Haberler - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Tarım ve Hayvancılıkta Standardizasyon ve Belgelendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü tarafından senato salonunda Tarım ve Hayvancılık Standartları Çalıştayı düzenlenmesine ilişkin açıklama yapıldı.

‘Burdur İli Sektörel Rekabet Gücünün Arttırılması: Tarım ve Hayvancılıkta Farklılaşarak Bütünleşik Kalkınma’ projesi kapsamında gerçekleştirilen çalıştay, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.

Çalıştaya Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Öner, Tarım ve Hayvancılıkta Standardizasyon ve Belgelendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Onur Sungur başta olmak üzere sektör temsilcileri ve işletme sahipleri katıldı.

Program açılış konuşmaları ile devam etti. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirmiş olduğu harekatta Türk Ordusuna başarılar dileyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Adem Korkmaz, konuşmasında “Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ordumuzun orada canını siper ettiği bugünlerde bizler de ilimizin ve bölgemizin kalkınması için emeklerimizi burada bir araya getirdik. Umarım bu emeklerin hepsi birleşir ve ülkemizin kalkınmasına yardımcı olur.” ifadelerini kullandı.

“Kırsal Yaşamdaki İnsanlara Dokunuyoruz”

MAKÜ tarafından yürütülmekte olan Hayvancılık Projesi ile ilgili bilgiler aktaran Rektör Korkmaz, konuşmasına “Bilim insanlarının bilgileri ile sektörün tecrübeleri ve yönlendirmesiyle yol almaya devam ediyoruz. İlk projeye başladığımızda projeden çok kırsal kalkınma temalı içinde sanayinin de yer aldığı mal ve hizmetlerin dönüşümünü ama esasen insan davranışlarının dönüşümünü temel alan bir modeli devam ettiriyoruz. Projemize çiftlik eğitimi ve çiftlik yönetimi, hayvan yetiştiriciliği ile hayvancılığına dayalı sanayi şeklinde 3 başlık altında devam ediyoruz. Bu kapsamda insan davranışlarını da şekillendireceğimiz köy ziyaretlerimiz, toplantılarımız oluyor. Kırsal yaşamdaki insanlara dokunmayı hedefliyoruz. Dünyada tarım açısından katma değeri yükselen ülkelere bakıldığında insan davranışlarını şekillendirdikleri ve insanı bilinçlendirerek bu çalışmalara insanı dahil ettiklerini görüyoruz. Bizler de kırsaldaki toplantılarımıza devam ediyoruz.” sözleriyle devam etti.

“Kendi Standartlarımız Oluşturmamız Gerekiyor”

Projenin saha uygulamaları hakkında da bilgiler veren Rektör Korkmaz, konuşmasına “Projemiz modelden sahaya geçtikçe niteliği de gelişiyor. Yapılan değerlendirmeler çerçevesinde birbirine benzeyen projeler birleştirildi veya geliştirildi. Bu projelerimiz üniversitemiz bünyesindeki 6 araştırma merkezinde yürütülüyor. Burdur’daki mal ve hizmetlerin tanımlanması ve Burdur’un yöresel markalarının oluşturulmasının önemini biliyoruz. Ürünlerinizin katma değere dönüşmesi için bir markanızın oluşması gerekiyor. Burdur’un sayıldığında peyniri, tekesi, sütü iyidir diyoruz ama ilerleyen zamanlarda Burdur peyniri diye bir peynir ürettiğimizde öyle bir peynir var mıymış sorusuna da bir cevap bulmamız gerekiyor. Tarım ve hayvancılıkta bir belgelendirme standardizasyonunu gerçekleştirmemiz gerekiyor. Buradan elde edeceğimiz çıktılarla süt sığırcılığı işletmelerinin standartlarını oluşturacağız. Bu denetimlerde Türk Akreditasyon Kurumuyla çalışıyoruz. Kendi saha standartlarımızı oluşturmamız gerekiyor.” ifadelerine yer verdi.

Tarım ve Hayvancılıkta Standardizasyon ve Belgelendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Onur Sungur ise konuşmasında akreditasyonun önemine değindi. Doç. Dr. Sungur, konuşmasında “Kaliteye göre fiyatlandırma yapabilmek, kaliteye göre teşvik etmek ile birlikte standarda ulaşmak ve sonucunda da ürünü belgelendirmek katma değer için önemli adımlar. Hayvancılık sektöründe standartlaşma dendiğinde birçok etken söz konusu. Çiftliklerin fiziksel standartlarının belirlenmesinde sıcaklık, nem, hijyen, ışıklandırma, yatma-dinlenme alanları, yürüme zemini ve yemlik-suluk yüksekliği gibi faktörleri atlamamak gerekiyor. Yetiştiricilik standartlarının belirlenmesinde ise buzağı bakımı, büyükbaş tırnak bakımı, büyükbaş meme sağlığı ve bakımı, besleme ve sağım gibi konuları göz önünde bulundurmak gerekiyor. Amacımız başta Burdur olmak üzere Türkiye’de hayvancılığın standartlarının belirlenmesi, belgelendirilmesi, kalitesinin artırılması ve markalaşmanın sağlanmasıdır.” ifadelerini kullandı.  Doç. Dr. Sungur daha sonra standardizasyon ve belgelendirme hakkında detaylı bilgiler aktardı.

Gündüzalp: “Proje Türkiye Tarım ve Hayvancılığı Açısından Bir Devrimdir”

Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp ise “Üretimden çatala kadar olan sürecin izlenebildiği bir dönemdeyiz. Firmalara gittiğiniz zaman ürünlerin nasıl üretildiği, nereden üretildiğine kadar size geri dönüş yapabiliyorlar. Bizim buradaki en büyük eksikliğimiz özellikle hayvansal ürünlerde ilk üretim noktası olan yerdeki sıkıntıydı. MAKÜ’nün yaptığı çalışmalar da aslında bu sorunu çözecek. Yani biz en kaliteli sütü üretiyoruz ama en kaliteli sütü üretip üretmediğimizi üniversitenin vereceği sertifikayla üretici elindeki belgeyle gösterilebilir. Bu da üreticinin kendini koruma kalkanına almış olması demektir. O yüzden biz bu çalışmaları gereğinden fazla önemsiyoruz. MAKÜ’nün çiftlikleri belgelendireceğim, standartlaştıracağım demesi Türkiye tarım ve hayvancılığı açısından bir devrimdir. O yüzden bu çalışmayı bir an önce bitirip Türkiye’ye örnek olarak sunduğumuz zaman bizlerde Burdurlu olarak başımız dik gezeceğiz.” diye konuştu.

Çalıştay katılımcılardan gelen soruların yanıtlanması ile son buldu.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde akademik unvan alan öğretim üyeleri için biniş töreni düzenlendi. Akademisyenlerin ve ailelerinin bir arada olduğu tören öncesinde müzik dinletisi sahnelendi. 

 

Rektör Prof. Dr. Korkmaz’ın konuşmasının ardından akademik aşama kaydeden 23 profesör, 33 doçent ve 71 doktor öğretim üyesine binişleri giydirildi. Törende, üniversitenin akademik teşvik değerlendirmesinde ilk üçe giren personelede ödülleri verildi.

Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz konuşmasında üniversite tarafından kazanılan ödüller ve yapılan etkinlikler hakkında bilgi verdi. 

Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz öğretim üyelerinin biniş töreni ile ilgili yaptığı konuşmasında;

“Sözlerime 14-15 yaşına gelmiş, gençlik döneminde bir üniversite olduğumuzu vurgulayarak başlıyorum. Suriye sınırında bir güvenlik mücadelesi yürütülüyor. Bunu bilim, ekonomi, sanayi, teknoloji, toplumsal gelişim gibi diğer ayaklarıyla destekler ve beslersek gelecekte çok daha mutlu olabiliriz diye düşünüyorum. Üniversitenin temel misyonu da bu. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi özelinde değil tüm üniversitelerimizin, uluslararası gelişmişlik anlamında olağanüstü sorumluluklar alarak Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, bu anlamda kendine düşen sorumluluğu yerine getirme noktasında bir özgüvene ve bilince sahip olduğunuda ifade etmek istiyorum. Bu kurumun yönetimini temsil eden bir kişi olarak sadece bir motivasyon anlamında değil, öğretim üyelerimizin görev noktasındaki yaklaşımlarından çıkardığım bir çıkarım olarak söylüyorum. Üniversite içerisinde yaklaşık 35 bin öğrencimiz öğrenim görüyor. Bunun dışında akademisyenlerimizin yapmış oldukları bilimsel projelerle Türkiye’de son yıllarda önemli bir ivme kaydetmiş ve bu da artık sıralamalara, skorlara ulusal düzeydeki birtakım göstergelere de yansımış durumda. Sonuç odaklı çalışmıyoruz. Doğru sistemlerle sonuçların bir bir elde edileceğine inanıyoruz ve bu konuda da hep bu yaklaşımı sergilemeye çalışıyoruz. Hocalarımız gece gündüz demeden bölgesel kalkınma odaklı projemizde hem içeride hem dışarıda hem kahvelerde hem de okullarda durmaksızın çalışmalarını sürdürüyorlar. Bütün köyleri atlamaksızın eğitim süreçlerine dahil ediyorlar. En az bir eğitim süreci 7 ayrı platformdan oluşuyor. Bütün bunlar yoğun bir şekilde devam ediyor. 

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nin toplumsal sorumluluk akademik ve AR-GE anlamında önemli çalışmalar yaptığını artık söyleyebiliyoruz. 

Çok anlamlı bir trendimiz var

Geçtiğimiz günlerde YÖK bir karne yayınladı. Devlet üniversiteleri içinde 5 tane başlıkta farklı kategorilerde sıralamalar ortaya konulmaya başladı. Bizim açımızdan da çok önem verdiğimiz kalite, kendimizi denetleme süreçlerine önem veriyoruz. Araştırma geliştirme karnesinde TÜBİTAK öğrenci ve öğretim elemanlarını ulusal ve uluslararası destek programı sıralamasında üniversite ikinci sırada. 28 devlet üniversitesi içerisinde yapılan sıralamalarda. Yine ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından desteklenmiş, AR-GE niteliği taşıyan üniversiteler arasında onuncu sırada. Ulusal ve uluslararası taşımada öğretim elemanı hareketliliğinde altıncı sıradayız. Toplumsal hakkı dediğimiz üniversitenin son yıllarda çok başka boyutlarla toplumsal katkı sürecinde özellikle diğer kamu kuruluşlarıyla birlikte yürütülen projeler, sürekli eğitim merkezi tarafından verilen sertifika sürecinde ikinci sıradayız. Kariyer merkezimiz bize emanet ettiği ve çocuklarımızın geleceği konusunda kaygılarını giderecek ve onları geleceğe hazırlayacak projeler kavramında Türkiye’de üçüncü sıradayız. Bütçe dışı fonlar bakımından üniversitemiz birinci sırada ve bu payda AR-GE projesi oldukça başı çekiyor. Bu herkese açık, şeffaf, ulusla düzeyde yayınlanmış bir karne de bizim öncelikli olarak birazda göğsümüzü kabartan bir proje. Diğer konuları da biraz da masaya yatıyoruz. Her yıl için stratejik temalar ve yönelimleri eleştirerek sistemler kurmaya çalışıyoruz. Zor  olanı bu. Heyecanla bir şeyi yapmak, bir noktaya getirmek bir başlangıcı yerine getirebiliyor ama kalıcı ve sürdürebilir başarı için başarılı bir sistem kurmanız gerekiyor. Üniversiteler arası memnuniyet araştırmaları yapılıyor. Türkiye’deki yaklaşık 30 bin öğrencide bizim bir şekilde bilmediğimiz, tanıma şansımızın olmadığı, belli bir kuruluş tarafından yürütülen bu çalışmada da 4 yıldır yapılıyor. Çok anlamlı bir trendimiz var. Her kategoride anlamlı bir yükseliş var. Bir dega MAKÜ her zaman vurguladığı bir nokta var. Burası akademik bir nokta. Orada akademisyen akademisyen olduğundan mutludur. Orada çalışan memnuniyet noktasında burada olmaktan eğer mutluysa işte bugün akademik personel için biniş töreni yapıyoruz. 

Bu tablo bizim gurur tablomuz

MAKÜ’nün artık gelecekte çok daha güçlü olacağı, bölgesinde yaptığı çalışmalarla şehrine anlamlı çıktılar vereceği, üretici modellerle de ülkemizin kalkınmasına çok ciddi destekler vereceğini ifade etmek istiyorum. Ülkemizin hayvancılık ürünlerini markalaştırması süreci ile ilgili bir belgelendirme ve akreditasyon merkezinin bir çalıştayında beraberdik. Aynı şeyleri vurguladık. Burdur’un çalışkan insanlarının üretmiş olduğu ürünleri piyasaları aşması, hak ettiği karşılığı bulabilmesi için bu ürünlerin tanımlanması, belgelendirilmesi ve markalaşması içinde bu belgelerin güvenliğinin sağlanması gerekiyor.”dedi.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından, AFAD Başkan Yardımcısı ile Müdahale Dairesi Başkanı ve ekibinin de katılımıyla Burdur’da 7.0 büyüklüğünde habersiz bir deprem tatbikatı yapıldığı açıklandı.

Tatbikatı bizzat yöneten Vali Hasan Şıldak, AFAD İl Koordinasyon Kurulu üyeleri ile birlikte, senaryo gereği Kemer İlçesi Yakalar Köyü merkezli 7.0 şiddetinde meydana gelen deprem üzerine, “Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP)” kapsamındaki tüm hizmet gruplarının depreme müdahale kapasiteleri, kurumlar arası ve destek İller olan Isparta, Antalya, Denizli, Muğla ve Afyonkarahisar İlleri ile koordinasyonun sağlanması, ekiplerin olay yerlerine intikal sürelerinin takibi hususlarında; deprem bölgesinde yer alan İlimizde yaşanabilecek olası bir afete hazırlık kapsamında önemli bir tatbikat gerçekleştirildiğini ifade etti. 

Ayrıca tatbikata katılan saha ekipleri tarafından senaryo kapsamında alınan ilk bilgiler anlık olarak toplanarak AFAD Başkanlığı ve ilgili kurumlarla paylaşıldı.

Bu kapsamda “Afet Yönetim ve Karar Destek Sistemi’nde (AYDES)” toplanan tüm bilgiler AFAD Başkanlığı koordinesindeki Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezinde canlı ortamda bütün kurumlarca icra edildi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Sanat Tiyatrosu’nca hazırlanan İlker Görkem’in yazıp yönettiği ‘Yiyin Efendiler’ adlı tiyatro gösterisinin Sinop’taki gösterimi iptal edildi.

Eleştiren, eleştirirken düşündüren bir oyun olan ‘Yiyin Efendiler’ adlı eser Burdur Sanat Tiyatrosu kurucularından İlker Görkem tarafından yazıldı.   

İlker Görkem’in yazıp yönettiği, bürokrat ve siyasilerin halka yönelik kötü davranışlarının hicvedildiği tiyatro oyunu ‘Yiyin Efendiler’in Sinop Kültür Müdürlüğü’ne bağlı salonda gösterimine izin verilmedi.

Burdur Sanat Tiyatrosu’nun Sinop’ta sahneleyeceği, İlker Görkem’in yazıp yönettiği “Yiyin Efendiler” adlı oyunun Kültür Bakanlığı’na bağlı Sinop Kültür Merkezi’ndeki gösterimi iptal edildi.

Sinop Belediyesi’nin toplantı salonunu açması üzerine oyun Sinop Belediyesi toplantı salonuna alınarak orada sahnelendi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Sanatçı Bengü, 29 Ekim’de Cumhuriyet Meydanı’nda konser verecek. Burdur Belediyesi’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında sahne alacak olan Bengü’yle beraber, Burdurlular Cumhuriyet Bayramı coşkusunu yaşayacak.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında, Cumhuriyet Yürüyüşü’nün ardından, Sanatçı Bengü sahne alacak. Saat 20:00’de Köprübaşı’ndan yürüyüşle başlayacak olan etkinlik, saat 21.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda Bengü konseri ile devam edecek.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Akdeniz Elektrik Dağıtım İl Müdürlüğü’nce düzenlenecek planlı elektrik kesintileri hakkında valilikten açıklama yapıldı;

• Burdur Merkez’de, 24/10/2019 tarihinde, 09:00-17:00 saatleri arası, Yatırım Programı Kapsamında Tesis Çalışması Yapılacaktır. Askeriye Köyü’nün İvmeler, Mera Ve Çukur Çeşme Mevkiileri İle Bu Hattan Enerji Alan Özel Trafolu Müşteriler ;

• Burdur Merkez’de, 24/10/2019 tarihinde, 09:00 15:00 saatleri arasında, Tedarik Sürekliliğini Sağlayabilmek Adına Bakım Onarım Çalışması Yapılacaktır. Çeşme Damı Mahallesi’nin Çiloğlu, Tekeli Ve Bakırcılar Sokakları, Eski Demirciler, Ulu Camii, Uzun Çarşı Ve Belediye Caddeleri Etkilenecektir.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İçişleri Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Tayyip Sabri Erdil ve beraberindeki 12 kişilik heyet  İzleme ve Değerlendirme Proje Sistemi kapsamında ilimizde ziyaretlerde bulundular.

 

Program ilk olarak ilimizdeki İçişleri Bakanlığı’na bağlı iş süreçlerini izleme, hizmet alan vatandaşların memnuniyet düzeyini yerinde gözlemleme ve birimlerin uygulama ve yatırımlarını inceleme ile başladı. İncelemelerin ardından İçişleri Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Tayyip Sabri Erdil, Vali Hasan Şıldak’ı makamında ziyaret etti. Düzenlenen Bakanlık Hizmetleri Değerlendirme Toplantısının ardından  İçişleri Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Tayyip Sabri Erdil ve Vali Hasan Şıldak basın mensuplarına açıklamalarda bulundular. 

İçişleri Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Tayyip Sabri Erdil İçişleri Bakanlığı’nca yürütülen çalışmalar hakkında bilgi vererek; “İçişleri Bakanlığı olarak uyuşturucu, güvenlik ve diğer asayiş  operasyonları kapsamında Türkiye genelinde  trafikte ölümlü kazaları %28 azalttık. 2018 yılı içerisinde 91 bin uyuşturucu operasyonu yaptık. 20 ton civarında eroin, 40 ton civarında esrar ele geçirdik.”dedi.İzleme ve Değerlendirme Proje Sistemiyle Valilik uktesindeki bütün taşra birimlerinin çalışmalarını incelemek, izleme ve değerlendirmek, toplumdaki algıyı ölçmek, çalışmalarla ilgili gözlemler yapıp değerlendirmede bulunmak amaçlanıyor.

Program STK’lar, iş adamlarıyla düzenlenen toplantı, esnaf ziyareti ve Şehit ailelerini ziyaret ile sona erdi. 

İçişleri Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Tayyip Sabri Erdil düzenlenen toplantılar ve incelemeler hakkında yaptığı açıklamada;

“İçişleri Bakanlığı olarak daha çok kamu güvenliğini ve huzuru sağlıyor ve bunları daha çok vatandaş olarak sürdürüyoruz. Güvenlik yönetiminin yanında göç, afad ve nüfus vatandaşlık hizmetleri gibi değişik alanlarda çok değişik bir hizmet sektöründe alan çerçevesinde hizmetleri sürdürdüğümüz bir kamu hizmet sürdürülüyor. Bu doğrultuda iki yıla yakın bir süredir geliştirdiğimiz İçişleri Bakanlığımızın yönettiği hizmetlerin taşrada, sahada değerlendirmesini yapma çerçevesinde geliştirdiğimiz bir proje. Bu kapsamda bugün Burdur’dayız. Bakan Yardımcıları olarak yaklaşık 40 ilimizi ziyaret ettik ve bu ziyaret ettiğimiz illerde vatandaşlara yönelik hizmetlerin değerlendiriyoruz. Bu değerlendirmenin öncelikle aslında bizim İçişleri Bakanlığının vatandaşlara sunduğumuz hizmetlerin sahadaki kapasitesini ölçmeyi hedefliyoruz. Merkezle taşra arasındaki iletişimi artırmayı ve taşradaki değerlendirmeleri, önerileri ve istekleri raporlamayı ve bir de taşrada izlediğimiz örnek uygulamaları Valiliğimizin ve mülki idare amirliğimizin ürettiği hizmetleri, örnek uygulamaları raporlayıp yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. 

Dağdaki terörist sayısı 600’ün altına indi

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti yaşadığımız bu coğrafyada, uluslararası sistemin, uluslararası güç oyunlarıyla bu dönem çok yüksek bir stres var. Böyle bir stresin coğrafyasında yaşıyoruz. Bu coğrafyada güçlü olmak, çok çalışmak ve daha yüksek bir kapasiteyle coğrafyada güvenliğin sağlanması, asayişin ve huzurun sağlanması istikametinde çalışmaları yoğunlaştırmak lazım. Hep beraber izliyoruz ve görüyoruz ki bu istikamette Türkiye önemli bir mesafe aldı. Son mesafesi ise güney boyumuzdaki güvenliğin sağlanması istkametinde orada tasarlanmak istenen terör koridorunu önlemek ve ona ilişkin sürdürdüğümüz Barış Harekatı Operasyonu’dur. Bu aslında bu coğrafyada oluşturulan uluslararası sistemin oluşturduğu streslerden bir tanesidir. Bunu çözümlemeye yönelik yapılan bir operasyon bu. O operasyonu beraber yaşıyoruz, görüyoruz. Çok şükür Türkiye bu konuda önemli bir gelişme katetti. Orada önemli bir noktaya gidiyoruz. Türkiye terörle ilgili mücadelede önemli bir eşiğe geldi. Çok ciddi bedeller ödedik. Geçen 30-40 yılda çok ciddi bedeller ödedik. Bugün önemli bir eşiğe geldik. Bu eşikte özellikle 10 yılı aşkın bir süredir Türkiye’nin siyasal yönetimi, iktidarı, daha özgür ve daha egemen bir duruş sergileyerek bu bölgedeki terörle ilgili mücadelede böyle bir istikrarına ilişkin mücedelede çok ciddi kazanımlar ortaya koydu. Şüphesiz Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi, duruşu ve olaylara bütüncül yaklaşımı, çok önemli rol oynamıştır. Bugün önemli eşikteyiz. Bu eşiği aşacağımıza inanıyoruz. Bu çalışmalar, ödenen bedeller tekrar geriye dönecektir. Türkiye buna müsade etmeyecektir. Özellikle terörle ilgili mücadelede oluşturduğu kapasite ve mücadele azmi, terörün etkisiz hale getirilmesine ilişkin operasyonlar, idari tedbirler aynı kapasite ile devam edecektir. Bizim İçişleri Bakanlığı olarak önemli hizmetlerimizden bir tanesi bu. Bu konuda Sayın Bakanımızın yüksek kapasitesi ve potansiyeli malum Doğu ve Güneydoğu’daki teröre ilişkin operasyonlarımızda yüksek bir başarıyı ortaya koydu. Bugün dağdaki terörist sayısı 600’ün altına indi. Bunlara ilişkinde çok yoğun operasyonlar var. Bu durum dışarıdaki desteğide önümüzdeki süreçte kesildikten sonra çok büyük bir psikolojik bir dağılma ile bu yaşadığımız PKK ile ilgili sorunumuzu inşallah çözümlemiş olacağız. PKK, PYD, DEAŞ gibi terör örgütleriyle çok uzun bir süredir eş zamanlı mücadele ediyoruz. Onları hep beraber çok ciddi bir eşiğe taşıdık. İçişleri Bakanlığı olarak güvenlikle ilgili yönetimde uyuturucu ve bununla ilgili asayiş güvenlik uygulamalarıyla ilgili de hizmetlerimiz var.  

Trafik güvenliği çalışmalarımızı sürdürüyoruz

Trafikte küçük dokunuşlarla geçtiğimiz 1,5 yıl içerisinde sürdürdüğümüz çok güzel sonuçlar üreten kampanyalarla Türkiye’de ölümlü trafikte ölümlü kazalara %28 azalttık. Trafik kazalarındaki ölümü %30 iyileştirdik. Toplam trafik kazalarında %11-12 civarında azalma oldu. Bunlar malesef Türkiye’deki trafik kazaları Türkiye standartlarının üstünde. Ama bu önlemlerle önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde dünya standartlarının altına indireceğiz. 

Uyuşturucu terör kadar önemli bir sorun

Uyuşturucu ile ilişkin operasyonlar, takibi, sorunların çözümlenmesine ilişkin çok yoğun takibimiz var. İçişleri Bakanlığı 2018 yılı içerisinde 91 bin uyuşturucu operasyonu yaptı. 2019’un rakamlarıda aşağı yukarı o civarda. Bu süre içerisinde uyuşturucu ile ilgili malzemeler var. 20 ton civarında sadece eroin imha edildi. 40 bin ton civarında esrar ve miktarını ölçümleyemediğimiz kadar da çeşitli uyuşturucular ele geçirildi. Uyuşturucu ile ilgili mücadelenin kapasitesi artarak devam edecek. Uyuşturucu aynı zamanda Türkiye’de PKK terörünü finanse eden aygıttır. Aynı zamanda gençlerimizin geleceği ile ilgili önemli bir tehditti. Bunu da yönetilebilir bir noktaya taşıdık. 

Asayişla ilgili operasyonlarımız var

Hırsızlık, mala karşı işlenen suçlar ve yağmalama ile ilgili suçlarda da takiplerimiz var. Onlara ilişkinde bekçilik müessesini geliştirerek, emniyet güçlerimizin kapasitesini artırarak emniyetin insan kaynakları kalitesini ve sayısını artırarak operasyonları artırarak önemli bir noktaya getirdik. Ben bütün bunları Burdur özelinde bir değerlendirme yapmak üzere yaklaşık 12 kişilik bir heyetle, Jandarma Genel Komutanlığımız’dan, Emniyet Genel Müdürlüğümüz’den, Göç İdaremiz’den, AFAD Başkanlığımız’dan ilgili üst düzey vatandaşlarımızla beraber burdaydık. Genel değerlendirme yaptık Sayın Valimizle birlikte.” dedi.   

Vali Hasan Şıldak;

“Sayın İçişleri Bakan Yardıcımız bizi ziyaret ettiler. Beraberindeki heyet dünden itibaren ilimizdeki çalışmalarını sürdürdü. Sayın İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu tarafından talimatlandırılan İzleme ve Değerlendirme Proje Sistemi Projesi çalışmalarını yapmak üzere aramızda bulunuyorlar. Buradaki amaç İçişleri Bakanlığımıza bağlı Valliliğimiz uktesindeki bütün taşra birimlerinin çalışmalarını incelemek, izleme ve değerlendirmek, toplumdaki algıyı ölçmek, çalışmalarımızla ilgili gözlemler yapıp değerlendirmede bulunmak adına çalışma yürütülüyor. İçişleri Bakanlığı, kamu yönetimindeki değişim, insan odaklı yaklaşım çerçevesinde bütün hizmetlerini yürüttüğü bütün alanlardaki hizmetlerinin sonuçlarını da ölçmeye özel bir önem veriyor. Bu kapsamda çalışmalar yapıldı. Bizde bu çalışmalardan, çıkan sonuçlardan en üst seviyede yararlanarak Sayın Bakanımızın bugün bizimle paylaştığı durumda hizmetlerimizi daha da geliştirmeye, daha da iyi yöneltmeye gayret göstereceğiz.”değerlendirmesi yaptı.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yurdun dört bir yanında birbirinden güçlü seslerin dinlendiği yarışmada, tam bir müzik ziyafeti veriliyor. O Ses Türkiye Yarışması bu sene de Cumartesi ve Pazar günleri saat 20.00’da izleyicileri ile buluşuyor. Sunuculuğunu Acun Ilıcalı’nın yaptığı O Ses Türkiye’nin jüri koltuğunda ise Murat Boz, Hadise, Beyazıt Öztürk ve Seda Sayan oturuyor.

Burdur Bahçeşehir Kolleji Anaokulu Müzik Öğretmeni Kıvılcım Aşık O Ses Türkiye ses yarışmasında söylediği şarkı ile 4 jüri üyesini de döndürmeyi başardı.

Sözü Zeki Güner, bestesi Al Erdem Yörük’e ait olan ‘Uyanış’ adlı eserini seslendiren Kıvılcım Aşık için O Ses Türkiye’nin 4 juri üyesi  kıyasıya mücadele verdi. Aşık’ı kendi takımına almak için Murat Boz, Hadise, Beyaz ve Seda Sayan dakikalarca mücadele verdi. Kıvılcım Aşık ise Murat Boz’un takımına katılma kararı verdi.

Aslen Aydınlı olduğunu söyleyen Kıvılcım Aşık;

“30 yaşındayım ve 10 yıldır profesyonel olarak sahne almaktayım. 12 yıldan beri müzikle iç içeyim. TV8 ekranlarında Burdur’u temsil etmekten büyük gurur duydum. Üst tura atladım. 4 jüri üyesini de döndürmeye başardım. Murat Boz’un takımındayım. Çalışmalarımıza devam ediyoruz.”dedi.

O Ses Türkiye Yarışması’na Burdur’dan katılan bir diğer yarışmacı’da MAKÜ Müzik Bölümü öğrencisi Mehmet Alkan. 27 yaşındaki Mehmet Alkan, “Oyun Bozan” isimli eseri ile 3 jüri üyesini döndürmeyi başarabildi. 

Yarışmaya eşi ve kızıyla gelen Mehmet Alkan, programda Murat Boz ile düet yapabilme fırsatıda yakaladı. Mehmet Alkan, jurilerden Hadise’yi seçerek bir üst tura geçti. 

Yarışmayla ilgili gazetemize açıklamada bulunan Mehmet Alkan;

“Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde müzik öğretmenliği bölümü son sınıf öğrencisiyim. 27 yaşındayım. Evliyim ve 1 kızım var. Burdur ve Isparta’da sahne alıyorum. O Ses Türkiye yarışmasında Hadise’nin takımında olmaktan gurur duyuyorum. Murat Boz’un şarkıyı bağanmasiyle beraber onunla düet yapma fırsatıda yakaladım. Yarışamada Burdur’u temsil etmekten dolayı gururluyum. O Ses Türkiye yarışmasına giderken ve Burdur’a geldiğimden beri beni hiç yalnız bırakmayan gerek maddi gerekse manevi anlamda her zaman yanımızda olan Deniz Kurt ve Fatma Kurt çiftine ve destekleyen herkese çok teşekkür ederim.”dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)
600 bin ton pancar neden ekilemedi? - 5.0 out of 5 based on 1 vote

Şeker İş Sendikası Başkanı Mustafa Onay, 65. kampanyasına geçtiğimiz Eylül ayında başlayan Şeker Fabrikası’nın yeni sezon dönemini gazetemize değerlendirdi.

Şeker Fabrikaları’nın özelleştirilme sürecini ve kampanya hedeflerini anlatan Şeker İş Başkanı Mustafa Onay, neden 600 bin ton pancar ekilemediği konusuna da değindi. 

Bilindiği üzere geçtiğimiz yıl Burdur Şeker Fabrikası bir özelleştirme süreci yaşadı. Özelleştirme dönemindeki belirsizliklerden dolayı pancar ekiminde bir azalma yaşandı. Bu süreç içerisinde fabrikayı alan firma parayı yatıramayınca fabrika özelleştirilmedi.  Burdur Şeker Fabrikasıyla birilkte Yozgat ve Ilgın Şeker Fabrikaları devlet tarafından çalıştırılmaya devam etti. Şeker İş Sendikası Başkanı Mustafa Onay, pancar taban fiyatının ekim döneminden sonra açıklanması istenilen verime ulaşılamadığının bir gerekçesi olduğunu 2020-2021 yılı kampanya döneminde Burdur ve çevresinde daha fazla pancar ekimi yapılacağı kanısında olduklarını açıkladı. 

600 bin ton pancar kotası verilip neden ekim yapılamadığı konusunda da;

“Öncelikle pancar taban fiyatının ekimden sonra açıklandı. Daha önce açıklanmış olsaydı çiftçimiz tahmin ediyorum, biraz daha pancara eğilimli olurdu diye düşünüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın Konya’da açıklamış olduğu 300 liralık taban fiyat, bize göre gayet güzel bir rakam. Bu ne anlama geliyor 100 kilogram pancar içerisinde ölçümler ve analizler sonucunda 16 kilogram şeker elde edebiliyor iseniz bunun karşılığında tonda 300 lira para alacaksınız. Bu 16 kilogram şekeri oransal olarak düşüyor veya oransal olarak çıkıyor ise şeker taban fiyatıda oransal olarak düşecek ve oransal olarak yükselecek. 

Önümüzdeki yıl pancar ekimi artacağı kanısındayız

Biz bu fiyatlarla önümüzdeki yıl 2020-2021 yılı kampanya döneminde Burdur ve çevresinde daha fazla pancar ekimi yapılacağı kanısındayız. Çünkü pancar tarımı çiftçinin kendi bütçesiyle para koymayarak devletimiz tarafından hem ekim hazırlığında hem tohum, gübre, sulama, nakliye desteği gibi desteklerin %40’ı avans olarak peşin verilmekte çiftçimize. Dolayısıyla kendi sermayesine çok ihtiyaç duymadan pancar tarımını gerçekleştirebilir. Burdur ve civarı iklimsel olarakta pancar tarımına elverişli olduğu için önümüzdeki yıllarda pancar tarımının daha da gelişeceğine inanıyorum.19 Eylül 2019 tarihinde kampanyamız başladı. Bu kampanya süresince 563 bin ton pancarı işleyeceğiz. Takriben 10 Ocak 2020 tarihine kadar şeker kampanyamız devam edecek. Bunun karşılığında 73 bin ton şeker, 23 bin ton melas, 146 bin ton yaş küspe elde edeceğiz. Yaş küspe ve melas, hayvancılıkta lider pozisyonunda olan Burdur’da yem olarak kullanılıyor ve önemli bir değerede sahip. Biz Şeker İş Sendikası olarak şu anda Dazkırı, Elmalı, Dinar, Gölhisar, Senirkent, Tefenni ve Yeşilova bölgelerinde 215 işçimizle kampanyamıza başladık. 215 işçi haricinde taşeron firmalara alınan yaklaşık olarak 600 taşeron işçisiylede üretim kampanyasına devam ediyoruz. Birde diğer özelleşmemiş olan 15 şeker fabrikasından görevli olarak 47 kalifiyeli işçi Burdur Şeker Fabrikası’na gelerek üretime destek olacaklar. İnşallah bu dönem içerisinde verimli, kazasız, belasız bir kampanya geçirmek dileğiyle. Tüm Burdurluların desteğini bekliyoruz bu konuda.” dedi.     

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)
Gençler göllerini korumak için Burdur’da - 5.0 out of 5 based on 1 vote

Erasmus+ programı kapsamında Türkiye Ulusal Ajansının desteğiyle “Relake it! başlıklı projede, 7 ülkeden 35 genç Burdur ve Salda göllerinin mevcut güzelliklerine dikkat çekmek ve bu göllerin korunmasıyla ilgili farkındalık yaratmak adına 15-22 ekim tarihleri arasında Burdur’da faaliyetler gerçekleştiriyorlar. 

Burdur öğretmen evinde konaklayan katılımcılar faaliyetleri hali hazırda sürdürmekteler. Azerbaycan, Bulgaristan, Estonya, Letonya, Makedonya, Slovakya ve Türkiye’den katılım gösteren 36 genç ekoloji kavramını daha iyi anlamak, çevrenin korunması adına yeni beceriler kazanmak, ülkemizde ve Avrupa birliğinde sürdürülen çevre korunma politikalarını öğrenmek ve çevrenin korunmasının önemine dikkat çekmek adına farklı etkinlikler yapmaktalar. Aynı zamanda akşamları kültür gecesi etkinlikleriyle kendi ülkelerinden getirdikleri ikramları paylaşmakta, kendi ülkelerini anlatan sunumlar yapmaktadırlar.

 Proje faaliyetleri içerisinde Salda gölünü ziyaret ederek bu gölün doğal güzelliğini ve korunması adına yapılan çalışmaları valilik yetkililerinden dinleyecek olan katılımcılar, bu gölün uluslararası tanıtımını yapacak videolarda çekecekler. Projenin yasal temsilcisi ve yetkilisi Oğuz Kesici konuya dair yaptığı açıklamada; “Salda gölü başta olmak üzere ülkemizdeki bu güzelliklerin korunmasına adına farkındalığı arttırmak ve daha fazla ülkede Burdur’un ve ülkemizin güzelliklerinin bilinmesini istiyoruz. Bu sebepten bu projeyi uygulamak istedik.” Dedi ve aynı zamanda projenin Erasmus+ programı kapsamında gerçekleştirildiğini belirterek Erasmus+ programı hakkında daha fazla bilgi edinmek ve farklı gönüllülük fırsatlarını öğrenmek adına Türkiye ulusal Ajansı internet sitesi www.ua.gov.tr’nin incelenmesini tavsiye etti.

Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Ardahan Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz BİMTAŞ’ta düzenlenen toplantıda yaptığı açıklamayla yeni bir parti kuracağını duyurdu. Yeni oluşumunu tanıtmak için “Hepimiz Buradayız” sloganıyla  BİMTAŞ’ta bir etkinlik düzenleyen Yılmaz, kuracağı partisinin yol haritasını ve ilkelerini açıkladı. Uzun bir zamandan beri bu oluşum için uğraştığını ifade eden Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz, merkezde yeni bir parti kurulması çerçevesinde “Hepimiz Buradayız” oluşumunu başlattığını bunun için il il toplantılar yaptıkları bilgisini verdi.

Bireyin zenginleştirilmesi ve özgürleştirilmesi ve yeni bir tarım, üretim modelinin geliştirilmesi gerektiğini savunan Yılmaz, Türkiye’deki son gündemi de değerlendirerek; 

“Amerika’nın tehdit ve şantajıyla operasyon durdu. Ama umuyorum varılan mutabakatı ABD tarafı uygular. Benim bu konuda endişelerim var. Amerika’nın terörü desteklediğini alem artık görmüş oldu. Maalesef dünyada terörizmle mücadele lafına gelince bol keseden konuşuluyor ama bakıyorsunuz terörizmle mücadele edelim diyen ülkelerin hepsi bizim gördüğümüz terör örgütünü, terör örgütü olarak görmüyor. Sıkıntıda oradan kaynaklanıyor. Umuyorum bu mutabakat uygulanır ve PKK Suriye topraklarından tamamen çekilir. Buradaki kürtlerin Suriye Anayasası çerçevesinde haklarının korunmasını destekliyoruz. PKK’nın Suriye toprakları üzerinde devletleşmesini, Amerika’nın taşeronu olarak orada bir devlete dönüşmesini de uygun görmüyoruz.” sözleriyle Barış Pınarı Harekatı’yla ilgili görüşlerini dile getirdi.  

  Ardahan Bağımsız Milletvekili Öztürk Yılmaz “Hepimiz Buradayız” oluşumuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada;

“Biz merkezde bir oluşum yapıyoruz. Herhangi bir partinin kopyası olmayacağız. Her kesimden insanı yanımıza alıyoruz. İktidar ve muhalefetin aynılaştığını Türkiye’nin önüne bu zamana kadar ne iktidar vizyon koyabildi ne de muhalefet muhalefetliğini yapabildi. Muhalefetin görülen amacı sanki hep muhalefette kalmakmış gibi. İktidarda bu boşluğu görünce , onlarda Türkiye’yi bu geri noktaya taşımış oldu. Biz şimdi Türkiye’de yeni bir vizyonu inşa etmeye çalışıyoruz. Türkiye’de farklı kesimleri bir araya getirerek, ortak bir zeminde mümkün mertebe en geniş daireyi çizerek, burada insanları bir araya getirip ortak bir vizyon oluşturmak istiyoruz. Yönetim yapısı da tarım, hayvancılık ve istihdama kadar yepyeni bir vizyon sunacağız Türkiye’ye. Bu vizyonu şu anda hazırlıyoruz. Bu çerçevede Antalya’ya giderken Recep Başkanımız burada bizi konuk etti. Buradanda Antalya’ya karayoluyla geçiyoruz. Antalya’da da “Hepimiz Buradayız” oluşumunun Antalya ayağını gerçekleştiriyoruz. Her ilde yapacağız. İlk toplantımızı 600 kişilik bir grupla  Ankara’da yaptık. Her kesimden insan vardı. Antalya’da bir toplantı yapacağız. 17 Kasım’da İstanbul’da büyük bir toplantı yapacağız. Sonra da diğer illere yayılacağız. Bu konuda 2 çalışma devam ediyor. Birincisi ekipleşme çalışması. İkincisi halkla buluşma çalışması. İki farklı kategoride çalışma devam ediyor. Antalya’daki çalışma hem bir ekip oluşturabilmek hem de bu oluşuma ilgi duyan insanlarla bir arada olabilmek. Onların taleplerini dinlemek, bizim vizyonumuzu onlara açıklamak. 

Oluşumun ardından bir parti kurulacak

Adım adım çalışmalarla ve sabırla çokta acele etmeden çokta geç kalmadan, Türkiye’deki genel gidişatıda dikkate alarak nihai hedefimiz partileşmektir, seçime girmektir ve seçimde de muhalefette kalmak için bir parti kurmuyoruz. Bizim böyle derdimiz yok. Zaten bir siyasi parti muhalefette kalsın diye kurulmamalı. Tabela parti olmamalı. O nedenle mümkün mertebe toplumun her kesimiyle bir diyaloğumuz başladı. Yeni bir oluşum olmamı za rağmen 3,5 ayda inanılmaz bir mesafe kaydetmiş bulunuyoruz. Bunu devam ettireceğiz. 17 Kasım İstanbul’daki  büyük buluşmamız muhteşem olacak. 

Aşama aşama yeni partiye doğru

Yeni bir parti kurma hedefimiz için aşama aşama gidiyoruz. Çok geç kalmayacağız, çokta erken yapmayacağız. Bu bütün çalışmaların amacı partiyi bir an önce şekllendirmektir. Partiyi bütün haliyle bir an kurumsal hüviyetine kavuşturmaktır. İlk bulduğumuz insanlarla toparlanıp bir parti kurma derdimiz olamaz. Biz gerçekten rüzgar almak istiyoruz. O rüzgarı yakaladıktan sonrada zaten diğerinin kendiliğinden geleceğini düşünüyoruz. 

Ankara’daki toplantımızda çok farklı kesimlerden insanlar var. İktidarla muhalefet aynılaştı. Bunlar birbirinin yedek lastiği ve Türkiye’yi işin içinden çıkılmaz bir noktaya getirdiler. Şimdi bunları ayrı görmemek gerekiyor. Bunlar şu andaki mevcut çarpık düzenin devam etmesini sağlayan unsurlar bunlar. Sadece rolleri farklı. Ama aynı oyunu oynuyorlar. Bunun karşısında bir iradenin şekillenmesi lazım. 

Önceliğimiz bireyin özgürleştirilmesi

Bizim amacımız bireyin özgürleştirilmesi ve zenginleştirilmesi birinci önceliğimiz budur. İkincisi devletin adalet ve demokrasi üzerine yeniden inşa edilmesi ve onunda güçlendirilmesi. Özgürlüğüyle ve zenginligiyle birey güçlü olacak ve devlet güçlü olacak demokrasisi ve adaletiyle. Bunun alt başlıklarını dolduruyoruz. Bireyin zenginleşebilmesi için mutlak özgürleşebilmesi lazım. Yönetim modelinin değiştirilmesi lazım. Yeni bir üretim modeli, yeni bir tarım, hayvancılık, vergi modelini geliştireceğiz. Daha çok istihdam, ekonomik, yapısal alanlara yükleneceğiz. Türkiye’de bu zamana kadar hiçkimsenin cesaret edip söyleyemediği şeyleri programımıza koyuyoruz. 

Biz yeni bir tarım modeli sunacağız. Çiftçinin büyük şehirlere göç etmesini engellemek için çiftçiye asgari ücrette maaş verilmesi gerekiyor. Vergileri teke düşürmeyi düşünüyor. Vergi çokluğundan ne üretici üretebiliyor ne de tüketici tüketebiliyor. Çaşdaşlık, akla dayanan veönümüzdeki yüzyolon ihtiyaçlarını dikkate alan yeni bir toplumsal model inşa ediyoruz.” değerlendirmesi yaptı.

Hatice Dursun 

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Vali Hasan Şıldak, 19 Ekim Muhtarlar Günü’nde  Merkeze bağlı köy ve mahalle muhtarları ile kahvaltıda bir araya geldi.

Göl Polis Eğitim ve Dinlenme Tesislerinde düzenlenen programa başta Vali Hasan Şıldak olmak üzere, Milletvekili Yasin Uğur, Milletvekili Mehmet Göker, İl Emniyet Müdürü Ümit Bitirik, İl Jandarma Komutan Vekili J. Alb. Mehmet Çelik,  İl Genel Meclisi Başkanı Murat Akbıyık, bazı kurum müdürleri, Merkez İl Genel Meclisi Üyeleri, Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Aktaş, Merkeze bağlı köy ve mahalle muhtarlarının katıldığı açıklandı. 

Düzenlenen kahvaltının sonunda Vali Şıldak, Milletvekili Uğur ve Milletvekili Göker konuşma yaptılar.

Vali Şıldak programda yaptığı konuşmada; “Böyle zamanlarda bir araya gelmek, bir arada olmak çok önemli. Biz muhtarlar gününü kutlamak için gerçek gününü, 19 Ekim gününü tercih ettik. Hafta içi başka bir günde yapabilirdik ama her şey vakti zamanında anlamlı ve değerlidir.

Muhtarlarımıza, devletimizin bütün kademeleriyle, tüm mercileriyle, başta Sayın Cumhurbaşkanımızdan başlayan ilgi alaka ve ehemmiyet verme hususunda üst seviyede olduğunu söylemek istiyorum. Bütün bu ilgi vatandaşımızla doğrudan bağlantılı olmanızdan kaynaklanıyor. Yani siz çok önemli bir görevi ifa ediyorsunuz. Vatandaşımızın, devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ulaşan sesi, kulağı, eli, ayağısınız. Bu manada sizlere biz de Burdur ölçeğinde imkanlarımızla destek olmaya, kapımızı açık tutmaya özel önem veriyoruz.

Biliyorsunuz bir süredir bir uygulamamız devam ediyor. Her Salı günü muhtarlarımız ve vatandaşlarımız rendevu almadan doğrudan gelip görüşebiliyorlar. Bunun büyük bir kolaylık, büyük bir iletişim imkanı sağladığını hep beraber görüyoruz. Biz de muhtarlarımızdan vatandaşlarımızın tamamını kucaklamalarını, eşit ve adil hizmet için çaba göstermelerini istiyoruz” dedi. 

Programın sonunda Muhtarlar Günü dolayısıyla düzenlenen program için bütün muhtarlar adına teşekkür eden Muhtarlar Derneği Başkanı Aktaş, Vali Şıldak’a çiçek takdimde bulundu.

Günün anısına fotoğraf çekiminin ardından program sona erdi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Spor Toto Bölgesel Amatör Ligi 7. grupta mücadele eden  Makü Spor ve Oğuzhan Spor 5.hafta grup maçlarında karşı karşıya geldi.

 90 dakika süren mücadele sonucunda, Oğuzhan Spor Makü Spor’u 3-2 mağlup etti. Oğuzhanspor’un gollerini 13. dakikada Emin Ergün ve 23. dakikada Ulaş Tufan ve 66. dakikada Halim Demirok attı. Maküspor’un gollerini ise Aşkın Çetin ve Akın Aykın attı.

Oğuzhan Spor, bu galibiyetiyle puanını 8’e çıkarırken, puan sıralamasında ise 5.sıraya yükseldi. Makü Spor  bu mağlubiyetle grup sonunculuğunu yineledi.

Ayrıca oyuncular maç öncesinde, İstiklal Marşı okunduğu sırada asker selamı vererek Barış Pınarı Harekatı’ndaki askerleri unutmadı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)
Başkan Ercengiz; Kahraman ordumuzun yanındayız - 5.0 out of 5 based on 1 vote

Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzuru getirmek amacıyla başlatılan Barış Pınarı Harekatı şehitleri için Burdur Belediyesi’nce cuma namazının ardından vatandaşlara helva dağıtıldı. İl Müftüsü Enver Türkmen’in kahraman Mehmetçiklerimize yaptığı duanın ardından vatandaşlara helva ikram edildi.

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz helva dağıtımı sorası yaptığı açıklamada;

“Her türlü dış, iç tehditle bir araya gelebilen, ordusu millet olan bir devletin canlarını geçtiğimiz Barış Pınarı Harekatı’nda malesef şehit olarak ebediyete uğurladık. Dileğimiz, arzumuzda kahraman Mehmetçiğimizin burnu kanamadan yurduna dönmesiydi. Her fırsatta bunu söyledik. Bugün hem şehitlerimiz hem de kahraman Türk Mehmetçiğimizin zaferle dönebilmesi için bir helva dağıtımı planladık. İnşallah Allah kabul etsin. Vatandaşımızın duaları her zaman kahraman Mehmetçiğimizle, devletimizle. Allah birliğimizi beraberliğimizi bozmasın diye iyi günde kötü günde hep beraber olabilme umuduyla bu tür etkinlikleri Burdur Belediyesi olarak yapmaya gayret ediyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Allah kabul etsin. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Bu ülkenin bayrağına, bu ülkenin sınırlarına kimse kastedemiyeceğini öğrenmiş oldu. Birlik beraberliğimizi pekiştirmek istedik. Tekrardan teşekkür ederim.”dedi.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Ziraat Odası Başkanı Kemal Kubilay, yaz mevsimi yağışlarını ve çiftçilerin durumunu gazetemize değerlendirdi. Girdi maliyetlerinin yüksek olduğunu belirten Ziraat Odası Başkanı Kubilay, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın acilen tarım politikası geliştirmesi gerektiğini vurguladı.  

 

Dünyada iklim değişikliğinin en çok etkilediği bölgelerden biri olan Akdeniz havzasında yer alan Türkiye’de, kuraklık tehlikesi her geçen yıl daha fazla hissediliyor. Sonbahar mevsiminin bitimine haftalar kalmışken, ilimize yeterli yağmur yağmaması özellikle çiftçileri endişelendiriyor. Yağışsız geçen yaz ayları sonrası gelen sonbahar mevsimi oldukça şaşırttı. Ortalarını şu günlerde geride bıraktığımız sonbahar mevsimi, kurak geçiyor. Türkiye’nin birçok bölgesinde sıcaklık mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor.

Yaz mevsiminin yağışlı geçmemesi nedeniyle ve ülke genelinde yağışların azalması ‘yaz kuraklığı’ endişesini artırıyor. Girdi maliyetleri ise sürekli tırmanışta. Sonbahar mevsiminin de yağışsız geçmesi nedeniyle çiftçiler mahsullerini ekmekte gecikti.    

Ziraat Odası Başkanı Kemal Kubilay yaz mevsimi yağışları ve çiftçinin durumuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada;

“Bu güz mevsimi dediğimiz Ekim ayında tüm hasılatların ekilmesi lazım. Sonbahar ayında malesef yağışlarımız yağmadı. Hava kurak gitti, kurak gitmeye de devam ediyor. Ondan dolayı çiftçilerimiz ekinlerini, mahsüllerini ekemedi. Zaten çiftçi mağdur durumda. Çiftçilerimiz, Ziraat Bankası tarım kredi borçlarını ödeyemez iken birde bu havaların kurak gitmesi sebebiyle hala ekinlerini ekemediler. Çiftçi, yetiştirici mağdur durumda. Et, süt yapılan maliyeti kurtarmıyor. Yem, gübre, mazot fiyatları aldı başını gitti. Çiftçi gerçekten arazisine, hayvanına küsmek üzere. Bunu acilen devletimizin barıştırması lazım. Çiftçiye destek çıkması lazım. 

Kredi borçları ertelenmeli

Çiftçinin desteklenmesi için Ziraat Bankası tarım kredi borçlarının ertelenmesi lazım. Ertelenmediği zaman çifftçinin ödeyebileceğini zannetmiyorum. Çiftçinin %50’si zaten batık durumda. Bunlara acilen devletin sahip çıkması lazım. Borçların ertelenmesi lazım. Çiftçinin, üreticinin sattığı ürünler para etmiyor ama girdi fiyatları çok aşırı şekilde arttı. Bizim odamızda da diğer sivil toplum örgütlerinde de, kamu kurum kuruluşlarında da, Buğday Pazarı’nda da çiftçinin durumunun kötü olduğu görülmektedir. Biz bunu diyoruz. Türkiye’de, dünyada bina yapılmazsa olur, gıda olmadığı zaman hiçbir şey olmaz. Çiftçinin mutlaka ki toprağıyla, hayvanıyla barışık olması lazım. Toprağıyla barışık olan çiftçi çoluğu çocuğuna daha fazla sarılır, daha fazla işine aşına daha fazla sarılır. Çiftçinin bu sene %50’si ekmeyecek gibi. Çünkü tohum, gübre satışlarından durum belli. 

Çiftçiye ve yetiştiriciye sahip çıkılmalı

Yetiştirici yetiştirdiği hayvanını kestiremiyor. Bundan 16 ay önce kargas etin kilogramını 32 liradan keserken bugün 28-29 liraya et fiyatı seyretmektedir. Gıda maddelerinin ve etin kesinlikle ithalatının yapılmaması lazım. Bizim Türk çiftçisi en iyisini yetiştirmesini de bilir, en iyi hayvanı yetiştirmesini de bilir. Türk çiftçisine, hayvancısına destek verildiği zaman gerçekten biz Türkiye olarak yeteriz. Bizim çiftçimiz Türkiye’nin karnını doyurur. Ama malesef bunları yapmıyoruz. İthalata sarılıyoruz. Ondan sonra çiftçiden medet umuyoruz. Acilen çiftçiye sahip çıkılması lazım. Tarım ve Orman Bakanı’mızın bir tarım politikası uygulayıp, bunları gündeme getirmesi lazım.3değerlendirmesi yaptı.

Hatice Dursun    

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Karakent Köyü’nde bir eve yapılan baskında kaçak içki kaçak içki yapmada kullanılan düzenek ve madeni sikke ele geçirildi;

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Karakent Köyü’nde kaçak içki imalatı yapıldığına dair alınan duyum üzerine 15 Ekim 2019 günü Karakent Köyü’nde C.E. isimli şahsın evinde arama yapıldı.

Yapılan aramada; (500) litre şarap, (28) litre rakı, (200) litre fermantasyona bırakılmış sıvı, (10) litre etil alkol, (5) litre metil alkol olmak üzere toplam (743) litre kaçak içki, (1) adet kaynatma kazanı (imbik), (5) kg anason, (11) adet madeni sikke, 82) adet madeni obje ele geçirildi.

Cumhuriyet Savcısının talimatı ile ele geçirilen malzemelere el konuldu, yakalanan C.E. isimli şüpheli şahıs ifadesinin alınmasına müteakip serbest bırakıldı.

Konuya dair yapılan açıklamada; İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından İl merkezi ve ilçelerinde kaçakçılıkla mücadele, kaçakçılık yapan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmaların ve kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına yönelik yürütülen çalışmaların kararlılıkla devam ettiği belirtildi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Batman’da görev yapan 45 yaşındaki Uzman Çavuş Bircan Canyürek, kaldığı misafirhanede cansız bedeni bulundu. Uzman Çavuş’un cenazesi, Gölhisar’ın Yusufça Kasabası’nda toprağa verildi.

Batman İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Trafik Timi’nde gödevli Jandarma Uzman Çavuş Bircan Canyürek, sabah görevine gitmeyince mesai arkadaşları misafirhaneye geldi. Ancak Uzman Çavuş Canyürek’in cansız bedenine ulaşıldı. 

Evli ve 2 çocuk babası olan Burdur’lu Jandarma Uzman Çavuş Canyürek, yapılan otopsinin ardından Yusufça’da gözyaşları içinde son yolculuğuna uğurlandı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)
Eğitim İş eğitim neferlerinin kalesi - 1.0 out of 5 based on 1 vote

Eğitim İş Burdur Şubesi Başkanı Erkan Putgül Eğitim İş Sendikası’nın kuruluş yıldönümünde yaptığı yazılı basın açıklamasında Eğitim-İş’in Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim neferlerinin kalesi olduğunu bu kalenin dimdik ayakta kaldığı sürece, Cumhuriyet’in aydınlanma devrimlerine içten ve dıştan yapılan hiçbir saldırının amacına ulaşamayacağını belirtti;

Mücadelemiz, ilk kuruluş gününün heyecanı ve yarın ne olacağının bilinciyle sürecektir;  Mustafa Necati’nin devrimciliğinden, TÖS’ten, TÖB-DER’den, Köy Enstitülerinden, Fakir Baykurt’tan devraldığımız azim ve mücadeleyle kurulan Eğitim-İş’imiz 14. yaşını geride bırakmıştır. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet’i, onun değerlerini ve öğretilerini, laik, bilimsel, demokratik ve ulusal eğitimi korumak ve geliştirme uğraşıyla geçen bu 14 yıl, eğitim emekçilerinin haklı mücadelesinde yüz akı olmuştur.

Ülkenin yine çıkmazlara sokulduğu 2005 yılının zor koşullarında eğitim emekçilerine umut vaat ederek doğan sendikamız, yurdun her bir köşesindeki eğitim çalışanlarını kucaklamış, bu ülkenin hiçbir eğitim neferinin yalnız kalmayacağının ispatı olmuştur.

Aradan geçen 14 yıl, coşkumuzun dinginlikle değil, tecrübeyle buluştuğu bir manzara yaratmakta, mücadelemizde daha güçlü adımlar atmamızı sağlamaktadır. Eğitim-İş ilk günün heyecanı ile Köy Enstitülerinin olgunluğunu buluşturan ortak bir çatı haline gelmiştir.

Bu 14 yıl içerisinde ülkemizde çok vahim; ve hatta, başka ülkelerde yaşansa bir asır konuşulacak hadiseler/saldırılar yaşanmış ve Eğitim-İş, bu her kritik dönemeçte tarihsel bir tutum sergilemeyi başarmıştır.

Ülkemiz, Cumhuriyet’e ve değerlerine saldırılara, terör örgütlerinin tehditlerine, FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz hain darbe girişimine ve daha sayısız acı olaya yakın tarihte maruz kalmış, bu ülkede kalbi vatanıyla atan her yurttaş kendi ve ülkesinin geleceğinden endişe duymuştur. Bizzat iktidar eliyle yapılan saldırılardan payını en çok alan ise yine ve maalesef eğitim ve eğitim emekçileri olmuştur.

Eğitimin giderek piyasaya açılması, tarikatların yasal maskesi olan gerici dernek ve vakıfların “protokol” adı altında eğitime dahil edilmesi, adil ve parasız eğitimden giderek uzaklaşılması, taşımalı ve ikili eğitim utançlarının bu çağda hala devam etmesi, yönetici atamalarında liyakatin artık esamesinin dahi okunmaması, eğitim emekçilerinin şartlarının daha da insanlık dışı koşullara itilmesi, haksız ihraçlar, öğretmeni itibarsızlaştıran politikalar giderek dozu artar şekilde devam etmiştir.

Eğitim-İş, bu çağdışı hamlelerin birçoğunu yargıya taşımış, bazılarından kazanımlar elde etmiş, bazılarını her türlü engellemelere karşı meydanlarda kınayarak tepki göstermişse de görünen odur ki önümüzdeki süreçte şartlar daha da zorlaşacaktır.

Emperyalistlerin yeni hamleleriyle gelişmekte olan ülkeler için kartlar yeniden karılmış, vahşetin ve sömürünün daha hakim olduğu yeni dünya düzeninin kapıları aralanmıştır. Ülkemizi çevreleyen neredeyse hiçbir ülkede huzur ve barış hakim değilken, ülkemiz de dört bir yandan terör örgütlerinin tehditlerine maruz kalmaktadır.

Öte yandan; küreselleşme, kendisini dünya emekçilerinin birleşmesi olarak değil, muktedirlerin ortaklığı olarak göstermeyi sürdürmektedir. Ülkemizde de bu anlamda büyük bir tahribat söz konusudur. Övmek istediği her kavramın başına “yerli ve milli” sıfatı ekleyen iktidar eliyle ülkenin üretim değerlerinin çok büyük bir kısmı üstelik kâr etmesine, fayda sağlamasına rağmen,  özelleştirilmiş, emek alanında ise taşeronlaştırma son sürat devam ettirilmiştir.

Ülkemiz, iktidar eliyle inatla sürdürülen yanlış dış politikalar nedeniyle mülteci akınına uğramış, terör tehdidine karşı sıkça sınır ötesi harekat düzenler hale gelmiştir. AKP’nin yanlış ekonomi politikaları nedeniyle çöken ülke ekonomisinin, bu şartlarda daha da kötü duruma düşeceği tartışmasızdır.

Dünyadaki tablonun vahameti, Türkiye için daha da üst boyuttadır. Türkiye’de ekonomi çökmüş, adalet yandaşlığa batmış, Türk Milleti’nin egemenliğinin vücut bulmuş hali olan TBMM sembolikleştirilmiş, hapishaneler sırf farklı düşündüğü için muhaliflerle, aydınlarla doldurulmuştur. Demokrasinin olmazsa olmazı emek örgütleri de bu saldırılardan payını almış, en ufak bir hak talebi, iktidar ve yandaşları tarafından yaftalamaya, yargılanmaya, iftiralara maruz bırakılmıştır.

Laik, demokratik, bilimsel ve kamusal eğitimin askıya alınmaya, Cumhuriyet eğitim sisteminin ve oluşturduğu kültürün tasfiye edilmeye çalışıldığı, Atatürk devrim ve ilkelerinin yok edilmek istendiği bir süreç yaşanmaktadır.

Eğitim-İş tam da böyle bir dönemde, AKP iktidarına karşı yürütülen muhalefetin demokratik ve meşru mücadeledeki en önemli direnç merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Tüm bu olumsuzluklara karşın örgütümüz emek, demokrasi, özgürlük ve ülkeye sahip çıkma mücadelesinin hep içinde, hep önünde olmuştur. Eğitim-İş’in böyle bir süreçte mücadele alanı içinde olması, emeğimiz, ülkemiz ve ulusumuz açısından çok büyük bir anlam ve önem taşımaktadır.

Bilindiği üzere; kamu emekçilerinin iş güvencesinin elinden alınmak istenmesi, taşeronlaştırmanın, esnek ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşması, işçi ve emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarının giderek ağırlaşmasına yönelik yasal düzenlemeler ve atılan fiili adımlar sürmektedir.

Kıdem tazminatının kaldırılması çalışmaları, taşeronluğun, güvencesiz, kuralsız ve esnek çalışmanın yaygınlaştırılması ve buna bağlı olarak iş cinayetlerinde yaşanan artış, grevlerin yasaklanması, Özel İstihdam Büroları adı altında kölelik büroları açılması, ülkenin ucuz işgücü pazarına dönüştürülmesi, emekçilerin bugün en can yakıcı sorunları olarak görünmektedir.

Emekçileri kendi içinde suni basamaklara bölerek direnci kıran, ayrıştıran iktidara karşı, ne mutlu ki emekçileri Cumhuriyet değerleri ve alın terleri çerçevesinde birleştirmeye ant içmiş bir Eğitim-İş vardır. 

Cumhuriyet’imize, emeğimize, demokrasimize saldırıların daha da arttığı bu günlerde, mirasçısı olduğumuz devrimci mücadele geleneğinin omuzlarımıza daha fazla sorumluluk yüklediğinin bilincindeyiz.

Emperyalistlere, faşistlere, bölücülere karşı sarsılmadan sergilediğimiz dik duruş, bizim tarihsel sorumluluğumuzdur.

Eğitim-İş, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim neferlerinin kalesidir. Ve bu kale dimdik ayakta kaldığı sürece Cumhuriyet’in aydınlanma devrimlerine içten ve dıştan yapılan hiçbir saldırı amacına ulaşamayacaktır.

Mücadelemiz, ilk kuruluş gününün heyecanı ve yarın ne olacağının bilinciyle sürecektir; şairin dediği gibi:

 “Saraylar saltanatlar çöker

kan susar bir gün

zulüm biter.

menekşeler de açılır üstümüzde

leylaklar da güler.

bugünlerden geriye,

bir yarına gidenler kalır

bir de yarınlar için direnenler...”

 Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Yaşasın Eğitim-İş!

Yaşasın Birleşik Kamu-İş!

Ögeyi Oylayın
(1 Oylayın)

Ak Partili Belediye Başkanları, Belediye Meclis Üyeleri ve  İl Genel Meclis Üyelerinin katılımı ile Barış Pınarı Harekatı’na destek için olağan üstü toplanacaklarını açıklayan Ak Parti İl Başkanı Volkan Mengi diğer partileri, belediye başkanlarını ve meclislerini de davet etmişti. CHP İl Başkanı İzzet Akbulut, yaptığı yazılı basın açıklamasında, partisinin belediye başkanlarını ve meclis üyelerini davet edildikleri toplantıya çağırdığını, kendisinin de toplantıya katılacağını duyurdu.

 

CHP İl Başkanı İzzet Akbulut yaptığı yazılı basın açıklamasında;

“Mehmetçik bizim gözbebeğimizdir. Cumhuriyet Halk Partisi her daim Mehmetçiğin yanındadır. Dün(15.10.2019)öğlen saat 12:00 da partimize faks yolu ile şahsıma sms yolu ile Belediye Meclislerimizi Suriye Politikası konusunda olağanüstü toplama çağrısı ve bu toplantıda dile getirilmek üzere Partimizin görüşü iletilmiştir. Yine dün akşam saatlerinde Burdur Ak Parti İl Başkanı Sayın Volkan Mengi 17.10.2019 Perşembe günü yapılacak İl Genel Meclisi Olağanüstü toplantısına partilerinin Grup Başkanı olarak şahsımı davet etmiştir. Davete icabet edeceğimi, bu toplantıda partimizin grup başkan vekilinin Genel Merkezimizin görüşünü saygıdeğer meclise okuyacağını 21.10.2019 Pazartesi saat 14:00 da Belediye Başkanımız Ali Orkun Ercengiz başkanlığında Genel Merkezimizin talebi doğrultusunda Belediye Meclisimizi olağan üstü toplantıya çağırılacağını duyuruyor, şahsımın da Milli Birlik ve Beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günler de yapılması gerektiği gibi partimizin Belediye Meclisi Grup Başkanı olarak ilimiz siyasi partilerimizin İL başkanlarını davet edeceğimi bildiriyorum” dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Vali Hasan Şıldak’ın, pazartesi günü yapılan “Burdur Valiliği Başarıyı İzleme ve Geliştirme Projesi (BİGEP)” tanıtım toplantısının ardından ilk ziyaretini Sakarya İlkokulu’na gerçekleştirdiği açıklandı;

 

Ziyarette öğretmen ve öğrencilerle bir araya gelen Vali Şıldak, projeye verdikleri önemi vurgulayarak, bu kapsamda başta öğretmen ve öğrencilerimiz olmak üzere okul idarelerinin de yakın takibiyle, bütün paydaşlar olarak projenin uygulanması aşamasında gereken katkı ve önemin verileceğine inandığını ifade etti.

Öğretmenlerle toplantı yaparak, projenin amacını paylaşan Vali Şıldak, “Bir Eğitim Şehri Olan Burdur’da Eğitim Birinci Önceliğimiz” sloganıyla İlimizde başlattıkları eğitim seferberliğinin başarıya ulaşması ve geçmiş yıllarda eğitimde elde edilen başarıların tekrar yakalanarak, bu alanda yukarıya doğru bir sıçrama yapılması adına bu projenin hazırlandığını belirtti.

BİGEP’in sadece akademik başarıyı hedefleyen bir proje olmadığının altını çizen Vali Şıldak, bunun yanında sanatsal, sportif, kültürel ve sosyal alanlarda öğrencilerimizin başarılarını artıracak, proje kültürünü yaygınlaştıracak ve okullarımızda yenilikçi sınıflar ve tasarım beceri atölyeleri ile eğitim alanlarının geliştirilmesinin amaçlandığını ifade etti.

Projenin en önemli halkasının izleme ve değerlendirme süreçlerinin olduğunu aktaran Vali Şıldak, projeyi yakından takip edeceklerini vurgulayarak, okul okul, sınıf sınıf projenin takibini yaparak ödüllendirme sistemi ile başarılı öğretmen, öğrenci ve okul yöneticilerini ödüllendirileceğini söyledi.

İlimiz eğitim kadrosuna güvenlerinin tam olduğu belirten Vali Şıldak, BİGEP kapsamında 2023 Eğitim Vizyonu hedefleri doğrultusunda çağın gerektirdiği bilgi ve beceriye sahip bireylerin yetiştirilerek Burdur’u eğitimde model bir kent olması için çabaladıklarını sözlerine ekledi.

Projeyi yeni eğitim öğretimi döneminin başından itibaren ziyarette bulunduğu okullarda anlattıklarını belirten Valimiz,  BİGEP tanıtım toplantısının ardından ilk ziyaretlerini Sakarya İlkokuluna yaptıklarını belirterek, İlçelerde de aynı şekilde Kaymakamlarımız, İlçe Milli Eğitim Müdürleri ile birlikte okul ziyaretlerinde bulunarak projeye verilen önemi anlattıklarını belirtti.

Öğretmenlerle yaptığı toplantının ardından, ziyaretinin devamında sınıfları gezen Vali Şıldak, öğrencilere derslerinde eşlik ederek, bir süre onlarla sohbet etti. Gördükleri derslerle ilgili çeşitli sorular sordu.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından yürütülen çalışmada, Çavdır İlçesi Bölmepınar Köyü, Asarlık Mevkiinde izinsiz kazı yapılacağı duyumu alındı.

Alınan duyum değerlendirilerek 12 Ekim 2019 günü Çavdır İlçesi, Bölmepınar Köyü, Asarlık Mevkiinde icra edilen operasyonda; H.A., E.A., A.A., D.Ç., Ö.Ç., İ.A., N.A. ve H.Z.Y. isimli şahıslar; (3) adet kazma (1) adet hilti, (1) adet jeneratör ve (28) adet muhtelif kazı malzemesi ile kazı yaptıkları esnada suçüstü yakalandı.    

Konuya dair açıklamada Gölhisar Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile ele geçirilen kazı malzemelerine el konulduğu, şüpheli şahısların ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldıkları,

Güvenlik güçleri tarafından Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunmasına yönelik yürütülen çalışmalara kararlılıkla devam edildiği bilgisi yer aldı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)
No Internet Connection