Sahaf, dünyaya açılan kapı

Atatürk Caddesinde, 16 yıl önce öğrenci girişimiyle açılan bir sahaf, uzun yıllardır MAKÜ’lü öğrenciler arasında el değiştirerek okurlarına hizmet veriyor. 

Şuanda sahaf, Antropoloji bölümü öğrencisi Cihan Dalar ile Psikolojik Rehberlik ve Danışmanlık bölümü mezunu Şerife Kaya tarafından işletilmekte. Burdur’a üniversite öğrencisi olarak gelen Cihan Dalar, sahafta eleman olarak çalışmaya başlamış. Daha sonra dükkanın o zamanki sahibinin alanında atanmasıyla sahafı devralmış ve kendisinden bir süre sonra sahafta çalışmaya başlayan Şerife Kaya ile birlikte halen dükkanı çalıştırmakta.

Sahafın kuruluş ve yaşam serüvenine ilişkin gazetemize açıklama yapan Şerife Kaya;

“Sahafımız hep buradaydı, yeri hiç değişmedi. Bu, hep devirdaim eden süreç. Burayı, öğrenciler yani Burdur’lu olmayıp dışarıdan gelen insanlar açıyor. Dükkanı satın alıyorlar ve sonra yanında çalışana devrediyorlar. Hep bu şekilde bir sirkülasyon olmuş.

Kurucusu öğrenci olarak gelmiş

İlk kurucusu öğrenci olarak buraya gelmiş. Hem dükkanı açmış, işletmiş hem de okumuş. Benim bildiğim Deniz abi vardı. Onunla geçenlerde tanıştım. Sahafı; Deniz abi yanında çalışan Hanifi’ye, Hanifi Engin’e devretmiş. Daha sonra Cihan’ın devraldığı sahafı şimdi de biz işletiyoruz. Ben, 5 yıl önce Burdur’da üniversiteyi kazanmıştım. Buraya geldiğimde Üniversite 1. Sınıftayken dükkanda çalışmaya başladım. Sonra hep birlikte çalışmaya devam ettik Cihan’la.

Bu işe dahil olmak benim için bir tercih süreci değildi. Aslında bir anda bu işin  içerisinde buldum kendimi. Ben zaten çocukluğumdan beri kitap okumaya çok eğilimli bir insandım. Burdur’a ilk geldiğimde, “aa Burdur’da sahaf varmış” diye şaşırdım ve dükkana girdim. O zaman için Cihan dükkanda elemandı. Engin abi vardı. Onunla tanıştım. İlk sorduğum kitap, Tezer Özlü’nün ‘Yaşamın Ucuna Yolculuk’ kitabıydı. Sonra geliş gidiş dükkana müşteri olarak uğramaya başladım. Çay kahve içip onlarla vakit geçiriyorum derken bir anda eleman olarak buldum kendimi. Hem üniversite okurken hem de burada çalışmaya başladım. Okul bittikten sonra da mesleğimle ilgili bir iş yapamadığım ve gerekli şartlar sağlanmadığı için dükkanda çalışmayı şu an için tercih ediyorum. Bu bana doyum sağlıyor mu? Evet sağlıyor.” Dedi.

Sürekli bir devirdaim halinde öğrenciler arasında el değiştirerek hizmet vermeyi sürdüren sahafın yeniden devrinin söz konusu olup olmamasına ilişkin Şerife Kaya, iş arkadaşıyla birlikte sahafı çok güzel yaşattıklarını ancak kendisinin asıl mesleği olan psikolojik danışmanlık alanında atanması durumunda arkadaşının tek kalacağını söyleyerek kısa vadede devretmek gibi bir düşünceleri olmadığını belirtti.

Sahafçılığa ilişkin de konuşan Şerife Kaya;

Sahafçılığı korumak çok zor

“Sahafçılığı korumak çok zor. Kitabevine döndüğümüz zamanlar oluyor. ‘Sahaf’ çok  özel bir şeydir aslında. Sahafta ikinci el kitaplar olur ve onda insanların yaşanmışlıklarını görürsünüz. Çok değerlidir. Baskısı olmayan kitaplar vardır. Bu sadece maddi anlamda değil. Birisinin okuduğu, üzerine notlar düştüğü bir kitabı alırsınız elinize ve incelersiniz. Bundan alınan keyif çok farklıdır. Burdur’da çok güzel, eski ikinci el kitaplarımız oldu. ilk baskı ve temiz kullanılmış. Kitabevi ise daha sıfır kitap satmak üzerinedir.

Bizim daha önceleri 2. El kitaplar üzerinden üyelik sistemimiz vardı. Üye olup insanlar kütüphane şeklinde kitap başına 2.5 lira vererek kitap alıyordu. Ama bunu kötüye kullanmaya başlanlar oldu. Kitabın bireyde kalma süresi 1 aydı ancak insanlar bu süreyi geçiriyor, 3-5 ay sonra getiriyordu kitabı. Öyle olunca da kitap elinde duramıyor ya da kitap geri geldiği zaman çok kötü, hor kullanılmış ve zarar görmüş olabiliyordu. O nedenle biz bu uygulamayı kaldırmaya karar verdik.

Sahafçılıkda, kiralama, takas yapmak ya da 2. El kitap alımı olguları da vardır. Biz daha önce takas da yapıyorduk. Kişi 2. El kitabını getiriyordu, biz ona bir değer biçiyorduk ve istediği kitaplarla takas yapılıyordu. Böyle bir uygulamamız vardı ama son zamanlarda korsan kitaplar fazlalaştığı için bunların kontrolünü sağlayamıyoruz. Bu sebeple zor durumda kalmamak adına biz faturalı kitap satın alıyoruz. Yine 2. El kitaplarımız var ama faturalı olarak. Sahaflığımıza bu şekilde devam ediyoruz.

Korsan ve orjinal kitabı dizaynından ayırt edebiliyoruz ama günümüzdeki korsancılık olayı o kadar ilerledi ki farkı normal bir okuyucu anlayamayabiliyor. Çünkü artık dijital baskılar o kadar geliştiki aslıyla birebir korsanı yapılıyor. Aslında korsan kitap kendini her harikülarda belli eder. Yazı puntoları ve barkod okuma sistemlerinden fark anlaşılabiliyor. Eğer çok dikkatli ve güzel bir okuyucuysanız anlayabilirsiniz diye düşünüyorum. Tabiki biz anlayabiliyoruz.

Dünyaya açılan bir kapımız var

Ben insanları sıkmamayı tercih ediyorum. Aradığınız bir şey var mı diye sormayı tercih ediyorum ve onları yalnız bırakıyorum. Rafların arasında kendileri gezsinler diye. Bazen sadece bakarken hoşuna gidiyor insanın. Kitaba dokunuyor, vakit geçiriyor. Bazen insanlar saatlerce içeride durabiliyor. Vakit geçiriyorlar sesssizce. Birbirini tanımayan okuyucular, diyaloglara giriyor, kitap tavsiye ediyorlar birbirlerine. Bu şekilde bir etkileşim oluyor. Küçük ama dünyaya açılan bir kapımız var bizim. Bu kapı dünyaya açılıyor.

Burdur’da okuyan kitle var. Ama bunun yeterli seviyede olduğunu düşünmüyorum. Buraya bir ay boyunca gelip gözlemlediğinizde gelen kişilerin hemen hemen aynı olduğunu görebilirsiniz. Yaz aylarında değişir sadece. O da burada yaşamayan buraya yaz tatillerinde ailesine ziyarete gelmiş asıl Burdur’lu, buranın yerlisi olur. Onlar da çok güzel kitap okurlar. Toplu kitap alırlar. Her yaz buraya uğrayıp kitap alanlar var. Bu da güzel bir şey, bizi sevindiriyor. Manevi anlamda yaz ayları daha doyurucu olabiliyor.

2. el kitabın kokusu farklı

Sahafçılıkta zorlanıyoruz. Küçük bir şehir. Burdur’un yerlisi okuyor, okumayı seviyor aslında ama zaman zaman zorlanıyor muyuz? Evet. Eski kitaptır bunu 3 liraya alabilirim ya da 5 liraya alabilirim gibi böyle ufak rakamlar düşünebiliyor alıcılar. Fakat kitabın baskısının olmadığını ya da o kitabın değerli olduğunu düşünmüyorlar. Bu şekilde zorluklara maruz kalabiliyoruz. Ama keyif alıyoruz. 2. El kitabın kokusu bile çok farklı birşey çünkü.

Dükkanın müdavimleri de var. Arkadaş çevremizden ve burada vakit geçirmek isteyen diğer okurlardan oluşan bir kitle. Buradaki masa sandalyeleri de bunun için yaptık. Bunlar ticaret amaçlı yapılan şeyler değil. İnsanlar kitaplarını alıp rahatlıkla okuyabilsinler, vakit geçirebilsinler diye. Çünkü sanal anlamda kitaba baktığın zaman, kitabın arkasında sadece küçük bir tanıtım yazısı var. Ama burada birey kitabı alıyor, inceliyor, onunla vakit geçiriyor. Bu okur için tatmin edici birşey. Bu şekilde olduğu içinde haftalık yada aylık olarak sürekli gelen insanlar var ve bu bir iki kişi değil. 

Esnaf kalkınsın diye internetten almıyorlar

Hem biz kalkınalım hem Burdur esnafı kalkınsın şeklinde bakıp internetten kitap almak yerine gelip bizden kitap alıyorlar. Şöyle de güzel yanları var; insanlar ne okuyacaklarına dair bizden öneri isteyebiliyorlar. Bunlar güzel şeyler. Özellikle de aldığı kitaptan memnun kalıp geri dönüt sağlıyorsa zaten o bir sirkülasyon halinde devam ediyor. Geri geliyor. Bu bizi tatmin eden bir duygu. Hele bir de sen okuyup çok beğendiğin bir kitabı paylaşıyorsan ve karlşındakinin de aynı duyguyu aldığını hisediyorsan bu, tarifi mümkün olmayan bir şey. 

Burada çayımız kahvemiz var. Her gelen müşteriye ikram ederim, sorarım çay yada kahve içmek ister misiniz? Diye. Bununla birlikte de güzel kitap sohbetleri olabiliyor. Belki hayatımda bir kere gördüğüm bir insan, belki de sürekli gelen bir insan oluyor bu. Bahsettiğim sohbetler, kitap sohbetleri adı altında değil ama spontane bir şekilde gelişiyor. Bu da keyif veriyor insana. Sadece al sat gibi değil yani. 

Satış konusunda tabi internetle baş etmek çok zor. Onların ve bizim alım güçlerimiz bir olmadığından zorlanıyoruz. Yeni çıkan bir kitaptan söz gelimi bahsedelim; Biz en fazla 10 tane sipariş verebiliyoruz ama onlar bin, iki bin tane stok yapabiliyor. Ben en fazla on tane getirebiliyorum dükkana çünkü dükkan küçük, Burdur’un alım potansiyeli belli. Ama işlerimiz kötü değil, çarkı döndürebiliyoruz. Bizim işlerimiz sezonda çok yoğun olur. Üniversite kitapları da satıyoruz aynı zamanda. Üniversite ders kitapları satmaktaki amaç aslında para kazanmak değil. Öğrenci kitabını bizden alsın ki en azından dükkana gelip bir kitap görsünler, dükkanın yerini örensinler. Maksadımız bu.  

Mine Kaya

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın

No Internet Connection