Haberler - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, yönetim kuruyu üyeleri ve Eğitim İş Burdur Şubesi Başkanı Erkan Putgül ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte, Cumhuriyet Meydanı’nda basına açıklama yaptı. Eğitim İş’in kuruluşunun 13. yıldönümü kutlamaları ve  Fakir Baykurt ödüllerini sahiplerine vermek için ilimize gelen Eğitim İş Yönetim Kurulu Başkanı OrhanYıldırım basın açıklamasında, günümüz eğitim sistemindeki müfredat, Milli Eğitim Bakanı değişikleri ve birikmiş çözüm bekleyen sorunlara dikkat çekti. Daha sonra tarikat, cemaat ve vakıfların Milli Eğitim Sistemi’ne dahil edildiği düzenlemeler iptal edilmeden, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un, eğitimde gereken reformları gerçekleştiremeyeceğini, ülkenin geleceğini oluşturacak yeni kuşakların, değerler eğitimi adı altında liyakatsiz kişilerce verilen din eğitimiyle değil, akıl, bilim ve sanat ortamında verilen eğitim sistemiyle yetiştirilmesi gerektiğini savundu. Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım’ın açıklamalarına Eğiti İş üyesi öğretmenler attıkları sloganlarla destek verdiler.

Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Orhan Yıldırım Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasında;

  “Sınıf mücadelesinin ve eğitim emekçilerinin en örgütlü gücü olan Eğitim İş, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, egemenliğini, ulus ve ülke bütünlüğünü, laik düzeni, demokratik ve ulusal eğitim değerlerini korumak ve sonsuza kadar yaşatmak için mücadele etmek üzere 17 Ekim 2005 tarihinde kurulmuştur. 

Kurulduğu günden bugüne Eğitim İş, ulusun ve ülkenin sorunlarına yabancı kalmamış, en önemli ‘özlük’ hakkının ‘bağımsız bir ülkede demokrasi içinde yaşamak olduğu’ bilinciyle hareket etmiştir.

İçinden geçtiğimiz dönem, ülkenin ve sınıfın zor, sıkıntılı süreçlerine denk gelmiş; siyasal iktidarın faşizan politikalarının, her türlü haksızlığın ve hukuksuzluğun yaşandığı, yargının ve adaletin çöktüğü bir dönem olarak tarihe geçmiştir. Mücadelemiz, Cumuhuriyet’in bütün kurumarının teslim alındığı bu dönemde çok daha çetin geçecektir. 

Türkiye’de eğitim sistemi ciddi anlamda alarm vermektedir. 18 milyon öğrenci ve 1 milyon eğitim emekçisi bu eğitim öğretim yılında da birikmiş ve çözüm bekleyen sorunlarla ve müfredat değişikliği, sınav sistemindeki değişikler gibi tamamen ideolojik bakış açısıyla gerçekleştirilen değişikliklerin gölgesine girmiştir. 

Laik, demokratik, bilimsel ve kamusal askıya alınmaya, Cumhuriyet eğitim sisteminin ve oluşturduğu kültürün tasfiye edilmeye çalışıldığı, Atatürk devrim ve ilkelerinin yok edilmek istendiği bu dönemde; derslik açlıkları, kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, ikili öğretim, taşımalı eğitim, uluslararası sınavlardaki başarasızlıklar, öğrencilerin tarikat ve cemaatlerin yurtlarına mahkum edilmesi, çocukların örgün eğitim dışına itilmesi, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik, hukukusuz bir şekilde görevden alma ve ihraçlar, sürgün uygulamaları gibi sorunlar malesef devam etmektedir.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk göreve geldiğinde, 15 Ekim’de, eğitimde üç yıllık yol haritasını açıklayacağını duyurmuştu. Ancak daha sonra, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın alışılagelmiş müdahalesiyle ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu’nun da oluşturulmasının ardından Ekim’de, Recep Tayyip Erdoğan’ın katılacağı programla açıklanacağı duyuruldu. 

Her ne kadar Ziya Selçuk, göreve geldiği günlerdeki olumlu açıklamalarıyla dikkat çekmişse de, eğitim alanında yıllardır izlenen politikalarda köklü bir değişikliğe gidilmeyeceği artık açıkça görülmektedir.”dedi.

Eğitim sisteminde yıllardır yaşanan sorunların aşılmasının, çocukların nitelikli bir eğitime ulaşabilmesini sağlamak için bugüne kdar izlenen bilimsel olmayan eğitim politikalarını tamamen değiştirmekten geçtiğini belirten Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım;

“Tarikat, cemaat ve vakıfların Milli Eğitim Sistemi’ne dahil edildiği düzenlemeler iptal edilmeden Ziya Selçuk’un gerçekleştiremeyeceğini söylemiştik. Ne yazık ki, karma eğitimin kaldırılmasına ilişkin yönetmelik başta olmak üzere, eğitimdeki dinselleştirme adımları, LGS’de yaşanan öğrenci mağduriyeti Ziya Selçuk döneminde de sürmüştür. 

Her gelen AKP’li bakanın, ‘Reformlar yapacağım’ diyerek göreve başlayıp bir önceki halefinin tersi uygulamaları yeni reform olarak halka yutturma çabalarına Ziye Selçuk’la bir yerisinin daha ekleneceği algısı oluşmuştur. Bu nedenle 23 Ekim’de açıkalanacak vizyon belgesinden geçmiş uygulamalardan farklı bir yaklaşım beklemiyoruz. 16 yıllık iktidarları boyunca eğitim bir çıkmazın içine sokan, yozlaştıran, eğitimcilerin çalışma ortamlarına nifak tohumları atan zihniyetin yapacakları konusunda kaygılıyız. 

Yaşanan karanlık tablodan çıkışın tek yolu ise eğitimin eşit, parasız, bilimsel, laik ve kamusal niteliğinin artırılmasıdır. Ülkemizin geleceğini oluşturacak yeni kuşaklar, değerlereğitim adı altında liyakatsiz kişiler arafından verilen din eğitimiyle değil, akıl, bilim ve sanat ortamında verilen eğitim sistemiyle yetiştirilmelidir.

Yine bu dönem, emekçilerin hak gasplarının had safhada yaşandığı, neo-liberal politikaların acımasız hatta ahlaksızca uyguladığı, kuralsız çalışma koşullarının kurumsallaştığı, taşeronlaşmanın sıradanlaştığı vahim bir dönemdir. 

Tüm bu olumsuzluklara karşın örgütümüz emek, demokrasi, özgürlük ve ülkeye sahip çıkma mücadelesinin hep içinde, hep önünde olmuştur. Eğitim İş, diğer sendikaların nitelik ve sayısal bakımdan güç kaybettiği dönemde, örgütlü gücünü ve şube sayısını artırmış, bütün sürece yerinde ve zamanında tavır geliştirmiş, en güç koşullarda bile umut olmuştur. Eğitim İş’in böyle bir süreçte mücadele alanı içinde olması, emeğimiz, ülkemiz ve ulusumuz açısından çok büyük bir anlam ve önem taşımaktadır. 

Yüz yıllık emek ve aydınlanma mücadelesinin en önemli mirasçısı olduğumuzun bilincindeyiz. Mücadele ruhumuz, ırkçının, bölücünün, gericinin devlete ya da sokağa egemen olduğu her dönemde halkımızın üzerine güneş gibi doğmuştur.

Eğitim İş, Büyük Önderi’nin ulusuna güzel günler gösterme hayalini asla ortada bırakmayacaktır. Eğitim İş var olduğu sürece, Cumhuriyet’in eğitim kurumlarında, aydınlanma devrimlerine savaş açanlara meydan okuyacak namuslu solukta mutlaka var olacaktır.

Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da emeğimize ve ülkemize yönelik her saldırı, karşısında sarsılmaz bir kale gibi Eğitim İş’i bulacaktır.” dedi ve kurulduğu günden bu yana Eğitim İş’in; laik, çağdaş, bilimsel, ulusal, parasız, demokratik ve karma eğitimi savunmaya devam edeceği vurgusu yaptı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Valiliği AB ve Dış İlişkiler Bürosu ile Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı iş birliğinde, Kamu Kurumları ve STK’lara yönelik proje yazımı ve uygulaması konularında eğitim verilmesine dair açıklama yapıldı;

 Göreve başladıktan sonra Valilik AB ve Dış İlişkiler Bürosu proje birimi ile bir araya gelerek toplantı yapan Vali Hasan Şıldak, Avrupa Birliği başta olmak üzere Ulusal ve Uluslararası hibelerden İlimizin daha fazla yararlanması için farkındalık yaratmak üzere bütün kamu kurumlarında proje birimleri oluşturularak, personel görevlendirilmesi talimatını vermişti.

Konuyla ilgili 17/10/2018 Çarşamba günü kamu kurumları ve STK’ların proje birimlerinde görevlendirilen personele yönelik proje yazımı ve uygulaması konusunda eğitim vermek ve kurumlar arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla toplantı yapıldı.

Toplantıda Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’ndan (BAKA) Proje Uzmanı Sinan Mesuter tarafından başta BAKA olmak üzere, Ulusal ve Uluslararası Fon Sağlayıcılar tarafından sağlanan hibe ve destekler hakkında sunum yapıldı. Toplantının devamında Uzman Mesuter, proje yazımı ve uygulamasının aşamaları ile ilgili kapsamlı bir eğitim verdi.

Verilen eğitime başta proje birimlerinin koordinatör ve yöneticileri olmak üzere kurumların ve STK’ların ilgili personeli katılım sağladı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

21. dönem atamaları öncesi, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile 13. dönem İdari Yargı Hâkimlerini belirleyecek kuralar çekildi. HSK tarafından yayınlanan kararname ile Burdur ve ilçelerine 15 yeni Hakim ve Savcı ataması yapıldı;

 

1.Hakim Ezgi Akın Burdur Hakimliği 

2.Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Bayaslan Tefenni Cumhuriyet Başsavcılığı

3.Cumhuriyet Savcısı Ahmet Büladi Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı

4.Cumhuriyet Savcısı Kemal Çelikez Tefenni Cumhuriyet Savcılığı

5.Cumhuriyet Savcısı Uğur Güven Burdur Cumhuriyet Savcılığı

6.Hakim Ece Güneş Kara Burdur Hakimliği

7.Cumhuriyet Savcısı Gökhan Karaağaç Yeşilova Cumhuriyet Savcılığı

8.Hakim Yakup Kılıç Yeşilova Hakimliği

9.Hakim Seher Kurt Burdur Hakimliği

10.Hakim Alim Şen Tefenni Hakimliği

11.Cumhuriyet Savcısı Ebru Taşkın Bucak Cumhuriyet Savcılığı

12.Hakim Burak Uslu Yeşilova Hakimliği

13.Cumhuriyet Savcısı Serpil Yaman Gölhisar Cumhuriyet Savcılığı

14.Hakim Muhammet Ali Yiğit Tefenni Hakimliği

15.Hakim Orhun Kemal Süer Gölhisar Hakimliği

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Belediyesi Uzay çatı altındaki parka yöre müziğimizin üstadı Merhum Hamit Çine Parkı adını koydu. 

Parkta elektrik trafosu üzerine yerleşkirilen panoda, Hamit Çine’nin cura çalan bir resmi yer alıyor. Resminin hemen yan tarafında Hamit Çine’ni yaşam öyküsü bulunuyor. Biyorafi ve resim arasında Merhumun bestesi “Hade Gali Sen de Gel” türküsünün sözleri yer alıyor. 

Parktaki yeşillendirmelerle birlikte yerliştirilen pano, Merhum Hamit Çine’nin anısına yakışıyor. 

Merhum halkbilimci Hamit Çine’nin her eserinde Teke Yöresi izleri vardır. Onun türküleriyle insanlarımız  kimi zaman oynar, kimi zaman düşünür. 

Halkbilimci Hamit Çine’nin hayatı

Özellikle teke yöresinde çok sevilen büyük bir folklor araştırmacısı ve müzik adamı olan Hamit Çine 4 Nisan 1926’da Burdur’da doğdu. Adı Hamitoğulları’ndan gelir. O zamanlar Çine Köyü’nde babası iyi bağlama çalardı. Annesi de babasına zaman zaman ud ile eşlik ederdi. Diğer kardeşleri de müziğe karşı ilgili olup hepsi bağlama çalardı. İlk bağlama deneyimine tarlalarda yetişen süpürgelik bitkisinin elyafını kaldırıp, arasına çöp koyarak, ondan melodiler çıkararak başladı. İlkokulda armonika, ortaokulda ise bağlama çalmaya başladı.

Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nde okudu. Eminönü Halk Evi’nde sosyal faaliyetlere katılmaya başladığında artık bağlama ile iç içe yaşamaya başlamıştı.

Lisede okul faaliyetlerinde aktif rol oynamaya başladı. Bazan hocaları bağlama çalar O zeybek oynar, bazan da O çalar arkadaşları zeybek oynardı.

Eminönü Halk Evi’nde Serenler Zebeğini çalarken fark edildi ve İstanbul Radyosu Topluluğuna haftada bir gün katılması için şans verildi. Bayram Aracı ile birlikte programlara katıldı.

1952 yılında yedeksubay olarak askere gitti. Askerliğini de sazıyla beraber yaptı. Hatta Hamit Teğmen’in sazının sorumluluğunu bir askere verdiler, getirdi, götürdü, sahip çıktı. İstanbul’dayken Agop Usta’nın saz evinde tesadüfen Muzaffer Sarısözen ile tanıştı. Sarısözen O’nu Ankara’ya davet etti ve Ankara Radyosu’nda sazıyla ve oyunuyla programlara katıldı.

1954’te askerliği bitince Burdur’a döndü, toprak işleriyle uğraşmaya başladı. Bir gün Muzaffer Sarısözen Burdur’a gelip O’nu aradı. Beraberce Burdur oyunlarını oynayacak bir ekip aradılar. Ancak o sırada herkes işte güçte olduğundan ekibi kuramadılar. Sarısözen Ankara’ya döndükten sonra Çine’ye tekrar yazdı ve “Bu ekibi mutlaka istiyorum” dedi. Hamit Çine de kardeşi Behiç ile birlikte iki kişilik küçük bir ekip oluşturarak Açık Hava Tiyatrosu’nda step tarzında topuk vurarak teke oyunu oynadılar. Bu, izleyenlerin ve Sarısözen’in büyük beğenisini kazandı.”Amerikan stebinin çıkış yeri burası olsa gerek” şeklinde sözler söylendi.

Yarım kalan yüksek tahsilini tamamlamak için İzmir’e gitti. Burada Muzaffer Sarısözen’in de ısrarlarıyla ve Mustafa Hoşsu’nun çabalarıyla İzmir Radyosu’na kazandırıldı. O yıllarda özellikle Burdur Yöresi ile ilgili halk bilimi çalışmaları yaptı. İzmir Radyosu’nda koro şefliği yaptı. 1982’de radyodan emekli oldu. 1985-86 yıllarında Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuvarı’nda öğretim görevliliğine çağrıldı. Burada beş yıl hizmet verdi. Üç telli üzerine araştırmalar yaptı. Fethiye’li Mustafa Coşkun ve Ramazan Güngör’ün üç telli ile, Burdur’lu Faik İnce’nin cura ile icralarını inceledi.

1989 yılında Burdur’dan Damlalar isimli halk bilimi hakkındaki çalışmasını yayınladı. Üç Telli Bağlama Metodunu hazırladı. Bunun yanında bağlama metodu için bir öğreti kitabı yazdı. Yurt çapında düzenlenen sempozyumlara bildiriler sundu. Yurt dışında bir çok ülkede özellikle yöresinin müziğini tanıttı. İngiltere’de bir yarışmada 29 ülkenin sazları içinde en beğenilen saz olmasına rağmen üç telli ile ikincilik verildi. Son zamanlarda “Halk Müziği Ustalarımız Hamit Çine ve Parmak Curası Avşar Beyleri” isimli bir kaset yaptı.

Hamit Çine her zaman kültürüne tutkun, yöresine aşık, araştırmacı örnek bir sanatçı olmuştur.

Halen halk müziğinin devlerinden biri olarak tüm aktivitesiyle yaşantısını İzmir’de sürdürmektedir...

Derlemelerinden Bazıları:

Ağır Al Yazma Zeybeği (Burdur),

Alıverin Tabancamı (Kozağacı-Burdur),

Allıdır Gelin (Burdur),

Avşar Zeybeği (Burdur),

Ayva Dibi Serin Olur (Kozağacı-Burdur),

Bahçen Bozuk Değil mi (Burdur),

Ben Güzel İdim (Burdur),

Boğaz Havaları, Akkoyunum Yüz Olsa (Burdur),

Bucak Serenler Zeybeği (Burdur),

Çay Benim Çeşme Benim (Burdur),

Devesi Tuzdan Gelir (Burdur),

Dolan Gel Sevdiğim (Burdur),

Erik Dalları (Dirmil-Burdur),

Evlerinin Önü İğde Dalları (Burdur),

Fatma Gelin (Kozağacı-Burdur),

Gaz AMAT (Burdur),

Gıcır Gıcır (Burdur),

Güllük Dağı (Burdur),

Haydulen (Burdur),

İğnem Düştü Yerlere (Burdur),

Karaağaç Zeybeği (Burdur),

Kazım Zeybeği (Burdur),

Mavilisin (Burdur),

On İkidir Şu Burdur’un Dermeni (Burdur),

Sıçanın Destanı (Burdur)

Süpürgeyi Boyadım (Burdur),

Yağmur Yağar Şıpır Şıpır (Burdur),

Yar Kayalarda Yaslanır (Burdur),

Yayla Yolları (Burdur).

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Hocabali Hamamı, ilimizin tarihi değerlerinden. Halk arasında Oluklaraltı Hamamı olarakta bilinir. 

Burdur Sinan Manallesi’ndeki hamam, Hocabali Muslihiddin tarafından 1582 yılında yapıldı. 1950 yılına kadar hamam olarak hizmet verdi. Daha sonra marangozhane ve depo olarak kullanıldı. Burdur Belediyesi tarafından 49 yıllığına kiralanan, bir bölümü yıkılmış olan tarihi hamam restore edilmeyi bekliyor.

Hocabali Hamamı, 16,y.y.(1582) Hocabali Muslihiddin Efendi tarafından yaptırılmış olan çok önemli bir eser. Uzun aksı, kuzey güney doğrultusunda dikdörtgen bir alana oturmuştur. Horasan harcıyla birbine tutturulmuş taş duvarlıdır. İki kubbelidir. İlki soğukluk kısmının. ikincisi de sıcaklık kısmının üzerindedir. Sıcaklık kısmındaki kubbenin altında göbek taşı vardır. Köşe ve kemerlerde kesme köfeki taşı kullanılmıştır. Üzeri tonuz kamar ve düz dam ile örtülüdür. Aydınlanması kubbelerdeki küçük pencerelerdedir. Hamamın alt kısmında ısıtma tünelleri vardır. 

2017 yılı Mayıs ayında tarihi hamam için proje ihalesine çıkıldığı, projenin yenilenmesinin ardından yaklaşık maliyetinin çıkarılarak restorasyon ihalesine çıkılacağı duyurulmuştu.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Cumhuriyet Gazetesi’nde bir haber;

“Atanamayan öğretmen intihar etti, cebinden 10 lira çıktı!”

Tunceli Pertek doğumluydu  “Ersin Turhan.” Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nde sınıf öğretmenliği okumuş, atanmayı bekliyordu. 32 yaşında İstanbul Gazi Kent Ormanı’nda bir ağaca kendini asarak intihar etti. 

“Ersin Turhan”ın intiharı sonrası, akrabası Turgut Erdoğan, “Zor şartlarda okuduğunu, yazın köyde tarım işiyle uğraştığını, 15-20 gün önce İstanbul’a çalışmaya geldiğini, üniversiteyi okurken de ara verdiğini, bir yıl önce okulu  bitirdiğini, yazın nohut ektiğini, insanlardan sipariş almaya çalıştığını, yazları İstanbul’a gelip büyük inşaat firmalarında çalışarak, okul harçlığını çıkardığını” söyledi.

İnanın; şimdi memlekette, “Ersin Turhan”ın pozisyonunda, üniversiteyi bitirip, iş bulamayan, işsiz kalıp evine ekmek götüremeyen,  tarlasına ektiği ürün para etmeyen, fenni yeme ve diğer masraflara para yetiştiremediğinden, elindeki sığırları ucuz fiyattan kestirebilmek için, mezbaha sahiplerine yalvaran milyonlarca insan var!

Eğitim Fakültesi’ni bitirip atanamayan “Ersin Turhan” ne yapmalıydı? 

Devlet her yıl  eğitim fakültelerine binlerce öğrenci alıyor! Sonra, bu okulları bitirenlere iş vermiyor, atamalarını yapmıyor! 

İntihar etmeden önce; “Devlet madem atama yapamayacak bu okulları kapatsın! Ya da öğrenci sayılarını azaltsın o zaman!” diyerek, her gün kahrolmaktansa, yaşama tutunabilmek için, köyündeki tarlasına nohut ekmiş! “Ersin Turhan.”

Sonra; sonrası büyük bir hüsran! Ülkede çiftçinin binbir emekle yetiştirdiği nohut ve diğer tahıl ürünleri para etmiyor!

Bu konuda Erdoğan ve AKP’nin politikası belli;

“Tarım ürünleri, pahalı mazot, ithal tohum, gübre, elektrik, su nedeniyle pahalıya maloluyorsa, bizde yurt dışından ithal ederiz.”

İşte; tarım ürünleri, saman, buğday, nohut, bilumum tahıl, bakliyat, meyve, sebze ürünlerini ithal etmenin yolaçtığı sonuç bu!

Atamasının yapılmayacağını bile bile, eğitim fakültelerine binlerce öğrenci almanın bedelidir, Öğretmen adayı, çiftçi “Ersin Turhan”ın intiharı!

“Ersin Turhan”ın intiharının vebali;

“Ersin Turhanlar”ın vebali sizin boynunuza!

 Bu ülkede yıllardır, fırsat eşitsizliği yaratan yanlış eğitim politikaları uygulayanların, eğitimi cemaatlerin, tarikatların eline verenlerin!

Tarım başta olmak üzere, her alanda üretimi köstekleyip, ithalatın yolunu açarak, yandaşlarına kıyak yapıp, kendileride yemlenenlerin!

Bir taraftan kriz yok deyip, diğer taraftan, yükselen enflasyonu zabıta marifetiyle düşük göstermeye çalışan, 2-3 kat artan fiyatların hesabını, büyük sermayedar rantiyecilerden soramayıp, küçük esnafa maledenlerin!

Boynunadır…

“Ersin Turhan” gibi, daha yüzbinlerce binlerce genç! 

Emeğiyle geçinmeye, elınteriyle yaşamaya çalışıp işsiz kalan!

İşyerini kapatan, aç açıkta kalıp, bunalıma girerek intiharı bile düşünen! 

Milyonlarca insan var bu memlekette…

Hepsinin hepsinin vebali de yine sizin evet sizin boynunuza…

Ve fakat;

Yalan, yağma, talan politikalarınızla iflaslar, kapanan fabrikalar, işten çıkarmalarla, işsiz kalmalar, köyden kentlere kaçışla artan yoksulluk, açlık, toplumu ısıtıp kaynama noktasına getirdiğinde;

Ortaya çıkan patlamaya hazır bombadır ki;

Bu bombanın nerede, nasıl, ne zaman, kime, kimlere patlayacağı hiç belli olmaz…

Son söz;

“Ersin öğretmenler” intiharla değil direnmeyle kurtulur…

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Muhtarlar Günü’nde mahalle ve köy muhtarıyla yemekte buluştu.

Burdur Belediyesi Muhtarlar Günü’nde  merkeze bağlı mahalle ve köy muhtarları için yemek düzenlendi. Susamlık Tesislerinde düzenlenen yemeğe, Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Belediye Başkan Yardımcısı Ali Say, CHP İl-İlçe Başkanı, İl Genel ve Belediye Meclis Üyeleri ile merkeze bağlı mahalle ve köy muhtarlarının katıldığı açıklandı;

Yemekte konuşma yapan Başkan Ercengiz, Burdur Belediyesinin çalışmaları hakkında muhtarları bilgilendirdi;

Konuşmasında göreve geldikleri günden itibaren muhtarlarımızın talepleri doğrultusunda çalışma gayretinde olduklarını belirten Başkan Ercengiz, “4,5 yılı aşan bir süredir birlikte hizmet ediyoruz. Sadece 35 Mahalle muhtarımızla değil Merkeze bağlı köy muhtarlarımızın da zaman zaman bizlerle birlikte olmasından keyif aldığımızı söylemek istiyorum. Çünkü Burdur ili bölgenin yaşanabilir üretken, kendi kendine yetebilen ve ülke ekonomisine katma değer katan en kıymetli illerinden birisi. Zaman zaman Türkiye İstatistik Kurumunun bölgeye ait verilerini inceliyorum. Burdur olarak hem doğal taş da hem yaş sebzede biz bizim ölçeğimiz olan birçok ilin çok çok önündeyiz. İlimiz olarak kayıtlara geçen 200 bin dolarlık ihracatla nüfus ölçeğine oranlandığında oldukça kıymetli bir ihracatı yapan bir iliz. Bunu en büyük temeli bölge halkımızın çalışkan, dürüst olması ve bölge insanımızın da ülkesini ve vatanını sevmesidir.  Hepimiz bu vatan ve millet için çalışmak zorundayız. Mahallerimizin sorunlarını sizden öğrenmek adına toplantılar yapıyoruz. Sizlerden gelen talepler doğrultusunda bir iş planı içerisinde sıraya koyup kimseye haksızlık etmeden en iyi hizmeti eşit ve adil bir şekilde yapmaya gayret ediyoruz. İyi ki birlikte yönetiyoruz, iyi ki sizler varsınız ilimizin gelişmesi ve güzelleşmesi için katkı koyuyorsunuz sizlere teşekkür ediyorum. Bir kez daha Muhtarlar Gününüzü kutluyorum” dedi. 

Muhtarlar Derneği Başkanı Muhtar Sami Çelik Başkan Ercengiz’e yapmış olduğu desteklerden dolayı teşekkür ederek, çiçek takdim etti.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İlimizin yetiştirdiği, yaşayan en büyük Duayen siyasetçi  Senatör Ekrem Kabay onuruna “Demokrasi ve Ekrem Kabay Gecesi” düzenleniyor.

20 Ekim Cumartesi Günü Saat 20.00’de Makü Konferans ve Sergi Salonunda,  Burdur Belediyesi ve Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanlığı’nca düzenlenecek olan Demokrasi ve Ekrem Kabay Gecesi’ne tüm yurttaşlar davetli.

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Şeker Fabrikası Müdürü Sezai Doğan basın mensuplarını makamında ağırlayarak, yeni kampanya döneminde işlenecek pancar, üretilecek şeker ve bunun karşılığında üreticiye ödenecek para miktarı hakkında bilgi verdi;

Şeker Fabrikası Müdürü Doğan’ın basın mensuplarına yaptığı açıklamaya göre; Bu yıl 6 il 25 ilçe 151 köyde 4117 üreticiye 78.550 dekar alanda pancar ektirildi. Ekilen alandan elde edilecek  yaklaşık 480 000 ton bedeli ödenen pancar teslim edilecek.

Fabrikada kampanya süresince işlenen pancar 470.000 ton civarında olacak. Fabrikanın günlük pancar işleme kapasitesi 5.200 ton. Bu kapasitenin üzerine çıkmak için ekipler gerekli gayreti gösterecekler. Üçlü vardiya sistemi ile çalışılarak 92 gün aralıksız üretim yapılacak. Işlenecek 470 000 ton pancardan 62 000 ton Kristal şeker, 19 000 ton melas, 120 000 ton yaş pancar posası üretimi hedefleniyor.

Burdur Şeker Fabrikası 2018 yılında şu ana kadar üreticilere 6.293.000 TL ayni 22.357.000 Tl nakdi olmak üzere toplam 28.650.000 TL avans ödemesi yaptı. Fabrikanın 2018-2019 kampanya döneminde bölgeye sağlayacağı katma değerin 300 Milyon TL olması bekleniyor.

Fabrikanın hedefi; işlenen pancardan en yüksek randımanlı ve en kaliteli şekeri en düşük maliyetle üretmek.

Şeker Fabrikası Müdürü Sezai Doğan yaptığı açıklamada; Şeker pancarı üretimi yapan tüm çiftçilere, fabrikanın çalıştırılmasında emeği geçen tüm çalışanlara, kendilerine duyarlı olan kamuoyuna teşekkür etti ve 64. Pancar alımı ve işleme kampanyasının Burdur’a ve ülkeye hayırlı olmasını diledi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, Eğitim İş Konfedarasyonu Örgütlenme Sekreteri Hasan Kütük ve Eğitim İş Genel Mali Sekreteri Hüseyin Kara, Burdur Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret ettiler.  Eğitim İş yönetim kurulu Genel Başkanı Orhan Yıldırım ve diğer yönetim kurulu üyeleri, Eğitim-İş Sendikası’nın 13. kuruluş yıldönümü kutlamaları ve Fakir Baykurt ödüllerini sahiplerine vermek için ilimize geldiler.

Burdur Gazeteciler Cemiyeti’nde Burdur Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel, yönetim kurulu üyeleri ve basınla bir araya gelen Eğitim İş Sendikası Başkanı Orhan Yıldırım, günümüzdeki eğitim sisteminde yaşanan sürekli bakanlık değişimlerine ve Burdur’da eğitimde yaşanan sorunlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Milli Eğitim Bakanlığı’na yazılı görüşte de bulunduğu bir konudan da bahseden Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım,  “Şimdi yeni gelen Milli Eğitim Bakanı’na, FETÖ’nün milli eğitimde yarattığı bu derneklerin, cemaatlerin, vakıfların Milli Eğitimi’in içine girmesi, devletin yurt yapmayıp çocukların cemaat yurtlarına gönderilmek zorunda bırakılması ve mülakat sistemiyle sadece onlardan olanın, öğretmen olarak atanması gibi, birtakım olumsuz uygulamaların, bir an önce ortadan kaldırılması, iptal edilmesi ve gerçekten hakeden, liyakatlı kişilerin hem öğretmen hem yönetici olması ve bu işin içine sokulması gerektiğini ilettiklerini söyledi.

Eğitim İş Sendikası Genel Başkanı Orhan Yıldırım ülkedeki eğitim sitemiyle ilgili olarak yaptığı açıklamada;

“ İktidar yeni sistemle bilimsel politika izlemediği gibi her şeyi biz biliriz mantığıyla sadece kendi bürokratlarıyla bir değerlendirme yaptı ve her gelen bakan yeni bir düzenleme getirdi. Getirdikleri her şey aslında var olan sistemi aslında bozmaya dayalı. Bizde AKP iktidarı döneminde milli eğitim bakanlarıyla birlikte Türkiye’de eğitimdeki sorunları çözmeye yönelik attıkları her adımın aslında kendi zihinlerinde Türkiye’deki eğitimin gelişmesini değil, çocukların ve eğitimin birazda dini referans üzerinden daha çok dinsel vatandaş kitlesi yetiştirmeye yönelik olduğunu, çocuklarımızın yetenekli olduğunu, bu yeteneklerin ön plana çıkarılması gerektiğini, bunun içinde yeni bir şey icat etmelerine gerek olmadığını, gelişmiş ülkelerdeki uygulanan sistemlerin ki eğer Türkiye’nin coğrafi yapısına örneklendirilerek ve Türk insanın beklentisini de karşılandırarak bu şekilde Anadolu’ya yayması gerektiğini söylemiştik. Bu konuda Türkiye’de faaliyet gösteren tüm sendikalar, tüm üniversiteler, üniversitelerin eğitim fakülteleri, rektörleri, uzman bu konuyla ilgili zamanını ve gününü harcamış olan bilim adamlarını bir araya toplayalım. Çalıştaylar, eğitim şurası yapalım. Türkiye’deki eğitim geleceği nasıl geliştirilecekse birlikte karar verelim. Sonra hep birlikte sahip çıkalım. Konu siyaset değil, çocuklar. Çocuklarımızı kurtarırsak, Türkiye’yi kurtaracağız. Ama son 16 yıldır bunu yapmadılar. Her gelen bakanın bir yenilik diye ortaya sunduğu değişikliği, bir sonra gelen yine ayni siyasi partinin bakanı çöpe atarak, ‘önceki berbat, ben yeni bir sistemi geri getiriyorum, asıl bununla kalkınacağız’ şeklinde kısa özetle halka sundular. Ama ne yazık ki son 5 bakanda aynısını yaparak eğitim tamamen karıştırarak, işin içinden çıkılmaz hale getirerek görevini devretti gitti. En son cumhurbaşkanının açıkladığı aslında hepsinin özetiydi. Biz eğitim alanında battık. Eğitimde hiçbirşeyi düzeltemedik, hiçbir şey yapamadığım alan eğitim dedi. Aslına biz onu düzeltelim. Eskisinden daha kötü hale getirdiğimiz tek bakanlık milli eğitim bakanlığı şeklinde de itiraf etti. Bu itiraf bir adım gibi olsada, biz bu itirafın arka planında ne yazık ki FETÖ’nün yurt, dershane yapılanması ve milli eğitim bakanlığındaki kadrolara yine sınav sorularını çalarak, öğrencilere bu sınav sorularını vererek, gerek askeriyeye gerek devletin tüm kademelerine bu girişlerde ne yazık ki varolan siyasi partinin yeterince ciddiye almadığını, o dönemde tüm basında çıkan uyarılara rağmen bu soruların çalındığı, birilerine verildiği onlarında devletin önemli kadrolarına geçtiği, bunun Türkiye adına bir sonuçla karşımıza geleceği uyarıları dikkate alınmadı. Ne yazık ki 2016’daki o kalkışmayla sonuçlandı. Bu Türkiye adına hem utanç verici. Her ne kadar aldatıldık, farkına varmadık diye itiraf edilse de devlet yönetenlerinin böyle bir zaafiyeti olamaması gerekiyordu.”dedi. 

Burdur özelinde görülen dışardan göç almadığından ve mülteci sorunu olmadığından birçok kente göre Burdur’un eğitim düzeni daha iyi olduğunu belirten Eğitim İş Sendikası Başkanı Orhan Yıldırım;

 “ Burdur dışında gittiğimiz bütün kentlerde hem iç göç alması hemde Suriyeli göçmenlerin o illerde ikamet etmesi nedeniyle okullar Suriyeli çocuklar ve içgöçle gelen mültecilerle birlikte beklentisizlik ve plansızlık nedeniyle kalabalık. Dolayısıyla kalabalık sınıflar sorunu Burdur’da yok. Yerelinde Burdur’un eğitiminin geriye gitmemesi açısından olumlu. Binaların fiziki yeterliliği açısındanda bu olumlu. Bundan 8-10 yıl önce Burdur eğitimde çok daha öndeydi. Şu anda Burdur’un eğitimde gerilediği sınav sonuçlarında görülüyor. Yani burada Milli Eğitim Bakanlığı ve İl Milli Eğitim Müdürü’nün Burdur’un eğitim seviyesinin bu uluslarası görülen şekliyle daha eskiden olduğu gibi bunun adına çalışmalara yapmalıdır. Bu çalışmaların bir özü vardır. Eğitimde çalışma yapılacaksa mutlaka eğitimin paydaşlarıyla yapılmalıdır. Bunu yapmak için burada fiziki yönetim kadrosu mevcut. Eğitim İş Sendikası olarak biz her zaman Burdur’u ve çevre illeri ziyaret ediyoruz. Çünkü eğitim sahada olur. Masabaşında kontrol edilecek bir şey değildir. bu noktada biz adımımız atıyoruz. Öğretmenler çocukalrı geliştirmeesi için teşvik edilmelidir. Burdur genelinde sosyal ve sözel derslerin önünün engellenmesi değil tam tersine bununla ilgili konularda bu sorunun okul bazlı çözülmesi gerektiğini söyledik.” değerlendirmesi yaptı.

İldeki çalışmaları hakkında da basına bilgi veren Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım;

“Sayın Vali Hasan Şıldak’tan randevu istedik. Sayın Valimiz Türkiye’deki 4. büyük eğitim sendikasının genel başkanına zaman ayırma teveccühünde bulunmadı. Şimdi biz Sayın Valimize soruyoruz. Türkiye’nin en önemli eğitimken, bir eğitim sendikası başkanının eğitimle ilgili görüş alışverişi bulunmasına nasıl zaman ayırmaz? Bir fabrikatör mü olmamız gerekiyordu ya da yukardan milletvekillerinden AKP’den torpille mi gelmemiz gerekiyordu. Oturmuş olduğu koltuğun eğitimle ilgili olduğunu bilmek zorundadır. Gelmiş olduğu kent eğitim konusunda öne çıkmış bir kenttir. Eğitim konusunda öne çıkmış eğitimle ilgli bir kent halkının eğitimle ilgili hangi sendika başkanı olursa olsun ona zaman ayırmamayı tercih etmesi gibi hakkı ve şansı da yoktur. Eğer bu özel kalem iletmediyse özel kalemiyle kendisinin görüşmesi gerekir. Zaman ayırmadıysa kendisinin kaymakamlıktan valiliğe geçmiş olduğunu biliyoruz.” yorumu yaptı.

Burdur Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel ziyaretin sonunda, Genel Başkan Orhan Yıldırım’a, ‘Türkiye Şubat ayından beri şeker fabrikalarını konuştu. Bundan 15 gün önce Şeker-İş’lerinin örgütlü gücünün başkanı çok lüks bir araba alarak bütün 10 aylık verilen haklı mücadele sıfırlandı. Türkiye’de sendika örgütlerinin toplum nezlinde de karşılığını görüyor musunuz? Bu toplumla sendika arasındaki bağı zayıflatmıyor mu? sorusunu yöneltti.

 Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım buna mukabil verdiği cevapta;

“Tabiki zayıflatıyor ama biz Eğitim İş Sendikası olarak hepimiz yıllardır bu işin içerisindeyiz. Biz bu konulara maruz kalamamak için tüzüğümüze yazdık. Bizde şöyle bir şey vardır. Bu iş gönüllülük işidir. Bir eğitim sevdasıdır. Dolayısıyla gönüllü ve eğitim sevdası içinde yapmak üzere soyunduğumuz bir görevi genel başkan dahil olmak üzere hiçbir ilde asıl aldığınız maaşın dışında bir gelir alamazsınız. Kalın bir çizgiyle genel başkan dahil olmak üzere hiçbir yetkili arkadaşımız devlette görev yeptığı işte almış olduğu aylık ücretin dışında bir kuruş dahi alamaz. Bu nedenle 2005’den beri sürekli büyüyoruz.” görüşünü belirtti.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Özgür mahallesi Muhtarlığı’nın organizasyonu ile Uzay Çatı altında vatandaşlara aşure dağıtıldı.

Vali Hasan Şıldak, Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Ak Parti İl Başkanı Volkan Mengi, Ak Parti Merkez İlçe Başkanı Murat Akbıyık ve Ak Parti İl ve Merkez İlçe Yönetim Kurulu üyeleri’de organizasyona iştirak ettiler.

Vali Hasan Şıldak ve Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz Aşure kazanlarının başına geçerek vatandaşlara Aşure dağıttılar.

Vatandaşlar sıraya geçip aşure alarak memnuniyetlerini dile getirip teşekkür ettiler.

Vali Hasan Şıldak, Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Ak Parti İl Başkanı Volkan Mengi, Ak Parti Merkez İlçe Başkanı Murat Akbıyık, Ak Parti İl ve Merkez İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri, aşure ikramı esnasında vatandaşlarla ayaküstü kısa sohbetler ettiler.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Akay Petrol, Binay Petrol, Kurt Petrol, Mudul Petrol, Kabacalı Petrol, AFM Petrol Burdur Petrolcüleri Platformu adıyla basın açıklaması yaparak; Burdur’da hizmet veren bayilerin yüksek fiyata ürün satmış olmasının söz konusu olmadığını belirtip Yavuz Mehmet Kaya’nın “tam yüzde 17,70 kazıklanmışım” açıklamasının, ticari ahlaka uygun olmayıp bilinçsizce söylendiğini, Burdur Belediyesine de Kayyum atanmasını istemek düşüncesinin  de bu kapsamda çok saçma olduğunu ifade ettiler.

Burdur halkına akaryakıt Lpg fiyat bilgilendirme mesajı ve basın açıklamasıdır.

Burdur Belediyesi Meclis üyesi ve encümeni Sayın  Mehmet Yavuz Kaya’nın yaptığı basın açıklamasında Burdur Belediyesi Belediye Başkanımız Sayın Ali Orkun Ercengiz ve Belediye  akaryakıt istasyonlarında satılan lpg ile kayyumla yönetilen Bucak Belediyesi arasındaki lpg fiyatlarının arasındaki farkı gündeme taşımıştı.

Burdur ilinde söz konusu fiyat politikası uygulaması ilimizde hizmet veren  akaryakıt bayileri ve Belediye işletmeleri de dahil olmak üzere Akaryakıt dağıtım şirketlerinin belirlemiş olduğu ve ayrıca Epdk fiyatı üzerinden yapılmaktadır.

Epdk piyasa taban ve tavan fiyatlarını  belirlemektedir.  Bu nedenle Burdur ilinde hizmet veren bayilerin yüksek fiyata ürün satmış olması söz konusu değildir. Devamlı olarak online takip edilen bir sistemde pahalıya mal  satmak, kaçak akaryakıt satmak vb. usülsüz işler ağır cezai müeyyidelere çarptırılmaktadır.

Sizlere Burdur da hizmet veren Akaryakıt bayileri  olarak Sayın Yavuz Mehmet Kaya’nın ifadesinde kullandığı “tam yüzde 17,70 kazıklanmışım” sözü ticari ahlaka uygun olmayıp bilinçsizce söylenmiş biz sözdür. Ayrıca Burdur Belediyesine de Kayyum atanmasını istemek düşüncesi de bu kapsamda çok saçmadır.

Burdur ilinde sizlere hizmet etmekte olan bayiler olarak kaliteden güler yüzden ödün vermeden sizlerin güvenini kazanarak hizmet vermeye devam edeceğimizi bir kez daha belirtmek istiyoruz. Bu bağlamda Belediye petrollerini ve biz Burdur Petrol akaryakıt istasyonlarını tömet altında bırakan bu açıklamayı kamu oyuna yapmak zorunluluğunu hissettik….

Saygılarımızla

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Devlet Hastanesi Baştabibi Uzm.Dr.Ferunda Demir görevinden istifa etti. Baştabip Uzm.Dr.Ferunda Demir 26 Şubat 2016 tarihinden bu yana Burdur Devlet Hastanesi’nde başhekimlik yapmaktaydı.

Baştabip Yardımcıları Uzm.Dr. Özkan Erdoğan, Opr.Dr.Kaan Çömez, Uzm. Dr.Ayla Kılıç, Dr. Mustafa Güngör, Hastane Müdürleri Ali Demiray, Nurşen Yıldırım, Yardımcıları İbrahim Toklu, Halil Türköz, Ramazan Çakıroğlu, Cennet Akbulut ve diğer hastane personelleri ile vedalaşan Baştabip Ferunda Demir Özekinci; 

“Yaklaşık 3 yıldır yürütmekte olduğum Burdur Devlet Hastanesi Başhekimlik görevinden ayrılmış bulunmaktayım. Bu süreçte desteğini esirgemeyen Sayın Milletvekilim Bayram Özçelik’e, İl Başkanım Volkan Mengi’ye, İl Sağlık Müdürüm Reha Sermed Aygören’e; büyük bir özveriyle çalışan Başhekim Yardımcilarım, Müdür ve Müdür Yardımcılarıma, hekim arkadaşlarım ve tüm hastane personeline çok teşekkür ederim” dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Belediyesi’nden “Y. Mehmet Kaya tarafından yapılan açıklamanın mesnetsiz ihbar ve iftira olduğu değerlendirilmektedir.Tüm yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla her türlü dava açma yoluna gidilecektir” açıklaması yapıldı;

 Belediyemizin kurucusu ve iştirakçisi bulunduğu BAHTAŞ ve BİMTAŞ şirketlerine KAYYUM atanmasına dair sosyal medyada Yavuz Mehmet KAYA tarafından yapılan açıklamalar ibretle izlenmektedir.

2014 Yerel Seçimleri ile göreve geldiğimiz tarihte söz konusu şirketlerimizin bıraktığı borç stoku  5.168.900,00 TL idi. İyi bir yönetim anlayışı ve işletmecilik sitemi ile başarıyı yakalayıp, Bimtaş Göl Tesisleri, İstasyon Park Restoran ve Susamlık Tesisleri yeni yapımları ile revizyonlarını gerçekleştirmiş bulunuyoruz.

Yeni yapılan lisans sözleşmeleri ile Belediyemize ve şirketlerimize  Asfalt Kazıma Makinası, Binek Araç, Ford Kamyon ve Tanker  araçlarını kazandıran  3.841.000,00  TL lik yatırım bütçesi ile geleceğe güvenle bakan bir sistemle çalışmalarımızı yürütüyoruz.

Şirketlerimiz Y. Mali Müşavirleri ile sürekli izlenmekte Sayıştay Denetimine açık olduğu için denetlenmekte, her türlü hata ve usulsüzlüğe neden olacak durumlarla ilgili tedbirler alınmaktadır.

Hal böyleyken Y. Mehmet KAYA tarafından yapılan açıklamanın mesnetsiz ihbar ve iftira olduğu değerlendirilmektedir.Tüm yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla her türlü dava açma yoluna gidilecektir. Saygılarımızla

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bucak Kargı köyü yakınlarında meydana gelen trafik kazasında 4 kişi yaralandı.

 Isparta-Antalya Karayolu Bucak Kargı köyü yakınlarında bir otomobil ile tırın çarpışması sonucu 4 kişi yaralandı. Otomobil içerisinde sıkışan 2 kişiyi Bucak Belediyesi İtfaiye Kurtarma Ekibi zamanında müdahale ederek araçtan çıkardı.

Kazada yaralananlar olay yerine gelen ambulanslarla, Bucak Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.Yaralıların kimlikleri henüz belli olmazken, olayla ilgili olarak jandarma ekipleri soruşturma başlattı. (nnc medya)

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ağlasun’da MYO Bankacılık Bölümü 1. sınıf öğrencisi Başak Arslan (18) mezarlıkta ölü bulundu . Bunalıma giren öğrenci mezarlıktan arkadaşlarına intihar edeceğini bildirip fotoğraflarını gönderdi. Pansiyonda bulunan arkadaşları konuyu pansiyon sahibine bildirdi. Mezarlığa giden Pansiyon sahibi, Başak Arslan’ı boynundan iple asılı vaziyette buldu. Olayı Polise bildiren Pansiyoncu, Sağlık ekiplerine de haber verdi. Olay yerine gelen güvenlik güçleri ve sağlık ekibi intihar eden öğrenci Başak Arslan’a müdahale etti. Tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Arslan hayatını kaybetti. Olay, Ağlasun’da büyük üzüntü yaşattı. Hayatını kaybeden Başak Arslan’ın cesedi, otopsi yapılmak üzere Burdur Devlet Hastanesine gönderildi.

(nnc medya)

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası olan İnsuyu Mağarası, tadilat çalışmaları tamamlanıktan sonra yeniden ziyarete açıldı. Burdur Öğretmenevi tarafından işletilen İnsuyu mağarası’na hemen her gün çok sayıda ziyaretçi gelmekte. 

Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası olarak bilinen İnsuyu Mağarası, Antalya yolu üzerinde geçtiğimiz yıl düzenleme nedeniyle kapatılmıştı. Bu yıl Nisan ayında turizme açılan İnsuyu Mağarası, Öğretmenevi hizmetiyle yerli ve yabancı turistlere hem mola verme hem de mağarayı gezme fırsatı sağlıyor. 

Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü’nün yaptığı düzenlemelerin ardından, İnsuyu ve Çendik Turistik Tesisler Birliği’nin ihaleyle işletmesini vediği İnsuyu Mağarası, ziyaretçilerine açık. Lisinia’ya gelen ziyaretçiler, Sagalassos Antik Kenti yolu üzerinde olan İnsuyu Mağarası’na uğramadan geçmiyor. Öğretmenevi İnsuyu Mağarası’ndaki işletmesiyle yerli ve yabanci turistlerin ilgi odağı haline geldi. 

Öğretmenevi İnsuyu Mağarası’nda ziyaretçilerine, kahvaltı, gözleme, Burdur şiş, ızgara, pide çeşitleri hizmeti vermekte. Haftanın 7 günü de halka açık olan İnsuyu Mağarası’nda özellikle cumartesi ve pazar günleri yoğunluk yaşanıyor. Ayrıca toplu grup yemekleri için hizmette verilebilmekte. 

Öğretmenevi bünsesinde olan İnsuyu Mağarası, temiz piknik alanları, sınırsız hizmeti ve güleryüzlü elemanlarıyla Nisan ayından bu yana birçok ziyaretçinin beğesini kazandı. Hem açık hem de kapalı alanıyla İnsuyu Mağarası, daha çok öğle vakitlerinde MAKÜ öğrenci ve öğretmenlerini misafir ediyor. Ancak MAKÜ’ye giden otobüsler İnsuyu Mağarası önünden geçebilse ilgi daha da çok artacak. Turizm açısından önemli bir yere sahip olan İnsuyu Mağarası’na Burdurlu olarak hepimizin sahip çıkması gerekiyor.  

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Valiliği’nden yapılan açıklama ile İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, sorumluluk alanlarında meydana gelen hırsızlık olayları ile ilgili olarak yapılan çalışmalar hakkında bilgi verildi;

23.05.2018 günü ilimiz Yeşilova ilçesi Kayadibi Mahallesinde meydana gelen açıktan hırsızlık olayı ile ilgili 8.000 TL değerinde ev eşyası çalınmış,  çalışmalar neticesinde olayın İ.S. İsimli şahıs tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiş ve şüpheli 13.10.2018 günü yakalanmış ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

 20.09.2018 günü İlimiz Bağlar Mahallesi İbrahim Zeki Burdurlu Caddesi bulunan inşaat alanından 25.000 TL civarında, İlimiz Emek Mahallesi Turgut Reis Caddesinde bulunan inşaat alanından 30.000 TL değerinde saç pano ve demir kalıp direğinin çalınması olayları ile ilgili olarak, güvenlik kamerası görüntüleri ile olay tarihinde ilimize giriş-çıkış yapan tüm araçlara ait PTS kayıtları incelenmiş ve bahse konu malzemelerin Antalya ilinde nakliyecilik yapan O.A., M.A. ve A.P. isimli şahıslar tarafından kendilerine ait kamyonlarla götürüldüğünü tespit edilmiştir. Konuyla ilgili kamyon sahipleri O.A. ve M. A. isimli şüpheliler yakalanmış, firari şüpheli A.P.’nin arama çalışmalarına devam edilmekte.

 21.09.2018, 29.09.2018 ve 05.10.2018 tarihlerinde ilimiz Şeker Fabrikası içerisinde bulunan atölyelerden gerçekleşen hırsızlık olayı ile ilgili güvenlik kamerası görüntüleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde olayın faillerinin O.A. ve F.C. isimli şahıslar olduğu tespit edilmiş, şüphelilerin yakalanması için çevre İl Emniyet Müdürlükleri ile irtibata geçilmiş ve Isparta İl Emniyet Müdürlüğü ile yapılan koordineli çalışma sonucu her iki şüpheli Isparta İlinde yakalandı ve çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. 

08.10.2018 günü ilimiz Karamanlı İlçesinde Hakan Sevim Fen Lisesi Pansiyonu inşaatında meydana gelen açıktan hırsızlık olayında inşaat sahasında bulunan yaklaşık 90.000 TL değerinde 3x240+150 cins saf bakırdan imal edilmiş 145 metre uzunluğunda yeraltı elektrik kablolarının çalınması olayı ile ilgili görgü tanığı ve güvenlik kamerası görüntüleri incelenmesi neticesinde olayın şüphelisi olarak M.B. isimli şahıs tespit edilmiş ve yakalanarak gözaltına alındı.  

     15.10.2018 günü Yeşilova Bahçelievler Mahallesinde gece geç saatlerde meydana gelen açıktan hırsızlık olayında piyasa değeri 20.000 TL değerinde 400 kg Anason, 200 kg ceviz ve 100 kg haşhaş çalınması olayı ile ilgili yapılan çalışmalar neticesinde olayın F.A. , Ç.A. ve E. K. isimli şahıslar tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiş ve Denizli İl Emniyet Müdürlüğü ile koordine kurularak şüpheliler 15.10.2018 günü Denizli ilinde yakalanmış ve gerekli tahkikat için Yeşilova İlçesine getirildi

Güvenlik güçlerimiz tarafından, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması, suçun önlenmesi ve suçluların yakalanmasına yönelik olarak çalışmalara kararlılıkla devam edilmektedir.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

3. kez Burdur Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı’na seçilen Veteriner Hekimler Odası Başkanı 20. Dönem Milletvekili Kazım Üstüner’i ziyaret edip, hayırlı olsun ziyaretlerinde bulunduk

Ziyarette,  Burdur Veteriner Hekimler Odası Başkanı Kazım Üstüner, Başkan Yardımcısı Mehmet Akif Aslan, Ayhan Kara, Ömer Çelik ve Osman Talayman’a çalışmalarında başarılar diledik. 

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

İçişleri Bakanlığının, ’100 Günlük Eylem Planı’ kapsamında trafik kazalarında can ve mal kayıplarının en aza indirgenmesi amacıyla helikopter destekli trafik denetimi hakkında açıklama yapıldı; 

Açıklamaya göre; Burdur İl Emniyet Müdürlüğü  ekipleri tarafından, sorumluluk alanları ile Isparta ve Antalya İl sınırı arasında helikopter destekli yapılan denetimlerde 8 trafik ekibi görev aldı.

Trafik denetimlerinde etkinliği arttırmak ve ihlallerin önlenmesi amacıyla Helikopter destekli 11 noktada yapılan denetimlerde kural ihlali yapan araçlar havadan tespit edilerek, ihlali yapan sürücülere cezai işlem uygulandı.

Emniyet Genel Müdürlüğü talimatı ile yapılan denetimlerde, sağ şeritte veya bankette uygunsuz durumda bekleme, ağır taşıtların uygunsuz şerit kullanımı, tehlikeli şerit değiştirme-makas atma, hatalı sollama, yakın takip, karayolu üzerinde zorunlu haller dışında duraklamak/park etmek v.b. kural ihlalleri yaptığı tespit edilen 8 araç sürücüsüne 4.894 TL para cezası uygulandı. 2 araç trafikten men edildi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Milletvekili Dr. Mehmet Göker yazılı basın açıklaması yaparak, çiğ sütün referans fiyatının 1 lira 70 kuruş olduğu düşünüldüğünde, üreticinin, 1 litre süt ile 1 kilo yem bile alamadığına dikkat çekerek  1,3 olan süt/yem paritesi hesabından yola çıkıldığında çiğ sütün litre fiyatının 1 lira 95 kuruş olması gerektiğini vurguladı;

Geçtiğimiz hafta, Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı’nda açıklamalarda bulunan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, tarımda belli ürünlerde indirime gidildiğini açıklamıştır.  Et ve Süt Kurumu tarafından 10 üründe yüzde 10 indirim yapıldığını, Atatürk Orman Çiftliği tarafından 14 üründe yüzde 10 indirim yapıldığını, sığ ve toz gübreyle yemde yüzde 10 indirim yapıldığını belirten Sayın Bakan bunu müjdeli bir haber gibi sunmuştur. 

Bizler tabi ki bu ülkenin vatandaşları olarak, bu zor günleri geride bırakabilmek adına hep beraber elimizden geleni yapacağız.  Ancak Sayın Bakana hatırlatmak isterim ki gübre, yem, ilaç gibi tarımsal girdilere son üç ayda yüzde 50 ile yüzde 120’ye ulaşan zamların yapıldığı dikkate alındığında yüzde 10’luk bir indirimin çiftçiye bir katkı sağlaması ve enflasyonu düşürmesi oldukça zor görünmektedir.  

Yüksek zamlar nedeniyle çiftçi girdi alamayacağı için üretimde düşüş olacak ve üretim azaldığı için fiyatların artması enflasyonu körükleyecektir. Tarımsal girdilerde çok daha yüksek oranlı indirimlere ihtiyaç olduğu gözle görülür bir gerçektir.

Aslında sorun,  ülkemizin özellikle son yıllarda tarımda üretime yönelik politikaları tercih etmemesine dayanmaktadır. Çiftçinin yüksek maliyetlere rağmen üretim yapmak istemesi görmezden gelinerek çiftçinin borçlanmasına, tarlalarını ipotek etmesine göz yumuldu. Yine tüketimin sürekli olarak arttığı ülkemizde üretimin desteklenmemesi sonucu birçok arazinin boş kalmasına göz yumuldu. Sonuç olarak bitkisel ve hayvansal gıda bakımından bir zamanlar dünyanın pek çok ülkesine ihracat yapan ülkemiz artık kendisine yetmeyen bir ülke konumuna gelmiştir. Son 16 yılda mera varlığı 40 milyon hektarlardan 13 milyon hektarlara gerilemiş, çiftçimizin 1 milyar lira olan borcu 100 milyara yaklaşmış, tarla ipoteği karşılığı kredi kullanımı patlama yapmış, Türkiye tarım ürünlerinde net ihracatçı iken net ithalatçı konuma gelmiştir. 

Hâlihazırda, süt üreticileri aylardır çok zor günler geçirmektedir. Yem fiyatları artık dövize endeksli olduğu için sürekli artmaktadır. 50 kilogramlık bir çuval yem bugün yaklaşık 73-75 liraya kadar yükselmiştir. Bugün çiğ sütün referans fiyatının 1 lira 70 kuruş olduğu düşünüldüğünde, üreticimiz 1 litre süt ile 1 kilo yem bile alamamaktadır. 1,3 olan süt/yem paritesi hesabından yola çıkıldığında çiğ sütün litre fiyatının 1 lira 95 kuruş olması bir gerekliliktir.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)