Haberler - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

Araştırmacı Yazar Mehmet Ali Öz, ADD Burdur Şubesi Başkanı Salih Kepenek, Gazetemizin Yazı İşleri Müdürü Hasan Türkel ile birlikte 20. Dönem Milletvekili, Veteriner Hekimler Odası Başkanı Kazım Üstüner’i ziyaret etti. 

Ziyarette konuk olduğu Hasanpaşa Köylüleri’nin Atatürk’e olan sıcak sevgi ve saygılarına tanıklık etmekten duyduğu memnuniyeti İfade eden Araştırmacı Yazar Mehmet Ali Öz  “Burdur Gazetesi muhabirleri bana Hasanpaşa’da ulaşıp söyleşi yaptı. Söyleşi sonrası pek çok yerden beni arayıp kutladılar. Burdur, Atatürk ilkelerine sahip çıkma, Atatürk’ün bağımsızlık, medeniyet, çağdaşlık,  laiklik anlayışını yaşatmada örnek bir il. Ben söyleşiye gösterilen ilgiden sonra, Burdur’da daha geniş kitlelere ulaşma arzusundayım.

Dilerim böyle bir organizasyon yapılır ve ben birebir görüşlerimi daha geniş kitle ile paylaşabilirim. Garip ama bu ülkede Atatürk’ü anlatmak, Atatük’e dair bilgileri belgeleri araştırıp yayınlamak neredeyse bir suç gibi.

Çünkü bu konuda birisinden yardım istediğinizde korkuyor. Atatürk araştırması, Atatürk’ün 600 yıllık soy kütüğünü ortaya çıkarma çalışmalarında ben bunu gördüm yaşadım. Ama bizler artık Atatürk’ü savunma pozisyonundan, her yerde her zaman onun fikirlerine anlatma pozisyonuna artık geçmeliyiz. Ben yıllar süren araştırma ile Atatürk’ün 600 yıllık soy kütüğünü belgelerle ortaya koydum. Artık hodri meydan diyorum! Her kim ki Atatürk’ü geçmişi üzerinden karalamaya çalışırsa, karşısına benim ortaya koyduğum belgeler çıkacak. Biz bu ülkeyi sevenler; İnönü’nün dediği gibi namussuzlar kadar cesur olmalı, geri adım atmadan Atatürk’ün ilkelerini her alanda savunabilmeliyiz” dedi.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Veteriner Hekimler Odası Başkanı Üstüner. “Mehmet Ali Öz Hocamızın Atatürk’ün 600 yıllık soy kütüğünü belgelemesi, biz Atatürkçüler için önemli. Bu çalışmayı yapan hocamızın imamhatip mezunu ilahiyatcı olması daha da önemli. Bu ülkede, Atatürk’ün bağımsızlık ruhuna son dönemde daha fazla ihtiyaç var. Bu ülke ne zaman bir konuda sıkıştırılsa, kuşatılsa, bu belalardan Atatürk ilkelerine sığınarak, bu ilkelere sarılarak kurtulabilmiştir. Mehmet Ali Öz Hocama yaptığı çok değerli çalışmalar ve ziyareti için teşekkür ediyorum.” Dedi.

ADD Başkanı Salih Kepenek Atatürk’e yönelik saldırıların arkasında hep bağımsızlığımıza düşmanlıkların çıktığını belirterek, “Atatürk İlkeleri bağımsızlığımızın teminatıdır. Bu yüzden bağımsızlığımızdan rahatsızlık duyanlar kullandıkları maşalarla Atatük’e saldırıyorlar. Mehmet Ali Öz Hocamız’ın yaptığı çalışma Atatürk düşmanlarının, onu karalamaya çalışanlarının önüne set çekmiş oldu. Bu çalışmadan ötürü kendisine teşekkür ediyorum, kendisini kutluyorum. Hocamızın daha geniş kitlelerle buluşması konusunu gündemimize alacağız” dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bucak-Yüreğil Köyü’ndeki düğünde sıkılan silahtan çıkan kurşunla başından ağır yaralanan Furkan Toprak, yaşam mücadelesini kaybetti.

Yüreğil köyünde açık havada yapılan bir düğünde, damadın babası Mustafa E. ‘nin tabancasından çıkan kurşunlardan biri 14 yaşındaki Furkan Toprak’a isabet etmişti.

Olayın ardından Burdur Devlet Hastanesi’ne kaldırılan ve ameliyat edilen Furkan Toprak, 3 gündür yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyordu.

Önceki gün akşam saatlerinde Furkan Toprak hayata gözlerini yumdu.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Emekliye ayrılan Vali Yardımcısı Bahir Altunkaya gazetemizi ziyaret etti.

Emekli Vali Yardımcısı Altunkaya ziyarette, uzun zaman Burdur’da vali yardımcılığı yaptığını, Burdur halkının yasalara, yasaların uygulayıcısı yöneticilere son derece saygılı olduklarını, görev yaptığı süre boyunca kamu çalışanları ve vatandaşlarla hep iç içe olduğunu belirterek, “ben temsil ettiğim makamda kapımı herkese açık tuttum.

Vatandaşlar ve valilik çalışanları, benim odama her zaman rahatlıkla gelip bana kolayca ulaşabilidiler. Zaten olması gerekende budur. Biz “kolaylaştırıcı” olmakla mükellefiz. Burdur sakin, iklim yapısı güzel, doğal, tarihi güzelliklere sahip konuksever dışarıdan gelenlere yabancı muamelesi yapmayan bir il. Bu ve daha pek çok güzel özelliklere sahip Burdur’da görev yapmaktan onur ve mutluluk duydum.

Umarım hizmet vermeye çalıştığım Burdur Halkınında mutlu olmasına katkı sağlayabilmişimdir. Burdur Gazetesi köklü geçmişe sahip bir gazete. Benim sorumluluk alanlarımla ilgili Burdur Gazetesinde çıkan haberler bana hep rehberlik etmiştir.

Burdur Gazetesi’nin objektif habercilik hür yorum anlayışı ile verdiği kamu hizmetine her zaman saygı duydum. Sevgi, saygı çerçevesinde karşılıklı diyalog içinde hizmet vermeye çalıştığım Burdur Halkına  saygılarımı sunuyorum.” Dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Yeşilova Salda Köyü’nde çıkan yangında 3 ev yandı. Yeşilova’nın Salda Köyü’nde çıkan yangında bir ev tamamen yanarken, yanında bulunan iki evde kullanılmaz hale geldi.

Sefer Turan’a ait evde çıkan yangın, sonrasında yan tarafında bulunup kullanılmayan iki eve daha sıçradı.

Olay yerine gelen itfaiye ekiplerince yangın kısa sürede kontrol altına alındı.

Yangında can kaybı yaşanmazken, Sefer Turan’ın dumandan etkilenerek Yeşilova Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındığı öğrenildi. Sefer Turan’a ait ev tamamen yanarken, yanında bulunan iki ev de  büyük hasar gördü.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Temad Burdur Şubesi 16. kuruluş yıldönümünü kutladı. Temad Burdur Şubesi 1 Başkanı Seydi Ay ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Burdur Şubesi’nin kuruluşu için Temad Burdur Şubesi’nde bir araya geldiler. 

Burdur Temad İl Başkanı Seydi Ay, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Burdur Şubesi,’nin 16. kuruluş yıldönümünde Temad Burdur binasındaki yaptığı yazılı açıklamada;

“Burdur Temad Şubesi 2847 sayılı kanun hükümleri uyarınca kurulmuş olan, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği’ne bağlı olarak 18.08.2003 tarihinde kuruldu.

Burdur Temad Şubesi’nin 16. kuruluş yıl dönümünü büyük bir gururla kutluyoruz. Derneğimiz sosyal yardımlaşma ve dayanışma derneği olup, aynı zamanda kamu yararına çalışan bir dernektir. Derneğin başlıca görevleri üyeleri arasında sosyal, kültürel ihtiyaçları karşılamak ve askerlik mesleğine ilişkin ortak anıları yaşatmaktır. 

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Burdur Şubesi’nin kuruluşunu gerçekleştiren kurucu üyelerimiz halen hayatta olup, dernek çalışmalarında yönetimimize destek oluyorlar. Kendilerine yönetim kurulumuz adına teşekkürlerimi sunuyorum, sağlıklı, huzurlu ömürler diliyorum. 

Burdur Temad Şubsi mevcut üyelerin desteği iye faaliyetlerini sürdürürken, yeni katılan üyelerle de sosyal gücünü artırmaktadır. 

Dernek çalışmalarında bize destek olan, Genel Başkanımız Sayın Hamza Dürgen ve yönetimine teşekkürlerimi sunuyorum.” Dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Pazara çıkıp özene bezene seçip aldığınız domatesi, evde bıçakla ortasından ikiyi ayırdınız. Domatesin içi süngerimsi, beyaz, ne olduğunu anlayamadığınız bir madde ile dolu! Şimdi önünüzde dışı domatese benzeyen, içi ne olduğunu anlayamadığınız,  size “domates” diye satılan bu ürün gerçekte domates mi?

Bu sorunun cevabını aramak için gelin Amerika’ya kadar gidelim;

Tarım ilaçları üreten Monsanto şirketince üretilen, yabani otları yok etmek için kullanılan ot ilaçlarındaki glifosat maddesi nedeniyle, kan kanserine yakalandığı gerekçesiyle şirkete dava açan bir Amerikalı bir çiftçi, mahkemece haklı bulundu. Monsanto Firması  289 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edildi.

Bayer şirketi tarafından 66 milyar dolara satın alınan Amerikan firması Roundup’un ürünü olan Monsanto ’nun, Roundup isimli herbisit (yabancı ot öldürücü) ilacı Türkiye’de de satılıyor. Firma aynı zamanda dünyanın en büyük GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) tohum üreticileri arasında yer alıyor.

İşte; ortasından ikiye ayırdığınız domatesin içinde yer alan süngerimsi maddeye yol açan bu yabancı ot öldürücü ilaç!

Pazara çıktığımda, dışından fevkalede güzel görünen domatesleri almadan once, satıcının onayını alarak ikiye ayırıyorum. Eğer içinden süngerimsi beyaz madde çıkarsa almıyorum. İçinde süngerimsi madde olmayan bildiğimiz domatese benzeyen domatesleri satan satıcıya süngerimsi maddeyi soruyorum;

“Onun nedeni kullanılan yabancı ot ilacı. Özellikle fazla kullanılırsa domatesin içi sünger gibi beyaz bir hal alıyor. Ben bu ilacı kullanmıyorum.” diyor.

Haber Türk’ten konuya dair yayınlanan haberde;

Amerika-California eyaletinde; Yabani otları yok etmek için kullanılan Monsanto şirketinin ürettiği ilaçlardaki, glifosat maddesi nedeniyle, kan kanserine yakalandığı gerekçesiyle, şirkete dava açan 46 yaşındaki Dewayne Johnson’ın, mahkemece haklı bulunduğu belirtildi. 

Mahkeme Jürisinin; Yıllarca yabancı otla mücadele işinde çalışan Johnson’ın kansere yakalanmasında, Roundup ve Ranger Pro markalı kimyasal ilaçların etkisi olduğuna ve ilaçların üzerinde potansiyel sağlık tehlikesine ilişkin uyarı etiketi konulmadığına hükmettiği bilgisi verildi;

Haberde ayrıca, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan bir yetkili tarafından yapılan; 

Yabani otları yok etmek için kullanılan glifosat maddesinin kan kanserine yol açmadığının tespit edildiği, ilacın doğru kullanılması halinde tehlike teşkil etmediği, Türkiye’de bu ilacın kullanımı konusunda, yetiştiricilere eğitim verildiği” açıklamasına da yer verildi.

Ülkemizde de; yabancı otla mücadelede kullanılan bu ilaç, domatesin bünyesine girip bitkinin doğal yapısını bozuyor. Bu bozulma, domates’in içinde, domatesle yakından uzaktan alakası olmayan süngerimsi beyaz maddenin oluşmasına yol açıyor!

Diğer yandan, bu tarım ilacı yabancı otların öldürülüp yok edilmesinde çok etkili! Zaten rağbet görüp ülkemizde çok satılmasının ve kullanılmasının sebebi de bu! Ama öte yandan; yabancı otları öldüren bu ilaç, domatesin yapısını bozuyor!  Hem bu ürünü yetiştirenlerin, hem de yapısı bozulmuş bu domatesleri yiyenlerin kanser olmalarına sebep olabiliyor!

Tarım Bakanlığı’na bakarsanız; bu tarım ilacının doğru kullanılmasında bir sakınca yok! Zaten bizim yetiştiricilerimiz bakanlıkca verilen üretim sayesinde, bu tarım ilacını doğru şekilde kullanıyorlar. Yani bu tarım ilacı Amerika’da kansere yol açsa da, ülkemizde doğru kullanıldığı için, kansere yol açmıyor! Eğer duydularsa bu açıklamaya kargalarda gülmüştür!

Şimdi sorumuzu tekrarlayalım;

Pazarlardan, marketlerden aldığımız içi süngerimsi beyaz madde ile dolu “domatesler” sahiden domates mi?

Bu “domatesler” sağlığımız açısından tehdit oluşturuyor mu, oluşturmuyor mu?

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

28 Temmuz günü dört kişilik ailemizin bir araya geldiği Üsküp’te bir gün ve gece geçirdikten sonra, program gereğince Ohri kentine gitmek üzere otobüs garajına gittik. Pusuda beklemekte olan taksicilerden biri bizi yakaladı ve kendisinin yolcu almak için zaten Ohri’ye gideceğini, bizi ehven bir fiyata götüreceğini söyledi. Biz aramızda bu konuyu tartışırken bizi daha geniş bir taksiye devretti. Arnavut Sabahattin’in arabasına yerleştik.

Geniş Vardar Ovası’nda ülkenin güneyine doğru yol alırken bir taraftan da taksici ile Makedonya’yı konuşuyoruz. Önce benzinin fiyatını soruyoruz: 1.20 Yüro imiş. Sabahatti’e Arnavutluk’un eski başkanı Enver Hoca hakkında ne düşündüğünü soruyoruz. “İyi adamdı. Şimdi Arnavutluk’ta bir şey yok” yanıtını veriyor.

Geçmekte olduğumuz ovada ne yetiştiği sorusuna da “Her şey” diyor. İki şeritli düzgün bir asfalt yolun iki tarafında mısır tarlaları görülüyor. Makedonlar, sütlü mısırı pek seviyorlar. Üsküp’te çarşıdan sütlü mısır almış olanlara rastlamıştık. Bu durumu gezeceğimiz kentlerde de sütlü mısır haşlayan veya kızartan tezgâhların çokluğu da kanıtlayacaktı.

Sabahattin meslek okulu mezunu. 41 yaşında. 20 yıldır şoförlük yapıyormuş. Üç çocuğu varmış. 9 yıllık ilköğretim okulu mezunu olan eşi ev kadını imiş. Türk parasıyla bin lira verdikleri bir dairede kirada oturuyorlarmış. Kiraya verdiği bir dükkânı da varmış.

Sorum üzerine Sabahattin, ülkede rüşvetin yaygın olduğunu, ülkenin gazinolarla (kumarhanelerle) dolu olduğunu, memurların aldığı rüşvetlerle buraları doldurduğunu anlatıyor. Rüşvetin yaygınlığını başkalarından da duyduk. Kendisinin de sağlam ayakkabı olmadığı, yanımızdaki bir erkeğe kadın pazarlamayı önermesinden anlaşılıyor. Yolda durup içinde kadınların olduğu öndeki taksiyi durdurdu ve onun şoförüyle de bu konuda bir pazarlık yaptı!

Benim dilimde Ruhi Su’nun sesiyle “Vardar Ovası, vardar Ovası, kazanamadım sıla parası” türküsü, ovada epeyce yol aldıktan sonra dağlık bir araziye tırmanıyoruz. Bu dağlar sık bir ağaç örtüsüyle kaplı. Aşağıdaki vadilerde kırmızı kiremitli evlerden oluşan köyler göze çarpıyor. Sabahattin’in demesine göre bu evleri yurt dışında çalışanlar yaptırıyor ya emekliliklerinde oturuyor ya da yazlık olarak kullanıyorlarmış. Birçok köy ve kasabada minare de göze çarpıyor. Ülkenin bu batı yakasında çoğunlukla Müslüman Arnavutlar oturuyorlarmış. Zaten sınırın öte yanı da Arnavutluk. Işık’ın bilgisine göre her dönemde arabanın yüksek yerine binmeyi tercih eden Arnavutlar, Osmanlı askerlerinden kaçan Makedonların yerine gelip buralara yerleşmişler. Şimdi Tiran’da Enver Hoca’nın başkanlık sarayında İngilizce kursu veriyorlarmış...

Bizim Jön Türklerin, milliyetçiliği Makedonya dağlarında direnişçi milliyetçileri kovalarken öğrendikleri söylenir. Kim bilir şu dağlarda, vadilerde, ormanlarda kaç asker ve direnişçinin kanı aktı!

Ormanlar arasında bir süre yol aldıktan sonra yenidean başka bir ovaya iniyoruz. Kekova kentini sıyırıp geçiyoruz. 180 km.lik Üsküp-Ohri karayolunu üç saatte aldıktan sonra Makedonların Ohrid dedikleri Ohri Gölü ve kentine ulaşıyoruz. 51 bin nüfuslu kent turist kaynıyor. Burası Türkiye’nin Bodrum’u gibi. İpini koparan Makedon’dan başka yabancı gezgin de bir hayli.

OHRİ GÖLÜ AYAKLARIMIZIN ALTINDA

Kalacağımız Villa Stefana’da yerimiz önceden ayrılmış. Burayı bulmak için Sabahattin, Kale eteklerindeki dar ve Arnavut kaldırımıyla döşenmiş sokaklarında birkaç tur atıyor, böylelikle bizi istemeyerek de olsa gezdirmiş oluyor. Oh olsun! Gelirken bizi kentlerin içinden geçirmesini rica etmiştik de fazladan benzin parası istemişti.

Villa Stefana, Ohri gölüne bakan yamaçta üç katlı bir motel. Sahibi Stefana güler yüzlü bir kadın. Bizi kapıda karşılıyor ve ikinci kattaki dört yataklı odamızı gösteriyor. Balkona çıkıyoruz ki, alt taraflarımızda basamak basamak alçalan kiremitli evlerin çatıları üstünden Ohri gölü ayaklarımızın altında.

Balkonda bir parça soluklandıktan sonra sokak aşağı inip kıyıya ulaşıyoruz. Burada göl boyunca paralel iki cadde var. Her taraf insan kaynıyor. Burası dünyanın en eski göllerinden biriymiş ve bizim İzmit Körfezi gibi çöküntü ile oluşmuş. Lokantalar göl kıyısındaki kaldırıma da masalar atmışlar. Yer bulmak zor. Bazı yerlerde denize de giriliyor. Ancak kum yok. Su biraz soğukmuş.

Benim gibi bazı konularda biraz “gerici” olanların dikkatini çekmeyecek gibi değil: Kadınlar ve özellikle genç kızların üzerindeki iki parçalı giysinin ağırlığı herhalde yüz gramı geçmez... Yarım metrelik bir bez her iki parçayı yapmaya yetmiş olmalı! Belki de böyle giyinmelerinin nedeni vücutlarının demir ihtiyacını kızgın güneşten bol bol almak içindir...

Kıyıdaki caddenin deniz tarafında kaldırımdaki yeni boşalmış bir masaya kapağı atıp karnımızı doyurduktan sonra sahil boyunca ayaklarımıza kara sular ininceye kadar yürüyüp etrafı keşfetmeye çalışıyoruz. Sonra bir büyük marketten kahvaltılıklar alıp yokuş yukarı yürüyerek villamıza çıkıyoruz. Balkonda kahvelerimizi içip gerdanlık gibi ışıklarla donanmış gölü ve müzik sesleri gelmekte olan gölün manzarasını izliyoruz. Göl, haritalarda da gösterildiği gibi Makedonya ile Arnavutluk sınırında. Yarısından Arnavutlar yararlanıyor.

Yarın da Ohri’deyiz. Anlatacaklarım var. (Ayvalık, 6 Ağustos 2018)

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

MAKÜ ile DSYB arasında Çiğ Süt Analizi Destekleme Programı protokolü imzalandı. 

 Islah amaçlı süt kalite desteğinin alınmasına yönelik yapılan alt yapı çalışması kapsamında, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ile Burdur Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin işbirliğiyle yürütülen “Çiğ Süt Analizi Destekleme Programı’nın” protokol imza töreni Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Salonu’nda düzenlendi.

MAKÜ Avşarhan’da düzenlenen protokol imza törenine Vali Hasan Şıldak, MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, İl Tarım ve Orman Müdürü Oktay Darcan, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kamil Özcan, Bilimsel Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Fatih Mehmet Emen ve üreticiler katıldı.

 Programda, DSYB adına Birlik Temsilcisi Hasan Sözgen, Çiğ Süt Desteklemesi ve Numune Toplama Süreci hakkında bilgi verdi.  Daha sonra Bilimsel Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Fatih Mehmet Emen tarafından ise merkez ve süt toplama yöntemi ile ilgili bilgi verip, sunum yaptı. Program protokolün imzalanması ile sona erdi.

Vali Hasan Şıldak Çiğ Süt Analizi Destekleme programında yaptığı açıklamasında;

“Bugün gerçekten ilimiz için çok önemli bir faaliyetin tanıklığını yapıyoruz. Zira benden önceki değerli konuşmacılar olayı detaylı olarak boyutlarıyla aktardılar. Sayın Rektörümüz bugünkü yapılacak olan protokolün içeriği dışında da, üniversitenin bölgesel kalkınma anlamında hayvancılık sektörüyle ilgili çalışmalarını özellikle geniş kapsamlı bir şekilde dile getirdi.

Önümüzdeki dönemler için İlimiz hayvancılığına yön verecek bir faaliyetin başlangıcı için bugün burada toplandık. Öncelikle ben her iki kurumumuzu üniversitemize ve birliğimizi tebrik etmek istiyorum. Üniversite ile sektörü bir araya getiren bu anlamlı çalışma bugün sadece sembolik olarak başlayacak ama önümüzdeki dönem asıl meyvelerini toplamaya başlayacağız.

Saf ırk ineklerin sütlerinde yapılacak yağ, protein ve somatik hücre analizleriyle belirli normları sağlayan hayvanların, Tarım ve Orman Bakanlığınca desteklenmesine yönelik uygulama tebliği geçtiğimiz mayıs ayında yayınlanmıştır. Bu tebliğ kapsamında ıslaha yönelik kalite bazında destekten yararlanmak için en az 10 baş saf ırk ineği olanların, e-ıslah sistemine kayıtlı ve onaylı laboratuvar cihazları ile süt analizine girmeleri gerekiyor.

Bunun içinde gerekli alt yapı bugün itibariyle Damızlık Sığır Yetiştiriciler Birliği ve Üniversitemiz işbirliği ile hazırlanmış bulunuyor. Öncelikli olarak büyük işletmelerimizin bu hibe desteğinden yararlanması ile başlayacak bu çalışmanın çıktılarını alacağız ve faydalarını göreceğiz. Bugün itibariyle iyi süt, kötü süt ayrımı yapılmadan bütün sütler aynı kategoride ve aynı fiyatlanmaya tabi olarak piyasayla buluşuyor. Bu anlamda baktığımızda bu proje iyi sütü, kaliteli sütü daha sonra bir ayrıma tabi tutulacak ve üreticiler olarak daha iyi bir fiyatlanma ile buluşacağız.

Ülkemizde ve dünyamıza baktığımızda ne ürettiğimiz, ne miktarda ürettiğimizden ziyade, nasıl ürettiğimiz hangi kalitede ürettiğimiz, hangi kalite de ürünü piyasaya sunduğumuz önem taşıyor. Bu açıdan 10 yıl önce nasıl Burdur ili hayvancılık konusunda çok iyi bir organizasyonla Türkiye gündemine geldiyse bugünde bu proje bağlamında ve en iyiyi yaparak yine, eminim ki bu iş birliği çerçevesinde daha iyi noktalara gelecektir.

Bu tip çalışmaların sektördeki kurum ve kuruluşların üreticileri ile uyumlu çalışması sonucu ortaya çıktığı biliniyor. Bugünde burada bunun en güzel örneğini görüyoruz. Aslında Burdur hayvancılık konusunda, süt üretimi konusunda büyük bir potansiyele sahiptir. Bu gerçeği hepimiz defalarca tekrarlıyoruz ama görebildiğimiz kadarıyla bu potansiyeli en iyi olması gerektiği gibi gerçekleştirme ve üretime yansıtma, doğrudan üretime dönüştürme konusunda il olarak eksiklerimiz olduğu da bir gerçek.

Bu çalışmaların, bu konuda da bir ivme kazandıracağını, bir gelişim çizgisini yakalama da fırsat oluşturacağını düşünüyorum. Yani sütte en iyi Burdur markası olarak Türkiye gündemine oturtmak için bu çalışmaların ilk adımları olacağını ümit ediyorum. Ülkemizin içinde bulunduğu koşullarda da zaten belki de hepimiz için en doğru yol ve ülkemize yapacağımız en katkı sağlayıcı faaliyet yaptığımız her iş ne olursa olsun en iyisini, en kalitelisini yapabilmek ortaya koyabilmek olmalıdır. Ben tekrar her iki kurumumuzu bu önemli çalışmaya başlamaları vesilesiyle tekrar kutluyorum. Üreticilerimize, ilimize ve ülke ekonomimize tarım ve hayvancılık alanında hayırlı olmasını ve faydalar getirmesini temenni ediyorum” dedi.

Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kamil Özcan imza töreninde yaptığı konuşmada, Çiğ Süt Analiz Destekleme Projesinin Burdur için önemli olduğunun vurgusunu yaparak;

“Ülkemizin geçirmiş olduğu sıkıntılı günleri hepimiz yakından takip ediyoruz. Herkes kendi bulunduğu yerde bu mücadeleye destek verecek. Ülkemizin bu cendereden çıkmasında üretimin önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle ıslah amaçlı analiz desteklemesi verilecek. Destek verilirken bu desteğin bir amacı var. Bir şeyin pompalanmasına yol açıyor. Özellikle önümüzdeki günlerde süt fiyatlandırmasıyla alkalı bundan sonra süt fiyatı, fiyatlandırmaya gore kalitelendirme olacak. Onun için Burdur’un yakalamış olduğu bir sütte trend var. Burdur süt üretim kültüründe başlara çıkıyor. Hayvancılık desteklemelerinde Burdur en iyi yararlanan il konumundadır. O anlamda İl Müdürlüğü, sivil toplum örgütleri ve birliğimizle işbirliği önemlidir. Süt analiziyle ilgili desteği en iyi şekilde alacağımıza inanıyorum.” dedi ve Törene katılan herkese teşekkür etti.

Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz Çiğ Süt Analizi Destekleme Programı imza törenindeki açıklamasında üniversitenin hayvancılık alanındaki çalışmalarıyla ilgili bilgi vererek;

“Bugün üniversitemizin ev sahipliğinde ve teknik alt yapısıyla yürütülecek olan bir projenin imza töreninde bir aradayız. Ülkemiz zor günlerden geçiyor. Bu zor günlerin yeni ufukların, başlangıçların adımı olacağını düşünüyorum ben. 

Her üniversite ülkenin bir meselesine kafa yorsa bizim o kadar çok meselemiz yok. O kadar çok üniversitemiz var ama o kadar çok meselemiz yok. Bu anlamda biz MAKÜ olarak kendimizi Burdur’un, bölgenin problemlerine odaklandık. Burdur’un hayvancılık açısından yaşadığı problemler Türkiye’nin her yerinde yaşanan problemler. Üniversitemiz bölgesel kalkınma da Türkiye’deki 5 üniversiteden pilot üniversite olarak seçildi. Çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Bugünkü çalışmamız da bu alanda. Bizim yaptığımz çalışmalarla, İl Müdürlüğü ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin yaptığı çalışmaların yol kesişmesi. İleriki süreçlerde de hayvancılık ve süt projeleri üzerinde çalışmalar yapacağız. Projeyi yapmak kadar sahada somut uygulamalarla desteklenmesi gerekiyor. Bu işbirliği protokolünün böyle bir yönü de var. Bu projemiz bölgesel kalkınma projesi esasında. Temel olarak sektörün bütün bileyenlerini yetiştiriciden başlayarak, süt, et sanayine kadar içine alan entegre bir sistemin her alana dokunmaya çalışan bir proje.”dedi.

Hatice Dursun

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Ak Parti’nin 6. Olağan Büyük Kongresi Ankara Arena Spor Salonu’nda toplanacak. Ak Parti İl Binası’nda, Ankara Arena Spor Salonu’nda gerçekleşecek olan Ak Parti 6. Olağan Büyük Kongresi hakkında kamuoyu bilgilendirilmesi yapıldı. Toplantıya AK Parti İl Başkanı Volkan Mengi, Merkez İlçe Başkanı Murat Akbıyık, Kadın Kolları Başkanı Serpil Ekinci ve teşkilat üyeleri katıldı. Programda Ak Parti 6. Olağan Büyük Kongre ile Ak Parti’nin içinde bulunduğu yeni sürece uyum sağlama aşamasının tamamlanacağı ve Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte yorulmadan, bir an dahi duraksamadan büyük bir azim ve kararlılıkla yola devam edileceği mesajı verildi. 

İl Başkanı Volkan Mengi Ak Parti İl Binası’nda,18 Ağustos’ta yapılacak olan 6. Olağan Büyük Kongre ile ilgili basına yaptığı açıklamada; 

“Adalet ve Kalkınma Partisi 6. Olağan Büyük Kongresini, 18 Ağustos Cumartesi günü Ankara Arena Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştireceğiz.

16 Nisan 2017 halk oylaması sonrası milletimizin onayının, 24 Haziran seçimleri ile teyidinin alınmasıyla hayata geçen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte Türkiye’de yeni bir dönem başlamıştır. 

Liderimiz, Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, kurucusu olduğu, ‘yuvam, sevdam, aşkım’ dediği partisine geri dönmüştür. 

6. Olağan Büyük Kongre ile partimiz, içinde bulunduğumuz bu yeni sürece uyum aşamasını tamamlayacaktır. Ak Parti Türkiye’ye hizmet etmeye ahdetmiş bir parti olmanın getirdiği sorumluluk bilinciyle, bir demokrasi şöleni içerisinde kongresini yapacaktır. 

16 yıldır girdiği tüm seçimleri kazanan Ak Parti ilerlemeyi, yenilenmeyle teminat altına almıştır. Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan öncülüğündeki bu kutlu davanın neferleri olarak bizler siyaseti bir bayrak yarışı olarak görüyoruz. Bizler siyaseti bir makam, statü değil, bir görev ve sorumluluk addediyoruz. Görev ve sorumluluklarımızdaki değişim bizim için her seferinde yenilenme ve tazelenme anlamına gelmektedir. Bugüne kadar hizmet yarışında bayrağı aldığı noktadan hep daha ileriye taşıyan kadrolarımız, bugünden sonra da bu hizmet yarışında hep daha iyisi için çalışmaya devam edecektir. 

Bizler, 18 Ağustos Cumartesi günü bütün teşkilatlarımızla birlikte Ankara Arena Kapalı Spor Salonu’nda olacağız. Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte yorulmadan, bir an dahi duraksamadan büyük bir azim ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. İstikbalimiz olan çocuklarımıza ve gençlerimize verdiğimiz sözü tutarak Türkiye’yi lider ülke yapma hedefimize , kararlılıkla yürüyeceğiz. Aziz milletimizin kutlu yürüyüşünü engellemek için yapılan tüm girişimler, adı her ne olursa olsun, hangi mecrada yapılırsa yapılsın, milletimizn kararlı ve dik duruşu, Ak Parti kadrolarının azmi ve gayreti ile boşa çıkacaktır. Büyük ve güçlü Türkiye, çocuklarımıza borcumuzdur.” Deyip kongrenin tüm Ak Parti ailesine ve ülkeye hayırlı olmasını diledi.

Hatice Dursun

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Ticaret Borsası (BTB) Yönetim Kurulu Başkanı Veteriner Hekim Ömer Faruk Gündüzalp, döviz fiyatlarındaki dalgalanmanın, ekonomik anlamda Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için yapıldığını belirterek, “İş dünyası olarak, devletimizin arkasındayız.  Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu tür oyunları bozacak güçtedir. Kriz ortamından kurtulmanın yolu da, üretim odaklı politika ile Türkiye kendi ihtiyacını üretebilir ve ihracatla ihtiyaç duyduğu dövizi kazanabilir” dedi. 

Ekonomide yaşanan dış kaynakları komploların, Türkiye’yi hiçbir şekilde dize getiremeyeceğini ifade eden Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, “Gezi olayları ile başlayan, daha sonrasında 17-25 Aralık süreci, sonrasında 15 Temmuz hain darbe girişimiyle oynanan bu oyun, şimdi de Dolar yoluyla gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Devletimiz, ekonomi ve tarım alanında, doğru bir şekilde uygulayacağı politikalarla, ekonomik savaşa da bundan önce olduğu gibi bundan sonra da boyun eğmeyecektir. Ülkemizin ithalat bağımlılığından biran evvel kurtulup, üretime geçmesi gerekiyor. Verimli üretmeliyiz, katma değerli üretmeliyiz, istihdamı yükselterek devam etmeliyiz” şeklinde konuştu.

Türkiye-Amerika dış ticareti

Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’nin 2017 yılında Amerika’dan ithalatı bir önceki yıla göre yüzde 9.9 artış ile 11.9 milyar dolara ulaştığını aktaran Gündüzalp, “Dış ticaret açığı Türkiye aleyhine 3.3 milyar dolar oldu. Amerika ile dış ticaret verileri incelendiğinde 2000-2004 döneminde ihracatla ithalatın başa baş olduğu, 2005’te sonra dengenin Türkiye aleyhine bozulduğu dikkat çekiyor” dedi. 

Dışa bağımlılık

Dövizdeki dalgalanmalardan dolayı, olumsuz etkilenecek sektörlerin başında hayvancılık olduğuna dikkat çeken Gündüzalp, “Özellikle yem hammaddesi bakımından büyük oranda dışa bağımlı olan ülkemiz, ABD’den soya ithalatını azaltsa da ihtiyacı olan yıllık 2 milyon 100 bin ton soyanın 2 milyon tonunu farklı ülkelerden ithal ediyor. Ayrıca yıllık 1 milyon tonun üzerinde mısır ithalatı dahil toplamda 12 milyon tonun üzerinde yem hammaddesi ithalatı yapan Türkiye, 3.7 milyar dolar döviz ödüyor. Dövizdeki artış nedeniyle soya ve diğer yem hammaddelerinin fiyatı her geçen gün artıyor. Fiyat artışı nedeniyle artan yem maliyeti çiftçilerimizin kabusu oldu” diye konuştu.

Ulusal Politika

Şuan ki kriz ortamından, ülkenin geleceğinin tarımla kurtulabileceğini ifade eden Gündüzalp, “Üretim odaklı politika ile Türkiye kendi ihtiyacını üretebilir ve ihracatla ihtiyaç duyduğu dövizi kazanabilir. Krizin bir nedeni de ihmal edilen tarımsal üretim. Yani, tarımda üretimi destekleyecek ulusal politikalara acil olarak dönülmeli” dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Kaçak ava darbe

15 Ağu 2018

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 6.Bölge Müdürlüğü Burdur Şube Müdürlüğü Av Koruma Ekipleri kaçak avcılık yapan iki kişiyi yakaladı;

Gelen bir ihbar üzerine 7/24 saat esasına göre av koruma faaliyetleri için hazır bekleyen av koruma ekibi Kestel Köyü  Devlet Avlağı Mevkiinde yasa dışı av yapan 2 avcıyı yakaladılar.

Yapılan incelemeler sonunda yasa dışı av yapan 2 kişiye 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu kapsamında avcılara toplam 2.080,00 TL idari para cezası verildi.

Bölge Müdürlüğü sınırlarında av sezonunun 25 Ağustosta başlayacak olması nedeniyle ile av koruma kontrol ekipleri denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Konuya ilişkin yapılan açıklamada; “Tüm vatandaşlarımızdan yasa dışı ava karşı duyarlı olmalarını ve şüpheli durumlarda kurumumuza bildirmelerini rica ediyoruz. Sürdürülebilir av ve yaban hayatı hep birlikte sahip çıkmamız sayesinde sağlanabilir.” Denildi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

2.100.000 nüfuslu Makedonya’nın Ankara’nın onda bir (500.000) nüfusuna sahip başkent Üsküp’ten sonra Manastır 80.000 nüfusuyla ikinci büyük kenti. Bu ülkede “Büyük kent” kavramının Türkiye’den farklı olduğunu hemen almışsınızdır.  Öteki “Büyük kentleri” ise şöyle sıralanıyor. Kumanova (71.000), Pirlepe (68.000), Kalkandelen (60.000), Ohri (51.000), Köprülü (48.000), Gostivar (46.000), İstip (42.000).  Büyük şehirlerde Makedon nüfusunun yüzde 68’ yaşıyor.

Ailece Makedonya gezimizin dördüncü günü olan 31 Temmuz 2018 günü Ohri’den bir otobüsle bir ovada kurulmuş Manastır’a ulaşıp bir gece kalacağımız Travel Hotel’e yerleştikten sonra zaman kaybetmeden sokağa fırladık. Bizim Fatsa büyüklüğünde olan kentin merkezine çok yakın imişiz. Bu merkezden boydan boya geniş bir cadde uzanıyor. Eski adı Şirok Caddesi imiş. Yugoslav yönetimi zamanında adı Mareşal Tito Caddesi olmuş. Ortaklık bozulduktan sonra eski adına dönülmüş. Bulvar araç trafiğine kapalı. İki yandaki binalar yüksek değil. Bunlar hem çeşitli dükkânlarla, hem de yeme içme yerleriyle dolu. Cadde şimdiden kalabalık. 

Gezip görebileceğiniz her şey yakında. 1558’de yapılmış Yeni Cami kapalı. 1508 yapımı İshak Bey Camii ve 1562 yapımı Haydar Kadı Camii ise açık. İshak Bey Camiinin avlusunda abdest alma yerinde rastladığımız kara sarıklı, sakallı imam Türkçe bilmiyor. Çat pat Türkçe bilen temizlik görevlisi ise Müslüman Makedon Çingenelerinden. Ezan da okuyormuş.

Makedonlar Manastır’a Pitola diyorlar. O da zaten Manastır demekmiş. Haritada ayrıca Manastır diye bir bölge görülüyor.

Manastır denince benim aklıma iki şey geldi. İlki, öğretmen okulunda mandolinle çalmasını öğrendiğimiz bir okul şarkısı:

Manastır’ın ortasında var bir havuz

Canım havuz

Dimetoka kızları hepsinden yavuz

Biz çalar oynarız.

***

Manastır’ın ortasında

Var bir çeşme

Canım çeşme

Dimetoka kızları hepsinden seçme

Biz çalar oynarız.

Bu havuz ve çeşme gerçekten var mıydı, yoksa şarkıda “yavuz” ve “seçme” sözcüklerine uyak olsun diye mi türküye konulmuştu? Bir araştırmacı titizliği ile derhal soruşturmaya başladım!

Evet, tam da kentin merkezi olduğu anlaşılan meydanda bir değil iki havuz vardı ama bunlar her yerde görebildiğimiz fıskiyeli havuzlardandı. O eski havuz da bunların yerinde olmalıydı.

Çeşmeyi bulmamız da zor olmadı. Birbirleriyle kesişen birçok sokaktan oluşan “Eski Çarşı’nın orta yerinde şarkıda adı geçen çeşme yerli yerinde duruyor ve bu sıcak yaz gününde gelip geçenlerin içini soğutuyordu. Üzerinde yalnızca uzmanlarının okuyabileceği Osmanlıca bir kitabe de var. Altına 1305 diye eski takvim ve rakamlarla tarihini de koymuşlar. Bugünkü takvime göre 1889 oluyor.  Çeşmenin yakınında oturan bir grup esnafa “İçinizde Türkçe bilen var mı?” diye seslendiğimizde bir Arnavut bizimle ilgileniyor. Yakınlarda eski ihtişamını kaybetmiş, içindeki bazı dükkânların bulunduğu bir bedesten de var. Bu büyük Osmanlı izlerine rağmen, Manastır’da Türk ve Arnavut nüfus Üsküp ve Ohri kadar çok değil.

Akşam Mareşal Tito caddesinde kalabalık arasında bir gezinti yapıyoruz. Bir pizzacıda karnımızı doyuruyoruz. Gece yarısı otelimize geçiyoruz. 

Manastır’a varmışken Mustafa Kemal’in okuduğu İdadiyi görmeden olmazdı. Bunu 1 Ağustos günü sabahleyin kentten ayrılmadan yerine getirecektik. Bu bina da Tito Caddesi’nin ucunda, kent merkezinde. Makedonya Tarih Müzesi olarak düzenlenmiş. Mustafa Kemal için de bir salon düzenlenmiş. Atatürk’ün hayatı ile ilgili fotoğraflar ve açıklamalar konulmuş. Bunu şehirde Makedon bir Türkiye Fahri konsolosu yaptırmış. Ne var ki bu bölümde Mustafa Kemal Paşa ile ilgili özgün hiçbir şey yok. Makedonya tarihi ve kahramanlıkları ile ilgili birçok nesne ve açıklamadan başka bir sanat galerisi de var. Biz binadan girince “Ben burada staj görüyorum” diyen delikanlı bizimle bir kat çıkıp rehberlik yapmayı bile düşünmüyor. Biletlerimizi kesen müze görevlisi ise indiğimizde yerinde yoktu! Kimseden bilgi alamadık.

11.45’te, sıcak bir havada otobüsle 250 km. kuzeydeki başkent Üsküp’e hareket ediyoruz. Önce bir ovada yol alıyorken bazı yükseklikleri aşıp tekrar ovaya iniyoruz. Burası şeftali, elma bahçeleri, üzüm bağları, mısır ve tütün tarlalarıyla kaplı. Ayaş çıkışında olduğu gibi bir meyve pazarı da kurulmuş. Yol boylarında satış yapılan küçük tezgâhlar da görülüyor.  15 dakika mola verilen bir benzincinin yanındaki sergiciye cebimdeki üç onluk Denar’ı uzatıyorum. Bir salkım üzüm veriyor fakat restoranın garsonu onları burada yiyemeyeceğimi ihtar edince dışarı çıkıp orda yiyorum. 15.30’da Başkent Üsküp’teyiz. Burada iki gün ve gece daha kalacağız. (Ayvalık, 10 Ağustos 2018)

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Belediyesi’nce, Serenler Otel’de “Burdur Belediyesi 1. Yağlı Güreşleri” Ağalık seçimleri tanıtım yemeği düzenlendi. Burdurlu oda başkanlarının, iş adamlarının, tüccarların ve esnafların katıldığı etkinliğin amacı; Burdur’dan bir şey olmaz fikrini yıkarak birlik beraberlik içerisinde bütün zorluklara karşı tek bir ses olabilmek. 1 Eylül’de yapılacak olan Burdur Belediyesi 1. Yağlı Güreşleri organizasyonuna, Türkiye’nin dört bir yanından yağlı güreş pehlivanları davet edilecek. Yemekte; Burdur Belediyesi’nin organize ettiği bu etkinliğe tüm Burdurlulardan destek alınması hedeflendi. 

 Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz Burdur Belediyesi 1. Yağlı Güreşleri Ağalık seçimi tanıtım toplantısında yaptığı açıklama da; “İyi niyetle başladığımız bu işi umuyorum “1 Eylül Dünya Barış Günü”nde barışın, huzurun kenti Burdur’da, bir ateşi yeniden yakarak ve Burdur’un marka değerine değer katacak bir anlayışla, bir güzelliği daha Burdur’a kazandırmış oluruz. Bugün sizler, bizlere onur verdiniz, katıldınız. Ülkemizin içinde bulunduğu hele hele şu son 3-5 gün içerisindeki ekonomik ve siyasi kırılganlıkların arttığı bir dönemde, ülkemizin zorlandığı bir dönemde, sanayicimizin, esnafımızın, tüccarımızın, üreticimizin ve hatta evinde mutfak ekonomisini düşünen ev hanımlarının bile artık kaygı içerisinde olduğu bir dönemde, birtakım faaliyetleri yerine getirebilmek, birlikte hareket edebilmek zormuş gibi gözüküyor. Ama, bu zorlukların üstesinden gelebilmenin tek yöntemi kol kola girebilmek, birlikte hareket edebilmek ve zorlukların üstesinden gelebilmek için, tek bir ses çıkarabilmekten geçiyor.

Bizler, sizleri bugün buraya belki yemeğin içerisinde ağalık davetiyle sizleri bu yemeğe davet etmiştik. Ama görüyorum ki gerçekten zorlandığımız bir dönemde, hiçbir sanayicimizin, tüccarımızın, iş adamımızın ya da kendi halinde bu işe gönül verip ortaya koymak isteyen vatandaşımızın, bu zor günleri tek başına aşabilmesi mümkün değil. Bu yıl Burdur Belediyesi’nin düzenlediği yağlı güreşlerin, Burdur Belediyesi’nin sponsorluğunda yürüyeceğini ve bu konuda destek vermek isteyen sanayici, iş adamı, esnaf arkadaşımız, tüccarımız her kim olursa olsun gönlünden kopan bir şey olursa onu da katkı olarak Burdur Belediyesi’ne ya da güreş organizasyonuna yapabileceğini söylemek istiyorum.”dedi.

Amaçlarının Burdur’u büyüterek, Burdur’dan bir şey olmaz fikrini ortadan kaldırmak olduğunu vurgulayan Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz;

“Ben özellikle birinci çoğul şahıs kullandım ki benim hayalim olmasın. Bu benim gibi düşünenlerin sadece benim yanımdaki ne siyasi ne de yakın arkadaşlarımın fikri olmasın diye birinci çoğul şahıs kullanıyorum ki Burdur’un hayali olsun. Yapılan işleri küçümsemek, yaplıan işleri yok saymak ve hayata sadece siyasi çerçeveden bakarak kazanan ve kaybeden yaratmak üzerine yapılan hiçbir kurgu ne kişilere ne de siyasi partilere hiçbir zaman yar olmamıştır. Bugün burada yapılacak organizasyonun başarısı ya da başarısızlığı Burdur’a mal edilecektir. Bir konserin kalabalık olması ya da seyirci sayısının az olması o kentteki insanların buna değer verip vermediğini göstermez. Önemli olan doğru şeyleri yapmak. Bir yerden başlamak. Bir yere götürmek. Bugün bu makamı ben temsil ediyor olabilirim. Başka birgün başka bir arkadaşımız temsil ediyor olabilir. Burdur’dan bir şey olmaz fikrini sabitleyerek kendi kazandığını kendine harcayan, sadece kendi kazandığını kendisi için yaşayan bir Burdurlu profili yaratırsak eğer bu Burdur’dan işte o zaman gerçekten bir şey olmaz. 

Bugün bu akşam yemeğini tertiplerken biz burada insanların parasını almak için değil, burada birilerine ağalık satmak için değil, gölde jet ski yapılırken neden herkesin yapabileceği ya da herkesin ilgi gösterebileceği bir spora sahip çıkılmıyor diyenlere bir yanıt olsun diye sporumuzu ilk defa Burdur’da hem de tüm  Türkiye’nin yağlı güreş pehlivanlarını davet  edeceğimiz bir organizasyonda Burdurlu’nunda bizde karınca kararınca vardık diyebilmesi için yaptık. Ama her zaman olduğu gibi lütfen bunu bir sitem olarak not etsin insanlar. Bu iş birileri gelmedi diye yapılmayacak değil. Ama birileri daha gelmiş olsa bu iş çok daha güzel yapılabilir. Birileri gelmedi diye bu işten vazgeçecek değiliz. Birileri gelmedi diye Burdur Belediyesi her zamankinden daha da fazla gayret gösterip Burdur halkına, Burdur insanına, Burdur kültürüne, Burdur’un beyefendi kimliğine yakışan şekilde yapılacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Yarın er meydanında kalabalığı görüp gelenlerin orada bir şekilde kendine yer bulmaya çalışanların hepsine kapımız şimdiden açıktır. Bununda altını çizmek isterim.”deyip yemeğe katılan herkese güç verdikleri ve yalnız bırakmadıkları için teşekkür etti.

 Hatice Dursun

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

AK Parti İl Başkanı Volkan Mengi konuya dair; “Bizler Burdur teşkilatları olarak ilk günkü aşk ile azim ve inançla hizmet etmeye, gece gündüz demeden çalışmaya devam ediyoruz” açıklaması yaparak, AK Parti'nin 17’inci Kuruluş Yıldönümü’nü kutlama mesajı yayınladı;

 “Kurucu Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde 14 Ağustos 2001 tarihinde kurulan partimiz Türk demokrasi tarihinde çok önemli bir dönemin başlangıcı olmuştur. AK Parti, parti içi demokrasi, millet iradesine saygı, siyasi ahlak ve erdem anlamında Türk siyasi hayatına çok önemli katkılar sağlamıştır. AK Parti Türkiye siyasetinde ezberleri bozan milletin egemenliği üzerindeki bütün vesayeti kaldıran, Devleti toplumdan ayıran siyasi tarihi silmiş, "milleti yaşat ki devlet yaşasın" anlayışı ile bu yüce milletin gönlüne girerek yapılan bütün Genel ve Yerel seçimler ile referandumlarda milletimizin teveccühüne hem de oyunu arttırarak mazhar olmuştur. Bizler Burdur teşkilatları olarak ilk günkü aşk ile azim ve inançla hizmet etmeye, gece gündüz demeden çalışmaya devam ediyoruz. Partimiz her alanda milletimizle kucaklaşmaya devam etmektedir. Bu vesile ile Partimiz için gecesini gündüzüne katan, acı ve tatlı günlerinde hep yanımızda yer almış vatandaşlarımıza şükranlarımı sunar ve şuanda hayatta olmayan gönül vermiş vatandaşlarımıza ve teşkilat mensuplarımıza Allah’tan Rahmet dilerim. Başarılarla dolu daha nice AK yıllara ulaşmamız dileğiyle, Partimizin 17. kuruluş yıl dönümünün ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ederim.”

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Evde temizlik hizmeti sunan Burdur Belediyesi Kurban Bayramı öncesinde 50 ailenin bayram temizliğini ücretsiz yaptı.

Burdur Belediyesi Sosyal Belediyecilik anlayışı ile yaşlı ve bakıma muhtaç vatandaşlara yardım elini uzatıyor. Burdur Belediyesi tarafından oluşturulan ekip, vatandaşların evlerine giderek ev temizliği hizmeti sunuyor. Kurban Bayramı öncesi Burdur Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından belirlenen yardıma muhtaç 50 ailenin ev temizliğinin ücretsiz olarak yapıldığı açıklandı;

Evde temizlik hizmeti hakkında bilgi veren Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, “Her zaman vatandaşımızın yanındayız. Sosyal Belediyecilik anlayışı ile hizmet ediyoruz. Yaşlı ve ihtiyaç sahibi ailelerimiz için evde temizlik hizmeti başlattık. Kurban Bayramı öncesinde oluşturduğumuz ekibimiz, evinin temizliğini yapamayacak durumda olan vatandaşlarımızın temizliğini yapıyor. Vatandaşlarımızın daha sağlıklı ortamlarda yaşamasını arzuluyoruz. Bunun için de elimizden gelen hizmeti sunmaya devam edeceğiz” dedi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Türkiye Tenis Federasyonu tarafından, 06-11 Ağustos 2018 tarihleri arasında Afyon’da düzenlenen 10 yaş Yaz kupası- 4 tenis turnuvasına İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla, Bursa, Uşak, Afyon, Eskişehir, Bilecik illerinden 40 sporcunun katıldı.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Sonunda kartlar dağıtılıp oyun açıldı;

Hala kendisini ormanın kralı gibi göstermeye çalışan, dişleri dökülmüş Amerika, Erdoğan üzerinden Türkiye’ye yönelik yaptırımlarını uygulamaya soktu ama;

Almanya, İtalya başta  olmak üzere AB ülkeleri, Amerikan tehdidine karşın Türkiye’nin yanında olduklarını açıkladılar. İran’da Türkiye’ye açık destek verdi. Amerika Erdoğan üzerinden Türkiye’ye niye saldırıyor? Bu soruya cevap aramadan önce Amerikan Emperyalizmi Veba’sının ülkemize nasıl girdiğine bakalım mı? Kurtuluş Savaşı’nda; ABD, Mustafa Kemal’e resmi devlet desteği vermedi. Ama Amerikalı gazetecilerin Türkiye’ye gelip Mustafa Kemal’le yaptıkları röportaj ve haberlerle, ABD kamuoyunun desteğinin alınması sağlandı.

1923’ten, Atatürk’ün öldüğü 1938’e kadar 15 yılda, Osmanlı’dan kalan borçlar ödendi. Fransız ve İngilizler’den demiryolları ve limanlar satın alındı.  Türkiye’nin demirçelik ve silah dahil hemen hemen bütün ihtiyacını karşılayabilecek 46 fabrika kuruldu.

İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmese de ekonomik olarak çok yıprandı. Savaş sonrası İnönü, Nato’ya girme başvurusunda bulundu ama, başvuru kabul görmedi. Menderes, iktidara geldikten hemen sonra Nato’ya başvurdu ama onun başvurusu da kabul edilmedi. ABD ile Kuzey Kore arasında başlayan savaşa Türkiye asker gönderdi. Kore’de dökülen kanların bedeli olarak Türkiye Nato’ya alındı. Ardından, Menderes Hükümeti’ne, Amerika’nın denetim ve yönlendirmesi ile kullanılabilen Amerikan yardımları verildi. Menderes tarafından dillendirilen dönemin sloganı; “Küçük Amerika olacağız, her mahallede bir milyoner yaratacağız” idi.

Menderes Hükümeti, Amerikan kredileriyle ülkede bayındırlık seferberliği ilan edip yollar yaptı. Kredi paraları tükenip geri ödeme yapılması gerektiğinde, Menderes Amerika’dan yeni kredi istedi ama alamadı. Bunun üzerine Sovyetler Birliği’ne yönelip, tarım ürünleri satarak ödenmek üzere  faizsiz kredi aldı. Bu kredilerle, SSCB Türkiye’de pek çok önemli sanayi kuruluşunu kurup Türkiye’ye teslim etti. Amerika’ya rest çekip Sovyetler’e yönelen Menderes bir darbe ile devrilip darağacına çıkarıldı!

Menderes’in idamından sonra, DP’nin devamı olarak kurulan AP’nin liderliğine getirilen Demir’el, iktidara gelerek ABD ile ilişkileri düzeltip, yeni Amerikan kredileri aldı. 1973 seçimlerinde, Erbakan’la koalisyon yaparak iktidara gelen Ecevit, Barış Harekatı ile Kıbrıs’a asker çıkarınca, Amerika Türkiye’ye ambargo koydu. 

Ambargo sonrası, Türkiye, parasını verip Amerika’dan aldığı uçak ve diğer savaş araçlarını yedek parça sıkıntısı nedeniyle kullanamaz hale geldi. (Bugün de parasını verdiğimiz F35’leri alamadığımız gibi) Bu esnada Ecevit, en büyük desteği Türkiye’ye gizlice mermi, silah, uçak yedek parçası ve uçak yardımında bulunan Libya Lideri Kaddafi’den gördü. 

1975’te Amerikan ambargosu devam ederken, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, ambargoya karşılık olarak, İncirlik’te dahil olmak üzere, 21 Amerikan üs ve tesisini kapattı. 21 üs ve tesise Türk Bayrağı çekildi.  Amerika’n ambargosunun 1978’de kaldırılmasına rağmen, Amerikan Üsleri’nin tekrar açılmasına izin verilmedi. Taki 12 Eylül Faşist darbesine kadar! Amerika’nın kuklası, 12 Eylül’ün faşist darbeci generallerinin ilk işlerinden birisi, Amerika’ya ait 21 üs ve tesisi yeniden açmak oldu!

Ya Amerikan üslerini kapatan Demirel’e ne oldu?

Demirel, daha önce kapattığı Amerikan Üssü’nün bulunduğu Zincirbozan’da hapsedildi!

Anap-DYP-DSP dönemlerinde, Dünya kabadayısı Amerika’nın eli hep Türkiye’nin üstünde oldu. Erdoğan AKP’yi kurmadan öncede, kurduktan sonrada, ABD ile iyi ilişkiler geliştirip, destek almaya çalıştı. İktidara geldikten sonra, ABD’nin Ortadoğu’daki hesap ve çıkarlarına katkı sunduğu için, Büyük Orta Doğu Projesi Eşbaşkanı bile oldu!

Ama ABD bu! Eşkiyadan dost olur mu? 

Şimdi ABD’nin hedefinde,  Menderes-Ecevit-Demirel’den sonra Erdoğan üzerinden yine Türkiye var! Türkiye; Cumhuriyet tarihinin en ağır siyasi-ekonomik saldırısı karşısında! Ne yazık ki bu saldırı; 

İktidara gelen bütün sağ partilerin ve  liderlerinin,  (Erbakan hariç)  zora düşmeden, Amerikan kazığı yemeden once; dostumuz, müttefikimiz, stratejik ortağımız deyip, toz kondurmadıkları Amerika’dan geliyor? Oysa, Cumhuriyet tarihi boyunca bu ülkede Solcular, Sosyalistler, Emperyalizme; onun ağababası Amerika’nın işgalci, sömürücü, kandöken politikalarına karşı çıktıkları, direndikleri için işkence gördüler! Zindanlara atıldılar! Vuruldular! Asıldılar!

Ama; Amerika, Erdoğan üzerinden Türkiye’ye saldırıyorsa, saldırının acılarını çekecek, bedelini ödeyecek bu ülkenin yurttaşlarıdır, biziz! Öyleyse, kimin üzerinden gelirse gelsin, ülke bu zor duruma kimin yüzünden düşerse düşsün. yapılması gereken, Amerikan eşkiyasına topyekün karşı durmaktır. Bu işte; en başta, Cumhuriyet tarihi boyunca olduğu gibi, en önce solculara, sosyalistlere düşer!

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Isparta ve Burdur Valiliklerinin öncülüğünde Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın (BAKA) sektörün ilgili paydaşlarıyla birlikte sürdürdüğü kırsal turizm çalışmalarında yeni bir ürün daha katılıyor. 

 Gül, kiraz çiçeği, kiraz, zambak ve lavantanın ardından yabancı turların şimdi de üzüm hasadı yapabilmek amacıyla Isparta’nın Güneykent Beldesi’ne gelmeye başladığı açıklandı; Özellikle Çin, Tayvan gibi Uzakdoğulu turistlere yönelik tur programlarına üzüm hasadı da dahil edildi. Güneykent Belediyesi’nin organizasyonu ile son iki haftada tur otobüsleriyle 700’e yakın Çinli turist, Güneykent’e gelip bağdan üzüm topladı, gezi römorkuyla köyü geziyor, yemeğin ardından beldeden ayrılıyor. 

Kültür ve yerel yaşam motiflerine karşı ilgili olan Uzakdoğulu turistler, üzüm toplamak için de gelmeye başladı. Gül turizmde önemli merkezlerden Güneykent’e gelen Çinli turistler, ücret ödeyerek hem bağdan topladıkları üzümün ve bahçedeki kelek, salatalık, domates gibi ürünlerin tadına bakıyor, hem de bol bol fotoğraf çekiliyor. Yaklaşık 1 ay sürecek üzüm hasadı süresince gelmesi beklenen turistleri bağında ağırlayan üretici Yasin Çubukçu, “Yıllar önce gül turizmiyle başladık turizm işletmeciliğine. Giderek her yıl daha çok turist çekmeye başladı Güneykentimiz. Gül turizminde 30-40 bin turist ağırladık. Şimdi de bağ turizmi gerçekleşiyor. Şimdiye kadar üzüm toplamak için 700’e yakın turist geldi. Üzüm topluyorlar, traktörle köy turu yapıp, kahvaltı ya da yemek yiyorlar” dedi.

Üzüm ile diğer meyvelerin tadına baktıktan sonra yorgunluğunun kalmadığını ifade eden gruba başkanlık yapan Çinli bayan turist, “Güneykent’i çok beğendim. Üzüm erik gibi taze meyveler yedim. Yorgundum, buraya gelince kendimi rahat hissettim. Tur programına eklendiği için memnun olduk. Buraya çok Çinli gruplar geliyor. Buradaki tesislerin gelişmesi gerekiyor, oturulabilecek yerler az. Geliştirirsek daha güzel olur” diye konuştu.

Hayatında ilk defa Göller Bölgesi’nde Güneykent’e geldiğini ve çok beğendiğini ifade eden Çinli grubun rehberi İzzet Kocabıyık ise şöyle konuştu; 

“Bölge huzurun bulunduğu bir yer ve 12 ay turizm yapılabilecek bir yer. Kiraz çiçeği ile başlayıp, zambak ile devam edip gül ile şenlenip lavanta ile devam eden bir floranın olduğu yere gelmek çok hoş. Çok güzel bir yer. Tüm turizm acentelerinde çalışan arkadaşlarımın, program yapan arkadaşların buraya mutlaka gelmelerini ve buna göre program hazırlamalarını şiddetle öneriyorum. Çok güzel insanların yaşadığı çok güzel bir yer. Bu sebepten dolayı turizm camiasının görmelerini istiyorum. Herkesin buraya hayatında bir defa gelmesini isterim.”

 

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

10-12 Ağustos tarihleri arasında Rusya’nın Başkenti Moskova’da Krasnaya Presnya parkında düzenlenen Moskova – Türkiye Turizm Festivaline Burdur damgasını vurdu.

Türkiye ve Rusya ilişkilerini güçlendirmek amaçlı düzenlenen festivale Türkiye’den Batı Akdeniz Kalkınma Ajansına Bağlı Belediyeler ve ticari sivil toplum kuruluşlarının da katıldığı açıklandı;

 Türkiye’den Burdur’u Alaca Dokumaları ile Burdur Belediyesi temsil etti. Moskova halkının yoğun katılım sağladığı festivalde en çok ilgiyi gören stand ise Burdur Alaca Dokumaları oldu. Standı ziyaret eden ziyaretçilere Alaca dokumasının tarihi ve tezgahta dokumasının inceliklerine dair bilgileri katılımcılara bizzat Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz verdi.

 Burdur’un Rusya’da tanıtımı için büyük bir adım olan Moskova Türkiye Turizm Festivalinde Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, İl Genel Meclis Başkanı Muzaffer Bağcı, Burdur Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Keyik’in de katıldığı festivalde Burdur’un marka değeri olan Salda Gölü, Sagalassos , Kibrya , Medusa Başı ve Burdur’un dünyaca ünlü sazı sipsi tanıtıldı.

Başkan Ercengiz“Amacımız Burdur’un yaklaşık 250 yıllık geleneğini sürdürebilmek korumak ve yaşatmak. Burdur’un markası olmuş alaca dokumalarını öncelikle Türkiye’ye ardında da Dünya’ya tanıtmak istiyor ve bu yolda emin adımlarla ilerliyoruz. Diğer taraftan da kadınlarımızı bir meslek sahibi edip onları iş hayatına adapte etmeyi hedefliyoruz” dedi.

 En yoğun ilginin yaşandığı Burdur standını gezen Moskovalı vatandaşların Burdur’a olan yakın ilgisi Burdur heyetini memnun bıraktı ve tüm ziyaretçilere Burdur’un dünyaca ünlü lezzeti olan Ceviz Ezmesi ikram edildi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Burdur Gazeteciler Cemiyeti yönetimi, Köprülü Kanyon’da organize ettiği rafting buluşmasında, ilimizde görev yapan basın çalışanlarına keyifli bir haftasonu yaşattı. Antalya’nın Manavgat İlçesi’nde bulunan Köprülü Kanyon’da gerçekleşen rafting etkinliğinde gün boyunca doyasıya eğlenen basın çalışanları, gündemin yoğunluğundan uzak kendilerine vakit ayırma fırsatı buldular. Etkinliğe dair görüşlerini paylaşan BGC Başkanı Kürşat Tuncel, “Mesleğimizin yoğun temposu, zaman zaman sosyal yaşamımızda bazı kısıtlamalara sebep oluyor. 30. Yıl etkinliklerimiz çerçevesinde yönetim olarak farklı bir etkinlikle hem eğlenelim hem de dayanışmamızı, meslek birliğimizi günlendirelim istedik. Hep birlikte doyasıya eğlenip keyiflir bir haftasonu geçirdik.” dedi.

Burdur Gazeteciler Cemiyetinin organizasyonuyla gerçekleşen rafting etkinliği için pazar günü sabahın erken saatlerinde yola çıkan basın mensupları, Köprülü Kanyon’da hep birlikte keyifli bir haftasonu geçireceklerinin sinyalini sohbetleriyle, samimiyetleriyle gösterdiler. Hem sosyal bir etkinlik hem de mesleki dayanışmayı güçlendirmek için organize edilen buluşma gün boyunca bol kahkahalı sürdü.

Rafting etkinliğinin ardından değerlendirmelerini paylaşan Burdur Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kürşat Tuncel, “Göreve geldiğimizden bu yana geçen 2 yılı aşkın sürede hem mesleki hem de dayanışma gücümüzü artırmak için çeşitli etkinliklere imza attık. Bunları yeterli bulmuyoruz. Burdur Gazeteciler Cemiyeti 30 Yaşına giriyor. 30. Yıl etkinliklerimizi dolu dizgin sürdüreceğiz. Kültür gezileri, eğlenceler, buluşmalar, mesleki eğitimler, konferanslar yaparak, 2018-2019 Yıllarında adımızdan sıkça söz ettireceğiz. Bu etkinliklerimiz boyunca hem gücümüzü hem de dayanışmamızı artıracağız. Mesleğimizin yoğun temposu zaman zaman sosyal yaşantımızda bizi bazı kısıtlamalara sürüklüyor. Kendimize, ailemize vakit ayıramadığımız dönemler oluyor. Bu tür etkinliklerle hem kendimize hem ailelerimize vakit ayırdığımız gibi üyelerimizle, meslektaşlarımızla dayanışmamızı da güçlendiriyor.” dedi.

Köprülü Kanyon’da gerçekleşen rafting etkinliğinde basın mensuplarının doyasıya eğlenip, güzel vakit geçirdiğini dile getiren Tuncel, “Yalnızca il merkezinden değil, ilçelerden gelen meslektaşlarımız, dostlarımız da bizimle oldular. İlçelerimizi de önemsiyoruz ve onlara yönelik etkinliklerimizi, buluşmalarımızı da artıracağız.” deyip, bol etkinlikle bir yıl geçeceğini aktardı.

Bahtiyar Turan

Ögeyi Oylayın
(0 oy)

Bucak’ın Yüreğil Köyü’nde haftasonu gerçekleşen bir düğünde sıkılan silahtan çıkan maganda kurşunu, 14 Yaşındaki Furkan Toprak’a isabet etti. Ağır yaralanan Furkan Toprak’ın tedavisi Burdur Devlet Hastanesi’nde devam ederken, magandanın ise damadın babası olduğu belirlendi.  

Bucak’a bağlı Yüreğil Köyü’nde haftasonu yapılan bir düğünde havaya sıkılan silahtan çıkan kurşun eğlence alanından yaklaşık 100 metre uzaklıktaki 14 yaşındaki ortaokul öğrencisi Furkan Toprak’ın başına isabet etti. Maganda kurşunuyla ağır yaralanan Toprak, önce Bucak Devlet Hastanesine götürüldü, daha sonra Burdur Devlet Hastanesine sevk edildi. Burdur Devlet Hastanesinin Yoğun Bakım Servisinde tedavisi süren Furkan Toprak’ı yaralayan isim de damadın babası olduğu iddiası ortaya çıktı.

Jandarma Ekipleri tarafından başlatılan soruşturma neticesinde, Furkan Toprak’ın yaralanmasına sebep olduğu ileri sürülen magandanın damadın babası M.E. gözaltına alındı. Şüpheli adliyeye sevk edildi.

Ögeyi Oylayın
(0 oy)