Burdur turizmi için beklenen kıvılcım! - 4.0 out of 5 based on 1 vote

Burdur turizmi için beklenen kıvılcım!

Burdur Müzesi ülkemizdeki en zengin müzelerden. Hacılar, Sagalassos, Kibrya, Kremna gibi antik kentlerden çıkarılan eserlerin sergilendiği Burdur Müzesi, özellikle yurt dışından gelen ziyaretçilerden ilgi görmekte.

Kültür sanat, seyahat ekleri ile  ülkemizde önemli bir sosyal hizmet veren Hürriyet Gazetesi’nin, 19 Mayıs 2019 tarihli seyahat ekinde,  Isparta’nın tanıtımı sayfasındaki küçük bir bölümde, Burdur Müzes’nin tanıtımına da yer verilmiş. Seyahat ekinde, ‘Favori Müzelerimden Biri’ başlığıyla çıkan, Saffet Emre Tonguç imzalı yazıda; “Bazı müzeler vardır ki; popüler olup dilden dile dolaşmaz.

Türkiye’nin tanıtım filmlerinde kullanılmaz ama ayrıcalıklı bir koleksiyona sahiptir. Bence Burdur Müzesi’de onlardan biri. Ispartaya kadar giderseniz, müzeyi görmeyi gidiş yada dönüş planınıza mutlaka ekleyin derim. Burdur’un Paleolitik Çağ’a dek uzanan geçmişi, arkeolojik açıdan barındırdığı potansiyelin özeti. Özellikle Neolitik ve Kalkolitik Çağlar’a ait buluntuların dikkat çektiği zengin bir koleksiyonu var. Girişinde Sagalassos Antik Kenti’nden çıkarılan Dans Eden Kızlar Frizi’ni göreceksiniz. Kibrya ve Kremna Antik Kentleri’nden gelen taş ve Mermer ağırlıklı eserler dikkat çekici.” Denmekte. Hürriyet Gazetesi’nin seyahat ekinde Isparta’ya bir sayfalık yazı ve resimlerle yer verilip, küçük bir bölümde Burdur Müzesi’ne ayrılmışsa, bunun nedenini aramak, Burdur’un yöneticilerine, seçilmişlerine, turizmcilerine ve hepimize düşmez mi? Gazetenin Seyahat ekinde “Türkiye’nin çiçek bahçesinde hasat başladı” başlığıyla yapılan haberde gül, lavanta, halı müzesi, Kızıldağ Milli Parkı ve Kovada’dan bahsedilmekte. Burdur’un tarihi, kültürel, coğrafi zenginliklerini göz önüne aldığımızda, tanıtım açısından elimizdeği değerler, Ispartayı ve daha pek çok ili fersah fersah aşmaz mı?

2010 yılında Isparta Valisi Ali Haydar Öner, ulusal medya mensuplarını  Isparta’da misafir edip, “Isparta Türkiye’nin Çiçek Bahçesi” sloganlı tanıtım çalışmasını gerçekleştirerek, Ispartayı ülke gündemine sokmayı başardı. Benzer bir çalışma ile ilimizin tarihi, kültürel, coğrafi değerleri tanıtılıp, Burdur’un ülke gündeminde yer alması sağlanabilir. Burdur gülü, lavantası, Burdur’a has rezaki ve benzeri üzüm çeşitleri, ceviz ezmesi, haşgeş helvası, Dünyanın gözdesi salda gölü, Burdur, Karataş gölleri, Karacören baraj gölü, Karanlık Kanyon’u, yaylaları, konakları, Sagalassos, Kibrya  Antik Kentleri ve daha pek çok zenginliği ile Burdur; ülke, hatta dünya turizmi gündemine girmeyi çoktan hak ediyor. Bunun sağlanması için beklenen, iyi bir tanıtım çalışması ile oluşturulacak bir kıvılcım. Sonrası zaten kendiliğinden gelecektir.

Burdur Müzesi

1956 yılında çevredeki eski eserler Bulguroğlu (Pirgulzade) Medresesi’nin ayakta kalan tek yapısı olan kütüphane binasında toplanarak koruma altına alınmış ve böylece müzenin ilk çekirdeği oluşturulmuştur. Burdur Müzesi’nin teşhir salonlarının açılışı ise 1969 yılında gerçekleştirilmiştir.

Bugün 50 binin üzerindeki eser sayısıyla ülkemizin ilk 10-15 müzesi arasında bulunmaktadır. Eser bakımından oldukça zengin olan müze yer bakımından yetersizdir. 1998 yılı içinde yapımına başlanacak olan yen 

Burdur Müzesi

1956 yılında çevredeki eski eserler Bulguroğlu (Pirgulzade) Medresesi’nin ayakta kalan tek yapısı olan kütüphane binasında toplanarak koruma altına alınmış ve böylece müzenin ilk çekirdeği oluşturulmuştur. Burdur Müzesi’nin teşhir salonlarının açılışı ise 1969 yılında gerçekleştirilmiştir. 

Bugün 50 binin üzerindeki eser sayısıyla ülkemizin ilk 10-15 müzesi arasında bulunmaktadır. Eser bakımından oldukça zengin olan müze yer bakımından yetersizdir. 1998 yılı içinde yapımına başlanacak olan yeni teşhir salonlarıyla daha yeni bir kimliğe kavuşacaktır. 

Burdur yöresi bulunduğu yer bakımından Akdeniz, Ege ve İç Anadolu uygarlıklarının ortak özelliklerini temsil etmektedir. Burdur Müzesi’ndeki buluntular, M.Ö. 7000’den günümüze kadar 9000 yıllık bir geçmişin tarih ve kültür hazinesidir. 

Burdur Arkeoloji Müzesi’nde gezip görülecek 3 bölüm vardır: 

1- Bahçe (Açık Teşhir): Müze bahçesinde Frig, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait heykeller, steller, çeşitli mimari unsurlar, lahit ve lahit kapakları, yazıt parçaları, yüksek kabartmalar vb. eserler sergilenmektedir.

2- Heykel Salonu: Bu salonda sergilenmekte olan eserlerin hemen tamamı ilimiz Bucak İlçesi sınırları içindeki Kremna antik kentinden 1970’li yıllarda getirilmiştir. Bunlar arasında sanat değerleri çok yüksek olan Büyük ve Küçük Athena, Hygieia, Leto, Apollon, Nemesis, Dionysos, Aphrodite ve giyimli kadın heykeli vardır. 

3- Küçük Eserler Salonu: Burada eserler kronolojik bir sıraya göre düzenlenmiştir. Hacılar-Kuruçay-Höyücek höyüklerindeki kazılarda çıkarılan eserler arasında Geç Neolitik, Erken ve Geç Kalkolitik ve İlk Tunç çağlarına ait buluntular, Demir Çağı, Frig, Pers, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait pişmiş toprak boyalı ve boyasız kaplar, Ana Tanrıça figürinleri, taş ve bronz balta ve diğer aletler, süs eşyaları, makyaj malzemeleri, riton kaplar, mülkiyet ve hukuk kavramını temsil eden damga ve silindir mühürler, kandil ve kalıpları, madeni tanrı ve diğer tasvirli figürinler, bronz atlet heykeli, sikkelerin yanı sıra, 10 yıldır ülkemizde yapılmakta olan en büyük arkeolojik kazılardan biri olan Sagalassos antik kentinde günışığına çıkarılan ve her biri birbirinden güzel heykel buluntuları ve diğer küçük buluntular sergilenmektedir.

Burdur Müzesi, 1956 yılında kurulduğu zaman, küçük mekanlar içerisinde kalmış; ancak eser sayısı bakımından oldukça iyi bir düzeye erişmiş. Çevrede yapılan arkeolojik kazılar (Hacılar, Kuruçay, Höyücek, İncirhan, Bubon ve Sagalassos merkezleri), sonucunda Müzedeki taşınır kültür varlıklarının sayısı, müsadere, bağış ve satın alma yoluyla kazandırılanlarla birlikte 1997 yılında 18521’i arkeolojik, 29765’i sikke ve 4655’i etnografik kültür varlığı olmak üzere toplam 52.941’e ulaşmış. Bu sayı içerisinde Neolitik Çağdan günümüze değin bütün çağ ve dönemlerin en güzel örneklerini kesintisiz bir şekilde bulmak mümkün.Burdur Müzesi binası, Müze’nin bahçesinde bulunan medreseden geri kalan Osmanlı Pirkulzade Kütüphanesi’nin mimarisinden esinlenerek yapılmış. 1956 yılında kurulan ve 2001 yılında yeniden düzenlenen Burdur Müzesi, Hacılar, Kuruçay, Höyücek Höyükleri, Boubon, Kibyra ve Sagalassos kazılarından çıkarılan, müsadere ve satın alma yoluyla kazandırılanlar ile birlikte 60.000’den fazla kültür varlığına sahip, Türkiye’nin en zengin müzelerinden. Burdur Müzesi 2008 yılında “Gezilip Görülmeye Değer Müze” ödülünü aldı. Neolitik çağdan günümüze kadar eşsiz örnekleri görmek mümkündür. Müze üç kısımdan oluşmaktadır. Üst katta Neolitik ile Erken Kalkolitik Çağlara ait buluntular ile eski tunç çağı buluntuları bulunmakta. İkinci kısım olan giriş katı üç bölüm olarak düzenlenmiş. Birinci bölümde Sagalassos Antik Kenti’nde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan buluntular yer almaktad. Roma’nın en iyi imparatorlarından olan İmparator Hadriani ve Marcus Auralius’a ait dev heykeller burada sergilenmekte. İkinci bölümde Kibyra Antik Kenti kazılarında çıkarılan, av sahnesinin canlandırıldığı frizler yer almakta. Üçüncü bölümde ise Kremna Antik Kenti kazısında çıkarılan dokuz adet birinci sınıf mermer heykeller bulunmakta.

Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Yorum yapın

No Internet Connection