TMO yeniden Çiftçinin kara gün dostu olmalı

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de başta buğday olmak üzere, tahıl ve bakliyat ürünleri stratejik ürünler olma özelliğini sürdürüyor Yine geçmişte olduğu gibi ülkelerin, ileriye dönük tahıl ve bakliyat ürünleri stoklaması önem arzediyor.

Ülkemizde; bir süredir kendi yerli kaynaklarına dayanarak ülkeye yetecek tahıl ve bakliyatı, destek ve teşviklerle üretmek, üretimi artırmak yerine dışarıdan ithal etme politikaları izleniyor.

Öte yandan başta süper devletler olarak nitelenen ABD, Rusya, Çin ve AB ülkeleri gıda stoklarını artırmakta. Olası bir kuraklık ve buna bağlı kıtlık için hazırlıklarını yapmaktalar. 

Türkiyenini de bu şartlarda hızla yerli üretimin teşviklerle artırılması, ithalata dayalı değil yerli üretime dayalı politikalar oluşturup geliştirmesi gerekiyor.

Yerli üretimin artırılması yanında, TMO aracılığıyla tahil,bakliyat ürünleri ve fındıkta taban fiyat uygulaması yürütülüp, destek alımları yapılması gerekiyor. Ne yazık ki son dönemde, TMO’nun üreticinin emeğinin ucuza kapatılmasını önleyecek taban fiyatı ve destek alımı uygulaması yeterli değil. 

Taban fiyat uygulaması ve destek alımı uygulaması olmayınca üreticinin ürünü piyasa koşullarının insafına terkediliyor. Ürünlerini değeri üzerinden satamayan çiftçiler tarlalarını ekmekten vazgeçiyorlar. Ekenlerde pahalı ithal tohum, pahalı gübre ve mazot nedeniyle emeklerinin karşılığını alamıyorlar. TMO kuruluş amacına uygun politikalarla yeniden çiftçinin kara gün dstu olmalı;

Mustafa Kemal Atatürk, toplumların refahı ve bağımsızlığı için ekonominin, tarımın önemini sık sık vurgulayarak, gıdanın stratejik niteliğine her daim dikkat çekti. Türk halkının bir tarım toplumu olduğu ve üreticinin emeğinin değerini bulması gerektiğini özellikle dile getiren, şehirde yaşayanların uygun fiyatlardan temel gıda ürünlerini tüketebilmesinin sağlanmasını amaçlayan Atatürk, tarım üretimini ilkel durumdan kurtarılması ve bilimsel yapıya kavuşmasında büyük rol üstlendi. 

13 Temmuz 1938 yılında kurulan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), üretimde sürdürülebilirlik ve kalite ilkeleri doğrultusunda, ürün stoklarının depolanması ve muhafazası sağlıyor. Ayrıca, faaliyet alanında ürün piyasasını düzenleme görevini de yürüten TMO’nun tarihçesi, Birinci Dünya Savaşı sonrasına dayanıyor.

1938 yılında kurulan TMO, sermayesinin tamamı devlete ait, 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe ve faaliyetlerinde özerkliğe sahip, sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir iktisadi devlet teşekkülü.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ilgili kuruluşu olan TMO’nun sermayesi 2.550.000.000 TL. Ülkenin her bölgesinde bulunan tesisli ekipleri ve yoğun alım dönemlerinde faaliyete geçirilen geçici alım merkezleriyle tarım sektörüne hizmet veriyor.

TMO ayrıca, lisanslı depoculuk uygulamalarına öncülük etmek üzere Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile yürüttüğü çalışmalar sonucu 26/2/2010 tarihinde kurulan TMO-TOBB Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinde % 50 hisse ile iştirak sahibi.

TMO Tarihçesi

Birinci Dünya Savaşı sonrasında sanayi tesislerinin büyük ölçüde yok olması dünyanın pek çok ülkesinde tarıma yönelmeyi zorunlu kılmış ve tarımsal üretimin hızla artması sonucu üretici ülkelerde bilhassa buğday stokları büyük ölçüde çoğalmıştı. Buğday stoklarındaki bu artış dış piyasada rekabete, fiyatların düşmesine ve bunlardan kaynaklanan büyük krizlere neden olmuş, özellikle 1928 sonrasında birçok ülkede buğday fiyatları hızla düşmeye başlamıştı.

Bu gelişme üzerine hükümet 10/7/1932 tarihinde yürürlüğe giren 2056 sayılı Kanunla Ziraat Bankasını buğday alımıyla görevlendirmiş, Ziraat Bankasına, depo ihtiyacını karşılamak üzere silo ve ambar inşası hakkında çıkarılan 11/6/1933 tarihli ve 2303 sayılı Kanunla hububat muhafaza tesisleri kurma görevi de verilmişti. Ziraat Bankası 1932/1933 yıllarında çoğu Orta Anadolu’da olmak üzere alım merkezleri açmıştı.

Buğday üretiminin artması yanında İkinci Dünya Savaşı belirtilerinin gittikçe fazlalaşması Ziraat Bankasında Buğday Masası Şefliği adı altında yürütülen işlerin, oluşturulacak başka bir kuruluşa devredilmesini zorunlu kıldı. 13/7/1938 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 24/6/1938 tarihli ve 3491 sayılı Kanunla iktisadi devlet teşekkülü niteliğinde ve buğday işleri ile iştigal etmek üzere Toprak Mahsulleri Ofisi kuruldu.

Bu Kanunla, Toprak Mahsulleri Ofisine; buğday fiyatlarının üreticiler bakımından normalin altına düşmesinin ve tüketici halk aleyhine yükselmesinin engellenmesi, buğday piyasasının korunması ve düzenlenmesi, gerektiğinde buğday ithalatı ve ihracatı yapması, dünya buğday üretimi ve hareketlerini takip etmesi, gerekli görülecek yerlerde un ve ekmek fabrikaları kurması, uyuşturucu maddelerle ilgili devlet tekelini yürütmesi ve benzeri görevler verildi.

Ofis’e, 27 Ekim 1939 tarihinde arpa ve yulaf, 28 Kasım 1940 tarihinde çavdar, 25 Nisan 1941 tarihinde mısır, 13 Ağustos 1941 tarihinde de başta pirinç olmak üzere; bitkisel ve hayvansal yağlar, et ve balık, yonca tohumu ve bakliyat alımı görevleri verildi.

İkinci Dünya Savaşının hüküm sürdüğü yıllarda ve sonrasında Ofis, benzin, otomobil lastiği, et kavurması, margarin ve kahve gibi maddelerin tedarik ve dağıtımını yürüttü, 3 Ağustos 1943’de nohut, akdarı, fasulye, mercimek, bakla ve börülce, 31 Ekim 1947’de susam alımı ile görevlendirildi.

Toprak Mahsulleri Ofisi, Türkiye’nin her bölgesinde, limanlar ve yoğun üretim alanları dikkate alınarak çeşitli cins ve tonajlarda depolar yaptı. TMO’nun toplam depo kapasitesi 4 milyon ton.

TMO, 28/8/2006 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile fındık alımıyla görevlendirildi, bu karar 14/7/2009 tarihinde yine Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlükten kaldırıldı. Böylece ofisin fındık alımı görevi sona erdi.

Toprak Mahsulleri Ofisi, faaliyet alanındaki ürün piyasalarını düzenleme görevini başarıyla yürüten, Türkiye’nin büyük ölçekli kuruluşlarından birisi.

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yorum yapın