Tarihe göre süzülmüş ögeler: Cuma, 07 Haziran 2019 - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber

08 Haziran 2019 - Cumartesi - Burdur Gazatesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Yeni Yargı Reformu Paketi’nin yasalaşması halinde yerel basının zor durumda kalacağını bildiren BİK Genel Kurulu Anadolu Gazete Sahipleri Temsilcisi Mustafa Arslan, “Resmi ilan gelirlerinin düşmesine neden olacak düzenlemenin yeniden ele alınmasını bekliyoruz” dedi.

 

Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Kurulu Anadolu Gazete Sahipleri Temsilcisi Mustafa Arslan Yargı Reformu Paketi’nde gazete ilanlarına ilişkin düzenleme konusunda görüşlerini açıkladı.

Arslan, düzenlemenin bu hali ile yapılması durumunda yazılı basının ciddi oranda zarar göreceğine vurgu yaparak, “Adalet bürokrasisi tarafından daha önce de gündeme getirilen bu düzenleme masrafları düşürme gerekçesi ile konuyu tek boyutlu olarak ele almaktadır. Oysa ki; gazete ilanları yolu ile duyuruda etkinlik sağlanmakta. Gerek gazetelerin internet siteleri gerekse BİK’in sitesinde yayınlanan ilanlar yolu ile kamuoyuna açık ve şeffaf satışlar gerçekleştirilmektedir. Öte yandan gazeteler Anayasal bir görev olan habercilik işlevini yerine getirmekte, demokrasinin işlerliğini sağlamakta, eğitim ve denetim işlevlerini yerine getirmektedir. İcra ilanları başta olmak üzere yargı ilanları normalde yüzde 40 halen de yüzde 50’nin üzerinde bir ağırlığı kapsamaktadır. Sayılan görevlerin yerine getirilebilmesi için bu ilanların varlığı hayati önem taşımaktadır. Kaldı ki resmi ilanlardan elde edilen gelirlerin tamamı kamuya geri dönmektedir. Yüzde 18 katma değer vergisi, yüzde 15 BİK  komisyonu, sigorta ve muhtasar vergileri ile gelir ve kurumlar vergileri birlikte ele alındığında devlet bir cebinden alıp diğer cebine koymakta, sonuçta istihdam, habercilik ve katma değer elde edilmektedir. Gerçek hayattan bir örnek vermek gerekirse; Eylül 2018’de Ordu Tribün Gazetesi katma değer vergisi dahil 8 bin 791 liralık resmi ilan almıştır. Net aldığı ilan geliri ise 6 bin 332,5 liradır. Gazete asgari kadrosunda bulundurmak zorunda olduğu fikir işçileri için 3 bin 848,92 lira sigorta ödemiştir. Muhtasar vergisi olarak da 2 bin 749,75 lira harcamıştır. Bu iki gider kaleminin toplamı 6 bin 598,67 liradır ve aldığı net resmi ilan gelirinden fazladır. Gazete kadrosunda zorunlu olarak bulundurmak durumunda olduğu fikir işçilerine 11 bin 232 lira maaş ödemek durumumdadır. İşletme masrafları ile basık masrafları da bu giderlere ilave edilmek zorundadır. Dolayısı ile özelde yargı ilanlarını genelde resmi ilanları yük gibi gösteren bürokratik anlayış konuyu tek boyutlu takdim ederek yanlış bir sonuca varmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Adalet Bakanımız’ın bu tek taraflı bakış açısının doğurduğu yaklaşımı düzelteceğine, gazeteler için can suyu anlamı taşıyan resmi ilan gelirlerinin düşmesine neden olacak bir düzenlemeye gitmeyeceklerine inanıyoruz” dedi.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Cuma, 07 Haziran 2019 14:31

07 Haziran 2019 - Cuma - Burdur Gazetesi

07 Haziran 2019 - Cuma - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

İçişleri Bakanlığı’nın 23 Ekim 2018 tarihli onayı ile görevinden alındığı açıklanan İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Servet Olpak, yargı kararı ile görevine geri dönüyor. 

Görevden alınarak aynı kurumda uzman olarak görevlendirilen İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Servet Olpak, İdare Mahkemesi’ne başvurarak yürütmenin durdurulması talebinde bulunmuştu. İdare Mahkemesi talebi olumlu karşılayarak, Servet Olpak’ın göreve döndürülmesine karar verdi. Yaklaşık 3 yıllık süreçte başarılı çalışmalara imza atan Servet Olpak’ın, yargı kararı ile görevine dönecek olması kamuoyunda memnuniyetle karşılandı.

Servet Olpak; “2015 yılında başlamış olduğum Burdur İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği görevimden bu gün itibari ile ayrılmış bulunmaktayım. Rabbim bizlere bu görevi alnımızın akıyla yapmayı nasip ettiği için şükürler olsun. Üç yıl süre içerisinde hizmet etmekten büyük gurur duyduğum değerli Burdur Halkı’na, köy muhtarlarımıza, basın mensuplarımıza, sivil toplum kuruluşlarımıza, il genel meclisi üyelerimize, fedakarlığını esirgemeyen İl Özel İdaresi personeline ve il müdürlerimize, bürokratlarımıza, valilik personeline ve valilerimize bu süreçteki katkılarından dolayı teşekkür eder; sevgi, saygı ve hürmetlerimi sunarım.” Açıklamasıyla görevinden ayrıldığını duyurmuştu.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Daha önce ilimizde Çeltikçi Kaymakamlığı yapan,  aynı zamanda Burdur Vali Yardımcılığına vekalet eden İhsan Selim Baydaş, Gençlik Spor Bakan yardımcılığı görevine getirildi. İhsan Selim Baydaş’ın, İlimizde başarı ile kaymakamlık ve vali yardımcılığı yapıp yetişerek,  Gençlik ve Spor Bakanlığı’nda Bakan Yardımcılığı görevine atanması, Burdurlular için gurur kaynağı oldu;

 

?hsan Selim Bayda?, 11.11.1981 tarihinde Malatya?da do?du.

1999 y?l?nda Malatya Lisesinden mezun oldu.

Ayn? y?l girdi?i ?niversite s?nav?nda ?anakkale 18 Mart ?niversitesi Biga ?ktisadi ve ?dari Bilimler Fak?ltesi Kamu Y?netimi b?l?m?n? kazand? ve buradan 2003 y?l?nda mezun oldu.

2005 y?l?nda a??lan Kaymakaml?k s?nav?n? kazanarak A?ustos 2006 tarihinde ?anakkale 18 Mart ?niversitesinden mezun ilk kaymakam olarak Yozgat Kaymakam Adayl??? ile M?lki ?dare Amirli?ine ba?lad?.

??i?leri Bakanl??? taraf?ndan g?nderildi?i Amerika Birle?ik Devletleri Florida Eyaletinin Orlando kentinde bulunan Univerity Of Central Florida?da 1 y?l s?reyle dil e?itimi ve ?Kriz Y?netiminde Liderlik, Koordinasyon ve ?leti?im? alan?nda ?al??malarda bulundu.

93. D?nem Kaymakaml?k kursunu 2.likle tamamlayarak g?reve ba?lad??? ?eltik?i Kaymakaml???nda, e? zamanl? olarak Burdur Vali Yard?mc?l???na vekalet etti.

Atand??? Beyt???ebap Kaymakaml??? s?ras?nda ?al??malar? nedeniyle T?rk ?dareciler Derne?i taraf?ndan 2012 y?l? ?Y?l?n ?darecisi? se?ilerek ??ehit Kaymakam Ersin Ate? ?d?l?ne? lay?k g?r?ld?.İhsan Selim Baydaş, 11.11.1981 tarihinde Malatya’da doğdu.

1999 yılında Malatya Lisesinden mezun oldu.

Aynı yıl girdiği Üniversite sınavında Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünü kazandı ve buradan 2003 yılında mezun oldu.

2005 yılında açılan Kaymakamlık sınavını kazanarak Ağustos 2006 tarihinde Çanakkale 18 Mart Üniversitesinden mezun ilk kaymakam olarak Yozgat Kaymakam Adaylığı ile Mülki İdare Amirliğine başladı.

İçişleri Bakanlığı tarafından gönderildiği Amerika Birleşik Devletleri Florida Eyaletinin Orlando kentinde bulunan Univerity Of Central Florida’da 1 yıl süreyle dil eğitimi ve “Kriz Yönetiminde Liderlik, Koordinasyon ve İletişim” alanında çalışmalarda bulundu.

93. Dönem Kaymakamlık kursunu 2.likle tamamlayarak göreve başladığı Çeltikçi Kaymakamlığında, eş zamanlı olarak Burdur Vali Yardımcılığına vekalet etti.

Atandığı Beytüşşebap Kaymakamlığı sırasında çalışmaları nedeniyle Türk İdareciler Derneği tarafından 2012 yılı “Yılın İdarecisi” seçilerek “Şehit Kaymakam Ersin Ateş Ödülüne” layık görüldü.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Cuma, 07 Haziran 2019 14:31

Kömürlükte çıkan yangın korkuttu

Gazetemizin arkasındaki binanın kömürlüğünde çıkan yangın korkuttu. Ahşap yapılı kömürlükte, henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan yangın, hızla büyüyerek yan binaları tehdit etmeye başladı. Apartman sakinlerinin haber vermesiyle hızla yangın mahalline gelen itfaiye ekiplerinin, müdahalesi ile yangın kontrol altına alınarak söndürüldü. İtfaiyenin hızlı müdahalesiyle yangının söndürülmesinin ardından, söndürme çalışmalarını kaygı ile izleyen etraftaki apartmanların sakinleri rahat nefes aldılar.

 

Yayınlandığı Kategori Manşet

Eğitim iş Burdur Şubesi Başkanı Erkan Putgül yazılı açıklama yaparak, eğitimde yaşanılan son gelişmeleri değerlendirdi;

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un göreve geldikten sonraki ana mesajı, bakanlığın 3 yıllık bir plan açıklayacağı ve bu plan çerçevesinde öğrenci ve velilerin üç yıl boyunca hiçbir “sürprizle” karşılaşmayacağıydı.

Ancak söylenenin aksine Milli Eğitim Bakanlığı, ortaöğretimde “reform!” diye nitelediği yeni bir modeli hayata geçirmeye, eğitimin piyasa koşullarına sunulmasında bir adım daha atmaya hazırlanıyor.

2023 Eğitim Vizyonu’nda, tüm toplumun çocukları ortak payda olarak görmesi, bu payda etrafında buluşması gerektiği ifade edilmesine ve “mutlu çocuklar” vurgusu yapılmasına karşın, çocuklarımız yine MEB’in keyfiyetiyle mağdur edilecektir. 

OECD’nin “Eğitim 2018” raporuna göre; Türkiye kararların en merkezi alındığı ülkelerin başında yer almaktadır. Türkiye’de okulların fiziksel ve sosyokültürel özellikler bakımından farklılıklar gösterdiği, bu nedenle öğretim programlarında yer alan kazanımların, okulun olanakları doğrultusunda öğrenciye kazandırılabileceğinin göz önünde bulundurulması uyarısı yapılmaktadır.

Ayrıca ortaöğretim sisteminde yapılacak değişiklikler, MEB tarafından üniversitelerle işbirliği içerisinde yürütülmelidir. Elde edilen veriler doğrultusunda ülke genelinde çözüme ulaştırıcı düzenlemeler yapılması gerekirken YÖK’ün açıklamasında MEB tarafından yeni modele ilişkin kendilerine iletilen herhangi bir bilimsel rapor, bir çalışma veya yazı bulunmadığı belirtilmiştir. 

Geçmişte denenmiş ve ülkemizdeki okulların fiziki eşitliği sağlanamadığı için başarısız olmuş kredili sistemin benzeri olan getirilmesi düşünülen bu sistem, okullar arasında var olan eşitsizliği daha da derinleştirecek, eğitimdeki ticarileşmenin kapısını ardına kadar açacaktır.

Getirilmek istenen yeni sistemde, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, felsefe, beden eğitimi, resim, müzik gibi gençlerin pozitif bilimlerle temasını sağlayan, neden sonuç ilişkisi kurmasını öğreneceği ya da kişisel gelişimine fayda sağlayacak dersler, seçmeli ders olarak belirlenmişken din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu ders olarak belirlenmesi, Bakanlığın ‘modern’ söylemleri altında bilimsellikten ne kadar uzak bir anlayışın yattığını bir kez daha göstermiştir.

Öğrencilerin akademik ve yetenek gelişimine büyük bir darbe vuracak olan bu değişiklik, eğitimciler için de kara haberler içermektedir. Bu değişikliklerle birçok alanda öğretmenler ya norm fazlası olacaklardır ya da kurum değiştirmek zorunda kalacaklardır. 10 binlerce öğretmeni etkileyecek böyle bir düzenlemede eğitimin paydaşlarının görüşünün alınmaması kabul edilebilir değildir. Kaldı ki ders sayılarını azaltma adı altında bazı dersler doğa bilimleri, sosyal bilimler gibi adlar altında birleştirilmekte fakat bu dersleri kimlerin okutacağı, bununla ilgili nasıl bir çalışma yapılacağı açık bırakılmaktadır.

Bakan Selçuk’a soruyoruz!

Sorup sorgulayan değil biat eden gençler mi? sanattan anlamayan, spordan uzak gençler mi? Ya da tarihini bilmeyen, ülkesini tanımayan gençler yetiştirmeyi mi planlıyorsunuz?

Her ayrıntısının planlanmasına akademisyenlerin ve uluslararası uzmanların da katıldığı ifade edilen bu çalışma tüm paydaşların görüşü, katkısı, eleştirisi alınmadan neden damdan düşercesine açıklanmıştır? Sözü edilen akademisyenler ve uluslararası uzmanlar kimlerdir?

Bilim derslerini, gençlerin kültürel ve bedensel olarak geliştirecek dersleri seçmeli yapıp, din dersini zorunlu kılmanız nasıl bir bilimsel mantığa dayanmaktadır? Her konuşmanızda bahsettiğiniz “çağı yakalamak”tan kastınız orta çağı yakalamak mıdır?

Eğitim politikaları konusunda iktidarın ve eğitimden sorumlu kurumların, görevlerini bugüne kadar yerine getiremedikleri maalesef ortadadır. AKP iktidarı döneminde orta öğretim iflas etmiş, devlet liseleri sadece diploma alınan kurumlar haline getirilmiştir. Çünkü 17 yıldır göreve gelen her Milli Eğitim Bakanı tarafından reform diye önümüze konanlar çizelge değişikliğinden başka bir şey değildir. 

Öğretmeni olmayan, laboratuvarı, spor salonu, atölyeleri olmayan, eğitim kalitesi bakımından aralarında uçurumlar olan okullar yaratılarak, talep olmamasına rağmen sürekli yeni imam hatip okulları açılarak zaten adil olmayan eğitim sisteminin daha da eşitsiz hale getirilmesi, eğitimin mevcut sorunlarını daha da ağırlaştırmaktadır. 

Eğitimde geleceği yakalamak için öncelikle yapılması gereken, bilimsel anlayıştan uzak vakıf, cemaat, dernek gibi gerici yapıların eğitime müdahalesini önlemek, okulların fiziki şartlarını geliştirmek ve eğitimin esas paydaşlarıyla işbirliği geliştirmek olmalıdır.

Parasız, bilimsel, laik eğitim anlayışını hakim kılmak için, öğrencilere çok yönlü bilgi ve beceri kazandıracak nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Tekrar söylüyoruz: Fırsat ve imkan eşitliğine dayalı, bilimsel ve objektif kriterleri içeren bir eğitim modeline geçilmelidir.  

 

Yayınlandığı Kategori Manşet
No Internet Connection