Tarihe göre süzülmüş ögeler: Çarşamba, 08 Mayıs 2019 - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Çarşamba, 08 Mayıs 2019 14:57

09 Mayıs 2019 - Perşembe - Burdur Gazetesi

09 Mayıs 2019 - Perşembe - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

CHP İl Başkanı İzzet Akbulut Cumhuriyet Halk Partisi PM Üyeleri ve Milletvekilleri adına hazırlanmış basın açıklamasını yayınlayarak;

“Türkiye´nin karşılaştığı bu yol ayrımında demokrasiye inanan, hak, hukuk ve adalet duygusunu içinde taşıyan, siyasi düşüncesi ve parti aidiyeti ne olursa olsun, tüm yurttaşlarımıza elimizi uzatıyoruz. Bu uzatılan elin 23 Haziran´da kuvvetli bir şekilde tutulacağına, demokratik mücadelemize güç katacağına ve 31 Mart´tan çok daha büyük bir zafere ulaşacağımıza yürekten inanıyoruz.” Dedi;

Aziz Milletimizin Bilgisine;

6 Mayıs 2019 ülkemizin demokrasi tarihine kara bir gün olarak geçmiştir. Bu tarih hiç unutulmayacaktır.

Hukukun, adaletin, temiz siyaset ve ekonomik istikrarın tek bir kişinin şahsi korku ve hırsına bu şekilde feda edildiği başka bir örnek tarihimizde yoktur.

Halkın açık tercih ve talimatını ayaklar altına alan demokrasi düşmanları, sivil darbe sürecinde bir adım daha atmışlar ve bilerek, isteyerek, planlı bir hukuk cinayeti işlemişlerdir.

6 Mayıs darbesinin azmettiricisi, yargısız infazcısı ve şakşakçısı alenen ortadadır. ‹simleri bundan böyle sadece lanetle anılacaktır.

Demokrasimiz açısından esas acı olan, seçim güvenliğini sağlamakla görevli hakimlerin de bu kirli darbeye iştirak etmesidir.

Demokrasinin olmazsa olmazı sayılan Meclis denetimi, bağımsız yargı, tarafsız medya ve sivil toplum katılımı ne yazık ki zaten tarihe karışmıştır. Demokratik meşruiyetin elde kalan son kalesi ve namusu olan sandık, o namusu korumakla görevli olanların eliyle, millet iradesine kast edenlerin emellerine teslim edilmiştir.

Ülkemizde tuz artık kokmuştur.

Demokrasinin temelini oluşturan “hukukun üstünlüğü”, “kuvvetler ayrılığı”, “seçme ve seçilme hakkı” bu kararla açıkça ortadan kaldırılmıştır.

Ülkemizin rotasını çağdaş uygarlıktan, Ortadoğu´nun başarısız diktatörlükleri düzeyine düşüren bu kararın azmettirici ve sorumluları, elbette tarih huzurunda ve millet vicdanında hak ettikleri sonu bulacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti´ni kuran, ülkemize çok partili demokratik yaşamı getiren Cumhuriyet Halk Partisi´nin üyeleri olarak ülkemize dayatılan bu rota değişikliğini reddediyoruz.

Ülkemizin 180 yıllık çağdaşlaşma, 73 yıllık demokrasi yürüyüşüne ve kurucu Genel Başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk´ün çizdiği “çağdaş uygarlığı yakalama ve geçme” hedefine bir kez daha kuvvetle sahip çıkıyoruz.

Hem partinin, hem de devletin başına aynı kişiyi oturtan partili cumhurbaşkanlığı sisteminin, iktidar partisi ile devlet arasındaki sınırları yok ettiği kısa sürede görülmüştür. Mülkiye müfettişleri, polisler, savcılar iktidarın seçimi yeniletmeye dönük çalışmalarında sahaya sürülmüş, devlet memurlarına siyasi amaçlar doğrultusunda talimatlar verilmiş, baskılar yapılmıştır. Başa geçen parti ile devlet arasındaki sınırları ortadan kaldıran bu sistem, demokrasimizin önündeki en büyük tehdit olduğunu göstermiştir.

Ülkemizde ekonomik sıkıntılar artık taşınamaz hale gelirken, huzursuzluk her geçen gün artarken, içeride ve dışarıda güvenlik riskleri giderek belirginleşirken, buna bir de bizzat ülkeyi yönetenler tarafından yönetimde meşruiyet krizi eklenmiştir.

Meşruiyet krizinin aşılabilmesi ve sandığın namusunun bihakkın korunması için Cumhuriyet Halk Partisi´nin Parti Meclisi üyeleri ve Milletvekilleri olarak aşağıdaki adımların atılmasını gerekli görüyoruz:

1- Eğer sandık kurullarında şaibe varsa, 16 Nisan Anayasa Referandumu, 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı, Milletvekili Seçimleri ve 31 Mart´ta Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle aynı sandıkta ve aynı zarflarla yapılan ilçe belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği seçimleri de aynı kıstasla yenilenmelidir.

2- Seçim kurullarında bir hata varsa sorumlusu sadece ve sadece YSK´dır. YSK´nın kusuru seçmene yüklenemez, seçmen cezalandırılamaz. YSK üyeleri seçmene karşı işledikleri suç sebebiyle topluca istifa etmelidir.

3- ‹çişleri ve Adalet Bakanlarının seçim dönemlerinde tarafsızlığını sağlayacak düzenlemeler mutlaka yapılmalıdır.

Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, seçme ve seçilme hakkının tam güvence altında olmasından yana olduğumuzu, milletimiz ve tarih huzurunda ilan ediyoruz.

Gücümüzü milletten alarak demokratik mücadelemizi artan bir azim ve güçlü bir kararlıkla sürdüreceğimizi açıkça taahhüt ediyoruz.

Türkiye´nin karşılaştığı bu yol ayrımında demokrasiye inanan, hak, hukuk ve adalet duygusunu içinde taşıyan, siyasi düşüncesi ve parti aidiyeti ne olursa olsun, tüm yurttaşlarımıza elimizi uzatıyoruz. Bu uzatılan elin 23 Haziran´da kuvvetli bir şekilde tutulacağına, demokratik mücadelemize güç katacağına ve 31 Mart´tan çok daha büyük bir zafere ulaşacağımıza yürekten inanıyoruz.

Saygılarımızla.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 08 Mayıs 2019 14:56

Karayolu Trafik Haftası başladı

Cumhuriyet Meydanı’nda, 4-10 Mayıs Karayolu Trafik Haftası açılış etkinliği düzenlendi. Düzenlenen programda konuşan Trafik Şube Müdürü Nail Çelik ilde yürütülen trafik projeleriyle ilgili bilgi verdi. Vali Hasan Şıldak’ta konuşmasında ‘Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın’ uygulamasına, alköllü araç kullanımından kaynaklanan kazalara dikkat çekti. 

 

Vali Hasan Şıldak ve Trafik Şube Müdürü Nail Çelik’in konuşmalarının ardından etkinliğe katılan öğrencilere Öncelik Hayatın, Öncelik Yaya’nın yazılı tişörtler dağıtıldı. Bisikletli öğrencilerin meydandan start almasından sonra yaya kazalarını canlandıran senaryo gösterimi yapıldı. Cumhuriyet Meydanı’ndaki etkinlik Vali Hasan Şıldak ve diğer protokol mensuplarının trafik standlarının gezilmesiyle sona erdi.

Vali Hasan Şıldak Trafik Haftası’yla ilgili konuşmasında, trafikle ilgili sorunlara dikkat çekmek, bu alanda farkındalık oluşturmak amacıyla bir araya gelindiğini vurgulayarak;

“Baktığımız zaman ülkemizde trafik, günlük hayatın içinde belkide insanlarımızın, toplumumuzun baş etmek zorunda olduğu en temel meselelerden biri olarak karşımızda duruyor. Trafikle ilgili kazaları bir tarafa bırakalım, kazalarda çok can kaybı, yaralanmalar, maddi hasar oluşuyor. Trafik şehirlerimizde bilhassa giderek sıkışan, park sorunundan ana harterlerdeki tıkanıklığa kadar Burdur’da bile artık hissetmeye, günlük hayatta yaşamaya başladığımız bir mesele. Trafikle ilgili  İçişleri Bakanlığımız diğer bütün unsurlarla olduğu gibi nasıl terörle, uyuşturucuyla mücadelesini sürdürmekte ise devletimiz yine bu alanda da trafik terörüyle de ciddi bir mücadele içinde ve 2019 yılı tema olarak ‘Yaya Önceliği’ belirlendi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bizzat üzerinde ehemniyetle durduğu önemli meselelerden biri olarak trafikte yaya önceliği mevzuatımızda da zaten yerini alan bir uygulamayla artık cezai yaptırım yönüyle de desteklenecek öncelikli bir unsur haline geldi. İçişleri Bakanlığı trafik birimlerine verilen talimatla üç konuya özel önem veriliyor. Bunlardan biri trafikte cep telefonu kullanımı. İkincisi emniyet kemeri kullanımı. Üçüncüsü de hatalı şerit değiştirme, makas atma olayı dediğimiz hadise. Bunlar üçü de en çok dikkatsizliğe ve bunun sonucunda kazalara sebep olan unsurlar olarak belirlenmiş. İfade ettiğim gibi buna bu yıl yaya önceliğini de ekliyoruz. Artık bu kampanya ‘Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın’ sloganıyla yayalarımızın trafikte hak ettiği yere gelmeleri ve önceliklendirmelerini amaçlamakta.” dedi.

Bölgemizde alkollü araç kulllanımı yoğun

2019 yılının tema olarak Yaya Öncelikli Yıl olarak belirlendiğini ifade eden Vali Şıldak;

“Alkollü araç kullanımından kaynaklanan kazaların sayısında artış var. Ben burada açıklıkla ifade etmek istiyorum, sürücülerimiz lütfen sadece kendi hayatlarını değil, karıştıkları kazadaki karşı tarafı ve yanlarında yolcu olarak bulunan insanlarımızı da düşünsünler. Akıllarına başına alsınlar. Bunun altını çizerek söylüyorum, alkollü araç kullanmak son derece acı sonuçlara, kayıplara sebep oluyor. Bunu bugün münasebetiyle vurgulama istiyorum. 

İkinci konuda traktörlerimizde yaşanan trafik kazaları. Traktörlerimiz yolda seyir halinde ya da tarım alanında çalışmakta iken devrilmesi halinde can kayıpları oluşuyor. Bununda sebebi traktör üzerinde herhangi bir koruma bandının bulunmaması. Halbuki yine yapılan düzenlemeye göre 2001 sonrası tescillenmiş olan, 2001 model ve daha küçük araçların hepsinde bu düzeneğin bulunması gerekiyor. Koruyucu çerçevenin kabin halinde bulunması gerekiyor. Yapılan testlerden de bu şekilde korunan araçlardaki can kayıplarının hiç olmadığı ya da en az seviyede gerçekleştiği, bizim de uygulamayı bu yönde sıkılaştırma konusunda talimatımız oldu. Valilik olarak bütün Emniyet ve Jandarma birimlerimiz bu hususun üzerinde duracaklar. Kabinsiz ya da tentesiz araçların muhakkak muayene edilmesi istenecek. Muayene girdiğinde de zaten ağır kusur olarak gerçekleştiği için bu eksiklik muayene işlemi tamamlanamayacak ve ikinci tespitte ceza-i müeyyideyle karşılaşacak.

Trafik bir kültür meselesi

Trafik bir bilinçlenme meselesi. Bunun denetim faaliyetleriyle, cezalarla mutlak surette önlenmesi mümkün değil. Bunu biz içselleştirerek, benimseyerek, uygulayarak her birimiz trafiği kuralına göre yöneterek ister sürücü, ister yolcu, ister yaya olarak bulunalım, kurallara uymak suretiyle sonuç alabiliriz. Hep yakın zamana kadar yurtdışına çıkan vatandaşlarımız şöyle bir gözlemle dönerlerdi ve şaşkınlıkla ifade edilirdi. Yaya geçidine adımını attığın anda karşıdan gelen araç durur, bekler sizi. İmrenerek biz Türk vatandaşları olarak gıpta ederdik. Bu uygulama ilimizde de olmak üzere bütün ülkemizde uygulamaya geçiyor. Aslında bu da bir ilerleme. Yıllar önce Cumhurbaşkanı Başbakan iken kapalı alanda sigara içme yasağı getirildi. Bir tepki de oluşmuştu o yıllarda, bu nasıl uygulanacak, bu zordur, başaramayız gibi. Ama bakın bugün geldiğimiz aşamada mekan seçer olduk. Sigara içirilmeyen mekan ilk sırada olmaya başladı ve daha nitelikli bir işyerine dönüştü. Bu da öyle olacak. Yaya uygulamasında da kademe kademe gideceğiz. Bunun cezai yaptırımı da var. Yaya geçitlerine yani trafik işaret ve işaretçisi görevlisi bulunmayan geçitlere yaklaşan aracın yaya adım attığı anda durmaması halinde 108 Lira idari yaptırımı var. Bu da bugünden itibaren yine Bakanlığımız talimatıyla uygulanmaya başlanacak. Amaç burada ceza uygulama değil, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini temin etmek. Bu genç kardeşlerimize, öğrencilerimize, yeni nesile bu bilinci aşılamak, bu şuuru oluşturmak. Trafik hayatımızın ayrılmaz parçası, bununla barışık halde yaşamayı öğrenmek için bu bilinçlenmeyi sağlamamız gerekiyor. Ben özelikle bugün yapılacak bu anlamlı etkinliklerin, bu farkındalığın ve binçlenmenin oluşması için güzel bir fırsat, vesile olduğunu düşünüyorum. İnşallah amacına ulaşır. Etkinlikler hafta boyunca devam edecek.” değerlendirmesi yaptı.

Trafik Şube Müdürü Nail Çelik Karayol Trafik Nail Çelik yaptığı konuşmada;  

“Karayolları trafik yönetmeliğinin 170. maddesine göre, ülkemizde her yıl mayıs ayının ilk Cumartesi günü Karayolu Trafik Güvenliği Günü bu günü takip eden hafta ise Karayolu Trafik Haftası olarak değerlendirilmektedir.

Devletlerin gelişmişlik göstergelerinden biri de trafik güvenliğine verilen önemdir.

Ülkemizin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınma yolculuğu devam ederken bu yolculuktaki önemli çalışma ve gelişmelerden birisi karayolu ağı, kapasitesi ve standartlarıdır. Bu kapasite ve standartlar her geçen gün artmaktadır. Yol ağının gelişmesini zorunlu kılan nedenlerden en önemlisi araç ve sürücü sayısındaki hızlı artıştır. Bu gelişmelere bağlı olarak trafik, hayatımızın en önemli olgularından biri haline gelmiştir.

Sanayileşme ve kentleşmeye paralel olarak gelişen ve değişen ulaşım ihtiyacı, insanların günlük yaşamlarını sürdürmesi için bir gerekliliğe dönüşmüştür. Ancak hızlı nüfus artışı insan ve eşya hareketleri ile karayolundaki araç ve sürücü sayısındaki artış gibi nedenler trafik olgusunu faydaları kadar önemli bir sorun olarak karşımıza çıkartmaktadır. Motorlu araçların karayolunda yaygın olarak kullanılmasının en olumsuz etkisi trafik kazalarıdır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2004 yılında yayınladığı rapora göre Dünya ülkelerince trafik kazalarına karşı önlem alınmadağı takdirde 2020 yılında ölüm sebepleri arasında 9. sıradan 5. sıraya yükseleceği öngörülmüştür. Bu nedenle 2020 yılına kadar trafik kazası sonucu meydana gelecek ölümlerin %50 oranında azaltılması amacıyla BM tarafından tüm ülkelere çağrıda bulunulmuş ve gerekli önlemlerin alınması istenmiştir. Ülkemizde uygulamaya konulan Karayolu Trafik Güvenliği Stratejisi ve Eylem Planıyla trafik güvenliğinin arttırılması hedeflenmiştir.

Meydana gelen trafik kazalarının sürücü kusurlarından başlıcaları kural ihlalleri, hız, kavşaklarda dönüş kurallarına uymamak, arkadan çarpmak, kırmızı ışık ihlali yapmak,alkollü araç kullanmak ve sürüş esnasında cep telefonu kullanmak olarak sayabiliriz. Yaya kusurlarında isebaşta yola aniden çıkmak, araç yolunda yürümek, duran aracın önünden veya arkasından çıkmak, kırmızı ışık ihlali yapmak ve karşıdan karşıya geçişlerde cep telefonu kullanmayı sayabiliriz.

2019 yılı Yaya Öncelikli Trafik Yılı

 Trafik güvenliği sadece denetim başlığı altında kolluk tedbirleri ile sağlamak mümkün değildir. Takdir edileceği üzere denetimin yanı sıra alt yapının iyileştirilmesi, trafik eğitiminde kalitenin arttırılması, kazalarda acil sağlık müdehale hizmetlerinin geliştirilmesi, görsel ve yazılı medyadaki alkollü araç kullanma ve diğer kural ihlallerinden meydana gelen trafik kazalarının veriliş şeklinin toplumda duyarlılık olufşturmasına yönelik olması ve özellikle trafikle ilgili kuruluşların ve akademisyenlerin bilimsel çalışmaları da son derece önemlidir.

Trafik kural ihlalleri sadece trafiği aktif olarak kullanan sürücü, yolcu ve yayaların değil, diğer vatandaşlarımızı da yakından etkilemektedir. Örneğin abartı egzoz takılmış ve ve modifye edilmiş bir araç, kamunun huzurunu bozacak şekilde sürülen bir motosiklet hepimizi rahatsız eder. Bunula ilgili olarak özellikle gençlerin bilinçlendirilmesi enerjinin daha olumlu, verimli olarak kanalize edilmesi ve ailelerinde bu doğrultuda duyarlı olmaları son derece önemlidir. Vatandaşlarımızın ilimizdeki mevcut otoparkları kullanmayışı ve bazı bölgelerde otoparkların olmayışı bazı anayollarda 2. sıra parklanmalar meydana gelmektedir. Bu sebeple vatandaşlarımızın mevcut olan otoparkları kullanmaları, olmayan yerlerde ise park için mevcut kurallara uyulması yönünde duyarlılık göstermesi öncelikli beklentimizdir.

2019 yılı Yaya Öncelikli Trafik Yılı olarak ilan edilmiş ve hayata geçirilen Yaya Öncelikli Trafik Kampanyası kapsamında Öncelik Hayatın Öncelik Yayaların sloganı ile özellikle sürücüler ve yayalar başta olmak üzere tüm vatandaşlarımızın yaya geçitlerinin kullanımı konusunda bilgilendirme faliyetlerimiz devam etmektedir.

Karayolları Trafik Haftası etkinliklerini düzenleyen tertip komitesi, hafta boyunca vatandaşlarımıza trafik konusunda duyarlılık oluşturarak muhtemel can ve mal kayıplarının önüne geçilmesini hedeflemektedir.” dedi.

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet

TBB’nce oluşturulan ve Burdur Barosu tarafından paylaşılıp yayınlanan açıklama ile  YSK’nın İstanbul Belediye Başkanı seçimini iptal eden kararının, hukuki ve vijdani olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı vurgulanarak, “demokrasi birikimimizi, kültürümüzü ve yıllar içinde oluşan tüm  içtihatları yok sayarak alınan bu karar, demokrasi ve hukuk tarihimizde maalesef  KARA BİR LEKE olarak yerini alacaktır.” Denildi.

 

İmzası bulunan Barolar;

YSK’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimlerinin İPTALİNE ilişkin 06.05.2019 tarihli kararı nedeniyle kamuoyuyla aşağıdaki açıklamayı paylaşma zorunluluğu  duyduk.

YSK’nın kısa kararından ve kamuoyuna yansıyan bilgilerden seçimin; usulüne aykırı oluşturulan seçim kurulları nedeniyle iptal edildiği anlaşılmaktadır.

YSK’nın sandık kurullarının oluşumuna ilişkin 135 sayılı Genelgesinin 4. Maddesinde 298 Sayılı Yasanin 23. maddesine atıfta bulunmak suretiyle;  “…İlçe seçim kurulu başkanı, sandık kurulunun kalan bir asıl ve bir yedek üyesini belirlemek için önce, 22’nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirilen listeden sandık kurulu başkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaç duyulan sandık kurulu üye sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani hali bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler. Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksiklikler, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından, o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan kimseler arasından tamamlanır.” denmektedir. 

Yani seçim kurullarının oluşumunda seçime katılan siyasi partilerin hiçbir müdahalesi yoktur. Kaldı ki, YSK benzer şekilde Bursa Mustafa Kemal Paşa İlçesi seçimleri için; seçim kurullarının 02.03.2019 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle, sandık kurullarının usulüne uygun olmadan oluşturulduğuna ilişkin tam kanunsuzluk iddiasının REDDİNE karar vermişken, bir başka seçimin bu gerekçe ile İPTALİNİ HUKUKİ VE VİCDANİ olarak kabul etmek mümkün değildir.

Bu kararla; ülkemizin uzun ve sıkıntılı demokrasi tarihinde edinilen tecrübeler, yasal duzenlemeler ve seçim kurullarının uygulamaları ile oluşan yerleşik içtihatlar, teamüller ve ilke kararları yok sayılmıştır. Halbuki bunların tamamı seçimlerin sağlıklı işlemesi, millet/seçmen iradesinin şaibesiz bir şekilde sandığa yansıması içindir. Ancak YSK kararı ile tüm bu birikim bir yana atılınca, artık seçmenin seçim sonuçlarına ilişkin kuşku ve endişeleri artacağı gibi sandık kurulu başkan ve üyeleri de potansiyel suçlu gibi görülecektir. 

Demokrasi, öncelikle halkın iradesi ile şekillenen seçim sonuçlarına saygı duymakla mümkündür. YSK şeklin ikincil sayılması gerektiğini, esas olanın seçmenin iradesi olduğunu bir çok kararında olduğu gibi “mühürsüz oyların geçerliliğine ilişkin karar”ı ile de göstermiştir. 

Hal böyleyken; demokrasi birikimimizi, kültürümüzü ve yıllar içinde oluşan tüm  içtihatları yok sayarak alınan bu karar, demokrasi ve hukuk tarihimizde maalesef  KARA BİR LEKE olarak yerini alacaktır.

İlkesel bazda yaptigimiz bu aciklama ile amacımız; hukuksuzluğu kabul eden anlayışa karşı temelini hukuk ve adaletten alan demokrasiye sahip çıkmak ve onu savunmaktır. 

Bu sürecin İstanbul ve Ülke genelinde sağduyuyla ve demokratik kurallara uygun bir şekilde sonuçlanmasını diliyor, kamuoyu ile saygıyla paylaşıyoruz.

ADANA BAROSU

AKSARAY BAROSU

AMASYA BAROSU

ANKARA BAROSU

ANTALYA BAROSU

ARTVİN BAROSU

AYDIN BAROSU

BALIKESİR BAROSU

BARTIN BAROSU 

BATMAN BAROSU 

BİLECİK BAROSU

BOLU BAROSU

BURDUR BAROSU

BURSA BAROSU

ÇANAKKALE BAROSU

DENİZLİ BAROSU

DİYARBAKIR BAROSU

DÜZCE BAROSU

ESKİŞEHİR BAROSU 

GAZİANTEP BAROSU

GİRESUN BAROSU

HATAY BAROSU

ISPARTA BAROSU 

İSTANBUL BAROSU

İZMİR BAROSU

KASTAMONU BAROSU

KIRKLARELİ BAROSU

KOCAELİ BAROSU

MALATYA BAROSU

MANİSA BAROSU

MERSİN BAROSU

MUĞLA BAROSU

MUŞ BAROSU 

NİĞDE BAROSU

ORDU BAROSU 

OSMANİYE BAROSU

SAMSUN BAROSU

SİİRT BAROSU

SİNOP BAROSU

ŞANLIURFA BAROSU

ŞIRNAK BAROSU 

TEKİRDAĞ BAROSU

TOKAT BAROSU

TRABZON BAROSU

TUNCELİ BAROSU

YALOVA BAROSU

ZONGULDAK BAROSU

VAN BAROSU

Yayınlandığı Kategori Manşet

Burdur Belediyesi, 3 boyutlu yaya geçidi uygulamasına geçti. İlk uygulama Cumhuriyet Meydanı’nda yer alan yaya geçidi çizgilerine yapıldı.

Burdur Belediyesi, yayaların trafikte öncelik kazanmasını sağlamak için 3 boyutlu yaya geçidi uygulamasını hayata geçirdi. Burdur Belediyesi, sürücülerin yayalara yönelik dikkatini arttırmak ve yayaların trafikte öncelik kazanmasını sağlamak için 3 boyutlu yaya geçidi uygulamasını hayata geçirdi.

Yaya geçitlerindeki üç boyut, sürücülerde farklı bir algılamayla optik yanılsama sağlıyor. Sürücülerin yayalara gereken duyarlılığı göstermesini sağlayan yöntemde, yaya geçitleri üç boyut özellikli boyanıyor. Estetik görünüm de sağlayan yaya geçidine gelen sürücüler, ilk önce burada bir yükselti olduğunu düşünüp, yavaşlıyor, ardından duruyor. Duran araçlar sayesinde yayalar da karşıya daha güvenli geçiyor.

 Gazi Caddesinde başlanılan 3 Boyutlu yaya üst geçit uygulamasına önem arz eden güzergahlarda da 3 boyutlu yaya geçidi yapılacak.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 08 Mayıs 2019 14:56

Ramazan şöleni başlıyor

Burdur Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan ayı etkinlikleri 11 Mayıs Cumartesi günü Aslı Güngör konseri ile başlıyor. 1 Haziran’da sona erecek olan Ramazan etkinliklerinin finalinde ise Emre Kaya sahne alacak.

Burdur Belediyesi tarafından düzenlenen Ramazan Ayı etkinlikleri bu yıl da eski otogar alanında yapılacak. 11 Haziran Cumartesi günü Aslı Güngör’ün sahne alacağı konserle başlayacak olan etkinlikler, Ramazan ayı boyunca devam edecek. Ramazan etkinlikleri kapsamında 25 Mayıs Cumartesi Hüsnü Arkan (Ezginin Günlüğü) ve 1 Haziran Cumartesi Emre Kaya konseri ile sona erecek.

Burdurluları Ramazan etkinliklerine davet eden Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, “Burdur Belediyesi olarak geçen yıl olduğu gibi mahallelerimizde gönül sofralarımızı kurmaya devam edeceğiz. Ramazan ayı boyunca 35 mahallemizde ayrım yapmaksızın halkımızla birlikte iftar yapacağız. Bunu da geçen yıl olduğu gibi gönüllü bağışçılarımızın katkıları ile yapıyoruz. Gönül sofralarımıza katkı koyan tüm hemşerilerime teşekkür ediyorum. Eski otogar alanında Lunapark kuruluyor. Üç hafta boyunca sürecek tüm halkımızı bekliyoruz” dedi.

Yayınlandığı Kategori Manşet

Burdur Belediyesinden yapılan açıklama ile 05.04.2019 günü  Burdur Belediyesi Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi’ne yakın bir bölgede, çukur içerisinde hayatını kaybetmiş sokak hayvanları ile ilgili olarak yapılan araştırma çalışmasının sonuçlandığı duyuruldu;

Açıklamada, araştırma çalışmasında Veteriner İşleri Müdürlüğü’nün bütün çalışanlarının ifadesinin alındığı, konuyla ilgili tüm şikayet, bilgi ve belgelerin değerlendirildiği, kamera kayıtlarının incelendiği, MAKÜ Veteriner Fakültesi Ve Doğa Koruma Ve Milli Parklar Burdur Şube Müdürlüğünden gelen bilgilerin değerlendirildiği belirtilerek;

“Araştırma raporu doğrultusunda görevi ihmal eden ve sorumluluğu olanlar hakkında disiplin soruşturması başlatılmış olup , Geçici Bakımevindeki iş ve işlemler yeniden düzenlenerek yeni bir yapılanma için gerekli adımlar atılmıştır.” Denildi.

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 08 Mayıs 2019 14:56

Eğitim İş; YSK siyasi tarihe kara çaldı

 Eğitim İş Burdur Şubesi Başkanı Erkan Putgül yönetim kurulu adına yaptığı açıklamada, YSK’nın İstanbul Belediye Başkanı seçimini  iptal kararını; “kendi kabul ettikleri seçim görevlilerini, sonuç hoşlarına gitmeyince bir şaibeymiş gibi göstermeye çalışan YSK, oyların çalındığı/değiştirildiğine dair en ufak bir kelam dahi edememişken verdiği bu iptal kararıyla, Türkiye siyasi tarihine kara çalmıştır.” Sözleri ile eleştirerek;

“Bundan sonra yapılması gereken, bu antidemokratik tavır karşısında duran herkesi birleştiren, mücadeleyi bölmeyen bir yöntemle demokrasi dersi vermektir. İstanbul’daki seçim iptal edildikten sonraki olgun tavrıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir kez daha kazandığını göstermektir.” Dedi.

Seçimleri güvenle yapmak, yurttaşların oylarını korumak ve hakkını vermekle yükümlü olan YSK’nın İstanbul yerel seçimini iptal etmesiyle birlikte, Türkiye AKP eliyle karanlık bir tünele itilmiştir.

“Milli irade”yi dilinden düşürmeyenler asgari demokrasi ilkelerini çöpe atmış, dindarlıkta mangalda kül bırakmayanlar Ramazan’ın ilk gününde 16 milyonluk bir şehir için verilen oyları hiçe sayarak toplu bir kul hakkı gaspı yapmıştır. Siyasal İslam’ın demokrasiyle göstermelik dansı bitmiş, takke düşmüş; kel görünmüştür.

Kendi kabul ettikleri seçim görevlilerini, sonuç hoşlarına gitmeyince bir şaibeymiş gibi göstermeye çalışan YSK, oyların çalındığı/değiştirildiğine dair en ufak bir kelam dahi edememişken verdiği bu iptal kararıyla, Türkiye siyasi tarihine kara çalmıştır.

O PLANLAR BOŞA ÇIKACAK!

Bu antidemokratik kararın hemen öncesinde ve sonrasında olanlar ise kapsamlı karanlık bir planın hazırlandığını gün gibi ortaya koymuştur. Ne hikmetse aylar sonra Öcalan’ın avukatlarıyla görüşülmesine izin verilmiş ve eş zamanlı olarak İmralı mühürlü bir mektup meydan meydan okunmuştur. Havuz medyasının başı olan Sabah gazetesi, sanki Selahattin Demirtaş başka bir iktidarın döneminde hapsedilmişçesine “Artık serbest kalmalı” notu düşmüştür. NATO heyeti, Çankaya Köşkü’nde ağırlanmıştır. Tüm bunların yanı sıra YSK’da başkanın da şerh koymasıyla 7’ye 4 oranıyla alınan bu antidemokratik kararı, bir kurum olarak YSK değil, AKP’nin YSK temsilcisi açıklamıştır!

Utanma eşiği hayal edilemeyecek kadar yüksek olduğu anlaşılan yöneticilerin peşi sıra yaptığı açıklamalara bakılırsa, devlet adamlığı bir kenara bırakılmış, hukuk hiçe sayılmış, demokrasi bir nostalji haline getirilmiştir.

Yurt dışından gelen tepkiler de Türkiye’nin AKP eliyle uluslararası arenada düşürüldüğü utanç verici durumu ne yazık ki ortaya koymuştur. Azminden başka hiçbir şeyi olmayan genç bir Cumhuriyet iken bile dünyanın parmak ısırarak baktığı Türkiye Cumhuriyeti’ni, belediye seçiminin bile demokratik biçimde yapılamadığı bir aşiret devleti gibi göstermeye kimsenin hakkı yoktur!

DEMOKRASİ DERSİ VERMEK İÇİN HEP BİRLİKTE!

YSK’nın skandal kararı sonrasında dalga dalga yayılan isyan ise bu karanlık tünelin sonundaki ışıktır. Birilerinin “tencere tava hep aynı hava” diye küçümsediği o sesler, bir şehri vermemek için kendi yurttaşlarının oylarını gasp eden bir zümreye veda müziğidir. Seçim iptali ve sonrası için yapılan karanlık planları bozacak olan ruh, budur.

Bundan sonra yapılması gereken, bu antidemokratik tavır karşısında duran herkesi birleştiren, mücadeleyi bölmeyen bir yöntemle demokrasi dersi vermektir. İstanbul’daki seçim iptal edildikten sonraki olgun tavrıyla İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI SAYIN EKREM İMAMOĞLU’nun bir kez daha kazandığını göstermektir.

Eğitim-İş olarak toplumun her ilerici üyesini, demokrasi için bir arada durmaya çağırıyoruz. Eğitim emekçileri olarak uyarıyoruz: Bugün kendi ülkenizin çağdaşlığı için vermediğiniz mücadele, çıkarmadığınız ses, yarın çocuklarınızın sessiz bir karanlıkta yaşamasına yol açacak. Çocuklarımızın yüzüne bakabilmek, onlara daha yaşanır bir ülke emanet edebilmek için bir arada durmak, her birimizin boynunun borcudur.

Gün, bir padişahlık kurmak yerine herkesin kendisini kimlerin yöneteceğine karar vereceği bir Cumhuriyet kuran Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına sahip çıkma günüdür. Gün, Cumhuriyet için ayağa kalkma, tek yumruk olma günüdür!

Yayınlandığı Kategori Manşet
Çarşamba, 08 Mayıs 2019 14:56

TBB; YSK kararı küresel güçleri sevindirdi!

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’ndan yapılan açıklama ile YSK’nın hukuk mantığını zorlayan kararının, sadece ve sadece Türkiye üzerine nice senaryolar yazan ve oynayan küresel güçler ile onların tetikçilerini sevindirdiğine, Türkiye demokrasisinin aldığı ağır yaranın, ülkemizi karıştırmak, bölmek, sınırlarımız ötesindeki menfaatlerimizi koruyamaz hale getirmek isteyenlerin elini güçlendirdiğine değinilerek,

“Milletimiz emperyal güçlerin ve onların Türkiye içindeki tetikçilerinin pek sevindiği bu kararın yaratacağı kaosa izin vermeyecek, seçim sürecini olgunlukla tamamlayacak ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti yoluna kararlılıkla devam edecektir.” Denildi;

 Yüksek Seçim Kurulu’nun dün oy çokluğuyla verdiği İstanbul seçimlerinin iptaline ve yenilenmesine ilişkin karardan kamu vicdanı son derece rahatsızdır. YSK’dan; hak ve hukuka uygun millet iradesini koruyan ve vicdanını rahatlatan bir karar vermesini beklemiş idik. En sonuncusu dün olmak üzere bu konuda 31 Mart gününden itibaren defalarca uyarılarımızı yapmıştık.

Bu çerçevede YSK’dan, önceki kararlarına ve uygulamalarına sadık kalmasını istemiştik. Yani duruma özel karar vermemesi.

Seçimin iptalinin, usulsüz veya sahte seçmen yazımına dayandırılmadığını görüyoruz. Bu iddialar reddedilmiştir. Kısıtlı seçmen ve sair iddiaların reddedildiğini de biliyoruz.

YSK’nın seçimin iptalini bazı sandıklarda sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmamasına ve bazı sandıklarda da bir kamu görevlisi üyenin bulundurulmamasına dayandırıldığını anlıyoruz.

Şimdi Yüksek Seçim Kurulu’na tek tek soruyoruz. Bu sorduğumuz sorulara delilleriyle birlikte inandırıcı cevaplar vermek, YSK’nın anayasal görevidir. Türk Milleti’ne karşı boynunun borcudur.

1- YSK seçim takviminde, sandık kurullarının usulsüz oluşturulduğu gerekçesiyle tam kanunsuzluk itirazının 2 Mart 2019 tarihine kadar yapılabileceği yazıyor. Seçim hukuku, usul ve şekil hukukudur. Bu tarihe kadar sandık kurullarının oluşumuna itiraz edilmediği halde, 31 Mart seçim gününden sonra seçim sonuçlarına göre yapılan bu tam kanunsuzluk itirazı nasıl olur da değerlendirilmeye alınır? YSK, kendi ilan ettiği takvime niçin uymadığını Türk Milleti’ne açıklamak zorundadır.

2- YSK’nın yerleşik kararlarında; “seçimden sonra sandık kurulu başkan ve görevlilerinin görevlerini kötüye kullanmalarının söz konusu olması ve suçun oluştuğunun anlaşılması, ilgililerin cezalandırılmalarını gerektirir. Ancak seçimin iptaline neden olmaz” denilmekte iken, ne olmuştur da YSK bir şüphe üzerine bu yerleşik kararından sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için geri dönmüştür?

3- Sandık kurulu başkanlarının ve sandık kurullarında görev yapacak kamu görevlilerinin belirlenmesi seçmenin, siyasi partilerin veya adayların iradesine bağlı değildir. Bu kişileri ilçe seçim kurulları belirlemektedir. Eğer kamu görevlisi olmayan kişilerin sandık görevlisi olma durumu varsa, YSK, kendi sistemi içinde gerçekleşmiş bu hatayı nasıl olur da seçmene yükler? YSK kendi sorumluluğunu kendisi üstlenmelidir.

4- Aynı sandıktan büyükşehir belediye başkan adaylarına, ilçe belediye başkan adaylarına, ilçe belediye meclis üyesi adaylarına ve muhtar adaylarına verilen oylar çıkmaktadır. Yani bir zarfta dört farklı oy vardır. Madem ki sandık kurullarının oluşumunda tam kanunsuzluk vardır; YSK hangi hukuki ve mantıki gerekçeyle aynı zarflardan çıkan üç seçim sonucunu geçerli kabul etmiş, sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı sonucunu iptal etmiştir? Bu soruya verilebilecek tatmin edici hiçbir cevap yoktur. ‘Diğerlerine tam kanunsuzluk itirazı yapılmadı’ gibi bir cevabı halkımızın kabul etmesi mümkün değildir. Bu tipik bir çifte standart örneğidir.

5- YSK; usulsüz belirlendiğini iddia ettiği başkan ve üyelerin, büyükşehir belediye başkanı seçiminde hangi yöntemle seçimin sonuçlarına etki ettiklerini delilleriyle açıklamak zorundadır. Çünkü sandık kurullarının oluşumuna itiraz süreci iki ay önce tamamlanmıştır. İlçe seçim kurulları tarafından usulsüz atandıkları iddia edilen bu görevlilerin seçim sonuçlarına nasıl müdahale ettiklerinin kararda delilleriyle açıklanması zorunluluğu vardır. Böyle bir delilden ve açıklamadan kamuoyu haberdar değildir. Dolayısıyla seçmen, haklı olarak, seçim sonucuna, iddia konusu sandık kurulu başkanlarının değil, doğrudan doğruya YSK’nın müdahale ettiği inancındadır.

Neticede;

1950’den bu yana çeşitli şikâyet ve aksaklıklarla da olsa işleyen seçim sistemimiz, seçimlerin güvenilirliğini sağlamakla görevli olan ve üyeleri yüksek hakimlerden oluşan Yüksek Seçim Kurulu tarafından ağır şekilde yaralanmıştır. Bu iptal kararının kazananı yoktur. Sevineni de olmamalıdır. Bu iptal kararı Türkiye’ye zarar vermiştir. Hangi siyasi partiye veya adaya oy vermiş olursa olsun, vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun sandığa inancı maalesef YSK tarafından oy çokluğuyla yerle bir edilmiştir.

YSK kararının oy birliğiyle verilememiş olması, karşı oyların bulunması, Kurul’un kendi içinde de kamu vicdanında oluşan derin yaranın oluştuğunun ispatıdır.

Ama umutsuzluğa yer yoktur. Kararın oy çokluğuyla çıkmış olması yine de ileriye dönük umutları yaşatmaktadır. Kamu vicdanını hiçbir şekilde tatmin etmeyen bu karar sebebiyle seçim yenilenecek, seçmen bir kez daha kararını verecektir. Türkiye, ekonomisini toparlamak, dağ gibi birikmiş sorunlarını çözmek zorunda iken yeniden bir seçim sürecine sokulmuştur.

Seçim İstanbul’da tekrarlanacak ama tüm ülke sathında yaşanacaktır.

Bu sebeple tüm siyasi partilerin, adayların ve vatandaşlarımızın hiçbir gerginliğe yer vermeden bu zor süreci büyük bir olgunlukla yürütmesi gereklidir.

YSK’nın hukuk mantığını zorlayan kararı, sadece ve sadece Türkiye üzerine nice senaryolar yazan ve oynayan küresel güçler ile onların tetikçilerini sevindirmiştir. Türkiye demokrasisinin aldığı ağır yara; ülkemizi karıştırmak, bölmek, sınırlarımız ötesindeki menfaatlerimizi koruyamaz hale getirmek isteyenlerin elini güçlendirmiştir.

Bu sevinci bu çevrelerin kursağında bırakmak, ancak seçim sürecini olgunlukla geçirmemize bağlıdır. Milletimizin sağduyusuna inancımız tamdır. Milletimiz emperyal güçlerin ve onların Türkiye içindeki tetikçilerinin pek sevindiği bu kararın yaratacağı kaosa izin vermeyecek, seçim sürecini olgunlukla tamamlayacak ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti yoluna kararlılıkla devam edecektir.

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı

Yayınlandığı Kategori Manşet