Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Akın; Burdur’u tekrar ilk üçe taşımak boynumuzun borcu

Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Orhan Akın, ÖSYM’nin açıkladığı 2019 Yükseköğretim Kurumları Sınavı Değerlendirme Raporu’nu gazetemize değerlendirdi. YKS’yi yerel ve Türkiye geneli başlıklarında yorumlayan Türk Eğitim Sen başkanı Akın, okul yöneticilerinin liyakatla atanması, eğitim camiasının ve diğer yetkililerin sendika başkanlarıyla sık sık bir araya gelmesi gerektiğini ifade etti. ‘Burdur’un tekrardan eğitim bazında üst sıralarda yer alabilmesi için herkesin elini taşın altına koyması gerek.’ sözleriyle bu konudaki uyarılarını dile getirdi. 

2019-2020 yılı eğitim öğretim yılı başladı. Yaklaşık 18 milyon öğrenci için ilk ders zili çaldı. Bu yıl okullarda, öğrencileri bekleyen birçok değişiklik var. Bu sene 69 ayını dolduranlar, isteğe bağlı olarak ilkokula başlayabilecek.Tüm ilköğretim okullarında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı yeni okul zili çalacak. İlk ve ortaokulda teneffüs süreleri 10 dakikadan 15 dakikaya çıkarıldı. Bu yıl ilk kez, ara tatilli yeni çalışma takvimi uygulanacak.

Geçtiğimiz günlerde ÖSYM’nin ‘2019 Yükseköğretim Kurumları Sınavı Değerlendirme Raporunu’ yayımladı. Buna göre, Temel Yeterlilik Testi’nde adayların %74.16’sı 150’nin üzerinde puan alırken, en az 180 barajını geçenlerin oranı %53.72 oldu. Adayların %46.28’i 4 yıllık fakülte tercih etmek için gerekli olan 180 barajının altında. Yani 16 net yapamadı. 

Alan Yeterlilik Testlerinde (AYT) sayısal puan türünde her 10 adaydan 6’sı 180 barajını aşamadı. Öğrencilerin lisede okudukları branşlar üzerinden girdikleri Alan Yeterlilik Sınavı’nda fen-matematik testinin ortalama düşüklüğü en dikkat çekicisi. Sınava giren öğrenciler Türk edebiyatı ve sosyal bilimler testlerinde 40 soruda ortalama 14 net yaparken, matematik ve fen testlerinde ortalama net sayısı 7’de kaldı. Alan Yeterlilik Sınavı’na giren 1 milyon 880 bin 800 adayın %18’inin (329 bin 626) Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 testinde %27’sinin Sosyal Bilimler-2 testinde, %10’unun (183 bin 336 aday) Matematik testinde ve %30’unun (556 bin 184 aday) Fen Bilimleri testinde hiçbir soruyu cevaplayamadı.   

Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Orhan Akın ÖSYM’nin açıkladığı 2019 Yükseköğretim Kurumları Sınavı Değerlendirme Raporu’na ilişkin yaptığı açıklamada;

“2019-2020 eğitim öğretim yılı bütün eğitim çalışanlarımıza, öğrencilerimize, velilerimize, ilimizde bütün Türkiye’de eğitim öğretimle alakalı bütün paydaşlara hayırlı uğurlu olmasını temenni ederek sözlerimize başlayalım. Eğitim bir ülkenin geleceğini belirleyen yıllar sonrasını şekillendiren bir kurum olduğundan dolayı yapılacak olan bir yanlış, ülkenin varlık sebebini de dinamit koyar derecede etki yaparken, yapılan iyileştirmelerde kısa zaman içerisinde zamana bölünerek gerçekleştirilen bir olgudur. Dolayısıyla milli eğitim şu ana kadar 2002 yılından beri sürekli değişen bakanlarıyla sürekli oynanan yapısıyla velileri de eğitim çalışanlarını da milli eğitim yöneticilerini de rahatsız etmektedir. Her gelen bakan yeni bir müjdeyle geldiği haberini verirken giderken de yeni gelen bakan ‘benden önce enkaz bırakmışlar’ cümlesiyle bakanlığı devralmaktadır. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un getireceği yenilikler herkes tarafından artık eğitimde neşter vurulma zamanı gelmiştir denildiği zamanda geldiği yorumlanmaktadır. Birtakım uygulamaları herkesi mutlu etmiştir. Öğretmen performans değerlendirme biçimi, ‘Alo 147’  hattı gibi bütün eğitim çalışanlarını rahatsız eden konular bir çırpıda kaldırılırken malesef eğitim yönetici atama biçiminde henüz bir değişiklik net olarak ortaya çıkmaması AYT ve üniversite yerleştirme sınavlarında da etkili olacak yöneticilerin atama biçimi eğitimin temel sorunlarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Mülakatla ya da üye olunan sendikasına bakılarak okul müdürü atanmaz. Eğer bir okulun kurum müdürünü bir yerlere el pençe divan durarak bir yerleri referans göstererek getirirseniz o kuruma yazık edersiniz. 

İşi ehline vermek lazım

Malesef Burdurumuz’da da iyi okul müdürlerini tenzih ediyoruz ama sonuca baktığımız zaman 26. sıralara kadar düşmüş bir Burdur’dan bahsediyoruz. Bunun sebeplerini de hep beraber araştırmak lazım. Yeni milli eğitim müdürümüz Emre Çay’a ziyaretimizde de bunu belirttik. Her şeyden önce eğitim sendikalarını dinlemek zorundalar. Tüm sendika başkanlarıyla mutlaka irtibat halinde olmak zorundalar. Milli Eğitim Müdürümüz bize zaman zaman bütün sendikalarla beraber olup, fikirlerimizi alacağımızı söylemesi sevindirici. Yine Milli Eğitim Müdürü Emre Çay’ın bütün herkesin liyakatlı ve çalışan insanların Burdur’da bir yerlere geleceğini söylemesi bizim için umut vericidir. İşini yapmayanlar insanlardan uzak duracağını belirtmesi, yine sevindirici bir olaydır. İnşallah bunu yapacağını ve uygulamalarda da göreceğimizi ümit ediyoruz. 

Mesleki eğitim tekrar canlandırılmalı 

ÖSYM’nin kendi sitesinden yapmış olduğu rapora şöyle bir baktığımız zaman malesef Fen Bilimleri’nde 787 bin kişi 1 tane doğru yapmamış. Burada okullarda ne öğreniyor çocuklarımız diye sorgulamak gerek. Matematik ve fen sorularının ortalama net sayısı 7 tane. 20 soruda 7 tane ortalama genel olarak çok düşük bir sayıdır. Ya bu soruları hazırlayanlar okullarda ne öğretildiğine bakmıyorlar ya da çocuklarımız okulda öğretilen hiçbir şeyi öğrenmiyor. Bu sonuçları genel anlamda değerlendirdiğimiz zaman 2 milyon 515 bin 12 adayın, 2 milyon 390 bin 491’i sınava giriyor. Adayların %59’u mezun, %41’i ise öğrenime devam ediyor. Bu çocukların geneli hep hatalı mı değil. Bunun ötesinde sistemle alakalı bir sıkıntının olduğunu düşünüyoruz. Burada can atıcı bir durum da var. Gençlerimizi hızlı bir şekilde kaybediyoruz. Üniversiteye yerleşemeyen, liseyi bitiripte herhangi bir yere giremeyen çocuklar ne olacaktır? Ya uyuşturucu kullanacaktır, ya da başı boş olacaktır. Bu çocuklarımıza yazık ediyoruz. Türkiye’nin geleceğini biz karartıyoruz. Bu gençlerimizle alakalı en azından mesleki eğitim tekrar canlandırılmalı. 

Okul ders kitapları yetersiz

 Öğretmenlerin %90’ı okul ders kitaplarının yetersiz olduğunu ifade etmekteler. Sınavda çıkan sorularla, bedava dağıtıyoruz dedikleri ders kitaplarının arasında müthiş bir uyumsuzluk var. Öğretmen müfredatı anlatırken sınıfta çocuklar dershaneye gitmek zorunda kalıyor. Dershaneler kapattık derken bir sürü merdiven altında butik dershaneler ortaya çıktı. Hani nerde dershaneler kapatıldı. Herkesin çocuğu eğer üniversite sınavına girecekse, nitelikli bir lisede okuyacaksa, mutlaka bir özel derse alıyor. Bir özel ders bugün 100-150 lira. Bir fizik dersi için herkesin sıraya girdiğini dün öğrendim. Bir veli asgari ücretle kaç ders aldırabilir çocuğuna? Burada sorgulaması gereken şu. Okullarımızda özellikle genel liselerde okutulan derslerle ÖSYM’nin yaptığı sınav birbiriyle uyuşum içerisinde olacak. Ben hangi gençle konuştuysam bu ÖSYM’nin yaptığı sınavlarda hiç karşılaşmadıkları sorularla karşılaştıklarını söylüyorlar. ÖSYM soru hazırlarken artık birazda kazandırılmak istenen davranışlara göre sorular sorması lazım. Bu sene malesef seviyenin çok çok üzerinde olduğunu söylüyorlar.Çocukları matematikten de bu şekliyle bıktırmamak lazım. Herkes matematik sorusu gördüğü zaman ecel terleri döküyor. 

Ders kitaplarıyla ÖSYM’nin sorduğu sorular uyumlu olmalı

Yöneticilerin çocuklarımıza özgüven vermesi lazım. Sadece testlere hazırlık yapan bir okul sistemi de istemiyoruz. Okulları sadece sınava hazırlayan bir kurum olarak görmeyip, kendi yeteneklerini geliştiren bir kurum hem de onun ötesinde sosyal, kültürel becerilerle beraber sevilen bir kurum haline getirmek gerekiyor. Bu kadar çok ders sayısının olduğu yerde çocuklar elbette çuvallar. 

Okullarda ücretli öğretmenliğe son verilmeli

 Ücretli öğretmenlik köleliktir. Bütün öğretmenlerin kadrolu olması lazım. Bu çok büyük bir problem. Geçen sene Türkiye genelinde 78 bin kişi ücretli öğretmen olarak çalıştı. Geçtiğimiz alımda, 20 bin kadrolu öğretmen aldılar. Taşımalı eğitim bir an önce sonlandırılmalı. Okul öncesi eğitim zorunlu hale getirilmeli.

Herkes okul müdürlüğü yapamaz!

Eğitim kenti Burdur son günlerde sadece turizm alanında ön plana çıkmaya başladı. O da sevindirici belki ama biz eğitimci olduğumuz için tekrar eğitim kenti Burdur’un ikisiyle beraber anılması için gayret göstermek gerekiyor. Veliler çocuklarının eğitim için her zaman para harcamaya hazır. Bir yerlerde yanlış yaparak bu duruma getirdiler. Biz meydanlarda bağırdık. Bir defa benim adamım bir yerlerde olmalı mantığıyla hareket edilmemeli. Kolundan tuttukları adamı partiden referans edipte getiripte okul müdürlerinin çoğu malesef başarısız olmuştur. Herkes okul müdürlüğü yapamaz. Okul müdürleri sadece mülakatla değil, yazılı sonucunda birde bunun yanında bu işi yapabilecek arkadaşlarımızın yönetici olması lazım. Burdur yöneticileriyle beraber bir an evvel yöneticileriyle birlikte okullarla, sendikalarla bilgi alışverişi yaparak eğitim paydaşlarıyla bir araya gelerek Burdur’ u tekrar ilk üçe taşımak boynumuzun borcu diye düşünüyorum.”bilgisi verdi.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın

No Internet Connection