Burdur Gazetesi Arşivi - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Burdur Gazetesi

Burdur Gazetesi

Web sitesi adresi: http://www.burdurgazetesi.com

15 Kasım 2019 - Cuma - Burdur Gazetesi

Burdur Belediyesi tarafından bir haftalık yarıyıl tatiline girecek öğrenciler için 15-22 Kasım tarihleri arasında etkinliklerle dolu sömestre hediyesi hazırlanmasına dair açıklama yapıldı;  

Burdur Belediyesi tarafından 15-22 Kasım tarihleri arasında Burdur Belediyesi Konferans ve Sergi Salonunda, yarı yıl tatiline girecek öğrenciler için sömestre hediyesi hazırlandı. Sömestre Hediyesi etkinlikleri kapsamında Masal Çadırı, Palyaçolar, Yüz Boyama, Akrobatlar, Yarışmalar, Masal Kahramanları, Gösteriler ve Şişme Oyun Gruplarının yer alacağı dolu dolu bir eğlence programı düzenlenecek. Etkinlikler kapsamında ise 16 Kasım 2019 Cumartesi günü saat 15.00’te Sihirbazlık gösterileri, 21 Kasım 2019 Perşembe günü saat 14.00-18.00’da İbiş Berber’de isimli tiyatro oyunu Burdur Belediyesi Konferans ve Sergi Salonunda sahne alacak. 22 Kasım 2019 Cuma günü ise saat 11.15-13.15-17.15-19.15 ve 21.15’te ise Kral Şakir isimli sinema filmi Oscar Sinemasında gösterilecek. 

Tüm çocukları bir hafta boyunca dolu dolu geçecek etkinliklere davet eden Başkan Ercengiz, “Çocuklarımız bizim için her şeyden önemlidir. Onlar geleceğimizin teminatı, hepsi tertemiz özenle üstüne titrediğimiz fidanlarımız,  eğitim kenti Burdur’da biz de çocuklarımın bir nebze olsun eğlenmesi, öğretici etkinliklerde yer alması ve kişisel gelişimlerinin sağlanması amacıyla sömestre hediyesi hazırladık. Tüm çocuklarımızı tiyatro ve sinema başta olmak üzere eğitici ve eğlenceli etkinliklere katılmak üzere bekliyoruz. Tüm çocuklarımızı seviyor, her birinin gözlerinden ayrı ayrı öpüyorum” dedi.

Eğitim Sen Burdur Temsilciliği’nden yapılan açıklamada “Yapılması gereken, kamusal kaynakların yine kamusal bir hak olan eğitim için, özel çıkarlar değil, toplumsal çıkarlar gözetilerek değerlendirilmesidir. Ekonomik kriz gerekçesiyle eğitimden tasarruf yapılması ve eğitim bütçesinde kısıntıya gidilmesi kabul edilemez.” Denildi; 

 2020 yılı Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi 14 Kasım Perşembe günü (yarın) TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülecektir. Her yıl olduğu gibi 2020 MEB bütçesi de, eğitim sisteminin, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin en temel ihtiyaçlarını görmezden gelerek, sadece zorunlu harcamaları dikkate alan bir anlayışla hazırlanmıştır.  

Yıllardır eğitime ayrılan kaynaklar sadece rakamsal olarak artmakta, doğrudan eğitim hizmetlerine yönelik yatırımlar açısından bütçelerde gerçek anlamda bir artışın yapılmadığı görülmektedir. 2019 yılında 113 milyar 813 milyon TL olan MEB bütçesi 2020 yılı için 125 milyar 397 milyon TL olarak belirlenmiştir. MEB bütçesinin her yıl olduğu gibi rakamsal olarak arttığı görülse de, MEB bütçesinin merkezi yönetim bütçesine oranı 2019 yılında yüzde 11,84 iken, 2020’de bu oran yüzde 11,45’e gerilemiştir. Benzer bir azalma MEB bütçesinin milli gelire oranında yaşanmış, 2019’da MEB bütçesinin milli gelire oranı yüzde 2,56 iken, 2020’de bu oranın yüzde 2,57 olması beklenmektedir. 

TBMM’ye sunulan 2020 Bütçe Kanun Tasarısında MEB’e ayrılan bütçe rakamlarına bakıldığında, bir önceki yıla kıyasla oransal olarak artış değil, azalma olduğu dikkat çekmektedir. Her fırsatta eğitime en çok payı kendilerinin ayırdığını iddia eden AKP hükümetleri döneminde eğitim bütçesinin milli gelire oranı OECD ortalaması olan yüzde 6’nın çok altındadır.  Geçtiğimiz 18 yıl içinde MEB bütçesinin milli gelire oranı çok az artmış olmasına rağmen, belirlenen rakamlar ihtiyacın çok altında kalmış ve eğitim harcamalarının esas yükü, eğitimi adım adım ticarileştirme ve kamu kaynaklarının özel okullara aktarılmasının da etkisiyle büyük ölçüde velilerin sırtına yıkılmıştır. 

MEB Bütçesinin Büyük Bölümü Yine Zorunlu Harcamalara Gidecektir

MEB bütçesinin rakamsal büyüklüğünün temel nedeni, hükümetin eğitime verdiği önemden değil, büyük ölçüde personel harcamalarından kaynaklanmaktadır. Bu durumun farkında olan MEB, eğitim emekçilerini esnek, kuralsız ve güvencesiz çalıştırmak için gece gündüz çalışmakta, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamasında ısrar ederek eğitimde güvencesiz istihdam politikalarını adım adım hayata geçirmektedir. MEB’in Öğretmen Strateji Belgesi ile öğretmenlere yönelik performans dayatması ve angarya çalıştırma uygulamaları ile işgücü maliyetlerini aşağıya çekmeye çalışmasına rağmen, MEB bütçesinin yüzde 84’ü personel için yapılan sabit harcamalara gitmektedir. 

2020 MEB BÜTÇE ÖDENEKLERİNİN DAĞILIMI

MEB bütçesinin büyük bölümü personel giderleri (%73) ve sosyal güvenlik devlet primi giderlerine (%11) gitmektedir. Başka bir ifadeyle, eğitime bütçeden en çok payı ayırdıklarını iddia edenler, bu payın yüzde 84’ünü zorunlu olarak personel harcamalarına ayrıldığını özellikle gizlemeye çalışmaktadır. 2020 MEB bütçesi içinde mal ve hizmet alım giderlerinin payı yüzde 8 (2019’da yüzde 9), cari transferler yüzde 3, diğer giderler ise yüzde 5’dir. 

Eğitim Yatırımları Tartışmasız Bir Şekilde Azalmayı Sürdürmektedir 

2002-2019 yılları itibarıyla MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan payın gelişim seyri, her fırsatta “Bütçeden en çok payı eğitime ayırdık” diyenlerin halkı nasıl kandırdıklarının, eğitime ayrılan bütçenin ne kadarının yatırıma ayrıldığını gizlemeye çalışarak gerçekleri nasıl çarpıttıklarını açıkça göstermektedir. MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay 2002 yılında yüzde 17,18 iken, eğitim hizmetlerinin sunumu açısından çok önemli olan bu rakam 2009’da yüzde 4,57’ye kadar gerilemiştir. 4+4+4 sonrasında zorunlu olarak kısmen de olsa artışa geçen eğitim yatırımlarına ayrılan bütçe oranı, 2014 sonrasında yeniden azalmaya başlamıştır. 2019’da Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay yüzde 4,88 iken, 2020’de bu oran daha da düşerek yüzde 4,65’e indirilmiştir.  

2020 MEB bütçesinin bizlere gösterdiği en açık gerçek, eğitimde yaşanan yoğun ticarileşme sürecinin artarak devam edeceği, velilerin cebinden yapacağı eğitim harcamalarının belirgin bir şekilde artacağıdır.  

Eğitim, devredilemez ve vazgeçilemez kamusal bir haktır. Bu alanda yapılan çeşitli araştırmaların da gösterdiği gibi, devlet okullarında paralı eğitim uygulamaları yaygınlaştıkça, en düşük gelir dilimindeki yüzde 20’lik kesimin gelirleri içinde eğitim harcamalarına ayırmak zorunda oldukları pay artmaktadır. Söz konusu artış ise ancak gıda ve sağlık harcamalarından kısılarak gerçekleştirilebilmektedir. Bu koşullarda devlet okullarında eşitsizlikleri derinleştiren örnekler, var olan toplumsal eşitsizlikler doğrultusunda okulları ayrıştırmaya neden olmakta zenginle yoksula ayrı ayrı ‘devlet okulu’, hatta aynı devlet okulu içinde gelir durumuna ya da başarı düzeyine göre farklı sınıflar oluşturulmasının önünü açmaktadır. 

Piyasacı eğitim sistemi, yaşamın her düzeyinde rekabeti, hizmetin bedelini ödemeyi, öğrenci ve velilerin ‘müşteri’ haline getirilmesini hedeflemekte, toplumdaki sınıf farklılıklarını daha da belirgin hale getirmektedir. Aynı okul içinde sınıflar, aynı bölgede okullar, farklı bölgeler, birbirleriyle rekabet içine sokularak eğitim hizmetleri piyasa kurallarına göre düzenlenmektedir. 

Yapılması gereken, kamusal kaynakların yine kamusal bir hak olan eğitim için, özel çıkarlar değil, toplumsal çıkarlar gözetilerek değerlendirilmesidir. Ekonomik kriz gerekçesiyle eğitimden tasarruf yapılması ve eğitim bütçesinde kısıntıya gidilmesi kabul edilemez. 

Eğitim Sen olarak taleplerimiz;

• MEB bütçesinin milli gelire oranı en az iki kat arttırılmalı, başlangıç olarak OECD ortalamasına (%6) çıkarılmalıdır… 

• Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması uygulamasına derhal son verilmeli, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır. 

• MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay mutlak anlamda arttırılmalı, eğitimi ticarileştirmeyi hedefleyen özel sektör, dini vakıf ve cemaatlerle yapılan ya da yapılacak olan her türlü ortak proje ve protokoller iptal edilmelidir. 

• Tüm eğitim ve bilim emekçilerine insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır…

• Eğitim ve bilim emekçilerinin satın alma gücünde ve ücretlerinde yaşanan kaybın giderilmesi için ek zam yapılmalıdır. 

• Tüm eğitim ve bilim emekçilerinin ek göstergeleri 3600’e çıkarılmalıdır.  

• Vergi diliminden kaynaklı kayıplarımıza son verilerek, emekçiler için gelir vergisi oranı sabitlenmelidir. 

• Ek ödemelerin tamamı temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmalı, ek ders saat ücreti hesaplanırken bir öğretmenin aylık maaş tutarı esas alınmalı ve gelir vergisinden muaf tutulmalıdır.  

• Eğitim-öğretime hazırlık ödeneğinin, ayrımsız bütün eğitim ve bilim emekçilerine bir maaş tutarında ve yılda iki kez ödenmesini,  

• Sözleşmeli/ücretli öğretmenlik gibi her türlü güvencesiz istihdam uygulamalarına esnek, kuralsız ve angarya çalışmaya son verilmeli, sözleşmeli öğretmenlerin tamamı kadroya geçirilmelidir. 

• 2020 yılında aile ve çocuk yardımı başta olmak üzere, sosyal yardımlar sembolik olarak belirlenmekten çıkarılmalı, ihtiyaç kadar artış yapılmalıdır…

• Eğitime hazırlık ödeneği sadece öğretmenlere değil, tüm eğitim ve bilim emekçilerine yılda iki kez en az bir maaş tutarında ödenmelidir...

• Öğretmen, akademik personel, memur ve yardımcı hizmetli açıkları kapatılmalıdır.

Eğitim İş Burdur Şubesi Başkanı Erkan Putgül Gaziantep’te bir okulda henüz iki ay önce göreve başlayan Türkçe öğretmeni Saadet Harmancı’nın  henüz 25 yaşında intihar etmesine ilişkin yaptığı basın açıklamasında  AKP iktidarının eğitimciyi yok sayan, köleleştiren, güvencesizliğe mahkum eden politikaları gencecik bir meslektaşımızı canından etmiştir.

Gaziantep’te bir okulda henüz iki ay önce göreve başlayan Türkçe öğretmeni Saadet Harmancı, henüz 25 yaşında hayata veda etmiştir. Meslektaşımız, intihar etmeden önce sosyal medya hesabından yazdığı “Öğrencilerim haklarını helal etsinler gözüm gibi baktım hepsine üzülmesinler ben yapamadım mobbinge uğramaktan. Her gün pamuk ipliğine bağlısınız sözünden bıktım usandım” notuyla, failleri parmağıyla göstermiştir.

Evet, çiçeği burnunda bir eğitimci olmasına rağmen ölürken bile öğrencilerini düşünen Saadet öğretmen, cinayete kurban gitmiştir! O’nu sözleşmeli öğretmenlik politikasıyla güvencesiz çalışmaya iten bu iktidar öldürmüştür! Eğitimciye reva görülen bu statüsüzlük, art niyetli okul yöneticilerinin eline de koz vermekte ve binlerce öğretmenin hayatını zindana çevirmektedir. Saadet öğretmen, bizim tüm itirazlarımıza rağmen iktidarın elleriyle ördüğü bu güvencesiz sistemde can vermiştir.

Tüm ülkeyi yasa boğan bu hadiseyi, meslektaşımızın son mesajına rağmen “arkadaşlarına kızdığı için intihar etti” şeklinde haberleştiren yandaş medya da bu vicdansız manipülasyonuyla eline Saadet öğretmenin kanını bulaştırmıştır. Ülkede son iki haftada gerçekleşen yoksulluk, çaresizlik temelli intihar vakaları göstermiştir ki AKP düzeni içerisinde insanlarımız ölseler dahi muktedirleri yoksulluklarına inandıramamaktadır.

Saadet öğretmenimizin acı kaybı, bir milat olmalıdır. Eğitim-İş olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na sesleniyoruz:

Öğretmenin ücretlisi, sözleşmelisi olmaz! Öğretmen öğretmendir! Öğretmenlerin yarın ne olacaklarını kara kara düşündükleri hiçbir sistemin başarılı olma ihtimali yoktur. Bu insanlık dışı kölelik düzenine derhal son verilmeli, öğretmenlerin iş güvenceleri, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi tahsis edilmelidir.

Henüz mesleğe 2 ay önce başlamış Saadet öğretmene, her gün “Pamuk ipliğine bağlısın” diyecek kadar kötü kalpli, eğitimci düşmanı yöneticiler hakkında derhal soruşturma başlatılmalı ve gereği yapılmalıdır.

Meslektaşlarımıza da sesleniyoruz: Pamuk ipliğine bağlı değilsiniz! Yalnız değilsiniz! Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim neferleri olarak, Eğitim-İş olarak her biriniz ile yoldaşlık için biz varız. İtildiğiniz çaresizlik, güvencesizlik çukurundan sizleri çıkaracak olan güç, dayanışma ve birlikte mücadeledir!

 

14 Kasım 2019 - Perşembe - Burdur Gazetesi - 3.0 out of 5 based on 1 vote

14 Kasım 2019 - Perşembe - Burdur Gazetesi

Burdur Eski Belediye Başkanlarından Armağan İlci’yle birlikte, çalışma arkadaşları Gülçin İlci ve Ahmet Uğuz ölümlerinin 21. yıldönümünde mezarları başında düzenlenen törenle anıldılar. 

 

Burdur Eski Belediye Başkanlarından Armağan İlci’yle birlikte, çalışma arkadaşları Gülçin İlci ve Ahmet Uğuz ölümlerinin 21. yıldönümünde mezarları başında anıldılar.

13 Kasım 1998’de İzmir Burdurlular Derneği’nin düzenlediği etkinliğe katılmak üzere yola çıktıktan bir süre sonra, Dinar yakınlarında geçirdikleri trafik kazasında hayatlarını kaybeden Armağan İlci ve çalışma arkadaşları Gülçin İlci Bozkurt ve Ahmet Uğuz için mezarları başında tören düzenlendi. Burdur Barosu’nda 2 dönem başkanlık yaptıktan sonra belediye başkanlığına seçilen Av. Armağan İlci’nin mezarı başında bir araya gelen İlci ve Uğuz’un yakınları, Belediye Başkanı  Ali Orkun Ercengiz, Baro Başkanı Ramazan Gedik, Burdur Belediyesi çalışanları, CHP üyeleri ve Burdur Barosu avukatları ve vatandaşlar sırasıyla Gazeteci Gülçin İlci ve Ahmet Uğuz’un mezarlarına karanfiller bırakıp, dua ettiler.

Burdur Eski Belediye Başkanlarından Armağan İlci’yle birlikte Basın Danışmanı Gülçin İlci Bozkurt ve Şoförü Ahmet Uğuz’un anma töreninde konuşan Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz;

“1998 yılında kaybettiğimiz çok kıymetli belediye başkanımız ve mesai arkadaşları için yine bir araya geldik. Ölüm hayatın bir gerçeği. Ama bazen erken. Bu erken ölümü sevgili başkanımız ve mesai arkadaşlarında 1998 yılında yaşamıştık. Bize bıraktıkları güzel anılar, çağdaş, demokratik ve sosyal demokrat belediyeciliği bizlere öğreten ve bizlere miras bırakan çok değerli Belediye Başkanımız Armağan İlci ve mesai arkadaşlarının anısını yaşatmaya çalışıyoruz. Üzerinden 21 yıl geçti. Hala onları sevenleri, sayanları, ailesi, yakınları ve bizler evlatları olarak, dostları olarak onları anmaya, unutmamaya gayret ediyoruz. Çok zor bir görevi ifa etti sayın başkanımız. Çünkü o dönemin kendi değerlendirmesini yaptığımızda hem siyaset kurumunun hem ekonominin hem de yurttaş beklentisinin en zor olduğu dönemlerden birisiydi. Çok iyi hatırlıyorum. Biz yeni yetişiyorduk, gençliğimizdeydik, henüz üniversite çağlarındaydık. Burdur Belediyesi’ne afişi asmıştı Armağan Başkanımız. Bu ay 1 kuruş para geldi diye İller Bankası’ndan. Böyle zorlukta belediye başkanlığı yaparak iyi, güzel anılarla Burdurlunun kalbinde unutulmaz bir yer bırakarak aramızdan genç yaşında ayrıldı ve tabi ki iki mesai arkadaşıyla birlikte. Mekanları cennet olsun. 

Onların bıraktığı yerden bizler bayrağı devraldık. Onlara yakışan ve onların yapmaya çalıştığı bir belediyecilik anlayışıyla hem ben hem mesai arkadaşlarımız, belediye meclis üyesi arkadaşlarımız, siyasi partim ve onu seven tüm dostları olarak onlara yakışan bir belediyeciliği yapmaya gayret ediyoruz. İnşallah onlarda bizim yaptıklarımızı bir yerlerden görüp, mutlu olabiliyorlardır. Böyle düşünüyorum, böyle umut ediyorum. Bir kez daha onları anmak üzere bu alanda toplanan tüm dostlarına, yakınlarına ben onlar adına da teşekkür etmek istiyorum. Nu mutlu ki üzerinden çeyrek asır geçmiş olmasına rağmen halen daha birçok insanı böyle bir günde toplayıp, bir araya getirebiliyorlar. Ben sözlerimi fazlada uzatmak istemiyorum. Bugün sevgili Okan her zaman olduğu gibi koşarak geldi. Birsen teyzemizde bugün burada. Elçin’in sizlere selamı var. Ben bugün burada farklı anma töreni için hazırlık içerisindeydim ama geçmiş dönemde mesai arkadaşlarımdan Hulusi Büyükyörük ve Necdet İlgün abilerimize söz vermek istemiştim. Malesef onlarda şehir dışında işleri olduğu için bugün burada olamadılar. Selamlarını ilettiler. Hepinize tekrar teşekkür etmek istiyorum.” dedi.

Armağan İlci’nin oğlu Okan İlci, mezarı başında yapıtığı konuşmada kendilerini yalnız bırakmayan  herkese teşekkür edip;

“Sevgili babamı, sevgili Gülçin ablamı ve Ahmet abimi kaybedeli 21 sene oldu. Ailesi olarak sizlerin buraya gelmesi çok büyük onur, gurur veriyor. 21 sene sonra hala anılıyor olmak, bir şeyleri simgeliyor. O da çalışkan olmak, dürüst olmak, memleketini sevmek, vatanını sevmek anlamına geliyor. Bir ayrı ikinci mutluluğumuzda Burdur’un emin ellerde olması. Sayın Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz’e, CHP’ye, il başkanımıza, ilçe başkanımıza ayrıca teşekkür ediyorum. Mekanları cennet olsun. Ruhları şad olsun.” dedi. 

Hatice Dursun

Geçmiş dönem Burdur ve İstanbul  Milletvekili ve DSP Genel Yardımcılığı  görevlerinde bulunan  Hasan Macit, Burdur’da bir basın toplantısı düzenleyerek sağlık sorunlarını masaya yatırdı. 

 

Burdur’da hastaların sağlık sorunları ile karşılaştıklarında tedavilerinin il Devlet Hastanesi’nde gerektiği gibi  yapılamadığını ve komşu illere tedavi için gitmek zorunda kaldıklarını belirtti.

Tedavi için komşu illere taşınan Burdurluların, gittikleri yerlerde işlem yaptırmakta güçlük çekmeleri, acilde beklemek zorunda kalmaları gibi sıkıntılarla karşılaşmalarının altını çizdi.

“Bu durum hemşerilerimizi perişan etmekte, gereksiz para harcamalarına neden olmaktadır.İlimizin sosyal ve ekonomik olarak büyük kayıplarına sebep olmaktadır. Sorunlar çözülüp önlemler alınmadıkça  bu durum devam edecektir” Dedi.

Sorunlar ve çözüm önerilerini dile getiren Hasan Macit Devlet Hastanesi’nin depreme dayanıksız olarak yıllardır hizmet verdiğini belirterek günde 10 bin kişinin riskle karşı karşıya olduğuna vurgu yaptı.

Hastanede 10.000 insanın ölme tehlikesi var

Hasan Macit “ Mevcut hastanemiz fiziki olarak yetersizdir. Burdur halkının gereksinimini karşılayamamaktadır. Koğuş oda sitemi, ortak tuvaletler, eksik havalandırma sistemi gibi durumlar, Burdur Halkını zora sokmakta, çağdaş bir sağlık hizmeti almasına engel olmaktadır. Ayrıca, günlük ortalama on bin (4000 günlük poliklinik sayısı, 1200 çalışan, 300 yatan hasta, 4000-4500 hasta yakını)  kişinin girip çıktığı binanın depreme dayanıklı olmadığı söylenmektedir. 1. Derece deprem bölgesi olan ilimizde bu durum büyük bir facia ile sonuçlanabilir. Afet durumunda yardım eden değil, yardım edilmesi gereken bir yer haline gelebilir. “ dedi.

Siyasi hesaplar bir kenara bıraķılsın

Kısır çekişmeleri bırakarak bir an önce yeni hastanenin yapılarak, çağdaş bir sağlık hizmetinin sağlanması gerektiğine vurgu yapan Macit, Yeni hastane planlaması yapılırken; TTB, Eczacılar Odası, Mimarlar Mühendisler Odası paydaş olarak görülmeli ve önerileri alınmalıdır. Hangi ilçelerden hasta başvurusunun çok olduğu, Sevk güzergâhları, Zemin yapısı, Çevre koşullarının hastane yapılmasına uygun olup olmadığı birlikte araştırılmalıdır. Bu durum otoparktan, esnaf yerleşimine kadar geniş yelpazeli Sosyolojik araştırma gerektiren bir iştir.” dedi.

Önemli branşlarda hekim yok

Burdur Devlet Hastanesinden; Göğüs Cerrahisi, Gastroenteroloji, Endokrinoloji vb kadrolarda hekim bulunmadığının altını çizen Macit “Bu kadrolara uzun zamandır atama yapılamadı. Diğer branşlarda hekim sayıları azaldı. Son 6 ay içerisinde, Uzman Hekimlerin yaklaşık ¼’i ayrılmıştır. Ayrılmaların yılbaşı itibariyle hızlanmasından korkulmaktadır. 

Burdur sağlık çalışanlarınca tercih edilen bir il iken, artık sağlık çalışanları için tercih edilmeyen bir il oldu. 

Tayin için çok tercih edilmeyen illerin hekim sayısını korumak için sözleşmeli hekim çalıştırma uygulaması vardır. İlimiz hastanesinin sözleşmeli hekim kadrosunun sayısı arttırılır ise Burdur tercih edilen il olabilir. Hekim eksikliğinin bir an önce giderilmesi gerekir” dedi

Anjiyo ünitesi kurulsun

Hasta sevklerinin en önemli kısmını oluşturan Kardiyovasküler Departman ‘ın Devlet Hastanesinde bulunmadığının altını çizen Hasan Macit” Bu sebeple kalp krizi geçirmekte olan, Anjio yapılması gereken, Kalp - Damar ameliyatı olması gereken çok sayıda hasta çevre illere yönlendirmek zorunda kalınıyor. Anjıo ünitesi acilen açılmalı” diye konuştu.

Hekimlerin yüzde 25’i tayin oldu

Hastanemizdeki döner sermaye dağıtımındaki yetersizlik ve çalışanlar arasında adaletsizlik, hekimlerin ayrılması ve dışardan gelmeyi düşünen hekimlerin Burdur’u tercih etmemesinde en büyük etken olduğuna vurgu yapan Macit, Döner sermaye sorunu tüm sağlık çalışanlarının sıkıntıları olarak görülmesi gerekmektedir. Son birkaç yıldır yardımcı sağlık personelleri hiç döner sermaye alamamaktadır.

Yaz döneminde birkaç ay hiç ödenmemiş yada çok az döner sermaye dağıtılmıştı. Sonrasında Tabip Odasının yoğun girişimleri sebebiyle, dağıtım oranlarının 39’dan 41’e çıkarılması sebebiyle bir miktar düzelme sağlanmıştır. Ancak bu kalıcı bir çözüm değildir. Her ay Bakanlığın insafına bağlı kalmaktan hekimler oldukça rahatsızlar. Döner sermaye dağıtımı kalıcı olarak çalışma barışını sağlayan ve adaletli hale getirilmelidir.” diye konuştu.

Yasal olmayan icap nöbeti hekimleri bezdiriyor

Yasal sınırının iki katı icap nöbetine kalan hekimlerin moral ve motivasyonunu bozduğu, hekimlerin bu konudaki dilekçeleri, İl Sağlık Müdürlüğü gerekli şekilde yanıtlanmadığını öne süren Macit “Bu durum hekimlerin aile düzenlerini bozmakta, kronik yorgunluğun tıbbi hatalara yol açabileceği düşünülmektedir. Bu durum hem ilgili yasaya, hem mevzuatlara, hem genelgelere, hem yargı kararlarına aykırıdır. Tabip Odası ve Hekimler bu konuyu yargıya taşımak için çalışmalarını tamamlamak üzereler. Yargıya taşınmadan İl Sağlık Müdürlüğü  bu sorunu çözmeli aksi halde hekimler Burdurdan uzaklaşır yada performans düşer buda hastalara zarar verir “ dedi

Acil hizmeti işlevini yapamıyor

Askeri hastanenin kapatılıp tüm askerlerin Devlet hastanesine sevk edilmesinin  Devlet Hastanesine ek bir yük oluşturduğunun altını çizen Hasan Macit “. Bu durum, kapasite ve donanım yetersizliği olan hastanemizde, acil servis işleyişini zora sokmaktadır.

Burdur halkı bir an önce yeni hastanenin yapılmasını, malzeme donanım ve hekim eksikliğinin gidermesini bekliyor” Dedi.

İl Jandarma Komutanlığı tarafından yürütülen çalışmada; Çeltikçi ilçesi Bağsaray Köyünde M.S. isimli şahsın Isparta ilinde fırıncılık yapan A.G. isimli şahıstan almış olduğu son tüketim tarihleri geçmiş ve böceklenmiş ekmeklik unları Çeltikçi ilçesine getirerek elemek suretiyle çuvallayarak piyasaya süreceği bilgisi alındı.

Alınan bilgi üzerine Jandarma ekipleri tarafından başlatılan operasyonda, M.S., A.G. ve A.B. isimli şahıslar nakliyede kullandıkları araç ile birlikte Bağsaray Köyü dışındaki boş arazide bölgeye kurmuş oldukları un eleme makinesi ile eleme yaparak eledikleri unları yeni çuvallar içerisine koydukları ve bir kısmının ağızlarını diktikleri esnada suçüstü yakalandılar. Bölgede yapılan inceleme ve araştırmada, araç içerisinde ve eleme yapılan alanda (66) çuval içerisinde 3300 kg ekmeklik un, (2) adet sanayi tipi un eleme makinesi, (1) adet çuval dikme makinesi ve (1) adet elektronik baskül ele geçirildi

Konuya ilişkin yapılan açıklamada, ele geçirilen unlar imha edilmek üzere İlçe Gıda ve Tarım Müdürlüğüne teslim edildiği (2) adet sanayi tipi un eleme makinesine, (1) adet çuval dikme makinesine ve (1) adet elektronik basküle el konulduğu, olay ile ilgili olarak Cumhuriyet Savcısı’nın talimatları doğrultusunda adli ve idari tahkikata başlandığı bilgisi verildi.

Gençlik ve Spor Bakanlığı faaliyetlerinden biri olan Damla Projesi kapsamında Türk ve uluslararası öğrencilerden oluşan 45 kişilik ekibin, Gençlik ve Spor İl Müdürü Orhan Kemerkaya ve Gençlik Merkezi Müdürü Atila Aksoy ile birlikte Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz’ı ziyaret ettikleri açıklandı;

Ekip, Burdur’da 10 günlük Damla Projesi kapsamında bir dizi ziyaretlerde bulunarak farkındalık oluşturmaya çalışıyor. 

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Karaca’nın da bulunduğu ziyarette Rektör Korkmaz gönüllü olarak Damla Projesinde yer alan öğrencilerin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti belirterek; “Bu tarz gönüllülük, farkındalık, bilinçlenme, şuurlanma hareketlerini gönülden desteklemek lazım. Toplumu motive ermek lazım. İyiliği yaymak gerekiyor. Sizlerin Salda Gölünde yapmış olduğunuz çevre temizliği ile o bölgeye gelen herkese iyiliği dokundurma mesajı verdiniz. Bilinçaltına verilen mesajlarla toplumlar kültürleniyor ve gelişiyor. Yapılan birçok farkındalık adı altında konuşulan olayların iç yüzü bu. Ben bu nedenle bu kervana, bu gönül yolculuğuna katılan gençler olarak sizleri kutluyorum. Hayata anlam katmak açısından gençlere ihtiyacımız var. Yaşadığımız topluma, sosyal sisteme anlam katmak için esas enerji ve güç gençlikte. Bu hareketin dışında da ömür boyu sizin kendinize edineceğiniz bir misyondur. Bu aynı zamanda kişilik eğitimidir. Damla düştüğü yerde sadece bir damla olarak kalmaz, dairesel olarak halkaları vardır. Damladığı anda dairesel bir titreşim oluşturuyor. Biz de bu titreşimden nasibimizi aldık.” diye konuştu.

Rektör Korkmaz, gerçekleştirilen ziyaret için öğrencilerin her birine teşekkürlerini iletti.

Ziyaret sonrası Damla Gönüllülük Hareketi ekibi MAKÜ Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı yemekhanesinde öğrencilere yemek dağıtımında bulunarak, farkındalık oluşturdular.

Burdur Valiliği tarafından yürütülen Uyuşturucuyla Mücadele Projesi kapsamında ‘Umuda Kapı Açıyorum Hayata Tutunuyorum’ projesine Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nin destek vermesine dair açıklama yapıldı;

Bu kapsamda Burdur Valiliği ile MAKÜ arasında iki yıllık iş birliği protokolü imzalandı. Yapılan ikili anlaşma sonrasında MAKÜ uyuşturucu ile mücadeleye etkin bir şekilde destek vermeye başladı.

Bu kapsamda öncelikle MAKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Karaca başkanlığında uyuşturucu ile mücadele çalışma grubu kuruldu. Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından 5 ve 6 Kasım 2019 tarihlerinde MAKÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümü’ndeki 350 öğrenciye “Madde Bağımlılığında Tedavi Süreci” konulu konferans verildi. MAKÜ Güvenlik Görevlileri konu ile ilgili eğitimlere tabi tutuldu. Fakülte, enstitü, yüksekokul, meslek yüksekokulları ve sosyal alanlara valilik tarafından gönderilen ‘Umuda Kapı Açıyorum Hayata Tutunuyorum Projesi’nin tanıtıldığı afişler asıldı, broşürler dağıtıldı. MAKÜ’nün kurumsal sosyal medya hesaplarından projeye destek için görseller paylaşıldı ve #UmudaKapıAçıyorumHayataTutunuyorum hashtagi ile farkındalık yaratmak için paylaşımlar yapıldı. Birçok öğrenci topluluğu da kampanyaya sosyal medyadan destek verdi. MAKÜ Sosyal mobil uygulaması üzerinden öğrencilere bildirimler gönderildi.

Bunlara ek olarak Uyuşturucu ile mücadele çalışma grubuna bağlı Araştırma Grubu, Eğitim ve Programların Hazırlanması Grubu ve Proje Çalışma Grubu alt birimlerinin kurulması planlandı. MAKÜ’de bulunan Genç Yeşilay Topluluğu ve diğer öğrenci toplulukları tarafından konu ile ilgili etkinlik yapılması planlandı. “Madde Bağımlılığını Önlemede Üniversite Modeli Geliştirilmesi“ amacıyla geniş kapsamlı bir çalıştay yapılması planlandı. Madde kullanımı karşıtı kampanyalar ve etkinlikler yapılması planlandı. MAKÜSOSYAL uygulamasına bağımlılık ile ilgili ayrı bir buton eklenerek UYUMA uygulaması ve ALO 191 linki verilmesi planlandı

Planlanan bu çalışmaların da en kısa sürede hayata geçeceğine vurgu yapan Rektör Prof. Dr. Adem Korkmaz, konuyla ilgili şöyle konuştu: “Üniversite olarak bu projeye destek vermekten son derece mutluyuz. MAKÜ bu projenin 3 önemli noktasında yer alacaktır. Bunlardan birincisi, üniversitemizin alanında uzman akademik personelimizin bu konuya proje ve fikri anlamda destek vermesidir. Bu protokolden sonra her akademik personel kendi alanında bu projenin doğal fikir yürütücüsü olacak. İkinci aşamada üniversitede bağımlılık riski ile muhatap olmuş olan öğrencilerimizi titiz bir çalışma ile ortaya çıkartıp bunların bu zararlı alışkanlıklarla mücadelesini sağlayacağız ve bu kişileri sağlıklı birer bireye dönüştürüp topluma kazandırılmaları konusunda etkin bir çalışma yürüteceğiz. Üçüncü aşamada da ilerleyen zamanlarda tüm üniversite öğrencilerinin ve camiasının bu projenin gönüllü uygulayıcısı haline dönüştürmek. Bu projenin yaygın etkisini artıracak çok önemli bir enstrüman olarak ortaya çıkıyor. Çünkü biz şunu biliyoruz ki bu gibi problemlerle önleyici çalışmalar yapmak, farkındalık yaratma çalışmaları yapmak, aileleri ve toplumu bilinçlendirmek, gençlere ciddi eğitimler vermek çok önemli aşamalar kaydettiriyor. Çünkü bir kişi bağımlılığa yakalandıktan sonra bunu ortaya çıkarmak ve kurtarmak çok kolay olmuyor. Uzun mücadele ve istikrarlı çalışmalar gerekiyor. İnsanlar bu bataklığa düşmeden bunu önleyebilirsek o zaman başarıyı sağlamış oluruz. Yani bizler üniversite olarak yapacağımız çalışmalarda projeye taze kan sağlarken aynı zamanda bu misyonu yüklenen öğrencinin de böyle bir bataklığa düşmesini de önlemiş oluruz. Üniversitemiz tarafından proje kapsamında yapılması planlanan çalışmaları en kısa sürede hayata geçireceğiz.”

No Internet Connection