Kuruyan göl yatağından kalkan toz bulutları; Plaj Evleri’nde yaşayanları bezdirdi - 1.0 out of 5 based on 1 vote

Kuruyan göl yatağından kalkan toz bulutları; Plaj Evleri’nde yaşayanları bezdirdi

Kuruyup küçüldükçe, Burdur Gölü’nde kirlilik oranı hızla artıyor.  Halk Plajı’nda  göl kıyısına inenleri kirli çamurumsu bir görüntü, kötü bir koku karşılıyor.

 

Kuruyan göl alanlarındaki zehirli, kansorejen tozlar rüzgarla savrulup yerleşim yerlerine taşınıyor.  Plaj Evleri olarak bilinen yerleşim yeri ve etrafındaki diğer sitelerde ikamet edenler, kuruyan göl yatağından kalkan tozların, her geçen gün daha çok evlerine ulaştığını, rüzgarla taşınan tozlar nedeniyle, balkonlarına çıkamaz hale geldiklerini belirterek; 

Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere pek çok siyasinin ve yöneticinin, seçim öncesi Burdur Gölü’ne su sağlama sözü verdiklerini hatırlatıp, “verilen sözler tutulsun, Burdur Gölü’ne Eldere’den bir an önce su sağlansın. Yoksa Burdur Gölü kurudukça, kuruyan göl yatağından şehre taşınan tozlar  Burdur’u cehenneme döndürecek” demekteler.

Öte yandan Senir, Kılıç, Kışla, Çerçin ve Askeriye’de yaşayanlar, Kuruyan göl yatagından yükselip rüzgarla taşınan toz bulutlarının,  tarlalardaki bahçelerdeki bitkilere ağaçlara zarar verdiğini, köyleri toza boğduğunu ifade ederek, bir an önce Burdur Gölü’nün kurtarılması çalışmalarına başlanıp, göle daha önce söz verildiği Eldere’den su getirilmesini istiyorlar.

Burdur Gölü hızla kuruyor. Bunun en büyük göstergesi birkaç yıl önce Burdur Belediyesi tarafından yapılıp, teknelerin yanaşarak yolcu indirip bindirdiği iskele, şimdi karada kalmış vaziyette duruyor. Tekneler artık bu iskeleye yanaşamıyorlar.

Diğer yandan kılıç Köyü ve Senir Kasabası önlerinden başlayan kuruma, çoktan İlyas Köyü sınırlarına ulaşmış durumda, üstelik suyun kuruma çizgisi etrefında suyun derinliği, yarım metreyi bulmuyor. Buda, bu alanda kurumanın hızla ilerleyerek yakın zamanda Karakent sınırlarına ulaşabileceğinin göstergesi. Burdur Gölü hızla kururken, kuruyan göl yatagındaki zehirli kanserojen atıklar toz bulutları halinde şehri tehdit etmeye başladı. Giderek büyüyen tehlikeye rağmen yetkililer ne yazık ki;

Hiçbir önlem almamaktalar. Burdur 

Gölü’nün halk sağlığı açısından tehlike olmaktan çıkarılması için, Burdur Gölü’ne acilen su sağlanması gerekiyor. Aksi taktirde kurumuş göl yatağından taşınan zehirli kanserojen maddelerin yol açacağı zararlar ve hastalıkların telafisi mümkün olmayacak.

24 Temmuz 2017 Tarihinde Milliyet Gazetesindede yer alan haberde Burdur Gölü tabanındaki tozun tehlikesine dikkat çekildi.

Burdur Gölü tabanındaki tozlar tehlikeli

Derinliği 60 metrenin altına düşen Burdur Gölü’nün kuruyan bölümlerindeki tozlar arsenik ve sülfür barındırıyor. Uzmanlar, toz fırtınalarıyla yayılan kumların çeşitli hastalıklara neden olacağı uyarısında bulunuyor.

Göller Bölgesi’nin en büyük gölleri arasında bulunan Burdur Gölü, kuşlar için önemli bir konaklama merkezi. Türkiye’nin 13 ramsar alanından biri olan Burdur Gölü, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası statüsüne de sahip. Nesli tehlike altındaki birçok endemik türe de ev sahipliği yapan göl, 1987’den itibaren sürekli su kaybetmeye başladı.

Günümüzde de devam eden su kaybı son bir senede 40 cm’yi buldu. Gölü besleyen su kaynaklarına yapılan barajlar yüzünden gittikçe küçülen göl, kapalı havza olması sebebiyle de çevredeki tüm atığı içinde barındırıyor. 60 metrenin altına düşen göl derinliği yüzünden açığa çıkan yüzeydeki tozlar, rüzgârların etkisiyle toz fırtınalarına dönüşüyor. Arsenik ve sülfür barındıran toz fırtınalarına dikkat çeken uzmanlar, ilerde akciğer hastalıklarının artacağını ifade ediyor.

‘Elde kalan arsenik’

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ise şunları söyledi: “Burdur Gölü 1970’li yılların başından itibaren hacminin yüzde 40’ını kaybetti. Göl tabanında bulunan arsenik ve kükürt maalesef göl çekildikçe kuruyan alan olarak elimizde kalıyor. Bu tozlaşma zaman zaman rüzgârın etkisiyle de savrulabiliyor. Asıl önemlisi göl kuruyup çekildikçe, civardaki birçok endemik türü kaybediyoruz. Gölün içerisindeki oksijen azalıyor, tuzluluk artıyor. Bu da gölde yaşayan canlıların yok olmasına neden oluyor. Göle giden tüm kaynaklar barajlarla kapatıldı. Gölü besleyebilecek hiçbir kaynak kalmadı. Bölgede ağaçlandırma çalışmaları yerine tabandan daha az su çeken bitkilerle çalışmalar yürütülmeli.”

Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Yorum yapın

No Internet Connection