Burdur Gazetesi Arşivi - Burdur Gazetesi | Burdur Haberleri, Burdur Haber
Pazartesi, 17 Haziran 2019 14:29

Türk Kızılayı dünyanın her bir yerinde

1868 yılından bu yana ulusal ve uluslararası alanda her türlü koşulda insanların acısını hafifletmeye çalışan ve hizmetlerinde hiçbir çıkar gözetmeyen Türk Kızılayı, ülkemizin en köklü ve güçlü yardım kuruluşudur. 143 yıldır insan onurunun korunması amacıyla, gönüllü olarak çalışmalar yürüten Türk Kızılayı, günümüze kadar yüz binlerce aileye yardım eli uzattı ve uzatmaya da devam ediyor. Türk Kızılayı kuruluş felsefesi gereği dünyanın neresinde olunursa olsun ihtiyaç sahiplerine yardım için özveriyle çalışmakta ve bu gücünü de Kızılay üyelerinden, gönüllülerden ve yardımsever Türk halkından almaktadır.

Türk Kızılayı Burdur Şubesi, gazeteciler ve MAKÜ Kızılay Topluluğu üyeleri ile  kahvaltılı basın toplantısında bir araya geldi. Burdur’da yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Türk Kızılayı Burdur Şube Başkanı Şahali Kaya, Türkiye’de ve Burdur’da Kızılay üyesi olmanın ve yönetiminde bulunmanın gönül işi olduğunu ve gönüllülük esasına göre çalışıldığını ifade etti. Önümüzdeki Kurban Bayramı’nda da et ve deri bağışı toplayacak olan Türk Kızılayı Burdur Şubesi yöneticileri tüm Burdurluları yardıma davet ediyor.  

Türk Kızılayı Burdur Şube Başkanı Şahali Kaya göreve geldikten sonra 500’ün üzerinde ihtiyaç sahibine ulaşıldığını belirterek;

“Görevimize bundan 8 ay önce başladık. Aktif ve yoğun bir şekilde Ramazan ayını da geçirdik. Bizler Türk Kızılayı’nın gayesini, hedefini Türkiye’de olduğu gibi Burdur’da da ihtiyaç sahipleri kişilere maddi ve manevi destek verebilmek adına gönüllü vatandaşlarız. Kızılay’da gönüllülük esasına göre çalışan bir kurumdur. 1868’den bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nden önce kurulmuş. Osmanlı’da yaralı askerlere yardım cemiyeti olarak kurulmuş. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Ataürk döneminde de ismi Türk Kızılayı Cemiyeti ve Türk kızılayı Derneği olarak değiştirilmiş ve güncellenmeştir. Şu an Türk Kızılayı Derneği olarak geçer.”dedi. 

Türk Kızılayı Burdur Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kuş Türk Kızılayı’nın büyüyen bir aile olarak devam edeceğini ifade ederek;

“Bilindiği üzere 1868’den beri Kızılay şu anda Türkiye’nin her yerinde ve dünyanın her noktasında ihtiyaç sahibi bireylere ulaşmaktadır. Ancak malumunuz bu çalışmalarının büyük bir kısmını fiziki olarak sürdürmektedir. Yani biz bugün  Burdur’dayız, Tefenni’deyiz, Bucak’tayız. Yarın Yemen’deyiz, Bosna’dayız. Dünyanın her bir yerinde. Ama bu dünyanın her yerinde aynı anda olabilmeyi de insan kaynaklarımıza borçluyuz. İnsan kaynaklarımızdan kastımız bizim tacımız gönüllülerimiz. Gönüllülerimiz sayesinde şu an dünyanın her yerinde aynı anda bulunabiliyoruz. O nedenle biz insan kaynaklarını büyüterek yolumuza devam edeceğiz. Bugün aramızda genç gönüllülerimiz, yöneticilerimiz var. Onlarla beraber buraya geldik. Tabi Kızılay ailesi, sürekli büyüyen bir ailedir. Belki seneye salonlara da sığmayacağız. Çok büyük bir aile olmaya devam edeceğiz Burdur’da. Ben tekrar baştacımız gönüllülerimize, basın mensuplarına hoşgeldin diyerek ve burdan bir kez daha başta Burdur olmak üzere Türk halkının yardımlarını Türk Kızılayı çatısı altında yapmaya davet ediyorum.” dedi.

Hatice Dursun

Yayınlandığı Kategori Manşet
Pazartesi, 17 Haziran 2019 14:29

18 Haziran 2019 - Salı - Burdur Gazetesi

18 Haziran 2019 - Salı - Burdur Gazetesi

Yayınlandığı Kategori Arşiv

Atlas Dergisi; Haziran sayısının 10 sayfasını Salda Gölü’nü tanıtmaya ve gölü tehdit eden tehlikelere dikkat çekmeye ayırdı.

 

Salda Gölü 185 metre derinliği ile ülkemizin en derin göllerinden. Aynı zamanda içilebilir nitelikteki suları ile dünyanın da en temiz göllerinden birisidir Salda Gölü.

Bunların yanında gölü çevreleyen beyaz kumsallarının yapısının, Mars yüzeyi ile büyük benzerlik gösterdiğini söylüyor bilim insanları.

Son birkaç yılda Salda Gölü’nü besleyen akarsuların önlerine hesapsızca göletler yapıldı. Ve ne yazık ki; artık salda gölüne ulaşabilen neredeyse hiçbir akarsu kalmamış durumda. Bu durum, Gölün sularının çekilmesine yol açtı. Göl sularının çekilmeye devam etmesi, sahildeki o beyaz kumsalın yakın zamanda yok olmasına, göle girenlerin beyaz kumlar yerine, çamurla karşılaşmasına yol açabilecek.

Gölü bekleyen bir başka tehlikede, son yıllarda Salda Gölü’ne büyük ilgi artışının olması. Salda Gölü; turizm artışı hesapları ile tesisleşmenin, yapılaşmanın artacağı bir göl değil, özenle korunup yaşatılması gereken bir göl. Bu nedenle, Salda Gölü kıyıları Millet Bahçesi yada başka hesaplarla yoğun tesisleşmeye gidilecek bir alan olarak görülmemeli. Göle gelenler göl sahilini sadece yüzmek, güneşlenmek için kullanıp, konaklama ve diğer ihtiyaçlarını gölü kirletmeyecek uzaklıkta yapılacak tesislerde gidermeliler.

Atlas Dergisi’nin Haziran sayısında; 

“Doğanbaba ve Kayadibi köyleri arasındaki bölgede yerleşim ve tatilcilere hizmet verecek yerler yok. Bu nedenle gölün diğer yarısına göre insan etkinliğine daha az maruz kalmış ve daha da temiz. Bilim insanları, göldeki hidromanyesit stromatolitleri (mikrobiyalitler) “beyaz kumsallar” Mars gezegenindeki “beyaz kaya” adı verilen oluşumlarla kıyaslayarak inceliyor. Kayaç yapısıyla Mars toprağına en yakın, hatta akraba sayılıyor… En temiz… En derinlerinden biri… 45 kilometreye yayılmış ve 185 metre derinliğe sahip Salda Gölü için başka “en”ler bulunabilir elbette… İçinde bir anda onlarca renk birbiriyle buluşup ayrışıyor. Son yıllardaki aşırı ilgiyse doğa ve insan ilişkilerinin yeniden tartışılmasına yol açıyor.” Bilgisi veriliyor;

Kristal Göl Salda

Atlas, haziran sayısında Burdur il sınırlarındaki Salda Gölü’ne gidiyor. Kristal rengi sahilleri, masmavi suları, yaban hayat açısından taşıdığı değerle Türkiye’nin en güzel göllerinden biri olan Salda, özel fotoğraflarla Atlas sayfalarında.

Atlas yazarı Tevfik Taş, gölü şöyle anlatıyor:

Camgöbeği nar çiçeği rengini çerçeveliyor. Gölde renkleniyor gece göğü vişne çürüğü, mercan rengi… Su yeşili kuşatıyor onları; dolunay lila… Ay ışığı bitimsizcesine bir şafak veriyor göle… Bilim insanlarının Salda’yı Mars’ın toprağıyla kıyaslamaları geliyor aklıma. Kalubelaya, yani ilksel yaşam formlarına ve çevre koşullarına ilişkin inceleme yapanların bir kısmı “denetleyici aktör” dedikleri jeobiyolojik faktörleri anlama çabasını, yalnızca Yerküre’deki yaşamla sınırlamıyor. Bizi Yerküre’nin ötesine, evrenin başka köşelerine bakmaya da davet ediyor: M. J Russell, J. K Ingham, V Zedef, Maktav, F Sunar, A. J Hall ve A. E Fallick, tam yirmi yıl önce Salda ve Mars kayaç yapısını incelemeye başlamış. Bizim “lüle taşı” dediğimiz beyazlığın ötesinde Salda’nın yapısıyla, Mars’ın kabuk yapısının benzerliklerinden yola çıkarak, şimdilerde o çok yapılan “Mars’ta hayat var mı?” tartışmasını da bir başka aşamaya taşıyorlar: “Buradaki hidromanyezit içerikli stromatolitlerin Mars’taki karbonat içerikli kayaçlarla benzerlik sergiliyor… Dahası bunu bu açıklıkta dünyanın pek az yerinde izleyebiliyoruz” diyorlar.

Yayınlandığı Kategori Manşet
No Internet Connection