolorektal) kanseri, üçüncü en sık görülen kanser türüdür.

* Çocukluk çağı kanserlerinde ise lösemi ,en sık görülen kanser türüdür.

“Dünya Kanser Günü” her yıl 4 Şubat günü; kanser ile ilgili farkındalık ve bilinç düzeyinin artmasını sağlamak, kansere karşı mücadelede önemli bir adım olan doğru bilinen yanlışlardan kurtulmak ve doğruların herkese ulaşmasını hedeflemek amacıyla dünya genelinde kutlanmaktadır.

 

Uluslararası Kanser Savaş Örgütü (UICC) tarafından bu yıl yayınlanan bildirgede, kanserle mücadele hususunda dünya genelinde yapılması gerekenler ve bu konudaki önemli noktalar aşağıdaki şekilde vurgulanmıştır;

 

Kanseri Önleme ve Riski Azaltma

 

Günümüzde kanserin %30-50’si önlenebilir. Bu, risk faktörlerinden kaçınma ve mevcut kanıta dayalı önleme stratejilerini uygulama yoluyla başarılabilir. Birçok kanserin iyileşme olasılığı, erken tanı konmuş ve uygun şekilde tedavi edilmişse yüksektir.

 

Tütün kullanımı, önlenebilir en büyük kanser nedenidir ve sigarayı bırakmak kanser riskimizi azaltmak için yapabileceğimiz en iyi şeylerden biridir. Tütün kullanımının; ağız kanserleri, akciğer, karaciğer, mide, bağırsak ve yumurtalık kanserlerinin yanı sıra bazı lösemiler de (kan kanserleri) dahil olmak üzere yaklaşık 15 farklı kanser türüne neden olduğu bulunmuştur. Hangi yaşta olunursa olsun sigarayı bırakmak büyük bir fark yaratır, yaşam süresini uzatır ve yaşam kalitesini yükseltir.

 

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, yaygın kanserlerin en az üçte biri sağlıklı bir diyetle, sağlıklı bir kiloyu korumak ve fiziksel olarak aktif olmakla önlenebilir. Sağlıklı beslenmek (yeterli miktarda meyve ve sebze ile lifli gıda tüketimi), sağlıklı bir kilonun sürdürülmesi ve fiziksel aktivitesinin (her gün 30-40 dakika yürüyüş) günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesi, bağırsak, meme, rahim, yumurtalık, pankreas, yemek borusu, böbrek, karaciğer, ileri prostat ve safra kesesi kanserleri gibi on kanser riskini azaltmanıza yardımcı olur.

 

Alkol kullanımı, ağız, yutak, gırtlak, yemek borusu, bağırsak, meme, karaciğer ve bağırsak kanser riskinde artışa neden olur. Alkolün tüketim miktarının artmasıyla tüm bu risklerde artış doğru orantılıdır, ancak alkol kullanımı ile ilgili güvenli eşik yoktur. Dolayısıyla alkollü içecekleri hiç tüketmemek en sağlıklı yoldur.

 

Nerede yaşarsanız yaşayın ve cilt tonunuz ne olursa olsun, cilt kanseri riskinizi azaltmak için güneş ışınlarına maruziyeti azaltmak ve bronzlaşma yataklarından ve solaryumlardan kaçınmak gerekir. Güneşin UV ışınlarının en yoğun olduğu zamanlar gölgelik yerlerde kalınmalı ve koruyucu giysiler giyilmelidir. Yüzde 99 - 100 UV-A ve UV-B koruması sağlayan bir güneş gözlüğü, güneşe maruz kalmada göz hasarını önemli ölçüde azaltacaktır.  Ayrıca güneş kremi kullanılmalıdır. Açıkta kalan cilde, geniş spektrumlu bir SPF 30+ güneş kremi iki saatte bir ve gerektiğinde daha sık uygulanmalıdır. 

 

Bazı insanların yaptıkları işten dolayı kansere neden olan maddelere maruz kalma riski vardır. Örneğin, kimyasal boya endüstrisinde çalışan işçilerde mesane kanseri, normalinden daha yüksek oranda görülmüştür. Asbest eski evlerde, binalarda ve iş yerlerinde özellikle mezotelyoma adı verilen ve akciğer zarını tutan bir kansere neden olmakla birlikte akciğer kanseri riskini de arttırmaktadır.  Kanserojen maddelere maruziyet önlenerek kanser riski ortadan kaldırılabilir.

 

Erken Teşhis Hayat Kurtarır

 

Tüm kanserler erken belirti göstermez. Bununla birlikte, birçok kanser bir şeyin doğru olmadığına dair işaretler gösterebilir veya gösterir. Bunlar başlıca meme, rahim ağzı (serviks), kalın bağırsak (kolorektal), cilt, ağız (oral) ve bazı çocukluk kanserleridir. Bunu bilmek önemlidir, çünkü kanseri erken teşhis etmek neredeyse her zaman tedavi etmeyi ve hatta iyileştirmeyi kolaylaştırmaktadır. Bu da kanser tanısı alan insanlar için hayatta kalma ve yaşam kalitesini arttırma şansı anlamına gelmektedir. Dahası, bazı kanserlerin erken uyarı işaretlerini tanımak düşük maliyetlidir ve çoğu durumda herhangi bir özel teknoloji gerektirmez. Her birimiz vücudumuz için neyin normal olduğunu bilme ve olağandışı değişiklikleri tanıma konusunda doğru bilgileri Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) , Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) çalışan sağlık çalışanlarından alabiliriz.

 

Artan farkındalık ve doğru bilgi ve tecrübeler, hepimize kanserin erken uyarı işaretlerini tanıma, sağlığımız hakkında bilinçli seçimler yapma ve kanser hakkındaki korku ve yanlış algılarımıza karşı koyma konusunda güç verir. 

 

Ülkemizde Yürütülen “Kanserde Erken Teşhis” Programları

 

Ülkemizde Dünya Sağlık Örgütü tarafınca taranması önerilen; meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri için, toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütülmektedir. Ülke genelinde kanser taramaları; Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) , Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) de ücretsiz olarak yapılmaktadır.

 

Meme kanseri taramaları, 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir klinik meme muayenesi 2 yılda bir mamografi çekilmektedir.

 

 Kalın bağırsak kanseri taramaları, 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere 2 yılda bir gaitada gizli kan testi (GGT) ve 10 yılda bir kolonoskopi ile yapılmaktadır. Dışkıda gizli kan saptanıp kolonoskopi yapılan kişilerde henüz kanserleşmemiş polip halindeki tümörler tespit edilerek kanser gelişmesi önlenebildiği gibi, kanser gelişmiş olan olgularda da erken teşhis ile ölüm oranları azaltılmaktadır.

 

Rahim ağzı kanserleri taramaları, 30 - 65 yaş arası tüm kadınlarımıza 5 yılda bir HPV-DNA ve smear testi yapılmaktadır.

 

Kanserle mücadele kanserden korunma, taramayla birlikte uygun tedavi ve bakım ile sağlanabilir. Tarama sonrası pozitif çıkan vakaların tanı ve tedavisi için Kanser Dairesi Başkanlığı’nca 81 il’e yönelik hastaların yönlendirileceği ve tanıdan tedaviye Avrupa Birliği  kriterleri çerçevesinde hizmetler veren  merkezler oluşturulmuştur.

 

Kanser İle İlgili Efsaneler, Yanlış Bilgilendirmeler ve Damgalanmalar

 

Kanserle ilgili bazı yaygın efsaneler ve yanlış algılamalar - tedavisinin olmaması veya kanserle ilgili yapılabilecek hiçbir şeyin olmaması da dahil olmak üzere - anlaşılabilir bir şekilde korkuya neden olabilir. Korkularımız; erken tanı için tarama yaptırmamızı engelleyebilir veya tedaviyi ve bakımı tamamen geciktirmemizi veya yaptırmamamızı sağlayabilir. Genellikle, geç evrede tanı alarak veya hiç tedavi görmeyerek bu durum daha kötü sonuçlara yol açabilir, bu da kanserle ilgili tedavi edilemez veya kür sağlanamaz olduğu yanlış anlaşılma iddialarının sürmesine neden olabilir.

 

Bu Durumda Neler yapabiliriz?

 

• Doğru kanser bilgilerine erişme

 

Bilgilenerek, kanser hakkındaki kendi korkularınızı azaltabilirsiniz ve yanlış düşüncelerinize karşı koyabilirsiniz. Bilgi, farkındalık ve anlama sayesinde, başkalarının kanser hakkındaki olumsuz inanç, tutum ve davranışlara meydan okuyabilirsiniz.

 

• Sesinizi kullanma

 

Konuşarak korku, damgalanma ve ayrımcılığı azaltmaya, algıları değiştirmeye ve kanserli insanlar için desteği güçlendirmeye yardımcı olabiliriz.

 

• Farklı kültürel inançları anlama

 

Kanserle ilgili kültürel inanç ve uygulamaları anlama; buna yanıt vermede ve tutumları değiştirmede çok önemlidir.

 

• Bireyleri ve toplulukları güçlendirme

 

Hükümetler, topluluklar, işverenler ve medyanın her birinin; kanserle yaşayan insanların işyerinde, sağlık sisteminde veya toplumda ayrımcılığa maruz kalmayacakları bir kültür yaratmaya yönelik kanser konusundaki algılara meydan okumada rolleri vardır.’’ dedi.

 

                                                                                           Op.Dr.Reha Sermed Aygören

 

                                                                                              İl Sağlık Müdürü

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 04 Şubat 2019 16:12

05 Şubat 2019 - Salı - Burdur Gazetesi

05 Şubat 2019 - Salı - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Salda’ya dokunmayın! Salda Gölü Uzungöle dönmesin!

Millet Bahçesi yapılacağı açıklanan Salda Gölü; 184 m. derinliğe sahip oldukça temiz, oligotrofik özellikte, az tuzlu, yüksek alkalin ve ekosistem dengesini koruyan ve yüksek peyzaj değerine sahip bir göl olmasının yanında, dünyada Mars gezegeninin yüzey özelliklerini taşıyan 2 bölgeden birisi.

Gölün bulunduğu Yeşilova, Burdur’un eski yerleşim yerlerinden. Kayadibi Tümülüsleri ve Karaveli Tümülüsü 1.derece arkeolojik sit alanı.

Salda Gölü korunma açısından halen Tabiat Parkı statüsünde. Peyzaj ve ekolojisi açısından olduğu şekliyle korunması ve yapılaşmanın önüne geçilmesi için, 1989 yılı itibariyle I. Derece Doğal Sit Alanı olarak ilan edildi. Alınan bu karar sonrasında 1992 yılında ise Salda Gölü kıyısındaki bazı mahaller 2.derece Doğal Sit Alanı olarak tescillendi. Bir yerin 1. Derece sit alanı olması, o yerin nadir ve ilginç özelliklere sahip olması nedeniyle, bilimsel araştırmalar dışında koruma altına alınması demek oluyor. 

Ama gelin görün ki; Tabiat Parkı olarak koruma altında olan, ükemizin ve ilimizin gözdesi Salda Gölü, Millet Bahçesi yapılmak isteniyor! Bu gelişme akla, dünya harikası bir doğal göl iken, yapılaşmaya açılıp beton göle dönüşen, betonlaşmaya kurban edilen Uzungöl’ü hatırlatmıyor mu?

Dünya’nında gözdesi olan Salda Gölü’nün korunması için gerekli olan, Salda Gölü’nün millet parkı olması değil, milli park statüsüne alınmasıdır.

2014 yılında Doğa Koruma Milli Parklar 6 Bölge Müdürlüğü, gölün çevresinin Milli Park Statüsüne alınmasını önermişti. Öneriye göre; Milli Park Statüsü yalnızca kamuya ait alanları kapsayacak, park çevresindeki şahıs mülkiyeti altındaki alanları kapsamayacaktı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, yerel seçim sürecinde Salda Gölü’ne giderek basına yaptığı açıklamada;

“Biz burayı (Salda Gölü ‘nü kastederek) Cumhurbaşkanlığımız’ın dün açıkladığı manifesto çerçevesinde, çevreyi korumak adına, şehirlerimizi korumak, adına özel çevre koruma bölgesi ilan edeceğiz. Bu ilan çerçevesinde, bulunduğumuz yaklaşık 300 bin metrekarelik alanda Salda Millet Bahçesi yapacağız. Bu da bir ilk olacak. Millet Bahçesi Projesi çerçevesinde buraya gelen turistlerimiz, yapacağımız otoparkta araçlarını park edecek. Geliş gidiş yollarını daha iyi şartlar altında yapmak suretiyle bu bölgeye gelen vatandaşımızın bungalov evlerde, kafeteryalarda dinlenmesi, yürüyüş yollarında, gezinti alanlarında gezmesini sağlayacak birçok düzenlemeyi de bu proje kapsamında yapmış olacağız.

Özel çevre koruma bölgesi ilanıyla 44 kilometrekare olan göl yüzeyiyle 295 kilometrekare alan da korunmuş olacak. bu da hem bölgeye gelenler için hem de bölgenin korunması adına çok önemli karar olacak. Salda Gölü ile Türkiye’deki özel çevre koruma bölgesi 17’ye çıkacak. Gölün etrafında bisiklet yolu projesi yapılacak. Böylece vatandaş burada vaktini en güzel şekilde geçirebilecek

Burdur Valiliği ile yapacakları proje çerçevesinde, her türlü festivalin ve programın yapılabileceği alanlar da proje içesinde yer alacak. Buraya tuvaletler ve mescit de yapılacak.” demekte.

Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un “Salda Gölü’nün Millet Bahçesi yapılacağı” açıklaması Trabzon’da bulunan Uzungöl’ün başına gelenleri gözler önüne getiriyor. Uzungöl’ün, özel koruma bölgesi statüsü altında, nasıl betonlaşıp doğal yapının güzelliğini kaybettiğini düşündürüyor!

Salda Gölü 184 metreye varan derinliği ile Türkiye’deki en derin göllerden biridir. Göl Burdur İli Yeşilova İlçesi sınırları içinde yaklaşık 6.8 km eninde, 9.186 km uzunluğunda bir tektonik çukurun üzerine yerleşmiş kapalı havza içerisinde yer alır. Salda Gölü Yeşilova ilçe merkezine 4km uzaklıkta ; Doğanbaba, Salda, Eşeler Dağları ve Kayadibi taşı önünde oluşmuştur.

Yapılan çalışmalar sonucu Tabiat Parkının içinde yaşayan Sucul Omurgalılar, karasal omurgasızlar, ,memeliler ve kuşlara yönelik envanter elde edilmiştir. Başlıca alanda yaşayan türler; Sazan, Ot Balığı(endemik), Salda Yosunbalığı(endemik), Damalı Su Yılanı, Ova Kurbağası,Yeşilbaş, Elmabaş Patka,Sakarmeke, Çamurcun, Dikkuyruk, Kızıl Kirazkuşu,Anadolu Sıvacı, Maskeli Ötleğen,Tilki, Yaban Domuzu, Yaban Tavşanı, Doğu Çayır Esmeri, Yeni Benekli Melek, Step Yalancı Cadısı, vs.

Saldayı gören bir doğasever sosyal medya üzerinden; ”Salda Gölü ülkemizin en önemli doğal güzelliklerinden biridir. Gölün rengi, doğası ve sadeliği eşsizdir. Tek düşmanı var o da insan... Gelen turistlerin pervasızca bıraktığı çöpler, barajlar nedeniyle azalan su seviyesine rağmen Burdurumuzun maldivleri bir doğa harikası.” Değerlendirmesi  yapmış.

Yeniçağ Gazetesi’nin “Uzungöl artık Uzun havuz!” başlıklı haberinde; “Doğası, gölü ve eşsiz orman manzarasıyla ziyaret edenleri büyüleyen Trabzon’un Çaykara ilçesindeki Uzungöl’de çarpık yapılaşma korkutucu boyut aldı. Karadeniz’in en çok turist çeken yerlerinden biri Trabzon Çaykara’daki Uzungöl. Ancak bu meşhur fotoğrafının aksine şimdilerde çok farklı bir durumda.  Ne yazık ki yıllar içinde Uzungöl de yenildi betona.. Evler, oteller, inşaatlar çoğalınca Karadeniz’in o eşşiz güzelliği de etkilendi.  Havası, doğası ve yeşilliğiyle Uzungöl her yıl daha fazla turist çekiyor; ancak Trabzon Çaykara’da artan yapılaşma dikkat çekmeyecek gibi değil.” Denmekte. 

Birgün Gazetesi’nde  Salda Gölü hakkında,  “Salda’ya Dokunma!” başlığıyla manşetten, Demet Sargı tarafından yapılan haberde,  Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Doç. Dr. Erol Kesici’nin görüşlerine yer verilmiş;

Ayakkabıyla bile basılmamalı!

Akademisyen Erol Kesici, Salda’ya yapımı planlanan millet bahçesi projesine tepki gösterdi. Salda’daki beyazlıkların Mars’ın toprağına benzediğini söyleyen Kesici, “Salda bir nevi laboratuvar. O beyazlıklar çok hassas. Ayakla bile basılmamalı” dedi

Burdur’da doğal güzelliğiyle ve kum yapısıyla öne çıkan Salda Gölü’ne “millet bahçesi” yapılacağı duyuruldu. Çevre Bakanı Murat Kurum tarafından açıklanan ve içerisinde otopark, mescit, tuvalet, bungalov, kafe gibi yapıların bulunduğu projeye tepki büyük. Bölgede bilimsel çalışmalar yapmış olan Akademisyen Erol Kesici, “Salda’daki beyazlıkların üzerine ayakkabıyla bile basılmamalı. O beyaz kum canlı bir yapı” diye konuştu. Kesici yetkililere “Projeden vazgeçin” çağrısında da bulundu.

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Yard.

Doç. Dr Erol Kesici

MARS’I ANLAMAK IÇIN DOĞAL LABORATUVAR

Konuyla ilgili BirGün’e konuşan Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Yard. Doç. Dr Erol Kesici, “Salda’yı uzaktan sevsinler” dedi. Göl kıyısındaki beyaz yapının Mars’ın toprağıyla benzerlikler oluşturduğunu söyleyen Kesici sözlerini şöyle sürdürdü: “Mars’ı anlamak için burası eşsiz bir örnek. Bir nevi doğal laboratuvar. Söz konusu proje bölgede ekosistemi tamamen yok eder. Sırf moda oldu diye burayı millet bahçesi yapmasınlar. Sonra çok pişman olacaklar.

SALDA ÇOK HASSAS UZAKTAN SEVSINLER

Bölgede devlet desteğiyle biyoçeşitliliği araştırma çalışmaları yaptığını da ifade eden Kesici, geçen yaz göl kenarında söz konusu olan ve iptal ettirilen festivale de değindi. Yaşam savunucularının ve bilim insanlarının tepki gösterdiği festivalin bölgenin ‘koruma alanı’ olması sebebiyle iptal edildiğini söyleyen Kesici, aynı sebeplerle bu projenin de yapılamayacağını ifade etti. Kesici sözlerini şöyle sürdürdü: “Pamukkale nasıl enderse Salda da ender. Aynı titizlikle korumalıyız. Salda’daki beyazlıkların üzerine ayakla bile basılmamalı. O canlı bir yapı. Biyomineralizayon diyoruz. Yani canlı. Zaten HES ve göletlerle gölün beslenmesini engellediler, kirliliğini artırdılar. Daha fazla yok etmeye çalışmasınlar. 30 yıldır orayla ilgili çalışmalar yaptık, araştırmalar yazdık. Bu haberi duyunca çok üzüldüm. Umarım koruma alanı dışına yaparlar. Salda çok hassas. Gölü uzaktan sevsinler… (Hasan Türkel)

 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 04 Şubat 2019 16:11

Gölümüzün korunması birinci önceliğimiz

Yeşilova CHP İlçe Başkanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un Salda Millet Bahçesi yapımı açıklamasına yönelik basın açıklamasında bulundu;

Bir takım inceleme ve ziyaretlerde bulunmak üzere Burdur’a gelen Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Yeşilova ilçemizdeki Salda Gölü’nde 300 bin metrekarelik bir alanda Millet Bahçesi inşa edileceğini açıklamıştır.

Söz konusu projesi çerçevesinde bölgeye gelen vatandaşlarımızın bungalov evler ve kafeteryalarda dinlenmesi, yürüyüş yollarında gezmesini sağlayacak çalışmayı da bu proje içinde yapacaklarını söyleyen Sayın Bakan, 44 kilometrekare olan göl yüzeyiyle birlikte 295 kilometrekarenin korunmuş olacağını belirtmiştir.

Bilindiği üzere, Mars yüzeyinde bulunan toprak yapısıyla benzer özellikler taşıyan Salda Gölü’müz, bembeyaz kumsallarıyla birlikte benzersiz bir görsel şölen oluşturmakta ve adeta Maldiv Adalarına benzetilmektedir.

Türkiye’nin Maldivleri olarak ün yapan gölümüzün korunması bizim birinci önceliğimizdir.

Ancak Gölümüzü besleyen dereler üzerinde DSİ tarafından inşa edilen göletler ve göl çevresindeki kontrolsüz tarım ilacı kullanımı nedeniyle Gölümüzün bembeyaz kumsalları kararmaya başlamıştır.

Göl kıyısında buraya özgü endemik bitki türleri bulunmaktadır. Göle insanların ulaşımı konusunda belli ölçütler konulmalı ve gölün hidrobiyolojik yapısının korunması göz önünde bulundurulmalıdır.

Öte yandan, gölümüze gelen ziyaretçiler sayesinde bölge halkımızın uzun vadeli ekonomik kazanımlar sağlamasının yolu da açılmalıdır.

Sonuç olarak, halkı ön plana çıkaran ve herkesin yaralanacağı bir proje, hem biz yöre halkını ve hem de tüm çevreci kurumları memnun edecektir.

Aksi takdirde, Salda Gölü’ne ihanet eden ve ranta, peşkeşe uzanan projelerin dayatıldığı bir millet bahçesi, ülkemize ve kentimize yarardan çok zarar verecektir.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Milletvekili Mehmet Göker, Salda Gölü’ne millet bahçesi olarak planlanan projelerin derhal durdurulması gerektiği vurgulayarak basın açıklaması yaptı;

Cuma günü Burdur’a gelen Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Yeşilova ilçemizdeki Salda Gölü’nde 300 bin metrekarelik bir alanda Millet Bahçesi inşa edileceğini açıklayarak, bölgeye gelen vatandaşların bungalov evler ve kafeteryalarda dinlenmesini, yürüyüş yollarında gezmesini sağlayacak çalışmalar yapılacağını belirtmiştir.

Mars yüzeyinde bulunan toprak yapısıyla benzer özellikler taşıyan Salda Gölü’nün, bembeyaz kumsallarıyla birlikte benzersiz bir görsel şölen oluşturmakta olduğu ve Maldiv Adalarına benzetildiği bilinmektedir.

Dünya üzerinde Mars yüzeyine benzer 2 bölgeden (diğeri Kanada’da) biri olan Salda Gölü, akademik çalışmalara konu edildiği için mutlaka koruma alanı ilan edilmeli ve çevresinde yapılaşma olmasına kesinlikle müsaade edilmemelidir.

Diğer taraftan, önümüzde Uzungöl gibi çok kötü bir örnek  bulunmaktadır. Türkiye’nin en güzel doğa harikalarından biri olan Trabzon ilinin simgesi Uzungöl’ün çevresindeki yapılaşma nedeniyle nasıl kirlendiği ve manzarasının yok olduğu herkesin malumudur. Salda Göl’ünün çevresinde yapılacak olan bir yapılaşma gölün tüm orijinalitesini ve doğal yapısını bozacaktır.

Salda Gölü ile ilgili hangi tasarruf olursa olsun “Ben yaptım oldu” mantığı ile olmasını kimse istememektedir. Hastane yerinin Burdur Belediyesince onaylanmadığı halde Çevre Bakanlığınca onaylanarak şehrin bir ucuna yapılması örneğinde olduğu gibi, doğal sit alanı olan Salda Gölüne park yapmak çevreye ve Salda Gölü markasına ihanet olacaktır.

Salda Gölü çevresinde olacak olan herhangi bir yapılaşma doğa katliamına yol açmakla eşdeğerdir. Millet Bahçesi adı altında yapılması planlanan proje derhal durdurulmalıdır. 

Salda Gölü’ne ihanet eden ve gölümüze göz diken bu tarz projelere karşı mücadelemiz her zaman ve her platformda sürecektir.

Kamuoyuna saygılarımla…

Yayınlandığı Kategori Manşet

Burdur Barosu Çevre Komisyonu tarafından yayımlanan bültende, 1. derece Sit Alanı ilan edilmiş olan Salda Gölü’nün öncelikle kaynağı üzerine kurulan gölet ve artan kuraklık nedeni ile ciddi tehlike altında iken, şimdi etrafına yapılacak Millet Bahçesi Projesi ile tehlike altında olduğu belirtildi.

Av. İbrahim Şahin, Av. Nazlı Oral, Av. Tuğba Demirel ve Av. Özge Kartal’ın yer aldığı Burdur Barosu Çevre Komisyonu’nun Salda’ya yapılması planlanan Millet Bahçesi Projesi hakkındaki açıklamaları şöyle;

“Doğal güzelliği ve manzarası ile “Türkiye’nin Maldivleri” olarak anılan, Ulusal ve Uluslararası platformda beğeni toplayan, Burdur Yeşilova Salda Gölü’ne “Millet Bahçesi” adı altında çeşitli tesislerin yapılacağı yönünde görsel ve yazılı basından aldığımız bilgi üzerine işbu basın bildirimizi Burdur Barosu Çevre Komisyonu olarak yayınlıyoruz: 

Temel norm olan Anayasa’nın Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması başlıklı 56. Maddesi: “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”hükmünü amirdir.

Çevre Kanunu’nun 3. Maddesi ise : “Başta idare, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup bu konuda alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdürler.” demektedir.

Bugün çevre ile ilgili atılacak her bir adımda doğrusu ve yanlışı ile değerlendirmemizi yapmak Baro olarak bizim yasadan kaynaklı asli sorumluluğumuzdur. Çevreye, bugüne ve yarına sahip çıkmak tarihsel bir görevimizdir. 

Çevre Hukuku disiplinler arası niteliği haiz bir hukuk dalı olmakla bu çatı altında herkesin ortak amacı bireysel değil kamusal menfaatin korunmasıdır. Hatta kamunun da ötesinde gelecek kuşaklara varan bir kapsamda genel menfaatten söz etmek daha doğrudur. Böylesine önemli ve kritik bir konuda ise ortak akıldan, bilimden ve ekolojik adaletten ayrılmamanın önemini vurgulamak gerekmiştir.   

Çevre ile ilgili sorunların ortaya çıktıktan sonra giderilmesi, ortaya çıkmadan önlenmesinden çok daha maliyetlidir. Hatta kimi zaman giderilmesi mümkün olmayan sonuçlar da doğmaktadır. Bu itibarla önceliğimiz sorunlar oluşmadan önlem alarak, işbirliği ve eşgüdüm ilkeleri doğrultusunda hareket ederek halkın da katılımı ile doğru adımlar atılmasını sağlamak olmalıdır. 

Yaşadığımız coğrafya, Göller Yöresi diye tabir ettiğimiz bu alan çok kıymetli bir takım değerlere sahiptir. Salda Gölü ise gerek berraklığı gerekse ekolojik değeri ile bu güzelliklerin ilk sıralarında yer almaktadır. Aynı zamanda 1. derece Sit Alanı ilan edilmiş olan Salda Gölü öncelikle kaynağı üzerine kurulan gölet ve artan kuraklık nedeni ile ciddi tehlike altında iken bir de şimdi etrafına yapılacak Millet Bahçesi Projesi ile tehlike altında olduğu görülmektedir. Nadir bulunan beyaz kumları bugüne dek korunan temiz ve berrak yapısının siyasi iklimin heyecanı ile kirletilmesine karşı olduğumuzu bildirmek isteriz. Salda Gölü ile ilgili yapılacak en küçük değişiklik için dahi İHTİYAT ilkesinden yararlanarak gelecekte çevre yönünden doğabilecek olası tehditlere karşı gerekli önlemlerin alınması yönünde çağrımızı sunuyoruz.”

Yayınlandığı Kategori Manşet

2 Şubat Sulak Alanlar Günü’nde TEMA Vakfı Burdur Temsilcisi Gülser Bülbül ve TEMA Vakfı gönüllüleri gazetemizi ziyaret etti. TEMA Vakfı gönüllüleri olan Ayşe Tekin Çiğdem Candan, Esra Tekeli, Pelin Arslan, Ahmet Altunsoy, Metehan Uzun, Sadi Emir Coşkun, İbrahim Özdemir ve Turan Acar Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Süleyman Sırrı Taraşlı ile görüşerek Sulak Alanların tüm canlılar için önemi, küresel iklim değişikliğinin etkileri ve Burdur Gölü’ndeki kirliliğin nedenleri hakkında bilgi verdi.

Sulak alanların korunması konusunda STK’ların, yerel yönetimlerin, kamu kurum ve kuruluşlarının bir araya gelerek ortak kararlar alınması gerektiğinin vurgusunu yapan TEMA Vakfı Burdur Temsilcisi Gülser Bülbül;

“ Bugün 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü; Ramsar Sözleşmesi olarak bilinen “Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi”, 1971 yılı Şubat ayında İran’ın Ramsar kentinde imzalandı. Sözleşmenin imzalandığı 2 Şubat tarihi, sulak alanların korunmasının önemine kamuoyunun dikkatini çekmek üzere 1997 yılından bu yana “Dünya Sulak Alanlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı.

Sulak Alanlarımızın tüm canlılar için önemini, değerini ne kadar biliyoruz? Sularımıza Sahip çıkabiliyor muyuz? Bu gün bu sorulara evet demeyi, ‘’Sulak Alanlar Gününüzü’ ’kutlamayı çok isterdim. Ne yazık ki Türkiye de son 60 yılda kurutma, doldurma, su sistemine müdahaleler nedeniyle Marmara Denizi büyüklüğünde Sulak alanımız yok oldu. Göller yöresindeki irili ufaklı göllerin (Isparta, Burdur, Afyon, Denizli, Konya’nın bir kısmındaki )65 gölden yarısı kurumuş, birçoğu kuruma tehdidi altında.

Türkiye’nin önemli Sulak Alanlarından birisi olan Burdur ve çevresine, burada yaşayan tüm canlılara, balıklara, kuşlara, bitkilere hayat veren Burdur Gölü de kirlenme ve kuruma tehdidi altında! Son 40 yıl içerisinde sularının üçte birini kaybetti, gittikçe küçülüyor, su seviyesi çok düştü, zaman zaman gölde kirlilik nedeniyle sarıya boyanıyor, gölün kıyısına gittiğimizde sudaki bulanıklığı, kirliliği, küçülmeyi çıplak gözle de rahatlıkla görebiliyoruz. 

Dünyada nesli tehlike altında olan dikkuyruklar da beslenme alanları bozulduğu için gelmiyor artık. Sayıları çok azaldı en son sayı 51 

Yalnız Burdur Gölünde yaşayan, endemik bir tür olan Burdurikus balıkları da da bundan etkileniyor.

Acil önlemler alamazsak gelecek nesiller bu güzellikleri göremeyecek. Gelecekte Burdur da yaşam sürsün istiyorsak su ve sulak alanlarımıza sahip çıkmalıyız. 

Burdur Gölü neden kuruyor?

-Tarımda sulama amaçlı çok sayıda açılan kuyular bunların çoğu kaçak, Yer altı su seviyeleri çok düştü. Eskiden 15 metre derinlikten çıkan su, bugün 30–40 metreden çıkıyor.

-Akarsular üzerine yapılan barajlar ve göletler nedeniyle de akarsular göle ulaşamıyor.

-Küresel İklim değişikliğinin etkilerinin görülmeye başladığı günümüzde yaz kuraklığı daha da arttı, kışın eskisi gibi karlarda yağmıyor. Bundan sonrada bölgemizde kuraklığın artacağını bilim adamları söylüyor.

-Gölün çevresinde bulunan çok sayıda mermer ocakları da çevreyi ve ekosistemi olumsuz etkiliyor.

Havuz problemini hepimiz biliyoruz, dereler göle ulaşamaz, göle su girişi olmaz, göl beslenemezse göl kurur.

-Burdur Gölünde kirliliğin nedenleri?

Tarımda kullanılan kimyasal gübreler, pestisitler, evsel, sanayi atıkları, vahşi depolama ile de toprak ve dolayısı ile sularımız kirleniyor, sular ile kirlilik göle taşınıyor.  Su havzalarında yer alan toprak, su kaynakları, orman mera, insan faaliyetleri bir bütünün parçaları aralarında karşılıklı bir ilişki var.  Topraklarımızı, yeşil alanlarımızı koruyamadığımızda sularımızı, göllerimizi de koruyamayız.

- Burdur Gölü kurursa ne olur? Burdur da sıcaklık ve kuraklık artar, erken donlar görülür. Bundan tarım ve hayvancılık zarar görür. İşsizlik artar, birbirine bağlı olarak ticaret etkilenir ve göç başlar.

- Burdur Gölünün Korunması için neler yapabiliriz?

- Bunun için acilen Göl havzasında ürün deseni planlaması yapılarak, Şeker pancarı gibi çok su isteyen ürünler yerine su istemeyen ürünler ekilebilir. Su kısıtı olan illerde bazı tarım ürünlerine örneğin, fiğ gibi ürün desteği veriliyor. Bu konuda çalışmalar yapılabilir.

- Salma sulama yerine damlama sulama bölgenin tamamında zorunlu olmalı.

- Su koruma kullanma dengesi gözetilerek özenle yönetilmeli.

- Mevcut yeşil alanlarımızı koruyarak her yıl tohum ekmeli fidan dikmeli yeşil alanlarımızı artırmalı, doğaya dost yaşamalıyız.

- Dağlar, ovalar, akarsular, yeşil alanlar bir bütünün parçaları, birbirine bağlı. Kalkınma planları yapılırken bütüncül bakış açısı ile koruma kullanma dengesi gözetilerek yapılmalı. 

Ben Burdur‘u, ülkemi, doğayı seviyorum demek yetmez. Sevmek kuru kuruya olmaz ona hizmet etmeye gönüllü olmalı, çok geç kalmadan, kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri çiftçiler, bilim insanları 7 den 70 ‘e herkes sen, ben demeden bir araya gelmeli el ele vererek bu doğal güzelliğimizi değerlerimizi korumalı yaşatmalıyız.”dedi.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 04 Şubat 2019 16:10

Burdur EMİTT Fuarında yerini aldı

Vali Hasan Şıldak, 23. Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyehat Fuarı’nın (EMITT) açılış törenine katıldığı hakkında basın açıklaması yapılarak;

EMITT Fuarı TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde 23. kez kapılarını açtı. 31 Ocak - 3 Şubat 2019 tarihlerinde ziyaretçilerini ağırlayacak Dünyanın en önemli Turizm Fuarlarının başında gelen Emitt Fuarında Burdur olarak ilimiz de yer alıyor. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) koordinasyonu ve desteği ile devam eden tanıtım çalışmaları kapsamında katılım sağlanan fuarda, Burdur ve komşu İlimiz Isparta tanıtım faaliyetlerini bir arada yürütüyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un açılışını yaptığı EMITT Fuarında Vali Hasan Şıldak İlimiz standını ziyaret eden firma yetkilileri ve ziyaretçilerle yakından ilgilendi. Dünyanın dört büyük turizm fuarı arasında yer alan EMITT’te ziyaretçiler Burdur standına yoğun ilgi gösterdiler. Ayrıca Valimiz fuara katılım sağlayan diğer İllerin standlarını Isparta Valisi Ömer Seymenoğlu ile birlikte ziyaretlerde bulundu.

Lavanta, göller, güller, doğa, tarih

BAKA koordinasyonunda katılımın sağlandığı EMITT Fuarında, Turizmin Başkenti Antalya ile, Lavantası, gölleri ve gülleri ile dikkatleri çekecek Burdur Isparta standlarında; antik çağlardan bu yana çok sayıda medeniyete ev sahibi olan bölgenin tarihi, eserleri, Sagalassos, Aspendos, Perge, Kybra ve Psidia başta olmak üzere antik kentleri, müze ve ören yerleri, eko, sağlık, inanç ve kültür, spor, yayla gibi alternatif turizm zenginlikleri ziyaretçilere anlatılacak. Lavantanın moru, gülün pembesi, göllerin mavisi ile EMİTT’te ziyaretçilerin ilgi göstereceği Isparta Burdur standında; gül ile lavantanın suyu ile kolonyaları kozmetik ürünleri, gül lokumu, ceviz ezmesi, Bucak salebi, haşhaşlı yufka, elma cipsi, şokelma, kekik çayı ile reçeli, dut pekmezi, dut kurusu, tahin helvası gibi yöresel ürünlerin ikram edileceği Isparta Burdur standında; ikili görüşmelerde de yeni tur programları, ticari işbirlikleri ve rezervasyonlar konusunda olumlu ön görüşmeler yapılması bekleniyor.

Bu sene rekor seviyede yabancı profesyonel ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanan, Dünya’nın ve Türkiye’nin dört bir yanından tatil rotalarını aynı platformda bir araya getiren EMITT - Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı bu yıl 94 ülkeden 1.100 ana firma, alt katılımcılarla toplamda 5.602 firmayı ağırlıyor. EMITT, geçtiğimiz yıla oranla katılımcı anlamında %25 büyüme kaydetti. Dünyanın dört büyük turizm fuarından biri olan ve ITE Turkey tarafından organize edilen Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı – EMITT’i; bu sene 57 bin’den fazla kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Page 1 of 2
No Internet Connection