Antalya Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret eden Başkan Ercengiz’den; Burdur ve Salda Gölleri uyarısı

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Antalya Gazeteciler Cemiyeti’ne gerçekleştirdiği ziyarette Burdur ve Salda Gölü’ne ilişkin açıklamada bulundu; 

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, beraberinde Akdeniz Gazeteciler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Burdur Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Taraşlı ile birlikte Antalya Gazeteciler Cemiyeti yönetim kurulunu ziyaret etti.

Burdur Gölü’nün çekilmesindeki en temel nedenlere dikkat çeken Başkan Ercengiz, “Geçmiş dönem bakanımız Veysel Eroğlu zamanında ‘Burdur Gölü kurtarma eylem planı’ adı altında 2 çalıştay gerçekleştirildi. Bakanımıza konuyla ilgili dosya hazırladık.‘Burdur Gölü gidiyor’ dedik. Bu düşünceyle gidecek olursak, Burdur Gölü’nü yaşatma şansımız yok. Peki neden? En önemlisi şu, bölgedeki su rejiminin doğru planlanamaması. Buradaki planlama, büyükbaş hayvancılığın körüklenmesi, büyükbaş hayvancılığına yurttaşımızın yönlendirilmesi. Su ihtiyacının ise her geçen gün artması nedeniyle Burdur Gölü’nü besleyen tüm kaynakların önüne setlerin, barajları yapılması. En temel nedeni budur. Fakat Burdur Gölü’nün buharlaştığına kanaat getirildi ve ‘Burdur Gölü’nün buharlaşmasının önüne nasıl geçilebilir’ üzerine çalışma başlatıldı. Israrla itiraz etmemize rağmen başlatıldı” Dedi.

Birçok Canlının Yaşamı Tehdit Altında

Şu anda Burdur Gölü kenarında 3 tane havuzun yapıldığını, bu 3 havuzda bir takım deneyler yapıldığının söylendiğini ifade eden Başkan Ercengiz, “Gölün buharlaşmasının önüne geçmek için ise plastik toplar, gölün üstünü kapatarak, yoğunlaşmanın sağlanıp göle geri döndürülmesinin uygun olunacağına kanaat getirilmeye çalışıyor. Bu göl var olduğu günden bu yana buharlaşıyor. Su her ısıda buharlaşır. 40 derecede farklı, 5 derecede farklı buharlaşır. Mutlaka buharlaşır. Bizim asıl derdimiz, bu göle giren kaynakların gölü beslemesinin önünün kesilmesi. Bu yönde alternatifler aranıyor. Biz oyalanmaya devam edersek, göldeki derişim artmaya devam ediyor, tuzluluk oranı artıyor, havzada beslenen endemik bitki ve balık türlerini kaybetmek üzereyiz. Göçmen kuşların yol güzergahı olması nedeniyle birçok kuşun üremesine, çoğalmasına, soyunun devam ettirmesine engel olunuyor. Havzada maalesef şu anda toksin açıdan göl tabanındaki kükürdün açığa çıkması neticesinde o bölgede yaşayan birçok canlının yaşamı tehdit altında. İnsanın hayatı içinde tehlike arz ediyor. Gölde böyle bir sıkıntı var” uyarısında bulundu.

Vatandaş Salda Gölü’nden yararlanmalı ama kirlilikten uzak tutulmalı

Başkan Ercengiz, Salda Gölü’nün tanıtımına katkı koymak için gösterdikleri gayretin yerine ulaştığını, ancak ülke gündemine hızla oturmasının bazı sıkıntıları da beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, “Bu dünyada ilk defa keşfedilen bir yer değil, yeni bir kıta değil. Salda Gölü hep vardı. Asıl yapılması gereken, doğru bir planlamayla Salda Gölü’nün havza bazı korunmasının eylem haline dönüştürülmesi. Vatandaş Salda Gölü’nden yararlanmalı ama kirlilikten uzak tutulmalı. Özel çevre koruma planı eğer bir takım yapılara izin veriyorsa, bu beraberinde kirlilik demek. Kirliliklerin önüne geçilmesi konusunda halkın bilgilendirilmesi gerekiyor. Devlet büyüklerimizin bize, ‘Biz orası için bir planlama yapıyoruz. Siz merak etmeyin’ demesi önemlidir. Sorumluluk makamında olan kişiler olarak, bizim ikna edilmemiz, ardından da vatandaşın ikna edilmesi çok önemlidir.Biz ikna edilmek istiyoruz. Halkın gözü önünde orası için ne yapılacak bekliyoruz” Dedi.

Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlüt Yeni ziyarette yaptığı açıklamada; “Orada bir stardrat getirecekse herkese eşit olarak yaklaşılmalı. Orada yerel bir idareye kendi tapu yerine bir çivi dahi çaktırmazken, gelip ben buraya tesis yapacağım dediğinde vatandaşın kafasında soru işaretleri oluşuyor. O bakımdan Salda Türkiye’de önemli olduğu kadar öncelikli olarak Burdurlular için dah sonra da Burdur’a yakın olan illerimiz içinde kıymetli bir yer. Bizim için öncelik budur. Öncelikli halkın vatandaşın faydalanabileceği bir yapı oluşturulmalıdır. Onların değerdir orası. Ondan dışa açılmalıdır o bölge. Burdur Gölü’yle ilgilide ben geçmişte çok yazdım çizdim, böylelikle gündeme de getirdik. Artık Burdur Gölü’ne laf üretmek yerine eylemin ötesine geçilecek bir şey yapılması lazım. Acil eylem planı yapılması lazım. Sürekli orayla ilgili çevreciler bir şeyler söylüyor ama zaman akıyor su da akıp gidiyor ve göl kayboluyor. Bir gün kurudğunda biz orayı yeniden göl haline dönüştüremeyiz. En azından kurumması için başka kaynaklardan su aktarmak gerekiyorsa veya orada ciddi bir manada bilim çalışması bölgedeki ünversitedeki bilim insanlarının çok acil bir çalışma yapması lazım. Bu çalışmaya da bölge basını olarak biz çalışmayı yapanın yanındayız. 

Biz oraya gittiğimizde göl çekildikçe pisliğin ortaya çıktığını görüyoruz. Ama bu pisliğin temizlenmesi o göl etrafında en azından suyun çekildiği sazlıkların olduğu bölgelerde ciddi manada altyapı çalışması yaplıması lazım. Bir kampanya, bir çalışma yapılırsa Antalya basını olarak Burdur Gazeteciler Cemiyeti ile birlikte destekçisiyiz. Çevre konusu önemli bir konu. Mermer ocakları vs. bu yine yıllardır Burdur bölgesinin konuştuğu bir konu. Bir gazeteci gözüyle söylüyorum. Burdur’un dağlarının mermerleri elbett sökülebilir. Ama Burdur’a ya da ülke ekonomisine ne kadar katkısı var? Bu sökülen mererler orada yarattığımız çevre felaketinin karşılığı mı oluyor? Ben buna bakarım. Burada ber karşılığı alındığını görmüyorum. Kalıp halinde mermerleri söküp neredeyse gazoz parasına tırlara yükleyip, gemilere koyup gidip uluslararası sularda tekrar işlenip, 10-20 misli tekrar geriye vatandaşımıza satılan bu mermerciliğin doğru bir şekilde işlenmeden dışarıya gönderilip, ülke ekonomisine, çevreye ciddi zarar verdiğini  buruda sadece mermeri sökenlerin kazandığın başka kimsenin kazanmadığını görüyoruz. Orada tesisleşmeye gidelebilir. Bunun için Ticaret ve Sanayi Odası, işadamları ve devlet kafa yormalı. Söktüğün mermeleri bu ülkede işleyip, bu ülkede gei dönüşümünü sağlayabiliyorsan, vatandaşa da o maliyette verebiliyorsan o dağların söküldüğünü hiç olmazsa içimiz yanarken biraz dana züğürt tesellisi oluyor yani. Birde bu işe satnadart getirilmeli. Sökülen yerelere mutlaka ve mutlaka yeşil hale getirecek ve ondan sonra terkedecekleri bi yapı haline de dönüştürmek gerekiyor. “ Dedi. 

 

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın

No Internet Connection