Manşet - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

Şehirleri, beldeleri girişleri anlatır. Gün yenice ağarırken, direksiyon başında, yada yolcu koltuğundayken, bir anda kendinizi bir şehrin girişinde bulduğunuzda, etrafta ilk gördükleriniz, yada ne gördükleriniz, size, o şehir hakkında, bilgi verir, fikir verir.

Çevre illerden gelip, Nasip Hoca Caddesi üzerinden şehre girenleri, Burdur Belediyesi tarafından yapılıp sergilenen, su değirmeni çarkı, havuz ve etrafında oluşturulan yeşil alanlar, kamelyalar karşılıyor.

Henüz o güzel karşılamanın etkisi sürerken, daha ilerde bu kez onları, elindeki bayrakla, bir cumhuriyet genci ve cumhuriyet kadını ile güzel, çarpıcı Atatürk Anıtı karşılamakta. Ve güzel bir ışıklandırmayla, bakımlı, yaz kış yeşil ve çiçekli orta refüj  düzenlemesi, sonrada etkileyici görünümleri ile Piribaşlar Evi ve Mısırlılar Evi…

İşte şehir hakkında kafalarda yerleşen intiba bunlar olacaktır. Şehri bunlar anlatacaktır, şehre ilk kez girenlere. Şehirleri, en güzel şehrin girişleri anlatır!

Tabiki şehir, memleket denince akla, Büyük usta Nazım Hikmet’in şiiri gelir;

Memleketimi Seviyorum

Memleketimi seviyorum:

Çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım.

Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı

memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.

Memleketim:

Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,

kurşun kubbeler ve fabrika bacaları

benim o kendi kendinden bile gizleyerek

sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

Memleketim.

Memleketim ne kadar geniş:

dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana.

Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum.

Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum

ve güneye

pamuk işleyenlere gitmek için

Toroslardan bir kere olsun geçemedim diye

utanıyorum.

Memleketim:

develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler,

kavak

söğüt

ve kırmızı toprak.

Memleketim.

Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven

alabalık

ve onun yarım kiloluğu

pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla

Bolu’nun Abant gölünde yüzer.

Memleketim:

Ankara ovasında keçiler:

kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması.

Yağlı, ağır fındığı Giresun’un.

Al yanakları mis gibi kokan Amasya elması,

zeytin

incir

kavun

ve renk renk

salkım salkım üzümler

ve sonra karasaban

ve sonra kara sığır

ve sonra: ileri, güzel, iyi

her şeyi

hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır,

çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım

yarı aç, yarı tok

yarı esir

(Hasan Türkel)

No Internet Connection