Küresel ısınmayla Türkiye çölleşiyor - 5.0 out of 5 based on 1 vote

Küresel ısınmayla Türkiye çölleşiyor

Türkiye Geneli’nde kurak geçen kış mevsimiyle ilgili değerlendirmelerini paylaşan MAKÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ökkeş Kesici, “Önümüzdeki yıl belki yağışlar düzelecek ama uzun vadede gidişat düzenli olarak bozuluyor.” deyip, küresel ısınmanın ekvatordan kutuplara doğru iklim kaymasına sebep olduğunu, Türkiye’nin 50-60 Yıl sonra Çöl İklimiyle karşı karşıya kalacağını vurguladı.

 Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ökkeş Kesici, kurak geçen kış mevsimiyle ilgili değerlendirmelerini paylaştı. Önceki yüzyıllarda “Kıtlık” olarak tanımlanan durumun dönemsel olarak görülen kuraklık olduğunu ifade eden Kesici, bu yıl yağmur ve kara hasret geçen kış mevsiminin de dönemsel bir durum olduğunu, önümüzdeki yıl yağışların yeniden düzene girebileceğini söyledi.

Kesici, küresel ısınmayla yaşanan iklim kuşaklarındaki kaymanın daha yavaş seyrettiğini, 50-60 Yıla ekvatordan kutuplara doğru iklim kayması yaşanacağını, şuan Subtropikal İklim Bölgesi olan Türkiye’nin Tropikal İklim olarak tanımlanan çöl iklimiyle karşı karşıya kalacağını aktardı. İklim kuşağında yaşanacak kaymanın Türkiye’de tarım ve hayvancılığı da büyük ölçüde olumsuz etkileyeceğini dile getiren Kesici, “Küresel ısınma nedeniyle dünya genelinde yağış azalması olmayacak hatta kutuplara yakın soğuk yerler ısınıp buharlaşma artınca yağışlar da artacaktır. Ancak yağışın arttığı ve azaldığı yerler değişecek.” dedi.

DÜNYA DAHA AZ SOĞUYUP DAHA ÇOK ISINIYOR

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ökkeş Kesici, küresel ısınmayla ilgili bazı bilgileri paylaşıp, yaşanma nedenlerini ortaya koyarak, “Bu küresel ısınma dediğimiz iklim değişmesi, küresel ölçekli yavaş yavaş devam eden bir durumdur. Normalden sapmalar var, bu durumu normal karşılıyoruz. Yani bir yerin iklimi sürekli ve düzenli bir şekilde aynı olmaz. Ama bunun da bir sınırı vardır. Örneğin Ankara’nın ortalama sıcaklığı 12 derecedir ama -20’lere kadar düşer. Adana’nın ortalama sıcaklığı 18 Derecedir fakat şimdiye kadar ölçülmüş en düşük sıcaklığı -8’e kadar düşmüştür. Erzurum’un -43’e düşmüştür, yıllık ortalama sıcaklığı ise 4 derecedir.

İklimler insanların sandığı gibi dümdüz ilerleyen her yıl aynı olan bir grafikte değildir, yıldan yıla sürekli saparlar. Burada tehlikeli olan küresel ısınma olarak değerlendirdiğimiz uç değerlendi artışın olmasıdır. Geçmişte de yağışın az olduğu dönemler, kuraklık olarak kendisini göstermiştir, atalarımız bunu kıtlık olarak anlatmışlardır. İşte bu kıtlık yılları, yağışın az olduğu yıllardır. Ancak bu yaşadığımız kıtlık dönemleri, kuraklık değil küresel ısınma faktörüdür. İnsanoğlunun sanayi devriminden sonra motorlu taşıtları çok üretmesi ve kullanmasının sonucunda atmosfere saldığımız karbondioksit miktarının artmış olması, bu karbondioksit artışına bağlı olarak dünyanın uzaya göndermesi gereken sıcaklığın gitmemesidir. Yani dünyanın daha az soğuması, daha çok ısınmasıdır.” dedi.

TERMİKSANTRALLER KÜRESEL ISINMA NEDENİ

Karbondioksit salımıyla birlikte oluşan küresel ısınmanın yalnızca yakıtlardan değil, elektrik kullanımıyla da oluştuğunu belirten Doç. Dr. Kesici, “Elektrik enerjinin de %90’ını fosil yakıtları tüketerek sağlıyoruz. Yani fişi prize taktığımız her an küresel ısınmaya katkı sağlıyoruz.” dedi. Dünyada bugün enerjisinin %90’ını termik santrallerden elde etmektedir. Termik santraller de kömür, petrol veya doğalgaza dayalıdır. Yenilenebilir enerji kaynakları, Hidro Elektrikler, Jeotermal ve Nükleer Enerji kullanılarak küresel ısınmadan kurtulunabilir. Karbondioksit salımımızı azaltmamız için motorlu taşıtların kullanımını azaltmamız gerekiyor, elektrik kullanımımızı düşünmemiz gerekiyor. Toplu taşımaya geçerek, motorlu taşıtların gereksiz kullanımını engelleyebiliriz. Enerji üretimimizi diğer kaynaklardan üretmemiz gerekiyor, onların da başka sorunları çıkabiliyor aslında. Sonuçta insanoğlunun modern hayatı sürmeyi çok istemesi, küresel ısınmanın sebeplerindendir. Geçmişte evlerde buzdolabı ve lamba yanardı, şimdi elektrikli aletlerin sayısını sayamazsınız. Saç kurutmadan patates kızartmasına kadar binbir türlü alet kullanılıyor. Küresel ısınmayı engellemek için, insanlara modern yaşantıdan vazgeçmelerini söylemek gerekiyor. İnsanlar da bunu istemiyor.” dedi.

İKLİM KAYMASI TÜRKİYE’Yİ ÇÖLLEŞTİRİYOR

Küresel ısınmanın etkisiyle iklim kuşaklarında kayma olacağını gittikçe daha çok sıcaklıkların geleceğini söyleyen Öğretim Üyesi Kesici, “Ekvatordan kutuplara doğru sıralanmış olan bütün iklimler birer kademe kutuplara doğru kayacaklar. Çünkü ekvatordan kutuplara doğru iklimler sıcaklık olarak sıralanırlar. Ekvator, yarı ekvatoral iklim, dönence iklimi, Türkiye’nin iklimi olan subtropikal iklim, sonra ılıman iklimler, yarı kutup iklimleri ve kutup iklimleri olarak sıralanır. İklimler birer kademe ısınınca, Türkiye’den daha sıcak iklim gelmiş oluyor. Tropikal İklim, yani çöl iklimi, sahra iklimi de denir o geliyor.

Yıldan yıla olan normal sapmalarla küresel ısınmanın yarattığı ısınma birbirine benzer görünüyor ve yavaş yavaş kendini belli ediyor. Karbondioksit artışı yıllık %2-4 arasında değişiyor. Küresel iklimle ilgili ülkeler arası, hükümetler arası toplantılar yapılıyor. Orada meseleler tartışılıyor. ABD, karbondioksit salımını azaltmaya yanaşmıyor, iskandinav ülkeleri ise yanaşıyor. Temiz enerjilere geçmeye çalışıyor, Avrupa şuan dizel araçları yasaklamayı düşünüyor, güneş enerjisine, rüzgar enerjisine, hidro elektriğe yani zararsız enerji kaynaklarına yönelecek.” sözleriyle uyarılarını paylaştı.

TARIMDA SIKINTILAR YAŞANACAK

İklim kuşağında yaşanacak kaymanın tarımı da etkileyeceğini vurgulayan Kecisi, bunun sıcaklık artışları nedeniyle değil, yağış azalışı nedeniyle olacağını ifade ederek, “Sıcaklık artışı yönünden değil de yağış azalışı yönünden küresel ısınma ve iklim kaymaları Türkiye’de tarımı da büyük oranda etkileyecek. Küresel ısınma nedeniyle dünya genelinde yağış azalması olmayacak hatta kutuplara yakın soğuk yerler ısınıp buharlaşma artınca yağışlar artacaktır. Ancak yağışın arttığı ve azaldığı yerler değişecek. Türkiye kritik bir enlemde bulunduğu için, iklim kaymasıyla Türkiye çöl iklimiyle karşılayacak. Türkiye bu açıdan en fazla etkilenen ülkelerden birisi olacak. Deniz seviyesi yükselmesinden en fazla etkilenen yerler ise Hollanda, Maldivler gibi alanlar olacak, kıyı şehirler etkilenecek. Bazı ülkeler tümden yok olacak. Bu durumun son 50-60 yıl içinde görüleceği, buzulların eriyeceği, deniz seviyesinin 20 metre yükseleceğini tahmin ediliyor. Buzulların erimesinden biz çok etkileneceğiz. Kutup yakını ülkelerin bu durum işine yarayacak. Önümüzdeki yıl belki yağışlar düzelecek ama uzun vadede genel gidişat düzenli olarak bozuluyor.” dedi.

Bahtiyar Turan

Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Yorum yapın