Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

13 Şubat 2019 - Çarşamba - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Burdur Belediyesi’nce, Başkan Ercengizin talimatları ile başlatılan bisiklet yolu çalışmaları devam ediyor.

 

Burdur Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nce, belediye imkanlarıyla yürütülen çalışmalar, Yeni Otogar civarından başlatılarak, şehir içini boydan boya katedip, Gazi ve Atatürk Caddeleri üzerinden Vali Konağı önüne kadar uzanarak hizmete girdi.

Vali Konağı önünden, Burkent üzerinden, Plaj Evleri hattı üzerinden, Halk Plajına uzanacak bisiklet ve yaya yolu olarak kullanılacak bölümün yapımı için, Avrupa Birliği kredisi kullanılması amacıyla proje hazırlandı.

Avrupa Birliği Projesi’nin onaylanması halinde, Halk Plajı’ndan başlayacak çalışma ile bisiklet ve yaya yolu yapımı gerçekleştirilecek.

Yapılacak yolun, Halk Palajı’ndan Burkent’e ulaşacak bölümü, Burdur Gölü üstünden geçecek. Böylelikle bisiklet ve yürüyüş meraklılarının Burdur Gölü ile yakınlaşmaları sağlanacak.

(Hasan Türkel)

Yayınlandığı Kategori Manşet

CHP Milletvekili Dr. Mehmet Göker, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye desteklemeler ve azalan tarım alanları hakkında yazılı soru önergesi verdiğini açıkladı;

Türk tarımının tarihinin en zor dönemlerinden geçmekte olduğunu belirten Göker, “2018 yılında AKP İktidarı Türk çiftçisine 14,5 milyar lira destekleme primi vermiştir. Öte yandan, 2018 yılında AKP iktidarı buğday, mısır, soya, ayçiçeği, pamuk ve canlı hayvanla birlikte karkas et ithalatına, 29,8 milyar lira ödemiştir. Söz konusu bu durum, Türk tarımının ve tarımla uğraşan vatandaşlarımız içler acısı durumunu göz önüne sermektedir” diyerek tarımın ancak üretimle ayakta kalabileceğini söyledi.

Ülkemizde izlenen yanlış ve yetersiz tarım politikaları yüzünden işlenen tarım alanlarının da hızlı bir biçimde daralmakta olduğunu söyleyen CHP’li Vekil, “2002 yılındaki ekilebilen tarım alanımız 26,4 milyon hektarken son 16 yılda 3,2 milyon hektar tarım alanı kaybedilmiştir. Bugün 23,2 milyon hektar ekilebilir tarım alanına sahip olmamıza rağmen bunun sadece 19 milyon hektarı ekilebilmektedir. Bunun nedeni ise tarım üreticilerimizin ürettikleri ürün için yaptıkları masrafın gelirlerinden daha fazla olmasıdır. Bunun sonucunda da çiftçilerimiz belli alanlarda üretim yapmaktan vazgeçmektedirler” diyerek Bakanlığa bir takım sorular yöneltti. 

CHP Burdur Milletvekili Dr. Mehmet Göker yazılı soru önergesinde şu sorulara yer verdi. 

Türkiye’de AKP döneminde işlenen tarım arazilerinin 3,2 milyon hektar azalmasını hangi faktörlere bağlıyorsunuz?

Ülkemizde nüfus artış hızının yıllık yüzde 1,5’lar civarında olduğu düşünüldüğünde, işlenen tarımsal alanlardaki azalmanın ülke ekonomisine olumsuz etkileri olduğunu düşünüyor musunuz?

İşlenen tarımsal arazilerdeki daralma sonucunda hangi temel ürünlerin üretiminde ne kadarlık azalmalar gerçekleşmiştir? 

Sadece 5 ürünün ve etin ithalatına desteklemenin 2 katından fazla para ödenmesi konusunda düşünceleriniz nedir?

Söz konusu bu ürünler nedeniyle artan dış ticaret açığının önlenmesi için Bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır?

Yayınlandığı Kategori Manşet

Burdur Belediyesi faaliyete geçirdiği üretim ve depolama alanında birçok bitki, ağaç ve çalılıkları kendi üretiyor.

 

Park ve ahçeler Müdürlüğü’nce serada üretilen mevsimlik çiçekler, ağaç ve ağaçcıklar şehrin park, orta kaldırım ve çeşitli alanlarına dikildi. 

Yaklaşık 670 bin mevsimlik bitki türleri  park, bahçe ve orta kaldırımlara renk kattı.  Park  ve Bahçeler Müdürlüğü, kışlık dikim çalışmalarını tamamladı. 

Burdur’a en uyumlu ve uzun süre kalabilecek bitki türlerini tercih eden Park ve Bahçeler Müdürlüğü çalışmalarıyla park, bahçe ve orta kaldırımlar renklendiriliyor.

Sezon boyunca 1 milyon 200 bin civarındame mevsimlik çiçek dikimiyle şehrimiz yeşillendiriliyor. 

Burdur Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürü Ayla Pesen gazetemize yaptığı açıklamada;

“Kış mevsimi bitkilerimizin dikimi bitti. Kışın toprağın bazen donlu olması çiçek dikimlerimizi erteletebiliyor. Toprağın ve havanın uygun olduğu zamanlarda bitki dikimlerimizi gerçekleştiriyoruz. 

Mevsimlik çiçekler arasında hercai menekşe, süs lahanası ve şeker tabağı yer alıyor. Bunların yanı sıra çalı grupları ağaççık üretimi de yapıyoruz. 

670 bin bitki türünü park, bahçe ve orta kaldırımlara diktik. Bitki dikimlerinin haricinde çeşitli noktalarda ağaç budamaları ve dikimleri yapıyoruz. Ocak ve Şubat aylarında genellikle budama işleriylede  uğraşıyoruz.”dedi.   

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet
Salı, 12 Şubat 2019 16:25

2019 Yaya Öncelikli Trafik yılı

İçişleri Bakanlığı’nca “Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın” sloganıyla 2019 yılının “Yaya Öncelikli Trafik” yılı ilan edilmesiyle birlikte kampanya, ülke genelinde yıl boyu devam edecek. Kampanya kapsamında hazırlanan Yaya Güvenliği Kitapçığı’nda ise Yaya Öncelikli Trafik hakkındaki bilgilere yer veriliyor.

‘Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın’ sloganıyla başlatılan Yaya Öncelikli Trafik kapsamında hazırlanan Yaya Güvenliği Kitapçığı’nda;

“2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 74. maddesinde 26 Ekim 2018 tarihinde yapılan değişiklikle, “Sürücüler, görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan ancak trafik işareti veya levhalarıyla belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışları ile yaya ve okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamak, varsa buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yayalara durarak ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar’ hükmü, dünyada ve ülkede meydana gelen yaya ölümleri verileri, yenilenen mevzuata göre yaya hukuku, kazaya sebep olan unsurlar, yayaların yükümlülükleri” konuları yer alıyor ve ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor.

Vali ve Kaymakamların koordinesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü İl Sağlık Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı, Belediye Başkanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Şube Şeflikleri, üniversite sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapılarak “Yaya Öncelikli Trafik” algısı oluşturulması için farkındalık faaliyetide düzenlendi. 

Yayınlandığı Kategori Manşet
Salı, 12 Şubat 2019 16:25

Büyük değişimler fikirlerle başlar

Belediye’nin başlatmış olduğu yardım çadırı Salı Pazarı girişine kuruldu. Burada kurulan yardım çadırına pazara gelen vatandaşlar ve esnaflar katkıda bulunarak ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatıyor.

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, ‘Büyük Değişimler Fikirlerle Başlar’ sloganıyla Salı Pazarı’nda yardım çadırı açtı. Vatandaşların ve esnafların katkıda bulunabileceği çadırda, ihtiyaç sahiplerine için meyve, sebze, ekmek vb. gibi yardımlar malzemeleri yer alıyor. 

Maddi durumu el vermeyen ihtiyaç sahiplerine yönelik açılan bu çadıra pazarcı esnafı da tam destek verdi. Ayrıca bu uygulamanın tüm Türkiye’de yapılması temennisinde de bulundular.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Ülkü Ocakları İl Başkanlığı’nca çevre kirliliğine farkındalık getirmek amacıyla ambalaj atığı geri dönüşüm kutuları il binasının muhtelif yerlerine bırakıldı. 

Ülkü Ocakları İl Başkanı Ayhan Mete konuyla ilgili açıklamasında;

“Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in ifade ettiği ‘Sigara söndürdüğün kumsal, çocuk bezi attığın dere, kırık şişe bıraktığın çimen, poşet saçtığın denizde vatan toprağı!’ husustan yola çıkarak öncelikle geri kazanımı yıllar süren evsel ve gündelik atıklarımızın ayrıştırılarak çevre kirliliğine bir nebze olsun farkındalık getirmek için Ülkü Ocakları Burdur İl Başkanlığı çevre-bilim teknolojisi birimimiz koordinatörlüğünde geri dönüşüme destek vermek amacıyla amabalj atığı geri dönüşüm kutularını il ocak binamızın ve Milliyetçi Hareket Partisi il binamızın muhtelif yerlerine bıraktık. 

Bizden desteklerini esirgemeyen İl Başkanımız Hikmet Ökte’ye ve emeği geçen herkese çok teşekkkür ediyorum.”dedi.

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet

Burdur Belediyespor sporcusu Mine Kalender Spor Toto Türkiye Gençler Judo Şampiyonası’nda Türkiye 2.’si oldu.

Ankara’da Judo Federasyonu Spor Salonu’nda gerçekleşen Spor Toto Türkiye Gençler Judo Şampiyonası sona erdi. Burdur Belediyespor sporcusu Mine Kalender 78 kg’da Türkiye 2.’si oldu.

Belediye Başkanı ali Orkun Ercengiz sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada;

“ Burdur Belediyespor’umuz sporcusu judo dalında Türkiye 2.’si olan Mine Kalender kardeşimizi yürekten kutluyorum. Rahmetli Hocamız Ali Boyacıoğlu’nun yetiştirdiği öğrencilerin öğrencileri artık hem milli sporcu hem de derece sahibi oluyorlar.” dedi.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Salı, 12 Şubat 2019 16:24

Saz ve Söz Ustası Bucak’lı Sırrı

Ülkemizde Kültür taşıyıcısı ve aktarıcılarımız diye saymaya kalksak hepimizin ilk aklına başta Aşık’lık geleneğini devam ettiren sayıları zaman içerisin de azalan Aşıklarımız ve mahalli sanatçılarımız gelecektir.

Burdur ve Teke yöresinde bugün hala azımsanmayacak sayı da düğünlerimizi, eğlence ve kutlamalarımızı gerçekleştirdiğimiz özel günlerimizde bizlere eşlik eden eğlendiren kuşaktan kuşağa usta çırak ilişkisi ile bu mesleği sürdüren mahalli sanatçılarımız azımsanmayacak sayıda mevcuttur.

Bugün sizlere onlardan biri olan TRT Antalya Radyo’sunda Antalya’nın sesi programında ve Sahnelerde birbirinde değerli sanatçılarımıza bağlaması ile eşlik eden, yöre türkülerimizin ve oyun havalarının günümüze aktarılmasında önemli bir yeri olan, Bucak ve çevresinde Altmış (60) yıl mahalli sanatçılık yapmış   düğünlerinde ve eğlencelerinde muhabbetlerinin  aranılan insanı olan Sırrı Biltekin ile buluşturmak istiyorum.

Daha önceden kendisinde birkaç sohbette bahsedilmişti, Sırrının sazı şöyle, Sırrı Şöyle söyler diye sohbetlerimizde adından sık sık söz ediliyordu, 08 Temmuz 2017 günü yine Bucakta mahalli bağlama ustası Mehmet ŞENCAN ve Bucak Zeybeği kaynak kişilerinden Süleyman ŞENCAN ile sohbet anında yine Sırrının sazından ve sözünden sohbet başlayınca sözlerini keserek madem bu kadar bu kişi bucağın türkülerine ve oyunlarına eşlik ettiyse çalıp söylediyse neden benimle tanıştırmadıklarını sordum onlarda tabi neden olmasın bizde çok isteriz dediler kendisi Kızılkaya’da yaşadığı için  telefon edelim müsaitse gidelim dediler  bende kabul ettim. Sırrı BİLTEKİN ile bağlamacı mahalli sanatçı Mehmet ŞENCAN telefonla görüşerek durumu anlatarak randevu istedi o da kabul edince üç gün sonra sözleştik.

Gitmeden önce Kızılkaya hakkında biraz bilgi toplamıştım, Kızılkaya’nın tarihi M.Ö. 1295 Etiler zamanında Pisidya Cumhuriyeti 1511 şah Kulu isyanı bu bölgede ceryan etmişytir. gitmektedir. Pisidya Cumhuriyeti, Eti imparatorluğu’na bağlı, içişlerinde bağımsız bir devlet idi. Pamiiya, Karyalıkya gibi diğer küçük devletlerle komşu bulunuyordu. Pisidya’nın çevresinde Komabe (bugün Garipçe), Kratopolis (bugün Kızılkaya), Legost (bugün Büyükköy), Pogla (bugün Çomaklı), Vebre (bugün Bozova)gibi küçük devletçikler bulunmaktaydı. Kızılkaya tarihi daha sonra Roma-Bizans Devri, Selçuklular Devri, Beylikler Devri, Osmanlılar Devri olmak üzere 5 ana bölümden oluşmuştur. 1511 şah Kulu isyanı bu bölgede büyüyerek yayılmıştır. Kızılkaya kurulduğu günden bugüne kadar hem Bucak ilçesine bağlı yerleşim yerleri arasında hem de Burdur iline bağlı köy ve kasabalar arasında daima en önde gelen yerleşim yerlerinden birisi olmuştur. (Vikipedi, özgür ansiklopedi.)

Derleme Anı ortada  Sırrı BİLTEKİN

Soldan sağa: Hasan AKIN, Süleyman ŞENCAN, Sırrı BİLTEKİN, Mehmet ŞENCAN

11 Temmuz 2017 Salı günü saat 14 civarı öğleden sonra Bucak’tan Mehmet ŞENCAN, Süleyman ŞENCAN ile birlikte yola çıkarak eskiden Roma yolu ve Deve kervan yolu olarak kullanılan Bucak ovasını yararak,  Antalya istikametine devam eden asvalt yoldan Kızılkaya’ya saat 14:30 civarı vardık, Mehmet ŞENCAN eli boş gidilmez düşüncesi ile Sırrı ustaya çarşıdan hediyelik hazırlattı, (Mehmet Şencan aynı zamanda Bucaklı hayırsever bir iş adamıdır.)  arabamızı Sırrı Biltekin’in evinin sokağına park ederek kapıya doğru hareket ettik bizi kendileri kapıda karşılayarak hoş geldiniz diyerek selamlaştıktan sonra yukarı buyur etti iki katlı narenciye bahçeli bir evdi odaya girince söze başladı,

Yüksek Yüksek Tepelere Dağlara Derler ki Yücedir Yüce

Benim Dostlarım Ziyaret edecekmiş duydum

Sevincimden uyku uyuyamadım üç gün üç gece

Burdurun Aziziye köyünden Hasan Akın hocam

Hoş Geldin Diğelim Sizlere

Mehmet ve Süleyman ŞENCAN’na dönerek;

Arabası Ford değil Fiat değil Mandır

Bucağın Zeybeklerini Oynayan Süleyman ŞENCAN’dır.

Boyunlarına takarlar Şıngırdaklı Halı

Bucağın Vardır Kervansarayı İncir hanı

Vardır Bucağın Bağlamacısı Sayın Mehmet ŞENCAN’ı.

Diyerek bizleri mani söyleyerek karşıladı. Üçümüzü de maniyle ayrı ayrı selamlama  biçimi çok hoşumuza gitmişti, o zaman anladım ki gelmekte ne kadar isabetli bir karar verdiğimizi doğru insanı bulduğumuzu kim bilir daha ne kadar dağarcığında bilmediğimiz maniler, türküler ve anılar olduğunu düşünerek Kamera ve kayıt cihazlarını hazırlayarak, zamanı da geçirmemek adına kendisini bizlere kısaca tanıtıp anlatmasını  söyledim.

Sırrı BİLTEKİN 1938 “Ben Sırrı Biltekin Bucak Kazasının Yuva köyünde 1938 yılında doğdum anamın adı Ayşana babamın adı Halil’dir, babamın babası Karapınar köyünden Omar Hocalar sülalesindendir, ama babamın annesi Bademağacı kasabasından gelmektedir. Bize lokumcular sülalesi derlerdi, beş kardeşim vardı, ben yuva köylüyüm emme benim ömrüm Bucak’ta geçti daha çok Bucaklı sayılırım, Benim amcalarım düğün ederler güzel saz çalarlardı Küçükken onlardan görüp heveslenirdim, değnekleri, çamaşır tokuçlarını saz yapar çalardım. Askerliğimi Doğubeyazıt ta yaptım,1964 yılında evlendim bir kız bir oğlan 2 çocuğum var beş torunum var.”

Peki bu müzik merakı nerden geliyor bir saz çalmaya nasıl başladınız.?.

Sırrı BİLTEKİN 1938 “Benim Osman, Ali, Mehmet amcalarım güzel saz çalarlar düğün ederek geçimlerini çalgıcılık yaparak sağlarlardı, Süleyman Şencan söz alarak girerek Mehmet Amcası babamın asker arkadaşıdır diye belirtir, Osman amcam ile, Mehmet Amcam’ın dizlerinin dibine oturur onların çalışlarını söyleyişlerini seyrederdim yarenliklerine doyum olmazdı, onlar yokken değnekten saz yapar çalar veya anamın çamaşır tokucunu saz yapar çalardım, Eskiden evimizde çamaşır makinası yoktu anam hayratta tokuçla çamaşır yıkardı tokuç saza benzer onun gövdesine çivileri çakar kiremit telini de takar saz gibi çalmaya çalışırdım rahmetli annem hem kızar hem çekişirdi bir gün harman yerinde amcam gille harman dövüyoruz onlar düğen sürüyor öküzlerle ben bir taşın üzerinde tokuçtan yaptığım sazla oyalanıyorum,  çalmaya çalışıyorum söylenmeye başladım tokuçtan yaptığım sazla;

Taş Başında Yatan Oğlan

Taş Böğrüne basan oğlan

Parasına gıyamamış

Dul karı ile yatan oğlan

Ovada kara kedi

Kalmadı keklik eti

Amcan gızını vermezse

Yakarım memleketi

diye hava çekince harman döven Osman Amcam’gil  beni diliyorlarmış el ettiler bana Sırrı gel buraya  bize bir hava çekiver diye çağırdılar, hava çekersem ellerinde bir avuç ala şekerini göstererek bana vereceklerini söylediler,  bir hava çektim bir ala şeker verdiler bir daha söylersen bir daha vereceğiz dediler şeker gıymatlı o zaman şekerin hepsini alıncaya kadar hava çektim Amcam gile harman yerinde böyle, böyle, başladım çalıp söylemeye içimden geliyordu, gelelim saza Amcam gilin sazı aldım eve getirdim, anam daha önce sağdan soldan çalıp söylediğimi duyuyormuş tokucunu saz yapsam da üstüne durmamıştı, ben sazı tıngırdatmaya başlayınca anam sırrı sazı kafanda parçalarım diye bağırarak çekiş di, meğerse o gün anamın çamaşır günüymüş saz yaptığım çamaşır yıkadığı tokucu bulamayınca hayratta beni de saz çalarken bulunca çok kızdı dellen’di  nur içinde yatsın namazına çok düşkündü anan bana bağırmaya başlayınca babam geldi ne oluyor burda diye sordu, bende babama anam sazı kıracak dedim tabi eskiden geçler bağa, bahçeye, işe, reçberliğe giderdi ben gitmez evde orda, bur da, tokuçtan yaptığım sazı çalmaya çalışırdım babam da bunu duymuş anama dönerek bak dedi nasihat etmeye başladı senin evine kır bekçisinden, muhtardan, lokumcu  Halil’in oğlu şunun bağına girmiş, şunun malını almış haylazlık etmiş diye suç işlemiş diye şikayete gelen oldu mu dedi, o da hayır dedi o zaman bana dönerek bak oğlum beni eyi! dinle dedi;  başta yalan söylemeyeceksin, söz verdiğin bir şeyi yapacaksın yapamayacağın bir şeye söz vermeyeceksin, diye baya bir nasihat ettikten sonra sazı çalacaksan elin bir acı almasını çalmayacaksın, ben olmazsam evin vekili sensin dedi bunu duyunca hemen vardım babamın kucağına sarıldım,  anamda eyi ettin gali herif diye babama söylendi oda benim oğlum saz çalsın başka bir şey çalması yalan söylemesin dürüst olsun temiz ahlaklı olsun dedi Baba’mım verdiği izinle çalmaya böyle başladım.

Bucakta Sinemada Konser anı:

Sırrı BİLTEKİN,  Osman  ERDOĞAN, ve oğlu Mustafa BİLTEKİN

Peki düğünlere  katılmaya bilerek çalıp söylemeye  ne zaman nasıl başladınız.?

Sırrı BİLTEKİN 1938 “Daha sonra Mustan dayı diye komşumuz vardı rahmetli oldu,  o da düğün ederdi güzel saz çalardı bize geldi bir gün, ben kendimi ona göstermeye çalışıyorum, beni şöyle bir süzdü, Sırrı dedi sen böyle çalışırsan sanatçı olursun dedi daha sonra, Mustan  dayım ve amcalarım 11-12 yaşlarında Bucağa düğüne götürmeye başladılar, o zaman küçük bir sazım var Bucağa düğüne Amcam gil veya Mustan dayım kim Eskiden bucakta dört gün düğün olur pazar günü gelini çıkardıktan, sonra çevre köylere düğün yapmaya giderdim, bu Süleyman’ın düğününü beş günde yaptım,  Bucak’ta 20 sene kara sazla çalgıcılık yaptım sonra cihazlar çıktı ama her yerde ceryan yoktu cihazın aküsü yetmezdi, Bucak’ta sanayide Mehmet CADIL var Akücülük  yapardı, şimdi hayırsever bir iş adamı oldu, benim çok kahrımı çekti ona bir akü yaptırdım,  onunla baya düğün ettim bir düğün 4 gün sürdüğü için akü iki günde biterdi tekrar Bucak’a döner Mehmet CADIL’dan, akü alır düğüne devam ederdim, daha sonra yeni cihazlar çıkmaya başladı İstanbul’a giderek yeni bir cihaz daha aldım Bucak’ta o zaman cihazı ilk getiren benim.”

“Yine Bucakta düğün ediyorum düğün evi hocanın evine yakınmış o düğünde dört gün sürdü o hafta başka düğünler dağıldıktan sonra Bucak’ın gençleri benim düğüne eğlenmeğe geldiler bende onları muhabbetimle şenlendirirdim, sabahlara kadar eğlence olduğu için hoca biraz rahatsız olmuş galiba aradan biraz zaman geçti yine yeni cihazla Çakır Ali dayımın düğünü yapıyorum öğlen oldu, Cuma Selası verildi, bende düğünü bıraktım camiye gitmek için yola düştüm asker arkadaşım vardı Necati ASLAN nereye gidiyorsun Sırrı diye sordu bende Karavatlar Mahallesine cumaya gidiyorum dedim, gel gel dedi Çukur camiye gidelim dedi beni yolumdan çevirdi, camiye girdik namazı kıldıktan sonra yan tarafta bir direk var, şöle yaslandım direğe namazdan sonra vaaz dinliyorum hoca  vaaza başladı hoca okudu okudu sayın cemaat dedi; düğünler  yapıyoruz ama Sırrının düğünleri çok kalabalık oluyor çok neşeli oluyor şamatalı eğlenceli oluyor, oğlanlarımız kızlarımız sırrı olmayınca gelin damat olmayacaklar böyle giderse sırrının dediği olacak dedi, o ara cemaat döndü bana bakıyor cevap vermek istiyorum dilimin ucuna geldi,” hocam kusura bakma ama senin okuduğun hutbede benim adım mı yazıyor diye sorayım dedim, camide müezzinlik yapar sahneye çıksam saz çalarım hocam bu da Allah vergisidir” demem kalmadı arkadaşlarım dur dediler söyletmediler içime attım, terbiyem müsaade etmedi camiden çıkarken başladı camcı Ziya Bucağın oğlanları Sırrı’sız düğün etmiyecekler! diye başladı eğlenmeye ses çıkarmadım. Bucakta herkes tarafından sevilip sayıldığım için sözüm onlar dan  fazla dinlendiği için belli ki hoca rahatsız olmuştu,  türkü çalıp söylediğimiz  için hocalardan fazla söz sahibi olmamızı istemezler, cemaatle arama fitne sokmaya kalktı, camiden çıktık ben tekrar düğüne döndüm Ak fasulye çalıyorum gençler oynuyor ben bunun altında kalır mıyım Ak fasulye türküsü vardır ebemden öğrendiğim birazdan anlatayım hemen onun sözlerine ekledim, Açıl dımı harımların gediği yine oldu bu sırrının dediği, diye sonuna düğünde ekleyiverdim bu duyanlar başladılar oynamayı kesip alkışa hocaya verdiğim cevabı hemen anladılar, yaş şa Sırrı dayı eyi ettin dediler. Park kahvesinin orda rahmetlik Hasan, Hüseyin abi çağırdı Sırrı gel bi dakika diye park kahvesini o zaman Süllü ağa çalıştırıyor, Hasan Hüseyin abi Sırrı camide hoca ne dedi diye sordu? Ben de anlattım duydum dedi cevap verdin mi terbiyem müsaade etmedi vermedi, dedim millet hocayı kınadı seni değil dedi sen iki para üç paraya var yok milletin düğünü yapıyorsun milletin işini görüyorsun tabi sen daha çok sevilirsin dedi nasihat etti beni o an çok ferahlattı.”

Peki bu düğünlerde hangi oyun havalarını türküleri çalar söylerdiniz.?

Sırrı BİLTEKİN 1938 “Avşar beyleri zeybeği, Kazım zeybeği, Bağları belleme diye bir türkü vardı, “Bağları belleme dibinde eğlenme” diye, oyun havası vardı bunu  Bucak’lılar çok oynardı, boğazlar,  Ak fasulye, Menevşeli, bunları çalardık, bir de köy odaları vardı her aksam odada Serenler zeybeği, Kazım zeybeği,  Avsar zaybeği, Gemi zeybeği, Basbas diyorlar, şimdi boğaz havaları çalar söylerdik ben bağlama çalarken gençler oyun zamanı oynar biz söylerken çıt çıkmazdı.  Muhabbetler olur eğlenilirdi hep ben çalmazdım hiç unutmam arif efe dayı kel şükrü dayı vardı çok iyi çalarlardı nur içinde yatsınlar.”

1938 doğumlu olduğu için kendisine yaşından dolayı bağlama ile türkülerden söyleyip söyleyemiyeceğini çekinerek sordum, Peki Sırrı amca bize çalıp söyleyebileceğin veya anlatabileceğin bir türkü hikayesi var mı.?

Sırrı BİLTEKİN 1938 “Tabi ben size o zaman Ak Fasulye türküsünü hikayesini anlatıp söyleyeyim. Bu türkünün bende hatırası çoktur biraz önceki camide yaşadıklarım gibi nasıl çıktığıyla başlayayım isterseniz.

Türkülerin bir oluşu, gelişi, deyişi, vardır, bir oğlan kızı sever kız oğlanı sever alamaz çeşitli sebeplerden türkü yakılır, ama ben size Ak Fasul ye türküsünün asıl mevzusunu anlatayım. Rahmetli benim ebem vardı dul kadın adında seferberlik,  zamanı yedi (7) kardeş oğlan tek kız bacısı olduğu için adı dul kadın götürürse  araba olmadığı için yayan giderdik, eskiden kahveler den Bucağa kadar ev yoktu bağ, bahçelikti yayan düğün evine vardık mı, hem oynar hem, çalardık, oynarken yerimde duramazdım, ama çalmaya başladığımda on bir (11) yaşlarında olduğum için ayaklarım sandalyeden kısa geldiği için ayağımın altına takoz koyarak çalardım, sandalyeye boyum kısa gelirdi, o haldeyken her hafta yayan bucağa düğüne götürülerdi beğendikleri için. Daha sonra gençlik yıllarımdan beri kendim çalmaya düğün etmeye başladım.   

kalmış o seferberlik zamanı kıtlık da var 1945-46 yıllarında bize bakardı ilgilenirdi biz 6-7 yaslarında çocuğuz o hep bize Ak fasulye pişir cem toprak tencerede derdi Ak fasulye pişirir bize yedirir arkasından maşa çalarak söylenmeye başlardı; Ak fasulye pişirdim, toprak tenceresinden diye, bizde oynardık, o ak fasulyenin tadı hala damağımdadır ebemin maşa çalmasını bizi oynatmasını hiç unutamadım,  gittiğim tüm düğünlerde Ak fasulye dedim çaldım,  bucağın günlük gelişen olaylara göre sözlerini değiştirir çalardım hani o hoca var ya demin anlattığım beni camide cemate şikayet eden  düğünün birinde rast geldi hemen gözüne içine bakarak “Açıldı mı harımların gediği, yine oldu bu sırrının dediği” diye ekledim  okuyunca hocanın yüzü kızardı kalktı gitti düğün evinden.

Düğün anından bir kesit

Osman ERDOĞAN ve Sırrı BİLTEKİN

İsterseniz sizlere bununla ilgili bir anımı daha anlatayım

Bucakta Arap Abdullah vardı Allah Rahmet eylesin onunla düğün ediyoruz,  onunda iki çocuğu var düğün bitince çocuklarına sarılır yatardı, birisi kızdı aynı odada kalırdık aksamları düğün evinde kızlardan birisi biz yatarken baba benim düğünümde Sırrı amcama saz çalacak mı? diye sordu babasından önce ben tabi kızım çalarım söz dedim, aradan yıllar geçti söz verdiğim Arap Abdullah’ın kızı gelinlik çağa gelmiş istemişler vermişler, Abdullah düğünü kurmuş, benim haberim yok Bucak’ta çalgıyı oğlan evi tutar kız evi bir şeye karışmaz, Abdullah eve gelince kız ağlamaya başlar ne o kız neden ağlıyon diye sorar, Abdullah hani baba bana verdiğiniz söz benim düğünümü Sırrı amca saz çalacaktı söz vermiştiniz der ağlamaya başlar sözünde durmadın düğün ettirmem ben diye başlamış ağlamaya babası verdiği sözü hatırlayınca hemen bizim köye, Yuvaya  gelir beni sorar eskiden telefon olmadığı için ben her hafta hangi düğüne nereye gidersem yazardım falanca köydeyim falancanın düğünündeyim diye bizim hanım Ağlasun Mamak’ta olduğumu söylemiş o da bir kamyonla gecenin bir vakti düğünün ortasında çıktı geldi Mamak’a, ben onu görünce sazı kestim hayırdır, Abdullah hoş geldin dedim, ya Sırrı ustam yıllar önce benim kıza söz vermiştin onun düğünde saz çalacaktın, hatırladın mı dedi ben kız evi olduğum için sana bir şey diyemedim, kız ağlıyor düğün ettirmem diyor sen bilirsin düğünüm yarı kalmasın, düğün sahibinden müsade istesem gelir misin diye sordu, düğün sahibini çağırıp soralım müsade ederse hay, hay, söz benim dedim. Düğün sahibini çağırdık,  Abdullah ayaklarına kapanarak bir akşamlık beni götürmek için yalvardı,  ne isterse yapacağını söyledi,  düğün sahibi ısrara dayanamayarak benim düğünüm yarı da kalmasın seninki de yarıda kalmasın dedi bana müsade verdi. Ben diğer sazcımı davulcumu orda bırakarak Abdullah’ın düğününe gittim ama bu olay beni etkilemişti, orda hemen “Şu Bucağın Gızları, Sırrısız gelin gitmez” diye ekledim ve diğer sözlerini söyledim ona verdiğim sözü yerine getirdim. Tekrar Ağlasun’a düğüne döndüm gelini çıkardım, yola düşcez  artık Bucak’lı Hasan ağa geldi duymuş benim orda olduğumu önümü kesti Sırrı benim düğünümü yapıver diye anlattım 4 hafta doluyum olmaz dedim 4 değil 14 hafta beklerim seni dedi sıraya girdi eskiden o kadar revaçtaydım sonra onun düğününü de yaptım.”

Derleme anı Sırrı BİLTEKİN

 Der ve sazı eline alarak çalmaya başlar yanında oturan Mehmet Şencan’a işaret ederek sende eşlik diye işaret eder ve başlarlar çalıp söylemeye;

Ak Fasulye Pişirdim Toprak Tenceresinden (Çeşitleme)

Söz-Müzik: Sırrı BİLTEKİN

Derleyen: Hasan AKIN

Yöre: Kızılkaya /Bucak/Burdur 11.07.2017

Notaya Alan: Aytekin ERSAN

Ak Fasülye Pişirdim Toprak Tenceresinden

Gel Yarim Konuşalım Mutfak Penceresinden

***

Kahvelerden Gider Bucak Yolları

Bahçesinde Açmış Gonca Gülleri

***

Halı Dokurum Halı Hak Orta Gülü Sarı

Kızını Bana Vermiyor Kirli Göğnekli Garı

***

Nakarat

Ne Yandasın Sevdiceğim Ne Yanda

Dün Gece Seni Gördüm Rüyamda

***

Üç Kavaklı Dereden Su İçmem

Ölsem Gitsem Ben Yarimden Vazgeçmem

***

Ayakkabı Dabanı Ben İstemem Yabanı

Sevdiğime Versinler Olurum Davar Çobanı

***

Nakarat

Ne Yandasın Sevdiceğim Ne Yanda

Dün Gece Seni Gördüm Rüyamda

***

Erik Çiçek Açtıysa Daldadır

Benim Yarim Çıktıysa Yoldadır

***

Yağmur Yağmayınca Çimenler Bitmez

Bahar Gelmeyince Bülbüller Ötmez

***

Şu Bacağın Gençleri Sırrısız Düğün Etmez

Kızları Gelin Gitmez

***

Açıldımı Harımların Gediği

Yine Oldu Bu Sırrının Dediği.

Ak Fasülye Türküsü yörede düğün ve eğlencelerde çokça çalınıp söylenen bir oyun havası olup sözleri farklı olduğu için varyant çeşitleme olarak eseri değerlendirdik.

Diye gözlerinden iki siğim yaş akıtarak gurbet havasını söyleyerek tekrar söze başlar.

Sırrı BİLTEKİN 1938 “Şimdi ben hem düğün ediyorum hem Antalya’nın Sesi Radyosuna sanatçılara eşlik ediyorum ama en çok yarenliğim ile bilinirim sahnede ne kadar çalıp söyleşende o seyirciyi okşamak gönülle’mek eğlendirmek gerekir, türkülerin arasına espriler katar, fıkra anlatır, günlük olayları işlerdim, herkes bu yarenliği severdi Ağlasunlu Osman Erdoğan vardı birlikte kırk yıl düğün yaptık geçenlerde kaybettik Allah Rahmet eylesin, hem davulcu hem  kaşıkçı hem orta oyuncuydu, Maşala’nın birinde yüzüme lokum sürdüm çıktım saz çalmaya, millet kırıldı gülmekten çalarken çağırırdım misafirlerden birini elime şekeri alır aç ağzını şeker ver cem der ağzını açınca öbür cebimden samanı çıkarır ağzına tıkardım. Osman’la birlikte çok güzel orta oyunu çıkarırdık düğünler’de, ikimiz bir başka eğlendirirdik milleti.

Ara ara Türkü derliyoruz diye gelenler oluyor geçenlerde birileri türkü derliyoruz diye geldiler isim vermiyeyim bir hanım kızımız müzik öğretmeniymiş beraber çaldık söyledik aradan bir zaman geçti Kanal 15 i açtım bir baktım benim verdiğim türküyü çalıyor dinledim, iyide çaldı ama benden bahsetmedi hemen bu Mehmet’e telefon açtım bu türküyü ben verdim neden adımı anmadı diye sordum, o da ona sormuş unuttum demiş, ona çok kırıldım kendisine söyle dedim Mehmet’e  çalarken  falancanın türküsü denmez mi gökten mi bu türkü ayıp etti, çok gelen giden oldu emme herkesin nasibi farklıdır olum ben 80 yasındayım 60 yıl düğün ettim herkese söyleyecek bir şey çıkarırım.

Sizler beni ziyaret etiniz kırk sene evvelime götürdünüz, şimdi seksen yasındayım altmış sene sahne hayatım var, hep beş bin iki bin kişin karşısına çıktım, şimdi mesleği bıraktım, ama o kalabalığı bu köşede otururken özlüyor insan benim arkadaşlarım hep öldü. Mehmet ve Süleyman’ın bunların babaları benim arkadaşımdı,  bunları görüne onları görmüş gibi oluyorum.  Allah bin kere razı olsun bunlardan çoğu kelimeleri yutuyorum yaşıma verin artık.  Yine Antalya Radyosunda programdayız 65-66 yılları Antalya’nın festival günleri Nuri Sesi Güzel çıktı geldi, Radyo evine biraz sohbet ettikten sonra, festivale geldiğini baş bağlamacısı vardı onun Aziz KIZILGÜN adın da onunla arası biraz açılmış çalmam demiş, o da bana çalarmışınız dedi biz de kabul ettik,  Karaoğlan parkında bir hafta eşlik ettik kendisine Erdal İYİÖZ’le  birlikte.  Şimdi arada radyo dinliyorum, sipiker Bucak Ak Fasulye türküsü dedi, ama benim adımı anmadı.”

Kendisi biraz sinirlenmişti, kendisine bazı eserlerin herkes tarafından çalınıp söylendiği için birbirine benzediği sözler farklı olduğu için Türkülerde Varyantlaşma dediğimiz çeşitleme eser olarak  derleneceğini söyleyerek telkin etmeye çalıştım. Arkadaşım diye bahsettiği Antalya Türkülerinin babası sayılan aramızdan 2018 yılında ayrılan Erdal İYİÖZ dür.  Daha sonra hatırlaya bildiği türkü ve zeybeklerden kendisini yormadan çalmasını istedim bizlere sırayla aşağı da notaları bulunan, yukarıdaki parçalardan hariç 1977 yıllarında çalıp söylediği; kayıtlarını mahalli sanatçı Mercan ALAGÖZ’den aldığımız, Ey Buğdayım Buğdayım,  Karinom, Çeşitlemesi, Mendilimin Al yanı,  Ankara’nın evleri,  Derenin oylumuna, isimli çeşitlemelerini okudu bizde bunları sizlerle paylaşmak için kayda aldık.

2018 yılında tekrar kendisi Burdur’a ziyaretime gelerek derleme anında anlatamadığı bazı olayları ve anıları yazmamı istedi, bende yöre ağzına bağlı kalarak sözlerini kesme’den  yukarıda dilimin döndüğü kadar sizlere aktarmaya çalıştım. Kendisine sağlıklı uzun ömürler dileyerek veda etmek için müsaade isterken bir sözüm olacak diyerek aşağıdaki dörtlüyü mesaj olarak şu anki mahalli sanatçılara iletmemizi söyledi. Umarım önümüzdeki günlerde Aytekin ERSAN, ve Gökhan TEMUR tarafından notalara işlenerek ölümsüzleştirilen bu eserler Türk Halk Müziği repertuvarına kazandırılarak Sırrı Biltekin’in aktardığı türkülerin tekrar hayat bulması, dileklerimle Yapmış olduğum derlemeye katkılarından dolayı; Teknik destek sağlayan Derya Fotoğrafçılık, THM. Sanatçıları, Aytekin ERSAN,  Mercan ALAGÖZ ve Sanatçı Gökhan TEMUR’a teşekkürleri borç bilirim.    Hoşça kalın. 

Sırrı Biltekin Derki!

Saatin 15 Dakikasına

Derler Bir Çeyrek

Bizler Yaşlandık Gari

Bizim Gibi Yaşlı Sanatçıları

Davet Ederler Sahneye

Seyrek Seyrek

Allah onların yolunu açık etsin bizden geçti artık.

Yayınlandığı Kategori Manşet

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda, Gölhisar, Yusufça Beldesi’nde bulunan içkili gazinolarda kaçak içki satışı yapıldığı bilgisi aldığına dair Burdur Valiliği basın bülteni yayınladı;

Alınan bilgi doğrultusunda 08 Şubat 2019 günü Gölhisar İlçesi Yusufça Beldesinde iki ayrı şahsa ait olan içkili gazinolarda yapılan denetimler neticesinde farklı marka ve türde (7) Adet 70 cc’lik kaçak içki, (8) Adet 100 cc’lik kaçak içki, (2) adet 50 cc’lik kaçak içki, (1) adet 20 cc’lik kaçak içki olmak üzere toplam (18) adet kaçak içki ele geçirilmiştir.

Gölhisar Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile ele geçirilen kaçak içkilere el konulmuş olup, yakalanan şüpheli şahıslara 5607 Sayılı Kanuna Muhalefetten işlem yapılmıştır.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Page 1 of 2
No Internet Connection